Amerika
Trump seçim komisyonundaki Demokrat üyeleri görevden aldı

ABD Başkanı Donald Trump, bağımsız Seçim Yardım Komisyonunda kalan iki Demokrat üyeyi perşembe günü görevden aldı; komisyondaki Cumhuriyetçi üye ise istifa etti. Beyaz Saray, Yüksek Mahkemenin geçen ay verdiği Trump v. Slaughter kararının başkana bağımsız kurumlardaki komisyon üyelerini görevden alma yetkisi tanıdığını belirtti. Senato Demokrat Azınlık Lideri Chuck Schumer, adımı “seçimlerin kontrolünü ele geçirmeye yönelik pervasız bir girişim” olarak niteledi.
ABD Başkanı Donald Trump, bağımsız Seçim Yardım Komisyonunda kalan Demokrat üyeleri perşembe günü görevden aldı.
Trump, komisyonda kalan iki Demokrat üye Benjamin Hovland ile Thomas Hicks’i görevden aldı. Cumhuriyetçi üye Christy McCormick ise istifa etti.
Bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, “Başkan ve Yürütme Organının başı, Amerika’nın seçimlerini güvence altına alma ve kullanılan her yasal oyun sayılmasını sağlama yönündeki önemli görevle tam olarak uyumlu olmayabilecek kişileri görevden alma hakkını saklı tutar” dedi.
Yetkili, “Slaughter kararı, Başkan’a bunu yapması için emsal sağlıyor” ifadesini kullandı. Yetkili, geçen ay Yüksek Mahkemenin verdiği ve başkanın Federal Ticaret Komisyonu üyelerini görevden alma yetkisine sahip olduğuna hükmeden karara atıfta bulundu.
Trump yönetimi, Yüksek Mahkemenin Trump v. Slaughter davasında verdiği kararı gerekçe gösterdi. Karar, başkanın bağımsız kurumlardaki komisyon üyelerini görevden alma yetkisini genişletmişti.
Beyaz Saray yetkilisi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yönetim, en başından beri seçimleri hile ve kötüye kullanımdan korumak için bütün kurumlar ve yerel ortaklarla birlikte çalışıyor. Özellikle ara seçimlerde bu görevi sürdürmek üzere güçlü bir altyapıya yatırım yapıyor.”
Seçim Yardım Komisyonu, seçmenlerin seçim sürecine katılmasına ve yetkililerin seçimleri yürütmesine yardımcı olan, partiler üstü ve bağımsız bir kurul. Komisyon, Amerika’ya Oy Verme Yardımı Yasası kapsamında 2002’de kuruldu.
Komisyonun bundan sonra ne olacağı ya da Trump’ın yeni üyeler atayıp atamayacağı henüz belli değil. Trump’ın atayacağı yeni komisyon üyelerinin Senatonun onayından geçmesi gerekecek.
Demokratlar, görevden almalara kısa sürede tepki gösterdi.
“Seçimlerimizin kontrolünü ele geçirmeye yönelik pervasız bir girişim”
Senato Demokrat Azınlık Lideri Chuck Schumer, Demokratların “bu yetki gaspına karşı her aşamada mücadele edeceğini” söyledi. Virginia Senatörü Mark Warner ise bu adımın “partisi ne olursa olsun her Amerikalıyı kaygılandırması gerektiğini” belirtti.
Schumer, Trump’ın partiler üstü Seçim Yardım Komisyonunun üyelerini görevden alma kararını eleştirerek başkanı “seçimlerimizin kontrolünü ele geçirmeye yönelik pervasız bir girişimde” bulunmakla suçladı.
Schumer yaptığı açıklamada, “Donald Trump, Cumhuriyetçilerin ‘oy verme sürecini devralması’ gerektiğini söyledi. Bugün tam da bunu yapma yolunda bir adım daha attı” dedi.
New York Senatörü sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ara seçimlere aylar kala iki partili Seçim Yardım Komisyonunda kalan bütün üyeleri görevden almak, daha tek bir oy bile kullanılmadan seçimlerimizin kontrolünü ele geçirmeye yönelik pervasız bir girişimdir.”
Schumer, Trump’ı “oy verme sistemlerini onaylayan ve seçim yetkililerinin güvenli seçimler yürütmesine yardımcı olan bağımsız kurumu işlevsizleştirmekle” suçladı. Demokratların “bu yetki gaspına karşı her aşamada mücadele edeceğini” yineledi.
Schumer’in açıklaması, Trump yönetiminin eyaletlerin seçimleri yürütmesine yardımcı olan komisyonda kalan üç üyenin ayrılmasına yol açan adımlarının ardından geldi. Komisyondaki iki Demokrat üye görevden alınırken Cumhuriyetçi üye istifa etti.
Beyaz Saray, başkanın “Amerika’nın seçimlerini güvence altına alma ve kullanılan her yasal oyun sayılmasını sağlama yönündeki önemli görevle tam olarak uyumlu olmayabilecek kişileri görevden alma” hakkına sahip olduğunu belirtti.
Trump, Kongredeki Cumhuriyetçilerin Seçmen Uygunluğunu Koruma Yasası’nı kabul etmemesi halinde ara seçimlere hilenin gölge düşürebileceği uyarısını defalarca yaptı.
SAVE Yasası olarak bilinen düzenleme, seçmen kaydı sırasında vatandaşlığı kanıtlayan belgelerin sunulmasını ve seçmenlerin oy kullanırken fotoğraflı kimlik göstermesini zorunlu kılacak.
Demokratlar, yasayı “Jim Crow 2.0” diye niteledi ve düzenlemenin milyonlarca Amerikalının oy kullanmasını engelleyeceğini belirtti. Demokratlara göre seçmen hilesi seyrek görülen bir olay ve Trump’ın seçimlere hile karıştırıldığı yönündeki açıklamaları kanıtlarla desteklenmiyor.
Seçim Yardım Komisyonu, oy kullanma ekipmanlarına ilişkin standartları belirliyor, oy makinelerini test edip onaylıyor ve seçim yönetimini iyileştirmeleri için eyaletlere kaynak sağlıyor.
Komisyon ayrıca kendi internet sitesindeki bilgilere göre, “1993 Ulusal Seçmen Kayıt Yasası uyarınca hazırlanan ulusal posta yoluyla seçmen kayıt formunu muhafaza etmekten” sorumlu.
Trump ve yönetimi, posta yoluyla oy kullanımını yoğun biçimde eleştirdi ve bu yönteme sınırlamalar getirmek üzere adımlar attı.
ABD Posta Servisi Genel Müdürü David Steiner, geçen ay hassas seçmen verilerini federal hükümete vermeyi reddeden eyaletlerde posta yoluyla kullanılan oy pusulalarının artık teslim edilmeyeceğini söyledi.
Amerika
Vance MAHA zirvesinde sahneye çıktı: 2028 rekabeti su yüzüne çıkıyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington’daki MAHA hareketinin yıllık zirvesine katılarak Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ile ortak gündem mesajı verdi. Kamuoyu yoklamaları Amerikan halkının üçte birinden fazlasının desteklediği hareket tabanının yaklaşık üçte ikisinin Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, başkent Washington’da düzenlenen “Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Yap” (MAHA) hareketinin yıllık zirvesine üst üste ikinci kez ana konuşmacı olarak katıldı.
Zirve kapsamındaki sohbet toplantısının sonunda Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı Robert F. Kennedy Jr., Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio’nun internette neden Vance’ten daha fazla popüler içerikle öne çıktığına değinerek bir soru yöneltti.
Kennedy, salondaki alkışlar eşliğinde, “MAHA gündemi için Beyaz Saray’dan muazzam bir destek alıyoruz; ancak hiçbir yerden Başkan Yardımcılığı makamı kadar güçlü bir destek görmüyoruz. Ülkemize ve çocuklarımıza bağlılığınızdan ötürü size teşekkür ederim” dedi.
Bu diyalog, ne Vance ne de Rubio Beyaz Saray hedeflerini resmi olarak ilan etmemiş olsa dahi, Başkan Donald Trump’ın yakın ekibi arasında 2028 başkanlık yarışı için arka planda süren rekabete yönelik üstü kapalı bir gönderme niteliği taşıyor.
Temaslar aynı zamanda Kennedy’nin öncülük ettiği MAHA hareketinin, Trump’ın 2024’te zafere ulaşmasını sağlayan taban ittifakını pekiştirme çabalarındaki belirleyici rolünü ortaya koyuyor.
Sohbet sırasında Vance, Kennedy’nin tavsiyesiyle et ağırlıklı beslenmeye geçtiğini aktardı.
Alkol ve şekerli gıdalardan uzak durup et ile lahana turşusu gibi fermente yiyeceklere dayanan bu beslenme biçimini yönetimden başka isimlerin de benimsediği biliniyor.
Vance, süreci şu sözlerle anlattı:
“Bobby’yi aradım ve ‘Büyük Perhiz vesilesiyle şekeri bırakmayı düşünüyorum, bunun sağlığa yararları nelerdir?’ diye sordum. O da bana ‘Hayır, hayır, hayır, sana göre harika bir önerim var’ dedi. O gün Şişman Salı’ydı ve Bobby Kennedy sayesinde Şişman Çarşamba hiç gelmedi.”
MAHA tabanı, Kennedy’nin Joe Biden’a karşı yürüttüğü Demokrat Parti başkanlık adaylığı yarışından çekilmesinin ardından Trump saflarına yöneldi.
Kennedy, bağımsız yürüttüğü kampanyayı da sonlandırarak Cumhuriyetçi Parti lehine etkili bir figür haline geldi.
Trump, MAHA hareketinin kendi MAGA (Amerika’yı Yeniden Harika Yap) hareketine güç kattığını ve seçim zaferinde pay sahibi olduğunu vurguladı.
Aşı karşıtı açıklamalarıyla bilinen Kennedy, kabinede Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı göreviyle ödüllendirildi.
Kennedy göreve gelmesinin ardından çocuklara yönelik aşı tavsiyelerinin daraltılması gibi kendi önceliklerini hayata geçirmeye başladı.
Ancak Trump yönetiminin tehlikeli bir tarım ilacının üretimini artırma adımı, iki kesim arasındaki ittifakta pürüzlere yol açtı.
MAHA temsilcileri, hareketin seçmen tabanına verilen destek güçlendirilmezse Cumhuriyetçi Parti’nin bu alandaki ağırlığını kaybedebileceği uyarısını dile getiriyor. Demokratlar ise söz konusu gerilimden faydalanmak istiyor.
Kimya endüstrisini eleştiren Demokratlar, MAHA ile ortak zemin arayışına girdi.
Başkan Trump’ın tartışmalı yabani ot ilacı Roundup’ın ana maddesi glifosatın ülke içindeki üretimini önceleyen başkanlık kararnamesinin ardından Demokratlar, Kongre oturumlarında Kennedy’yi doğrudan hedef aldı.
CBS News’in haberine göre Michigan’dan Demokrat senatör adayı Abdul El-Sayed, çevre kirliliğine yol açanlardan hesap sorulmasını ve tarım ilacı üreticilerine ürünlerinin verdiği zararlar nedeniyle dava açılmasını öngören yasal düzenlemeleri destekleyen “Daha Sağlıklı Bir Amerika Politikası Gündemi” adlı yeni bir sağlık platformu başlattı.
Bahar aylarında yapılan anketler, Amerikan kamuoyunun üçte birinden fazlasının kendini MAHA destekçisi olarak tanımladığını, bu kitlenin yaklaşık üçte ikisinin de Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.
Buna karşılık bazı Demokratlar, MAHA tabanının oy tercihinin çantada keklik olmadığını savunuyor.
El-Sayed, CBS’e yaptığı açıklamada, “Çoğu zaman yanlış tarafta duran gıda, tarım ve ilaç şirketlerine boyun eğenlerin aksine, insanların daha sağlıklı olmasını savunan tarafın her zaman biz olduğumuzu seçmene hatırlatma fırsatına sahibiz” dedi.
Zirvede Vance ile Kennedy, yönetimin MAHA ile örtüştüğü ortak başlıklara dikkat çekti.
İkili, tıp uzmanlarının görüşlerine karşı yapay zekanın kullanılması ve Vance’in öncelikleri arasında yer alan sağlık ile sosyal güvenlik sistemlerindeki usulsüzlüklerle mücadele konularında eşgüdüm mesajı verdi.
Amerika
ABD Küba’ya dönük yaptırımları sıkılaştırdı, muafiyetler kaldırıldı

ABD Hazine Bakanlığı, Küba’ya yönelik finansal kısıtlamaları genişleterek ada özel sektörüne sağlanan bankacılık kolaylıklarını ve konferans seyahati izinlerini iptal etti. 30 Eylül itibarıyla yürürlüğe giren kararla Küba ordusunun denetimindeki kuruluşlarla dolaylı işlemler yasaklanırken transit para transferleri durduruldu.
ABD, Küba’ya yönelik yaptırım rejimini 30 Eylül itibarıyla sıkılaştırarak finansal işlemlere yeni kısıtlamalar getirdi; bankacılık ve seyahat alanındaki bazı muafiyetleri yürürlükten kaldırdı.
ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), ABD Dışişleri Bakanlığının hazırladığı “Kısıtlı Küba Kuruluşları Listesi”nde (Cuba Restricted List) yer alan yapılarla dolaylı finansal işlem yapma yasağının kapsamını genişletti.
Bu liste; Küba ordusu, istihbaratı ve güvenlik birimlerinin denetimindeki kurumları da kapsıyor.
Yeni düzenlemeyle Amerikan bankalarının, Küba bağlantılı transit para transferlerini ABD finans sistemi üzerinden yürütme izni iptal edildi.
Söz konusu kısıtlama, transferin ABD sınırları dışında başlayıp yine ABD dışında sonuçlandığı durumları da içeriyor.
OFAC ayrıca Küba’daki bağımsız özel sektör girişimcileri adına hesap açılmasına ve bu hesapların işletilmesine imkan tanıyan özel izni geri çekti. İlgili hesaplardaki bloke edilen varlıkların serbest bırakılması için artık kurumdan özel lisans alınması şartı aranıyor.
Söz konusu kolaylıklar, Küba özel sektörünü destekleme adımları kapsamında 2024 yılında yürürlüğe girmişti. Son kararla, o dönem sağlanan esnekliklerin bir kısmı kaldırılmış oldu.
OFAC, adaya yönelik eğitim amaçlı seyahat kurallarını da zorlaştırdı; Küba’da düzenlenen mesleki toplantı ve konferanslara katılımı sağlayan genel izni sonlandırdı.
Önceden planlanmış seyahatlerin bir bölümü için ise geçiş sürecine özgü istisnalar tanındı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinin ardından Washington yönetimi Havana üzerindeki ekonomik baskıyı artırdı.
ABD, Küba’yı yeniden “teröre destek veren ülkeler” listesine aldı; ardından adaya doğrudan ya da dolaylı petrol sevkiyatı yapan ülkelere ve şirketlere ek gümrük vergisi uygulanmasını öngören mekanizmayı devreye soktu.
ABD Hazine Bakanlığı, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ile kendisiyle bağlantılı çok sayıda kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. Yaptırım listesine Küba Silahlı Kuvvetleri ile Devrimi Savunma Komiteleri dahil edildi.
ABD’nin Küba’ya yönelik ticaret ambargosu 1962 yılından bu yana yürürlükte kalmayı sürdürüyor.
Trump’ın süresini 14 Eylül 2027’ye kadar uzattığı ambargo, iki ülke arasındaki ticareti ve mali operasyonları sınırlandırıyor; Amerikan vatandaşları ve şirketlerinin özel lisans olmaksızın Küba ile işlem yapmasını yasaklıyor.
Amerika
ABD’de seçmenlerin yüzde 51’i meclis kontrolünü Demokratlara vermek istiyor

Quinnipiac Üniversitesi anketi, ABD Kongre seçimleri öncesinde Demokratların Temsilciler Meclisi yarışında Cumhuriyetçilere 12 puan fark attığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 51’i meclis çoğunluğunun Demokratlara geçmesini isterken, ABD Başkanı Donald Trump’ın performansını onaylamayanların oranı yüzde 61 ile rekor düzeye ulaştı.
ABD’de Kongre ara seçimleri öncesinde kamuoyu tercihlerini inceleyen yeni araştırma, Temsilciler Meclisi yarışında Demokrat Parti’nin Cumhuriyetçilerin 12 puan önünde yer aldığını ortaya koydu.
Quinnipiac Üniversitesi anketine göre seçmenlerin yüzde 51’i meclis çoğunluğunu Demokratların kazanmasını isterken, bu tercihi Cumhuriyetçilerden yana kullananların oranı yüzde 39 seviyesinde kaldı.
Araştırmaya katılanların yüzde 9’u ise tercihi konusunda kararsız olduğunu belirtti.
Quinnipiac Üniversitesi’nin 10 Eylül tarihli bir önceki yoklamasında Demokratların çoğunluğu almasını isteyenler yüzde 49, Cumhuriyetçileri destekleyenler yüzde 38 olarak ölçülmüş, kararsızların oranı ise yüzde 13 olarak kayıtlara geçmişti. Son veriler, sandık gününe beş hafta kala Demokratların meclis denetimindeki farkı koruduğuna işaret ediyor.
Araştırma, seçmenlerin Kongre’deki her iki partinin mevcut performansına da mesafeli yaklaştığını gösteriyor.
Ankete katılanların yalnızca yüzde 26’sı Cumhuriyetçilerin Kongre’deki icraatını onaylarken, yüzde 67’si olumsuz görüş bildirdi.
Demokratların meclisteki faaliyetlerini onaylayanların oranı yüzde 22’de kalırken, hoşnutsuzluk belirtenlerin oranı yüzde 69’a ulaştı.
Anket, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik kamuoyu desteğindeki erimeyi de ortaya koydu.
Seçmenlerin yüzde 34’ü Trump’ın başkanlık performansını onayladığını belirtirken, onaylamayanların oranı yüzde 61 oldu.
Bu veri, Quinnipiac Üniversitesi anketleri tarihindeki en yüksek hoşnutsuzluk oranı olarak kaydedildi. Üniversitenin 18 Ocak 2021 tarihli araştırmasında da aynı düzeyde olumsuz değerlendirme ölçülmüştü.
Trump daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi halinde Demokratların azil sürecini başlatabileceğini dile getirmişti.
ABD’de ara seçimler 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Sandıkta Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı ve Senato’nun yaklaşık üçte biri yenilenecek.
Seçim sonuçları, Kongre’nin iki kanadını önümüzdeki iki yıl boyunca hangi siyasi partinin denetleyeceğini belirleyecek.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceSuudi boru hattına saldırılar sonrası Çin’de petrol fiyatları rekor kırdı
Diplomasi2 hafta önceABD ile Almanya savunma sanayii işbirliğini derinleştirecek
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi












