Amerika
Trump yanlısı “Maga Inc” ara seçimler için 400 milyon dolarlık bir fon oluşturdu

Donald Trump’ın en büyük bağışçı grubu Maga Inc, Kongre ara seçimler için 400 milyon dolardan fazla bir seçim fonu biriktirdi.
Pazartesi günü yayınlanan federal belgelere göre, bu Süper PAC (Siyasi Eylem Komitesi) haziran ayında 19 milyon dolar topladı.
Bu tutarın 10 milyon doları, bağışlarını karşılamak için bitcoinlerini nakde çeviren milyarderler Tyler ve Cameron Winklevoss’tan geldi.
Maga Inc, başkanlık seçimi yapılmayan bir yılda diğer tüm PAC’lerden daha fazla fon topladı.
2018 ve 2022 ara seçimleri öncesinde, Trump ve eski başkan Joe Biden’ı destekleyen PAC’lerin biriktirdiği fon, Maga Inc’in mevcut nakit rezervinin yüzde 5’inden azdı.
Bu grup, kasım ayındaki ara kongre seçimleri öncesinde Cumhuriyetçilerin Demokratlardan daha fazla bağış toplama çabalarını güçlendirdi.
Fakat bazı Demokrat Temsilciler Meclisi ve Senato adayları, Cumhuriyetçi rakiplerinden çok daha fazla bağış toplamış durumda.
Maga Inc’in elindeki nakit, Cumhuriyetçi Ulusal Komite’nin elindeki 129 milyon doların üç katından ve Demokratik Ulusal Komite’nin seçim fonundan neredeyse 25 kat daha fazla.
Geçen ay Maga Inc’e en az 1 milyon dolar bağışta bulunan diğer isimler arasında NASA yöneticisi Jared Isaacman, iş adamı ve Georgia eyalet valiliği adayı Rick Jackson, Trump’ın Kennedy Center yönetim kuruluna atadığı hayırsever Patricia Duggan, yatırımcı Konstantin Sokolov ve Trump’ın danışmanı David Sacks tarafından kurulan bir PAC yer alıyor.
Trump’ın son seçim kampanyasını destekleyen diğer PAC’ler de para toplamaya devam etti. Never Surrender Inc, 2026’nın ilk çeyreğinde çoğunlukla küçük meblağlı bağışlar yoluyla 5,5 milyon dolar topladı. Grubun elinde yaklaşık 60 milyon dolar bulunuyor.
Öte yandan Maga Inc, hâlâ benzersiz bir güç olmaya devam ediyor. En son açıklanan verilere göre, Temsilciler Meclisi ve Senato’daki Cumhuriyetçi liderlik kadrosuyla uyumlu dört siyasi grup (Senato Liderlik Fonu – SLF, Kongre Liderlik Fonu – CLF, Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi ve Ulusal Cumhuriyetçi Senato Komitesi) toplam 529 milyon dolarlık nakit kaynağa sahip.
2026’da Kongre’nin kontrolünü ele geçirmeye odaklanan Demokratik PAC’ler ise 336 milyon dolara sahip.
Milyarderler, bu seçim döngüsünde ABD siyasi sistemini etkilemek için yine bol miktarda para akıttı.
2026 Kongre seçimlerinin en büyük iki ABD’li bağışçısı, Susquehanna ticaret şirketinin kurucu ortağı Jeff Yass ile Trump’ın müttefiki ve İsrail destekçisi olan, aynı zamanda merhum kumarhane devi Sheldon Adelson’ın eşi Miriam Adelson.
Miriam Adelson, bu yıl Maga Inc, SLF ve CLF’ye en az 65 milyon dolar bağışladı.
Yass, çeşitli muhafazakâr gruplara 87 milyon dolardan fazla bağışta bulundu. Bu tutarın 20 milyon doları, Ohio’da Vivek Ramaswamy’nin valilik kampanyasını destekleyen bir Super PAC’a aktarıldı.
Bu PAC ayrıca Elon Musk’tan 5 milyon dolar ve hedge fon yöneticisi Bill Ackman’dan 1 milyon dolar bağış aldı.
Wall Street’ten Citadel kurucusu Ken Griffin ve Blackstone CEO’su Stephen Schwarzman, sırasıyla Cumhuriyetçi kongre seçim kampanyası gruplarına 15 milyon dolar ve 13 milyon dolar bağışladı.
Schwarzman ve Griffin, Maine’de Cumhuriyetçi senatör Susan Collins’i destekleyen bir Super PAC olan Pine Tree Results’a da sırasıyla 10 milyon dolar ve 2,5 milyon dolar daha bağışladı.
ABD yasaları, Super PAC’lerin siyasi kampanyalar için sınırsız fon toplamasına izin veriyor.
Kripto ve yapay zeka sektörleri de ABD siyasi sistemine nakit akışını sürdürdü. Kripto yanlısı bir Super Pac olan Fairshake, haziran sonu itibarıyla 127 milyon dolar biriktirirken, daha esnek düzenlemeleri destekleyen yapay zeka yanlısı bir Super Pac olan Leading the Future’ın kasasında ise 31 milyon dolar bulunuyor.
OpenAI başkanı Greg Brockman ve eşi Anna, aralık ayında Maga Inc ve Leading the Future’a toplam 50 milyon dolar bağışladı.
Milyarder Marc Andreessen, Leading the Future, Maga Inc ve Fairshake’e yaklaşık 43 milyon dolar bağışladı.
Mayıs ayında, Anthropic CEO’su Dario Amodei, daha fazla yapay zeka güvenlik düzenlemesi yanlısı bir Super PAC olan Public First’e, ilk önemli federal bağışı olarak 1 milyon dolar bağışladı. Fakat bu PAC’ın kasasında yarım milyon dolardan az para bulunuyor.
Partinin ulusal düzeyde bağış toplama performansı Cumhuriyetçi Parti’nin gerisinde kalsa da, bazı öne çıkan Demokrat adaylar Cumhuriyetçi rakiplerinden daha fazla bağış topladı.
Teksas Senatosu adayı Demokrat James Talarico, Haziran ayı sonunda Cumhuriyetçi rakibi Ken Paxton’dan yaklaşık 20 milyon dolar daha fazla nakit kaynağa sahipti.
Talarico’yu destekleyen bir Super PAC olan Lone Star Rising PAC, LinkedIn’in kurucu ortağı Reid Hoffman’ın 10 milyon dolarlık bağışıyla güçlendi.
Amerika
ABD’de Rus dizeli krizi: Demokratlar sevkiyatın yasa dışı olduğunu savunuyor

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım merkezine ev sahipliği yapan New Jersey’nin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan gelen dizel yakıtın limanlara girişini engelleme tehdidinde bulundu. ABD Hazine Bakanlığının verdiği geçici lisansla 140 bin tonluk ilk yakıt sevkiyatı yola çıkarken, üç tankerin ara seçimlerden sonra ülkeye ulaşması bekleniyor.
ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım ve ithalat merkezine ev sahipliği yapan New Jersey eyaletinin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan yapılan dizel yakıt ithalatını engelleme tehdidinde bulundu.
Financial Times gazetesine konuşan Sherrill, Rusya ile varılan dizel anlaşmasını yasa dışı olarak nitelendirdi.
Sherrill, “ABD Başkanı Donald Trump benzin, dizel yakıt fiyatlarını veya maliyetleri düşürmek için hiçbir adım atmıyor. Şu anda dizelin New Jersey limanına ulaşmasını nasıl engelleyebileceğimize dair seçenekleri değerlendiriyorum” dedi.
New York ve New Jersey Limanı, ABD’nin doğu kıyısında petrol ürünlerinin ithalatı, depolanması ve dağıtımı açısından ana merkez konumunda.
Altyapının büyük kısmı ise New Jersey eyaleti sınırlarında yer alıyor. Boru hatları ve dağıtım ağının yanı sıra Bayonne ve Linden’deki büyük yakıt depolama terminalleri başlıca tesisleri oluşturuyor.
Gazetenin aktardığına göre dizel taşıyan tankerler yüklerini genellikle Bayonne, Linden, Carteret, Perth Amboy, Port Reading ve Sewaren’deki özel petrol terminallerine boşaltıyor.
Financial Times, üç tankerin ara seçimlerin ardından ABD’ye ulaşmasının beklendiğini yazdı. 140 bin tonluk bu yakıt sevkiyatı, ABD makamlarının anlaşma kapsamında izin verdiği ilk parti oldu.
Buna karşın Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump’a anlaşmayı iptal etme çağrısı yaptı.
ABD Hazine Bakanlığı, Rus yakıtıyla işlem yapılmasına geçici izin veren genel bir lisans yayımlamıştı.
Demokratlar ise Kongre’nin 2022 yılında Rus petrolü ithalatını sonlandıran ve Rus enerji kaynaklarının ülkeye girişine tam yasak getiren yasayı kabul ettiğini hatırlatarak, bakanlığın verdiği belgenin hukuki geçerliliği olmadığını savunuyor.
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Jamie Raskin, bu hafta petrol şirketlerini Rus dizel yakıtı ithal etmeleri halinde 1 milyon dolara varan para cezaları ve 20 yıla kadar hapis dahil çeşitli yaptırımlarla tehdit etti.
Rusya’ya yönelik ağır yaptırım tasarılarının ortak hazırlayıcılarından Demokrat Senatör Richard Blumenthal ise deniz taşımacılığı şirketlerinden Rus dizeli taşıyan tankerleri geri çağırmalarını talep etti.
Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis’in “Rusların Başkan Trump’ı istedikleri gibi yönlendirdiği” yönündeki sözlerine ise Başkan Yardımcısı JD Vance yanıt verdi.
Vance, “Sizi temin ederim ki hiç kimse ABD Başkanı’nı istediği gibi yönlendiremez. Kendisi durumu son derece gerçekçi biçimde değerlendiriyor” ifadelerini kullandı.
Kremlin geçen hafta Washington ile varılan mutabakat kapsamındaki sevkiyatların başladığını ve süreceğini duyurmuştu.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak da ülkesinin ihracata ayrılan dizel yakıttan ABD’ye istenilen her miktarda sevkiyat yapmaya hazır olduğunu belirtmişti.
Novak, 27 Ekim’de üç dizel tankerinin Rus limanlarından ayrıldığını, dördüncü tankerin ise 28 Ekim’de yola çıkmasının beklendiğini açıkladı.
Amerika
ABD ekonomisinde beklenmedik büyüme

Yatırımlardaki patlama ve dayanıklı tüketici harcamaları sayesinde ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekte yıllık bazda %3,4 oranında büyüdü.
İktisadi büyüme, analistlerin beklentilerinin üzerinde gerçekleşti ve önceki iki çeyrekteki %2,5 ve %2,2’lik büyüme oranlarına kıyasla keskin bir ivme kazandı.
Tüketici harcamalarındaki yıllık büyüme, geçen çeyrekte %3,8’e ulaşarak 2024’ten bu yana en hızlı artışını kaydetti.
İşletme yatırımları %12,7 oranında sıçradı ve GSYİH artışının yarısından fazlasını oluşturdu.
Yapay zeka yatırımları, GSYİH’yi iten başlıca faktörlerden biri oldu: Ekipman alımları, yapay zeka alanında faaliyet gösteren hiper ölçekli şirketlerin veri merkezi teknolojisine yaptığı büyük harcamalar da dahil olmak üzere, %20,9 gibi muazzam bir oranda yükseldi.
Paradoksal olarak, yapay zeka altyapısının geliştirilmesi de bunlardan biriydi. Bunun nedeni, bilgisayar çipleri gibi birçok yapay zeka donanımı alımının yurtdışında gerçekleştirilmiş olmasıydı.
Bu durum, ABD’nin ticaret dengesini ithalata doğru kaydırarak (ithalat, GSYİH’dan düşülür) büyümeyi yavaşlattı.
Ayrıca, artan mortgage faiz oranları konut inşaatını da olumsuz etkiledi.
İşsizlik oranı düşük seviyelerde seyretse de, geçen ay enflasyon gelir artışlarını geride bıraktı.
Federal Rezerv’in tercih ettiği enflasyon göstergesine göre, Eylül ayında fiyat artışları hem aylık hem de yıllık bazda hızlandı.
Bu artış, merkez bankasının %2’lik yıllık enflasyon hedefinin oldukça üzerinde seyretti ve faiz oranlarının yükseltilmesi yönündeki görüşleri güçlendirdi.
Yüksek fiyatların Amerikan hane halkı bütçelerini zorlayabileceğine işaret eden bir gelişme olarak, vergi sonrası tasarruf oranı geçen ay %3,8’e geriledi. Bu, 2022’den bu yana kaydedilen en düşük seviye.
Ayrıca otomobil, mobilya ve elektronik eşya gibi ürünlerin satışlarında durgunluk yaşandı.
Birçok iktisatçı, hisse senedi portföylerindeki kazançlardan (ki bunlar büyük ölçüde yapay zeka patlamasına bağlı) cesaret alan daha varlıklı Amerikalıların tüketimi ayakta tuttuğunu düşünüyor.
Amerika
Venezuela’nın yeni Dışişleri Bakanı, eski muhalif Oliver Blanco oldu

Venezuela’nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, muhalefetin eski danışmanlarından Oliver Blanco’yu dışişleri bakanı olarak atadı.
Blanco, devlet başkanlığı uluslararası ilişkiler direktörlüğüne atanan Félix Plasencia’nın yerine geçecek. Görev süresi sona eren Plasencia, Birleşik Krallık’ta tutulan Venezuela’ya ait altınların geri alınması için yürütülecek görevi yönetecek.
Rodríguez, “Oliver Blanco’yu Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak atamaya karar verdim. Bu güçlendirilmiş ekibin, tüm ülkelerle işbirliği ve dostluk alanlarında Venezuela’nın değişim sürecinde ve jeopolitik toparlanmasında ilerlemeye devam etmesini umuyorum,” dedi.
Geçici Devlet Başkanı, Blanco’nun “Venezuela’ya hizmet etmek üzere bu önemli sorumluluğu üstlenebilecek hazırlığına, kararlılığına ve yeteneğine güvendiğini” söyledi.
Yeni Dışişleri Bakanı Blanco, Venezuela Merkez Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler lisans derecesine ve Metropolitan Üniversitesi’nden Siyaset ve Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans derecesine sahip.
Daha önceki görevinde Avrupa ve Kuzey Amerika’dan sorumluydu; bu görev alanı, Venezuela’nın son dönemdeki dış ilişkilerini şekillendiren yaptırımlar ve varlık anlaşmazlıklarında en aktif rol oynayan bazı hükümetleri de kapsamaktaydı.
Rodríguez, Dışişleri Bakanlığı ve Başsavcılıktan, İngiltere Merkez Bankası’nda tutulan Venezuela altınlarını geri almak için resmi prosedürleri başlatmalarını istedi.
Bu değerli metal, Venezuela’nın meşru hükümeti konusunda rakip iddiaların yer aldığı bir hukuki mücadelenin merkezinde yer alıyor.
Londra mahkemeleri, rezervleri hangi otoritenin kontrol ettiği konusunda karar vermeye çalışıyor.
Öte yandan kabinedeki değişiklikler bundan ibaret değil. Marynna Saatdjian, Blanco’nun bıraktığı görevi devralarak Avrupa ve Kuzey Amerika’dan Sorumlu Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Şimdiye kadar Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Saúl Ameliach ise Uluslararası Ticaret Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Rodriguez, bu atamaları Venezuela’nın diplomatik kadrosunu güçlendirmeye yönelik daha geniş çaplı bir çabanın parçası olarak değerlendirdi.
Geçici Başkan, hükümetin ulusal egemenliği savunurken tüm ülkelerle işbirliği ve dostluğu sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.
Altın anlaşmazlığı göz önüne alındığında, bu diplomatik değişiklik özel bir önem taşıyor. Venezuela, varlıkların Venezuela halkına ait olduğunu ve sosyal programlar ile ekonomik toparlanma için gerekli olduğunu savunarak, yıllardır Londra’da tutulan rezervlerinin serbest bırakılmasını talep ediyor.
Plasencia’yı doğrudan Birleşik Krallık’a göndererek hükümet, bu konuyu daha da yoğun bir şekilde gündeme getirme niyetinde olduğunu gösteriyor.
Şu anda yaklaşık 4 milyar ABD doları değerinde olan altın rezervlerine uygulanan dondurma kararı, Birleşik Krallık’ın Nicolás Maduro’nun 2018’deki yeniden seçilmesini tanımayı reddetmesine dayanıyor.
Bir yıl sonra, muhalefet lideri Juan Guaidó, İngiliz yetkililerden Venezuela hükümetinin bu altına erişmesini engellemelerini resmen talep etti.
Çarşamba günü yapılan kabine toplantısında Rodríguez, devam eden dondurma kararını “hırsızlık” olarak nitelendirdi:
“Bu bir alay konusu, ancak amacın Venezuela’nın altın rezervlerini gayrimeşru bir şekilde ele geçirmek olduğu ortada. Artık mazeret istemiyoruz. Muhalefet grupları tarafından açılan mantıksız dava bile, onu açanların kendisi tarafından geri çekildi.”
Rodríguez, bu talebinden “vazgeçmeyeceğini” ekledi ve altının iadesini sağlamak için “Venezuela’nın siyasi kesimleri arasında bir mutabakat olduğunu” hatırlattı.
Venezuela hükümeti ile feshedilmiş 2015 Ulusal Meclisi’ni temsil eden bir muhalefet kesimi, ABD destekli bir diyalog süreci yürütüyor.
21 Ekim’de heyetler, Londra ile görüşmek ve rezervlerin iadesini talep etmek üzere bir ortak komisyon kurulması konusunda anlaştı.
Taraflar, fonların deprem sonrası yeniden inşa çalışmalarına ayrılacağını duyurdu; ancak Rodríguez, bu fonları kamu hizmetlerini ve elektrik şebekesini güçlendirmek için de kullanacağına söz verdi.
Geçici lider, daha önce Kral III. Charles’a bir mektup yazarak altının serbest bırakılmasını talep etmişti. Eylül ayında Londra ve Karakas da benzer şekilde diplomatik bir yakınlaşma sürecine girmiş ve her iki tarafın da kendi misyonlarına büyükelçiler atama planlarını açıklamıştı.
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi6 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı












