Bizi Takip Edin

Amerika

Trump, Musk’ın müttefiki Sacks’ı kripto ve yapay zeka çarı olarak seçti

Yayınlanma

ABD’de başkan seçilen Donald Trump, Beyaz Saray’ın yapay zeka ve kripto para birimi sorumlusu olarak risk sermayedarı David Sacks’i seçti.

Elon Musk ile birlikte PayPal’un ilk yatırımcılarından olan Sacks, All-In podcast’inin ortak sunucusu ve haziran ayında San Francisco’da aday için bir bağış toplama etkinliğine ev sahipliği yaparak Trump’ın ilk ve en gür sesli Silikon Vadisi destekçilerinden biri olarak ortaya çıktı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social’da “David bu iki kritik teknolojide AMERİKA’YI BÜYÜK YAPACAK bilgi birikimine, iş deneyimine, zekaya ve pragmatizme sahip. Kripto endüstrisinin istediği netliğe sahip olması ve ABD’de gelişebilmesi için yasal bir çerçeve üzerinde çalışacak,” dedi.

Yapay zeka ve kripto düzenlemesi, gelen yönetimin en acil önceliklerinden ikisi. Kripto yatırımcıları ve kurucuları, seçilmiş başkanın kampanyası sırasında dijital para birimleri için sesli destek sunmasının ardından, Trump’ın sektöre Joe Biden yönetiminden daha olumlu bir yaklaşım sergileyeceğini umuyor.

Bitcoin’e Trump dopingi

Bu hafta Trump, sektöre sempati duyan Paul Atkins’i Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonunun başına aday gösterdi.

Seçimden bu yana yükselen bitcoin fiyatı, Atkins’in seçilmesinin ardından perşembe günü ilk kez 100.000 doları aştı.

Trump’ın yapay zeka konusundaki tutumu daha az net, ama ilk döneminde “yapay zekada Amerikan liderliğini güçlendirmeyi taahhüt eden” bir idari emir yayınladı ve sektördeki birçok kişi daha hafif düzenlemeler bekliyor.

Sacks, kampanya sırasında sosyal medyada ve podcast’i aracılığıyla ağırlığını Trump’tan yana koymuştu. Desteği sayesinde de temmuz ayındaki Cumhuriyetçi Ulusal Konvansiyon’da bir konuşma yapmıştı.

“PayPal mafyası” yeni başkanın arkasında

Sacks, Başkan Joe Biden’ın Ukrayna savaşına yönelik yaklaşımını defalarca eleştirmek de dahil olmak üzere, teknoloji endişelerinin yanı sıra dış politika konularında da sesini yükseltti.

Sacks savaş yerine Kiev’in Moskova ile hızlı bir ateşkes sağlamak için “bir anlaşma yapmasını” savunuyor.

Sacks’ın atanması, Trump’ın Cumhuriyetçi partisi ile tarihsel olarak Demokratların kalesi sayılan Silikon Vadisi arasında yeni bir bağ oluşturuyor.

Sacks, Musk, Palantir’in kurucu ortağı Peter Thiel, LinkedIn’in kurucu ortağı Reid Hoffman ve Sequoia’nın yönetici ortağı Roelof Botha’nın da aralarında bulunduğu, “PayPal mafyası” olarak adlandırılan, şirketin kurucuları ve ilk çalışanlarından oluşan grubun bir parçası.

Sacks, girişim sermayesi şirketi Craft Ventures aracılığıyla xAI, X ve SpaceX dahil olmak üzere bir dizi şirketini destekleyerek Musk ile olan bağlantısını derinleştirdi.

Sacks Mayıs ayında Glue adlı kendi yapay zeka sohbet platformunu başlattı.

Eski senatör ve CEO David Perdue Çin Büyükelçisi oldu

Öte yandan Trump, eski senatör David Perdue’yu, Çin ile gerilimin artma ihtimali göz önüne alındığında ABD’nin en kritik diplomatik görevlerinden biri olan Pekin Büyükelçiliği görevine atadı.

Trump, Hong Kong ve Singapur’da yaşamış ve daha önce Georgia’yı Senato’da temsil etmiş eski bir Fortune 500 üst yöneticisi olan Perdue’nun “sadık bir destekçi ve dost” olduğunu söyledi.

Trump sosyal medya platformu Truth Social’da, “Bölgede Barışı koruma stratejimin uygulanmasında ve Çin’in liderleriyle verimli bir çalışma ilişkisinde etkili olacaktır” diye yazdı.

Trump, Perdue’nun yirmi yıllık uluslararası iş kariyerinin “Çin ile ilişkileri geliştirmeye yardımcı olacak değerli bir uzmanlık” sağladığını söyledi.

Financial Times’a (FT) konuşan eski bir ABD’li yetkili Perdue’nun seçiminin “diplomasinin şirket etkisinin bir fonksiyonu olduğu artan bir eğilimin altını çizdiğini” söyledi. Eski yetkiliye göre bu durum Trump’ın geleneksel diplomasi yerine ekonomik anlaşmaları kolaylaştırabilecek birini tercih edebileceğini gösteriyor.

Yetkili, “Trump’ın iş dünyasıyla olan derin bağları ve Çin’e ve Asya’nın başka yerlerine fason üretim yapan şirketlerden elde ettiği servet, Trump’ın Çin’e yönelik öncelikleriyle çelişiyor gibi görünüyor,” diye ekliyor.

Eski bir kongre danışmanı da Perdue’nun “geleneksel bir şahin olmadığını” ancak kolay lokma da olmayacağını söyledi ve “Asıl soru, Waltz ve Rubio ile Çin, gümrük tarifeleri, yaptırımlar ve Tayvan konusunda karar alma sürecinde ne kadar etkili olacağı,” dedi.

74 yaşındaki Perdue, ABD’de bir dizi üst düzey kurumsal görevde bulundu. Spor ayakkabı markası Reebok’ın ve daha sonra ulusal bir indirim mağazaları zinciri olan Dollar General’ın CEO’luğunu yaptı.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English