Diplomasi

Trump’ın tarifeleri Alman ve Japon devlet tahvillerine ilgiyi artırdı

Yayınlanma

Yatırımcıların yıllar sonra ilk kez yatırım için güvenli liman arayışına girmesiyle birlikte ABD Hazine tahvilleri, küresel fonlar için ciddi bir rekabetle karşı karşıya kaldı.

Gösterge 10 yıllık Hazine tahvillerinin getirileri bu yıl yaklaşık 40 baz puan düşmüştü. Resesyon riskini artırdığı düşünülen ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergileri yağmuru ile birlikte ise pazartesi günü kısa süreliğine %4’ün altına geriledi.

Bloomberg’in haberine göre buna karşılık hem Avrupa hem de Japonya’da benzer oranlar yükseldi. Almanya’da 10 yıllık tahvilin %2,61’e yükselmesi, hükümetin savunma harcamalarını artırmasıyla birlikte tahvil ihracının artacağı beklentisini yansıtıyor.

Bu arada, 10 yıllık Japon tahvillerinin oranı da sıfır civarında yıllar geçirdikten sonra yükseldi ve yatırımcılar daha sıkı para politikasına hazırlanırken şu anda %1,25 civarında.

Her ikisi de hâlâ ABD tahvil getirilerinin oldukça altında olsa da, ABD menkul kıymetlerini satın alırken dolar riskinden korunan Avrupalı ve Japon yatırımcılar için Hazine tahvillerinden daha cazip görünmelerini sağlayacak seviyelerde bulunuyorlar.

Bu durum yatırımcıları, politika görünümünün daha istikrarlı olduğu kendi piyasalarına kaydırmaya ikna edebilir.

Deutsche Bank’ta ABD faizleri araştırma müdürü Matthew Raskin, “Yönetimin çeşitli politikalarının Hazine tahvillerine yönelik yabancı talebi baltalayabileceği fikri yaygınlık kazanıyor,” dedi.

Deutsche Bank ayrıca dolarda bir “güven krizi” yaşanacağı uyarısında bulunurken, UBS Group da avronun küresel rezerv para birimi olma statüsüne “ilaç gibi geleceğini” düşünüyor.

Öte yandan bu değişime şüpheyle bakılması gerektiğini düşünenler de var. Alman devlet tahvili Bund, 2023 ortalarında benzer şekilde cazip görünüyordu, fakat Hazine tahvillerindeki agresif bir satış 10 yıllık ABD getirilerini %5’e yükselterek Avrupa’nın getiri avantajını aşındırmıştı.

Eğer gümrük tarifeleri enflasyonu yeniden canlandırırsa, bu durum ABD getirilerini yeniden yükseltebilir.

Fakat Bloomberg’e göre akışlarda böyle bir değişikliğin tartışılıyor olması bile yatırımcıların sermaye için rekabet kızıştıkça Avrupa’nın küresel piyasalarda daha büyük bir rol oynamasına hazırlandıklarını gösteriyor.

Bu durum, arzın artabileceği endişesiyle son yıllarda alıcıların saldırısına maruz kalan ABD Hazine piyasasında daha büyük bir kırılganlığa yol açabilir.

Erken testlerden biri salı günü ABD hükümetinin 58 milyar dolarlık üç yıl vadeli tahvil satması ve ardından bu hafta içinde 10 ve 30 yıl vadeli tahvillerin satılmasıyla gerçekleşecek.

Geleneksel olarak, ABD’nin bütçe açığı kısmen dünyanın dört bir yanından Hazine tahvillerine yönelen sermaye dalgasıyla finanse edilegeldi.

Barclays’in fon akışı verilerini analizine göre, ABD Hazine tahvillerinin yabancı mülkiyeti piyasanın yaklaşık üçte birini oluştururken, yabancı sektör geçen yıl ABD tahvil talebinin en büyük kaynağı oldu.

Bu, yaklaşık yarısı Hazine tahvillerinde olmak üzere 910 milyar dolarlık net alımı yansıtıyordu.

ABD hükümet verilerine göre, yabancı Hazine varlıklarının büyük çoğunluğu daha uzun vadelerde bulunuyor. Vanguard’ın uluslararası faizler müdürü Ales Koutny, bunun yabancı talep azaldıkça ABD getiri eğrisini dikleştirebileceği anlamına geldiğini, yani uzun vadeli faizlerin kısa vadelilere göre yükseleceğini söyledi.

Yatırımcıların getirilerdeki küresel değişimleri nasıl yönlendirdiklerine dair erken bir gösterge birkaç gün içinde ortaya çıkabilir. Japonya’da yeni mali yıl henüz başladı ve bu dönem oradaki şirketlerin genellikle tahsis stratejilerini gözden geçirdikleri bir dönem.

Japonya, Japonya Merkez Bankası’nın on yıllardır sürdürdüğü ve yatırımcıları getiri arayışına iten ultra düşük faiz politikası nedeniyle küresel tahvil piyasalarında kilit bir oyuncu konumunda.

Almanya, mart ayı başında savunma ve altyapı için yüz milyarlarca avroluk kaynak ayırmayı planladığını açıklayarak değişimi başlattı. Yatırımcıların harcamaları karşılamak için tahvil ihracını fiyatlamasıyla Bund getirileri yükseldi.

Avrupa Birliği’nin büyük tasarruf fazlası havuzu, ABD kamu borcunun en büyük yabancı sahibi olduğu anlamına gelirken, aynı zamanda ABD kurumsal finansmanında da büyük bir rol oynuyor.

Eğer Avrupa ülkeleri yatırımlarını anlamlı bir şekilde artırırsa, bu tasarruflar evde tutulabilir.

Çok Okunanlar

Exit mobile version