Amerika
Veri merkezleri ABD’li valilik adaylarının hedefinde

Yapay zekanın hızla yayılmasıyla inşa edilen devasa veri merkezleri, ABD genelindeki valilik yarışlarında adaylar için en kritik tartışma noktalarından biri haline geliyor. Artan enerji maliyetleri, arazi kullanımı ve çevreye etkiler seçmen nezdinde endişe yaratırken, adaylar eski kararlarını gözden geçirmek veya yeni kısıtlamalar vadetmek zorunda kalıyor.
Yapay zeka altyapısının fiziki temelini oluşturan devasa veri merkezlerine yönelik toplumsal tepki, valilik seçimlerinde yarışan adayları zor durumda bırakıyor.
Bu dev tesislerin varlığı, seçim pusulalarındaki pek çok yarışta en hararetli tartışma konularından biri haline geliyor.
Görevdeki valiler ve onların yerine geçmeyi hedefleyen rakipler, Amerikalıların yapay zeka hakkındaki artan endişeleriyle birlikte, veri merkezlerinin inşasından kaynaklanan enerji fiyatları ve arazi kullanımı korkularıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor.
Yapay zeka modellerini, sistemlerini ve diğer teknolojileri çalıştırmak için kullanılan geniş alanlara yayılmış bu binalar, yapay zekanın hızlı gelişiminin somut olarak görülebildiği nadir alanlar arasında yer alıyor.
Teknoloji ve siyasetin kesişim noktasına odaklanan Silverman Strategy Group kurucusu Sam Silverman konu hakkında yaptığı değerlendirmede, “Çabalasanız bile bundan daha kolay bir siyasi hedef icat edemezdiniz” dedi. Silverman, stratejide devasa değişiklikler yapılmadığı takdirde bu durumun daha da kötüleşeceğini kaydetti.
En son Demokrat Temsilci Pat Ryan ile çalışan Silverman, “Genel olarak teknoloji iyimseriyim ancak kendi bölgesinde aktif olarak veri merkezi taraftarı bir kampanya yürüten herkese bunun seçimsel bir hata olduğunu söylerim” ifadelerini kullandı.
Eyaletlerde veri merkezlerine yönelik tartışmalar giderek büyüyor. Eyalet milletvekilleri, bu tesislerin çevresel ve ekonomik etkileriyle mücadele etmek amacıyla geçici durdurma kararları veya daha sıkı düzenlemeler getirilmesi yönünde adımlar atıyor.
Adaylar da seçmenlerin desteğini kazanmak için bu hareketlilikten faydalanıyor ya da yapay zeka altyapısına daha önce verdikleri desteklerden geri adım atıyor.
Silverman, valilik yarışlarının bu politikaların pratikte ilk kez ciddi şekilde sınandığı yerler olduğunu belirtiyor.
Pennsylvania
Pennsylvania valilik yarışı bu yeni dinamiğin en net görüldüğü yerlerden biri olarak öne çıkıyor. Demokrat Vali Josh Shapiro, Cumhuriyetçi Pennsylvania Saymanı Stacy Garrity karşısında zorlu bir sınav veriyor.
Gelecekte 2028 Demokrat başkan adaylığı için adı geçen isimlerden biri olan Shapiro, geçen yıl eyaletteki yeni Amazon veri merkezi projesini memnuniyetle karşıladıktan sonra, o tarihten bu yana daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor.
Shapiro, mayıs ayında valiliğin Sorumlu Altyapı Geliştirme girişimi (GRID) olarak adlandırılan ve veri merkezlerine yönelik yasal sınırları belirleyen bir çerçeve plan açıkladı.
Geçen ay Pennsylvania Temsilciler Meclisinden geçen bu önlem, veri merkezi geliştiricilerinin elektrik maliyetlerini tüketicilerin üstlenmesini önlemek için kendi enerji üretimlerini finanse etmelerini ve planları konusunda yerel topluluklara karşı şeffaf olmalarını zorunlu kılıyor.
Düzenleme ayrıca veri merkezlerinin, belirli sayıda yeni istihdam güvencesi vermelerini ve çevreyi koruma taahhütlerini içeren toplumsal fayda sözleşmeleri imzalamak üzere belediyelerle işbirliği yapmasını talep ediyor.
Shapiro’nun seçim kampanyası sözcüsü Manuel Bonder, eyalet senatosundan da geçmesi gereken bu çerçevenin, valinin yerel topluluk, sendika ve çevre liderleriyle yürüttüğü çalışmalar doğrultusunda tasarlandığını ifade etti.
Vali, bu planı Amazon’un eyalet genelinde çok sayıda bulut bilişim ve yapay zeka kampüsü kurmak üzere en az 20 milyar dolarlık yatırım yapacağını duyurmasından bir yıldan kısa bir süre sonra hayata geçirdi.
Yeniden seçim yarışında açık ara önde olan Shapiro, bu projenin ardından dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Pennsylvania’nın büyük projeler için rekabet ettiğini ve inovasyona öncülük ettiğini belirten Bonder, Shapiro’nun sıkı standartlar belirlemeye, projelerin topluma fayda sağlamasına ve eyalet sakinlerine ek maliyet getirmemesine odaklandığını aktardı.
Buna rağmen rakibi Garrity, seçim kampanyasında Shapiro’nun bu projeye verdiği desteği hedef almayı sürdürüyor.
Garrity yaptığı açıklamada, “Bir yıldan kısa bir süre önce Josh Shapiro, Pennsylvania’da sınırsız veri merkezi gelişiminin en büyük amigo kızlığını yapıyordu ancak gördüğümüz üzere yerel topluluklara hiçbir liderlik göstermedi ve neredeyse hiç bilgi vermedi” diyerek hazırlanan çerçevenin sadece gönüllülük esasına dayandığına işaret etti.
Bununla birlikte Garrity de seçimler yaklaştıkça veri merkezlerine yönelik görüşlerini değiştirdi. Eyalet saymanı, o dönemde Amazon projesini övmüş ve daha sonra Pennsylvania’nın veri merkezi gelişiminde geri kaldığını savunarak kuralların esnetilmesini talep etmişti.
Geçen hafta ise yönünü değiştiren Garrity, yerel, bölge ve eyalet liderleriyle gerçekleştirdiği bir toplantıda veri merkezi geliştirme çalışmalarına ara verilmesi çağrısında bulundu.
Lehigh Üniversitesinde görev yapan siyaset bilimci Christopher Borick, valilik yarışının seçilmiş yetkililerin veri merkezleri konusundaki söylemlerini ve politikalarını ne kadar sert bir biçimde yeniden yapılandırmak zorunda kaldıklarını gösterdiğini ifade etti.
Borick, pek çok yetkilinin ve yeniden seçilmek için yarışan adayın bu konuda aceleci davrandığını ve kendilerini karmaşık bir dengenin ortasında bulduklarını kaydetti.
Texas
Shapiro gibi, görevdeki Cumhuriyetçi Vali Greg Abbott da bu sonbaharda yapılacak seçimler öncesinde veri merkezlerine yönelik bakış açısını değiştiriyor.
Abbott, geçen ay bir kampanya durağında eyaletin kırsal kesimlerinde yeni veri merkezi inşaatlarının engellenmesi çağrısında bulunarak dikkatleri üzerine çekmişti.
Yerel basına yansıyan haberlere göre Abbott, Doğu Texas değerlerini koruma mücadelesiyle doğrudan örtüşen bir diğer konunun, mahallelerde kurulmak istenen yapay zeka veri merkezlerine karşı çıkmak olduğunu belirtti.
Bu açıklamalar, Abbott’ın eyalet düzenleyici kurumlarına gönderdiği ve vatandaşların altyapı maliyetleri altında ezilmemesinin güvence altına alınmasını talep ettiği mektuptan birkaç hafta sonra geldi. Vali mektubunda, veri merkezlerine yönelik satış vergisi muafiyetlerinin kaldırılmasını, bu tesislerin Texas’ın elektrik kapasitesine katkıda bulunmasını ve su tasarruflu teknolojilerle inşa edilmesini önermişti.
Bu yaklaşım, Google’ın eyaletteki veri tesisleri yatırımı için sunduğu 40 milyar dolarlık projeyi memnuniyetle karşılayan ve Texas’ı yapay zeka gelişiminin merkez üssü olarak nitelendiren geçen kasım ayındaki Abbott portresinden ciddi bir sapma gösteriyor.
Demokrat valilik adayı ve Texas eyalet milletvekili Gina Hinojosa, Abbott’ın bu geçmişini kullanarak veri merkezlerini seçim kampanyasının ana gündem maddesi haline getiriyor.
Hinojosa yaptığı açıklamada, “Veri merkezleri Texas’a taşınıyor çünkü Greg Abbott, faturayı eyalet sakinlerinin ödemesi için ülkedeki en cömert vergi muafiyeti sisteminin kurulmasına yardımcı oldu” diyerek eyaletteki vergi muafiyetlerinin 2028 yılına kadar kamuda 3 milyar dolardan fazla kayba yol açabileceğine işaret etti.
Hinojosa, yapay zeka geliştiricilerinin artan elektrik ve su maliyetlerini ödemesi yönündeki toplumsal baskının artması sebebiyle valinin geri adım attığını savunuyor.
Hinojosa, “Abbott’ın bu konuda hiçbir inandırıcılığı yok, kimse yangını çıkaran kundakçının o yangını söndüreceğine inanmaz” diye ekledi.
Bu dönemdeki diğer Demokratlar gibi popülist bir yaklaşım benimseyen Hinojosa, seçmenlerin bu merkezlerin sahibi olan aşırı zengin teknoloji baronlarına karşı duyduğu tepkiyi arkasına alıyor.
Borick, veri merkezlerinin yapay zekayla bağlantılı güçlü teknoloji şirketlerine ve nüfuzlu kişilere yönelik duyulan öfkeyle doğrudan kesiştiğini belirtiyor.
Georgia
Kritik seçim eyaletlerinden Georgia’da anketörler, valilik yarışının eski Atlanta Belediye Başkanı Demokrat Keisha Lance Bottoms ile milyarder sağlık sektörü yöneticisi Rick Jackson arasında başabaş geçeceğini öngörüyor.
Vergi teşvikleri ve ucuz elektrik tarifeleri sayesinde ülkedeki en fazla veri merkezine ev sahipliği yapan eyaletlerden biri olan Georgia’da, iki adayın bu konudaki yaklaşımları tamamen ayrışıyor.
Bottoms, faturaların yükselmesine ve su kaynaklarının tükenmesine yol açtığını iddia ettiği veri merkezlerinin genişlemesinin durdurulmasını ve durumun yeniden değerlendirilmesini istiyor. Demokrat aday, bu değerlendirmeler sürerken yeni inşaatlara geçici bir yasak getirilmesini öneriyor.
Bottoms’ın kampanya iletişim direktörü TaNisha Cameron, Georgia’da bir plan olmadan kontrolsüz bir şekilde veri merkezi inşa edilmesini kabul etmeyeceklerini belirtti.
Mevcut Vali Brian Kemp ise geçen ay bu yaklaşımı sorumsuzluk olarak nitelendirerek eleştirdi.
Veri merkezi projesinde yatırımı olan rakip aday Jackson ise bu merkezlerin topluma ekonomik fayda sağlayabileceğini savunarak sektörü destekliyor. Jackson, yine de tesislerin nereye kurulacağı konusunda yerel toplulukların söz hakkı olması gerektiğine inanıyor.
Sektörün zorlu mücadelesi
Adaylar veri merkezlerine yönelik tepkileri yönetmeye ve bazı durumlarda bu tepkilerden siyasi fayda sağlamaya çalışırken, veri merkezi sektörü temsilcileri ise bu tesislerin farklı kullanım alanları olmasına rağmen sadece yapay zekayla ilişkilendirilmesinden rahatsızlık duyuyor.
Bir veri merkezi sektörü uzmanı, seçim yılında olunması nedeniyle uygun fiyatlılık tartışmalarının odağında veri merkezlerinin günah keçisi ilan edildiğini kaydetti.
Uzman, “Bu görüşmelerde altyapı ile uygulamayı birbirinden ayırmak zor oluyor, bu da bizi hayal kırıklığına uğratıyor çünkü uygulamanın nasıl kullanılacağı konusunda bizim bir etkimiz olmuyor” dedi.
Veri merkezleri ve yapay zekaya yönelik toplumsal algıyı ölçen Fairleigh Dickinson Üniversitesi Anketi Direktörü Dan Cassino ise tepkilerin doğrudan yapay zekanın kendisine yönelik olduğunu vurguladı.
Cassino, insanların elektrik faturalarını artıran şeyin yapay zeka için kurulan veri merkezleri olduğuna inandığını belirterek, “İnsanlara yapay zeka hakkındaki görüşlerini sorduğumuzda, çoğunlukla olumsuz yanıtlar alıyoruz” dedi.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’












