Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump Ankara’da duyurdu: İran ile ateşkes bitti

Yayınlanma

Ankara’da düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi kapsamında Beştepe’de bir araya gelen ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İran’a yönelik düzenlenen askeri harekatı değerlendirdi. Trump, dün akşam gerçekleştirilen saldırının ardından İran ile ateşkes sürecinin kendisi için sona erdiğini açıklarken, Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarını alacağını ifade etti.

Türkiye’nin ev sahipliğinde Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, müttefik ülkelerin liderleri Beştepe’de bir araya geliyor. Zirve çerçevesinde NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile ikili bir görüşme gerçekleştiren ABD Başkanı Donald Trump, dün akşam İran’a yönelik düzenlenen askeri operasyon, ittifakın savunma bütçesi paylaşımı ve küresel ticari ilişkilere dair doğrudan açıklamalarda bulundu.

Dün akşam gerçekleştirilen askeri harekata ilişkin konuşan ABD Başkanı Donald Trump, İran yönetimine yönelik şu ifadeleri kullandı:

“İran’a dün gece saldırdık, nükleer silaha sahip olamayacaklar. İran ile anlaşmak vakit kaybı, müzakereler devam edebilir ama umurumda değil. İran ile ateşkes benim için bitti.”

İran’daki askeri hedeflere yönelik operasyonun gerekçelerini detaylandıran Trump, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İran’daki çok tehlikeli kişilere bir saldırı gerçekleştirdik. Bunlar hasta insanlar ve cenaze işleriyle uğraşıyorlar ama bunun yerine gemilere roket atmayı seçtiler ve biz de dün akşam onları çok sert vurduk. Ne zaman siz saldırırsanız biz de vuracağız dedik. Onlar gerçekten pislikler, onları sevmiyorum, onlar kötü insanlar. İran’ın nükleersizleştirilmesini istiyoruz. Çünkü onlar deliler. Binlerce askerimizi öldürdüler geçmişte ve binlerce masum insanı öldürdüler. Kasım Süleymani yaşasaydı daha da tehlikeli olacaktı. Yolun kenarında yürüdüğünüzde bir anda kolunuzu, bacağınızı kaybediyordunuz. Gerçekten onları sevmiyorum.”

Saldırının şiddetine değinen ve İran rejiminin yönetim kabiliyetini eleştiren Trump, sözlerini şöyle sürdürdü:

“20 kat fazla sert vurduk. Ne zaman siz saldırırsanız biz vuracağız dedik. Kirli oynuyorlar, onları sevmiyorum onlar kötü insanlar. İran’ın nükleersizleştirilmesini sağlayacağız. Binlerce askerimizi öldürdüler geçmişte. Onlarla çok vakit harcayarak hata yaptık. Ne yaptıklarını bildiklerini düşünmüyorum. Beceriksiz olduklarını düşünüyorum. 47 yıldır sorun çıkarıyorlar. Benim için ateşkes bitti. Artık onlarla anlaşmak istemiyorum. Hasta insanlar tarafından yönetiliyorlar.”

Görüşmede Türkiye ile ilişkilere ve savunma sanayisi projelerine de değinen Trump, Türkiye’nin askeri gücünü överek F-35 projesine ilişkin şu beyanatı verdi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seviyorum. Türkiye F-35’leri alacak.”

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise ABD’nin askeri müdahalesine tam destek vererek şu ifadeleri kullandı:

“Dün akşamki saldırı çok gerekli ve orantılıydı. ABD şirketleri daha fazla iş yapmaya başladı. İran konusunda herkesin uzaktan destek verdiğini söyleyebilirim. ABD’nin İran’a yaptığı önemli. Dün akşam başkanlık sarayında da görüştük. Bence sizin yaptığınız, İran’ın nükleer kapasitesini azaltmış olmanız hem İsrail hem bölge hem de dünya için çok önemli. Sonrasında bunu barışçıl bir şekilde çözmeye çalışmanız, ticari gemilere saldırmalarının ardından yaptığınız gerçekten gerekliydi ve güçlü bir yanıttı. Sizin yanınızdayım. NATO’ya geldiğiniz zaman sizin başardıklarınız, büyük bir kazanç. İsrail konusunda hayal kırıklığınızı biliyorum. Avrupa ABD için devasa bir üs oldu.”

NATO müttefiklerinin savunma harcamalarındaki payına yönelik memnuniyetsizliğini dile getiren Trump, geçmiş dönemdeki ABD yönetimlerini de hedef alarak şunları kaydetti:

“Burada olduğum için mutluyum. NATO’dan memnuniyetsiz olmama karşın milyarlarca dolar fazladan ödüyoruz ve biz onları koruyoruz ama onlar bizim yanımızda olmuyor bu hiç adil değil. Diğer büyük bir sorun da bize katılır mısınız dediğimde ‘hayır’ dediler, bizim yanımızda olmadılar ama biz onların yanında olduk. Trilyonlarca dolar harcadık onlar için, Mark da bunu çok iyi anlıyor. Bize adil davranılmadı. NATO’nun yüzde 100’ünü biz ödüyorduk. Bedavacılık yaptılar, Biden’ın biraz beyni olsaydı ki yoktu, ‘fazla ödeme yapmanız lazım’ derdi. Obama da aynı şekilde.”

İttifak üyesi İspanya’yı sert sözlerle hedef alan Trump, ticaret ilişkilerini keseceklerini şu sözlerle ifade etti:

“NATO’dan memnun değilim çünkü dünyanın bir numaralı terör ülkesi İran konusunda bize yardım etmediler. Mark’la da bu konuyu konuşmadım, bana yardım edecekler mi bilmiyorum. Yardıma da ihtiyacım yok. İspanya cidden vakit kaybı, onlarla vakit harcamak istemiyoruz. İspanya NATO’da berbat bir ortak. İspanya umutsuz vaka ve ticaret yapmak istemiyorum. Düşmanca davranıyorlar, sonrasında arayıp ‘ne olur sizinle ticaret yapmak istiyoruz’ dediklerinde ne kadar düşmanca davranacaklarını göreceğiz. Çok daha az iş yapacaklar. Ve bunun haricinde kısa süre sonra büyük bir toplantı yapacağız.”

Küresel jeopolitik konulara ve toprak taleplerine de değinen Trump, Grönland ve Panama Kanalı hususunda şu açıklamalarda bulundu:

“Grönland bizim için büyük bir sorun. Grönland ABD için çok önemli ama Danimarka için böyle değil. Danimarka Naziler tarafından bir günde ele geçirildiğinde bir günde sürüldüler. Ve sonrasında bizden icabına bakmamı istediler, biz sonrasında da aptal gibi geri verdik. Bunu yapmamalıydık. Burası savunma için çok önemli. Çin de Panama Kanalı’nı almaya çalışıyor ama bu gerçekleşmeyecek.”

Trump, açıklamasının sonunda NATO Genel Sekreteri Rutte’nin liderlik yeteneğini överek, “NATO’dan hiç memnun değilim ama bu adam gerçekten çok büyük bir lider, anlıyor. Birçok liderden daha iyi anlıyor” ifadelerini kullandı.

Diplomasi

Rubio, UCM’ye karşı kampanya için Yunanistan’ın desteğini arıyor

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) karşı yürüttüğü kampanyada Yunanistan’ın desteğini istedi.

Bir diplomatın Rapporteur’e verdiği bilgiye göre Rubio, Yunan mevkidaşı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı görüşmede UCM konusunu gündeme getirerek, mahkemenin “aktivist” yaklaşımını eleştirdi.

Diplomatın verdiği bilgiye göre, Rubio, Yunanistan’ın UCM’nin kuruluş antlaşması olan Roma Statüsü’nden çekilmesini istiyor.

Lahey merkezli mahkeme, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarıyla suçlanan kişileri yargılamak üzere 2002 yılında kurulmuştu.

Fakat diplomat, AB’nin UCM’ye yönelik yasal taahhütleri göz önüne alındığında, Atina için böyle bir adımın imkansız olacağını belirtti.

Tüm AB üye devletleri UCM’nin tarafı. Geçen ay AB dışişleri bakanları mahkemeye olan desteklerini yeniden teyit etmişti.

Bununla birlikte diplomat, ABD’nin UCM’ye karşı gerginliği daha da tırmandırması durumunda Yunanistan’ın sessiz kalmayı tercih edebileceğine dikkat çekti.

Rapporteur’ün konuyla ilgili olarak ulaştığı ABD Dışişleri Bakanlığı, olayı yalanlamadı.

Washington’un UCM’ye karşı tutumu yeni değil. Eski ABD Başkanı Bill Clinton, Roma Statüsü’nü imzalamış olsa da, halefi George W. Bush, 2002 yılında BM’ye ABD’nin bu antlaşmaya taraf olmayı planlamadığını bildirmişti.

O zamandan beri Washington, UCM’nin ABD vatandaşları üzerindeki yargı yetkisini, bu yetkinin meşru olmadığını düşündüğü durumlarda reddediyor.

Ne var ki Donald Trump daha da ileri giderek, “haydut” olarak nitelendirdiği UCM’ye karşı kapsamlı yaptırımlar uyguladı.

Rubio, geçen cuma yaptığı açıklamada, “Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM’yi ortadan kaldıracağız” demiş ve şöyle devam etmişti:

“Çoğu UCM üyesi olan ve savunmaları için ABD’li askerlere güvenen müttefiklerimizi, mahkemeyi dizginlemeye çağırıyoruz.”

ABD’nin kararı Brüksel’den sert bir tepki gördü. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 10 Ekim’de yaptığı açıklamada, “AB, UCM’nin temel bir parçası olduğu kurallara dayalı uluslararası düzene olan sarsılmaz bağlılığını yeniden teyit eder,” demişti.

Öte yandan Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, konunun görüşüldüğü iddiasını yalanladı.

Atina, Rubio’nun ziyaretini olumlu bir ışıkta sunmuştu; zira Rubio, Yunanistan’ı bölgedeki güvenilir bir müttefik olarak övmüştü.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna’da askeri Starlink terminallerine hız kısıtlaması getirildi

Yayınlanma

Ukrayna semalarındaki Starlink askeri terminallerinde hız sınırı getirilmesi nedeniyle ordunun operasyonları aksadı. Saatte 160 kilometreyi aşan hareketlerde başlayan bağlantı kesintisinin daha sonra 60 kilometre seviyesine kadar genişletildiği öne sürüldü.

Ukrayna semalarında uydu interneti sağlayan Starlink terminallerinin çalışmasının 14 Ekim gecesi sınırlandırıldığı ortaya çıktı.

Uygulanan kısıtlamanın ardından Ukrayna ordusunun yürüttüğü bazı önemli askeri görevlerin sekteye uğradığı kaydedildi.

Gelişmeyi Ukrayna Savunma Bakanlığı eski Danışmanı Serhiy Sternenko kendi Telegram kanalından duyurdu.

Sternenko, araç ve teçhizatların hareket hızının saatte 160 kilometreyi aşması halinde bağlantının kesilmeye başladığını ifade etti.

Kısıtlamanın arka planına değinen Sternenko, SpaceX şirketinin bu adımı ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin talebi doğrultusunda atmış olabileceğini dile getirdi.

Sternenko, sivil kullanım amaçlı standart uydu haberleşme terminallerinin ise kesintisiz çalışmayı sürdürdüğünü aktardı.

Eski danışman ayrıca, Trump’ın Ukrayna’nın savunma kabiliyetine darbe vurmak için her fırsatı kolladığını ve bu adımla bunu gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Starlink terminallerine yönelik kısıtlamayı Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savunmada teknolojik gelişmelerden sorumlu kadrosuz danışmanı Serhiy Beskrestnov da doğruladı.

Beskrestnov, kısıtlamanın askeri, istihbari ve hükümet ihtiyaçları için geliştirilen daha korunaklı Starshield sistemini kapsadığını ve hız sınırının saatte 100 mil, yani yaklaşık 160 kilometre olarak belirlendiğini açıkladı.

Ukrayna savunma kuvvetlerinin söz konusu hız kısıtlamaları hakkında önceden uyarılmadığını belirten Beskrestnov, bu durumun bir dizi kritik operasyonun aksamasına yol açtığını bildirdi.

Beskrestnov, yaşanan bu gelişmenin bir tesadüf olamayacağını ve doğrudan mevcut siyasi tabloyla bağlantı taşıdığını savundu.

Kısıtlamanın saatte 60 kilometreye kadar düşürüldüğü iddia edildi

Sternenko daha sonra Ukraynalı askerlerin beyanlarına dayandırdığı yeni bir paylaşımda, terminal operatörlerine yönelik kısıtlamaların daha da sıkılaştırıldığını aktardı.

Yeni bildirimlere göre bağlantı kaybı hızının saatte 60 ila 70 kilometre seviyesine kadar indiği öne sürüldü.

Kiev ile Washington yönetimleri arasındaki kriz, Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine düzenlediği saldırılardan Trump’ın rahatsızlık duymasıyla derinleşti.

Axios’un 10 Ekim’de Ukraynalı bir yetkiliye dayandırdığı haberde, ABD özel temsilcilerinin Kiev yönetimini uyardığı aktarılmıştı.

Haberde, Kiev’in Washington’ın taleplerine kulak asmaması durumunda ABD liderinin Ukrayna’ya yönelik istihbarat paylaşımını tamamen durdurabileceği uyarısında bulunulduğu kaydedilmişti.

Trump ise 13 Ekim’de yaptığı açıklamada, ABD’nin Ukrayna’ya istihbarat verilerini aktarmayı sürdürdüğünü ifade etti. Buna karşılık Zelenskiy aynı gün içinde yaptığı açıklamada, füze fırlatmalarına ilişkin istihbarat bilgilerini ortaklarından yine alamadıklarını dile getirdi.

Starlink sistemi, 2022’de başlayan çatışmaların hemen ardından Ukrayna genelinde faaliyete geçti.

Uydu ağı, cephe hattındaki Ukrayna haberleşme omurgasının temelini oluşturuyor ve özellikle insansız hava araçlarının yönlendirilmesinde yaygın şekilde kullanılıyor.

SpaceX CEO’su Elon Musk, Starlink’in Ukrayna ordusunun omurgası haline geldiğini belirterek “Bağlantıyı kesmem durumunda cephe hatlarının tamamı çöker” ifadelerini kullanmıştı.

11 Ekim’de Zelenskiy’nin haddini aştığını savunan Musk, Trump’a destek vererek Ukrayna’nın yeni bir devlet başkanı seçmesi gerektiğini kaydetmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Alman istihbaratının 2 bin belgesi ve Mossad bağlantılı şirket trafiği

Yayınlanma

Eski BND Başkanı August Hanning, kuruma ait yaklaşık 2 bin gizli belgeyi sızdırdığı iddiasıyla tutuklanırken sızan e-postalar, Hanning ile eski Mossad Direktörü Danny Yatom arasındaki para karşılığı bilgi paylaşımı ve ticari ortaklıkları ortaya çıkardı.

Almanya Federal İstihbarat Teşkilatını (BND) 1998-2005 döneminde yöneten August Hanning, kuruma ait yaklaşık 2 bin gizli belgeyi ele geçirdiği ve bunları yabancı bir ülkenin istihbarat görevlileriyle yürüttüğü temaslarda kullandığı iddiasıyla 6 Ekim’de tutuklandı.

Vatana ihanet ve yabancı bir istihbarat kuruluşu adına casusluk yapmakla suçlanan eski istihbarat şefinin, belgeleri eski BND çalışanı Manfred D.’den temin ettiği ileri sürülüyor.

Savcılık, sızdırılan evrak arasında üst düzey Alman yetkililere sunulan kurum içi bilgilendirme notlarının da yer aldığını aktarırken, söz konusu gizli verilerin hangi ülkeye aktarıldığı Berlin yönetimi tarafından henüz kamuoyuna açıklanmadı.

The Cradle’dan Jake Green’in özel haberine göre, ele geçirilen elektronik posta yazışmaları, tutuklanan Hanning ile eski Mossad Direktörü Danny Yatom arasındaki kapsamlı ilişkileri açığa çıkardı.

Yazışmalar, iki eski istihbarat yöneticisinin kamu görevlerinin ardından ticari faaliyetler, siyasi nüfuz arayışları ve istihbarat bağlantılarını bir araya getiren süreklilik arz eden bir temas ağı kurduğunu ortaya koyuyor.

Bu durum, kişisel bağlantıların ve resmi yetkilerden kaynaklanan bilgi erişiminin özel kazanç amacıyla kullanılmasının Alman istihbarat mekanizmasını savunmasız bıraktığı tartışmalarını beraberinde getiriyor.

Yazışmalarda 10 bin avroluk istihbarat notu ve seçim kampanyası teklifleri yer alıyor

İncelenen e-postalara göre Hanning, 2018 yılında Yatom’a gönderdiği iletide, kimliği açıklanmayan bir aday hakkında “üst düzey Alman yetkililerden ve istihbarat kurumlarından edinilen bilgilere dayalı genel bir değerlendirme” hazırlayabileceğini iletti.

Eski BND başkanı, bu raporu 10 bin avro karşılığında 13 Temmuz tarihine kadar tamamlama taahhüdünde bulundu.

İki isim arasındaki temaslar sonraki süreçte Almanya’daki siyasi süreçleri de kapsayacak biçimde genişledi. Yatom, Eylül 2021’deki Almanya federal seçimleri öncesinde Hanning’den önde gelen adaylarla temas kurmasını talep etti.

Eski Mossad şefi, bir “siyasi kampanya şirketi” diye nitelediği CIY Global’in imkanlarını Alman siyasetçilere tanıtmayı hedeflediğini kaydetti ve aynı yazışmada bir siber güvenlik şirketine ilişkin belgeleri aktarma niyetinden söz etti.

MI6, eski BND Başkanı’nın gizli bilgileri sızdırmasından endişe ediyor

Siber güvenlik şirketindeki ortaklık ve Avrupa’daki gözetim operasyonları

Yatom ve Hanning arasındaki ortaklık siyasi lobi girişimlerinin ötesine geçerek siber güvenlik sektörüne de uzandı.

Hanning’in, Yatom’un ilişkili olduğu World Health Energy Holdings adlı siber güvenlik şirketinde danışman olarak görev yaptığı belirtiliyor.

Eski istihbarat mensuplarının kurduğu veya yönettiği bu tip şirketler, İsrail menşeli gözetim, siber istihbarat ve siyasi nüfuz kabiliyetlerine uluslararası pazarda ticari bir zemin kazandırıyor.

İsrail merkezli özel gözetim teknolojilerinin Avrupa’daki operasyonel varlığı, son dönemde Polonya, İspanya ve Yunanistan’daki skandallarla adli kayıtlara girdi.

Polonyalı savcılar, 12 Ekim’de yaptıkları açıklamada, önceki hükümet döneminde siyasi muhalifleri hedef alan Pegasus casus yazılımıyla toplanan verilerin ülke dışına aktarıldığını ve üretici NSO Group’un teknik altyapıya erişimi sürdürdüğünü duyurdu.

İspanya’da ise 2022 tarihli CatalanGate araştırmasıyla aralarında siyasetçi, avukat ve sivil toplum temsilcilerinin yer aldığı en az 65 kişinin Pegasus veya Candiru yazılımlarıyla hedef alındığı saptandı; Citizen Lab araştırmacıları operasyonu İspanyol makamlarıyla ilişkilendiren kuvvetli kanıtlar yayımladı.

Yunanistan’da gazeteci Thanasis Koukakis ile Avrupa Parlamentosu üyesi Nikos Androulakis’i hedef alan dinleme sürecinde de eski İsrail istihbarat mensubu Tal Dilian’ın kurucusu olduğu Intellexa bağlantılı Predator yazılımının kullanıldığı belirlendi.

Almanya’da yürütülen casusluk soruşturmasında, Hanning’in Yatom ile kurduğu ücretli raporlama, seçim adayı temasları ve ticari ortaklık trafiği, yaklaşık 2 bin gizli belgenin nihai varış noktasına dair henüz kesin hukuki bir kanıt sunmuyor.

Bununla birlikte ortaya çıkan yazışmalar, Alman soruşturma makamlarına gizli devlet sırlarının İsrail istihbaratıyla ilişkili ticari ağlara ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmek adına somut bir inceleme alanı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English