Diplomasi

Trump ve İran arasındaki anlaşmada nükleer stokların akıbeti belirsiz kaldı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik nükleer silah üretme kabiliyetini ortadan kaldırma hedefi, taraflar arasında varılan yeni mutabakatta somut bir taahhüde dönüşmedi. G7 Zirvesi’nde dağıtılan mutabakat metninde, Tahran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını imha edeceğine dair herhangi bir yükümlülük yer almadı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü politikanın defalarca dile getirilen temel hedefi, bu ülkenin nükleer silah üretme kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmaktı.

Ancak ABD ile İran arasında varılan mutabakat zaptında, Tahran yönetiminin elindeki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarına ilişkin üstleneceği herhangi bir taahhüt yer almadı.

G7 Zirvesi’nde dağıtılan mutabakat metninde yalnızca, “İran hiçbir zaman nükleer silah üretmeyeceğini yeniden beyan eder” ifadesi kullanıldı.

CNN’in aktardığına göre bu ifade, İran’ın 2015 yılında Barack Obama yönetimiyle imzalanan nükleer anlaşmada zaten üstlendiği ve o tarihten bu yana resmi olarak her zaman tekrarladığı bir taahhüt olma özelliği taşıyor.

CNN’e konuşan bir Amerikalı yetkili, belgenin bir “siyasi doküman” olduğunu belirterek mutabakattaki ifadelere “aşırı anlam yüklenmemesi” gerektiğini ifade etti.

Beyaz Saray yetkilileri de metnin son derece belirsiz olduğunu ve İran’ın nükleer yükümlülüklerine dair somut detaylar barındırmadığını kabul etti. Ancak yetkililer, bu metnin esas olarak yüz yüze gerçekleştirilecek kapsamlı müzakereler için uygun bir zemin hazırlamayı ve İran yönetiminin bu süreci kendi iç kamuoyuna “satabilmesini” sağlamayı amaçladığını savundu.

CNN’in kaynakları, metnin İran’ın gayriresmi görüşmelerde ABD’ye verdiği önemli taahhütleri yansıtmadığını öne sürdü.

Trump ve diğer resmi yetkililer, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının imha edilmesi sürecini ABD’nin denetleyeceğini ısrarla vurgulamıştı.

Trump: İran ile yapılan mutabakat zaptı nihai bir anlaşma değil

Buna karşın mutabakat metninde bu stokların geleceği ve diğer konular hakkında yalnızca, “İran’ın nükleer ihtiyaçları da dahil olmak üzere nükleer faaliyetlerle ilgili konular, nihai anlaşmada uygun şekilde karara bağlanacaktır” denildi.

Anlaşmaya varılana kadar ise ABD ve İran’ın “mevcut durumu koruma konusunda mutabık kaldığı” belirtildi. Bu çerçevede “İran, nükleer programına ilişkin statükoyu koruyacak.”

Donald Trump, Barack Obama döneminde imzalanan ve İran’ın nükleer programına dış denetim ile sınırlamalar getiren anlaşmayı daha önce “nükleer silaha giden yol” olarak nitelendirmişti. Trump, kendi vardığı mutabakatı ise “nükleer silaha karşı çekilmiş bir set” olarak tanımladı.

Trump’ın sosyal medyada kendi anlaşmasının Obama’nın anlaşmasının “tam tersi” olduğunu yönündeki paylaşımını değerlendiren Amerika Siyonist Teşkilatı Başkanı Morton Klein, ihtiyatlı bir yaklaşım sergiledi.

Trump taraftarı ve aşırı sağcı örgütün lideri olan Klein, “Durumun böyle olmasını umut etsek de buna nasıl ulaşılacak? Şu an için İran’ın nükleer stoklarının tasfiye edilip edilmeyeceği, nükleer tesislerinin kapatılıp kapatılmayacağı ve bunun nasıl yapılacağı konusunda bir uzlaşı varmış gibi görünmüyor” ifadelerini kullandı.

Yatırım bülteni Fuller Treacy Money’nin yayıncısı John Treacy ise Trump’ın Obama’nın anlaşmasına kıyasla daha geniş kapsamlı ve uzun vadeli bir çözüm arayışında olduğunu belirtti.

Ancak Treacy, bu hedefin hayata geçirilmesinin uzun zaman alabileceğini ve 60 gün içinde tamamlanmasının pek olası olmadığını kaydederek şu değerlendirmede bulundu:

“İran’ın gerçekte herhangi bir konuda hızlıca anlaşmaya varmak için hiçbir teşviki yok. Şu anda dilediği kadar petrol ihraç edebileceği ve istediği kadar gelir elde edebileceği bir konumda yer alıyor.”

Prof. Pape: Masadaki anlaşma İran için muazzam

Çok Okunanlar

Exit mobile version