Ortadoğu
Trump yönetiminden Umman’a İran ile ilişkileri kesme baskısı
ABD Başkanı Donald Trump’ın askeri müdahale tehditlerinin ardından Washington, Umman’dan tarafsızlık politikasından vazgeçerek İran ile diplomatik ilişkilerini tamamen kesmesini talep ediyor. Wall Street Journal’ın haberine göre, Maskat yönetiminin Tahran ile yürüttüğü denge siyaseti Washington tarafından düşmanca bir tavır olarak yorumlanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Maskat yönetimini askeri müdahaleyle tehdit etmesinin ardından Washington, Umman’dan tarafsızlık politikasından vazgeçerek İran ile diplomatik ilişkilerini tamamen kesmesini talep ediyor.
Wall Street Journal gazetesine konuşan ABD’li ve Arap kaynaklara göre, Trump yönetimi, komşusu İran ile dostça ilişkiler yürüten Umman’ı taraf seçmeye ve Tahran ile diplomatik bağlarını tamamen koparmaya zorluyor.
ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta üç ayı aşkın süredir devam eden savaş boyunca tarafsızlığını koruyan Maskat’ı “uslu durması” konusunda uyardı. Trump, aksi takdirde ülkenin ABD güçlerinin gazabıyla karşılaşabileceği tehdidinde bulundu.
ABD istihbaratının, Maskat’ın stratejik Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden geçiş ücreti alınması konusunda İran’a katılmayı planladığı yönünde bir sonuca varmasının ardından Trump konuya dair açıklama yaptı.
Trump, “Burası uluslararası sular ve Umman da herkes gibi davranacak; aksi halde onları havaya uçurmak zorunda kalırız. Bunu anlıyorlar; sorun yaşamayacaklar” ifadelerini kullandı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de sultanlığı, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için gemilerden ücret alması durumunda yaptırımlarla tehdit etti. Bessent daha sonra basına yaptığı açıklamada, Umman’ın Washington Büyükelçisi Talal Alrahbi’nin kendisine Körfez ülkesinin “geçiş ücreti alma planı olmadığını” söylediğini aktardı.
Umman ise İran’ın Hürmüz üzerinde gelecekte kontrol kurmaya dönük herhangi bir planına dahil olduğu iddialarını defalarca reddetti.
Ancak Trump’ın tehditleri, Washington ile Maskat arasında Umman’ın tarafsızlığı ve Tahran ile ilişkileri konusunda alttan alta süren gerilimi açıkça görünür kıldı.
Köklü tarafsızlık stratejisi baskı altında eziliyor
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla tetiklenen savaşın başlangıcında Ummanlı yetkililer, Tahran ile Körfez ülkeleri arasında uçuş koridorlarının yeniden açılmasını sağlayan gizli bir diplomatik kanal kurmuştu. Arap yetkililere dayandırılan bilgilere göre bu diplomatik başarı, sultanlığın çatışmadaki mutlak tarafsızlığı sayesinde mümkün oldu.
Maskat yönetimi, üç aydır kadim müttefiki Washington ile Hürmüz Boğazı’nın hemen karşı kıyısındaki güçlü komşusu Tahran arasında hassas bir denge yürütüyordu. Bu tarafsızlığın muhtemelen kalıcı bir barışın önünü açmak amacıyla tasarlandığı ifade edildi.
Ancak ABD’li ve Arap yetkililere göre bu denge stratejisi artık ters tepmeye başladı. Washington, Umman’ın Tahran’a karşı takındığı tarafsız tutumu artık “ABD’ye karşı düşmanca bir tavır” olarak yorumluyor.
Trump yönetiminin, sultanlığa net bir şekilde taraf seçmesi ve İran ile tüm diplomatik bağlarını koparması için baskı yaptığı belirtiliyor.
Umman Enformasyon Bakanı Abdullah el-Harrasi, ABD baskılarına ilişkin sorulara doğrudan yanıt vermezken, “Umman, istikrarı teşvik etmek, aksaklıkları önlemek ve ortak stratejik çıkarlarımızı korumak için ABD ve tüm sorumlu ortaklarla birlikte çalışmaya hazırdır” açıklamasını yapmakla yetindi.
Maskat yönetimi bölgesel denklemde ikilem yaşıyor
Her iki ülkeyle yakın ilişkileri, Umman’ın 1980’lerde İran-Irak Savaşı’nı sona erdirmeye yönelik müzakerelere ev sahipliği yapmasına yardımcı oldu.
Sultanlık daha sonra da Tahran ile Obama yönetimi arasında arka kanal iletişimini kolaylaştırdı. Bu süreç, İran’ın nükleer hedeflerini sınırlamayı amaçlayan ve Trump’ın ilk başkanlık döneminde tek taraflı olarak çekildiği 2015 nükleer anlaşmasıyla sonuçlandı. Umman ayrıca İran ile ABD arasında iki erken tur nükleer görüşmeye de arabuluculuk etti.
Ancak nükleer diplomasinin merkezindeki Umman, artık tarafsızlık zeminini kaybediyor. Washington’ın yanında yer alması durumunda İran’ın gazabına uğrama riski taşıyan Maskat, ABD’yi de karşısına alabilecek bir güce sahip bulunmuyor.
Düşünce kuruluşu Chatham House’un Ortadoğu Direktörü Sanam Vakil, geleneksel tarafsızlığıyla bilinen Umman’ın tam da bu yaklaşım nedeniyle eleştirilerin hedefi olduğunu belirtti. Vakil, Trump yönetiminin tehditlerinin ise Washington’da “Umman’ın İran’ı desteklediği” algısını güçlendirdiğini vurguladı.
Bölgedeki füze ve İHA saldırılarının ardından İran’ı doğrudan kınamayan Umman’ın bu tutumu, ülkenin diplomatik geleneğine bağlanıyor. Ancak savaşın ardından Körfez ülkelerine seslenen Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, çatışmaların bölgeye zarar verdiğini belirterek ABD ile güvenlik bağlarının gözden geçirilmesi çağrısında bulunmuştu.
Umman ayrıca mayıs ayında İran’ın Hürmüz’de geçiş ücreti alma hamlesini kınayan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) öncülüğündeki Birleşmiş Milletler (BM) açıklamasını imzalamayı reddeden tek Körfez ülkesi oldu.
Buna karşın ABD’li yetkililere göre Trump yönetiminin Maskat’a duyduğu güvensizlik, ilk ABD-İsrail hava saldırılarından bir gün önce Umman Dışişleri Bakanı’nın ABD televizyonuna çıkmasıyla başladı.
Bakan, söz konusu yayında Washington ile Tahran arasında çatışmayı önleyecek nükleer konularda bir anlaşmanın “ulaşılabilir” olduğunu söylemiş ve “diplomasiye ihtiyaç duyduğu alanı tanırsak” bunun mümkün olduğunu ifade etmişti.
O tarihten bu yana Trump yönetimi, Maskat’ı her türlü diplomatik sürecin dışında bırakmaya çalıştı. Ancak yetkililer, Trump’ın geçen haftaki tehditlerine rağmen İran’a desteği nedeniyle ülkeye askeri bir saldırı düzenleme planı olmadığını ileri sürdü.
Yaşanan son kriz, petrol zengini Körfez’in daha küçük bir aktörü olan Umman’ın, dev askeri sözleşmeleri ve ticari gücü olmadığı için Washington’daki karar alma mekanizmalarında yeterince lobisinin bulunmadığını da ortaya koydu.
Limanları Pentagon tarafından askeri lojistik amaçlarla kullanılsa da Umman; BAE, Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Kuveyt’in aksine hiçbir kalıcı Amerikan askeri üssüne ev sahipliği yapmıyor.
Diğer taraftan Umman’ın İran’a yönelik bu esnek ve yapıcı tutumu, bölgedeki diğer ABD müttefikleri olan Suudi Arabistan ve BAE’yi de rahatsız ediyor.
Riyad ve Abu Dabi yönetimlerinin de artık komşularını “Tahran eksenine fazlasıyla yakınlaşmış” bir tehdit olarak görmeye başladığı belirtiliyor.