Amerika
Trump’ın ‘ticaret çarı’: ABD’nin tarife savaşlarının arkasında kim var?
Jamieson Greer, bir yıldır ABD Ticaret Temsilciliğine (USTR) başkanlık ediyor. Bu makam genellikle medyanın pek ilgisini çekmese de USTR, Trump döneminde büyük önem kazandı. Batı basını Greer’ı “ticaret çarı” olarak anıyor.
Bu iddialı terim ABD’de oldukça yaygın; otomotiv endüstrisi ve finans gibi sorunlu alanlardan sorumlu üst düzey yetkililer orada “çar” olarak adlandırılıyor ve bazen bu tanım resmi makam adı bile olabiliyor. Örneğin, mevcut Trump yönetiminde yasa dışı göçle mücadeleyi yürüten “sınır çarı” Thomas Homan bulunuyor.
“Çar” Greer, basına sık sık tarifeler hakkında demeç veriyor ancak kişisel bilgilerini paylaşmayı sevmiyor. USTR’nin internet sitesindeki resmi biyografisinde doğum yılı bile yer almıyor. Çeşitli kaynaklar 4 Mart 1979 tarihini işaret ediyor.
Greer, Sierra Nevada civarındaki küçük Paradise (Kaliforniya) kasabasında işçi sınıfı ailesinde büyüdü ve beş çocuğun dördüncüsüydü. Aile, karavanla karıştırılmaması gereken uygun fiyatlı mobil evde yaşıyordu; karavan sürekli seyahat etmek için tasarlanmışken mobil ev, fabrikadan kurulum alanına teslimat kolaylığı sağlamak amacıyla taşınabilir yapıda üretiliyor.
Kaliforniya merkezli Chico Enterprise-Record yayınına verdiği röportajda Greer, tüm aile üyelerinin düzenli olarak kütüphaneye gittiğini ve kendini bildi bileli National Geographic dergisine abone olduklarını anlattı.
Diğer ülkelere ilgisi de buradan geliyordu. 1998’de Paradise’ta liseden mezun oldu ve uluslararası ilişkiler eğitimi aldığı Utah eyaletindeki Brigham Young Üniversitesine girdi.
Greer, Mormonizmin kolu olan İsa Mesih’in Ahir Zaman Azizleri Kilisesine mensup. New York eyaletinde 1830’da kurulan kilisenin bugün yaklaşık 7 milyon Amerikalı üyesi bulunuyor. Kuruluş yurt dışında aktif olarak vaaz veriyor; bu nedenle Greer eğitimine ara vererek iki yıllığına Belçika, Fransa ve Lüksemburg’daki Mormon misyonerlik faaliyetlerine katıldı.
Beyaz gömlek ve kravatıyla her gün bölge sakinleriyle, ayrıca Kosova ve Ruanda’dan gelen mültecilerle iletişim kurdu. Orada akıcı düzeyde Fransızca öğrenen Greer, bu kabiliyetinden ticaret müzakerelerinde hala faydalanıyor.
Greer daha sonra Virginia Üniversitesi Hukuk Fakültesinde eğitim gördü. Ayrıca Paris Siyasi Araştırmalar Enstitüsünde ve Pantheon-Sorbonne Üniversitesinde hukuk yüksek lisans derecesi aldı.
Ardından orduya katılarak Kansas’ta, daha sonra da Amerikan askerlerine karşı açılan davalara baktığı Türkiye ve Irak’ta Hava Kuvvetleri hukukçusu olarak görev yaptı. Bir keresinde Greer, havan topu saldırısı nedeniyle çapraz sorguyu yarıda kesmek zorunda kaldı; tüm katılımcılar aynı masanın altına sığındı.
Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin heyetinin Cenevre’deki müzakerelerde tarihi gerçeği saptırdığı zaman Greer’ın sadece bir kez çileden çıktığını anlattı. Greer’ın sergilediği bu duygusal patlama alışılmadık durumdu.
2012’de ordudan ayrılan Greer, ABD’de hukukçu olarak iş aramaya başladı. Mülakatlarından biri Washington merkezli Skadden, Arps, Slate, Meagher & Flom hukuk bürosundaydı ve görüşmeyi büro ortağı Robert Lighthizer yürüttü.
Lighthizer üzerinde “akıl ve değerlere” sahip insan izlenimi bırakan Greer, firmanın uluslararası ticari anlaşmazlıklarda U.S. Steel’i ve diğer Amerikan şirketlerini savunmasına yardımcı olması için işe alındı.
Bu iş, Greer’ın artan Çin ihracatı karşısında Amerikan sanayisinin karşılaştığı sorunları daha iyi anlamasını sağladı. New York Times’a konuşan Greer, “On yılı aşkın süredir ekonomi, ticaret ve uluslararası ilişkilerle ilgileniyorum. Konumumu sadece veri ve gerçeklerle desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda çalışırken tanıştığım insanların hikayelerini de anlatıyorum” diye konuştu.
Hukuk bürosundaki meslektaşı Jeffrey Gerrish ise şu ifadeleri kullandı: “Greer, (Çin ve diğer ülkelerden gelen ihracatın) sadece şirketler üzerinde değil, aynı zamanda işçiler ve tüm Amerikan toplumları üzerinde yarattığı etkiyi kendi gözleriyle gördü.”
Greer, kariyeri yükselişe geçen Lighthizer’ın adeta gölgesi haline geldi. Lighthizer, 1980’lerde Ronald Reagan yönetiminde ABD ticaret temsilcisi yardımcısıydı. Trump’ın ilk başkanlık dönemi 2017’de başladığında, USTR’nin başına geçme görevini Lighthizer’a verdi.
Patronunun izinden giden Greer, kurumda özel kalem müdürü oldu. Kurumda yaklaşık 250 yetkili çalışıyor; USTR’nin genel merkezi Washington’da bulunuyor ve ayrıca Cenevre ile Brüksel’de ofisleri yer alıyor.
Oval Ofis’teki toplantılarda Greer genellikle Lighthizer’ın arkasında yer alıyor ve başkanlık uçağında ona sık sık eşlik ediyordu.
Lighthizer, yabancı yetkilileri şaşırtarak, o zamanlar henüz 30 yaşında olan Greer’ı DTÖ, Güney Kore ve Meksika temsilcileriyle yapılan üst düzey görüşmeye kendi yerine gönderdi. İkili birlikte, Trump’ın Çin’e karşı ilk ticaret savaşını başlatmasına ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nı (NAFTA) yeniden şekillendirmesine yardımcı oldu.
Kendi inançlarında kararlı olsa da personelin Greer ile çalışması kolaydı. Meslektaşı David Bowling, “Astlarına karşı çok saygılıydı ve her zaman soğukkanlıydı” diye belirtti.
Üstleri de ona değer veriyordu. Belki de bunun nedeni, Greer’ın Lighthizer’ın tüm yeni çalışanlara verdiği şu tavsiyeye uymasıydı: “Tüm övgüyü kimin alacağını umursamazsanız Washington’da çok şey başarabilirsiniz.”
Trump’ın ilk başkanlık döneminin 2021’de sona ermesinin ardından Greer, uluslararası ticaret alanında uzmanlaşarak King & Spalding hukuk bürosuna ortak oldu.
2024 seçimlerinde Trump tekrar zafer kazandığında, Greer onun danışmanı olarak görev yaptı ve istişarelerde bulunmak üzere Mar-a-Lago’ya bile uçtu.
The New York Times’ın aktardığına göre Greer, yeni Amerikan liderinin dış ticaret politikası destekçilerinin listelerini hazırlayarak yönetimin şekillenmesine katkı sağladı; ayrıca Trump’ın Beyaz Saray’a döndükten hemen sonraki ilk gün açıkladığı dış ticaret muhtırasının hazırlanmasına katıldı. Muhtırada, tarifelerde olası sert artışlardan bahsediliyordu.
Politico’nun haberine göre, Greer’ın ismi ticaret bakanı ve hazine bakanı seçimlerinde de değerlendirildi. Kendisi ise daha düşük rütbeli görevi kabul etmeyeceğinin sinyalini verdi.
Trump başlangıçta Lighthizer’ı yeniden ticaret temsilcisi olarak atamayı planlıyordu ancak Lighthizer bunu reddederek kendi yerine Greer’ı önerdi. Trump’ın damadı Jared Kushner ve başkanın yakın çevresindeki bazı kişiler bu fikri destekledi: Kabinede ticaret uzmanının bulunmasının, yeni bir milyarder daha olmasından daha faydalı olacağını düşünüyorlardı.
Kasım 2024’te Greer resmi olarak ticaret temsilciliği görevine aday gösterildi. 26 Ocak 2025’te pazar okulunda dokuz yaşındaki çocuklara ders verirken telefonlarından biri Beyaz Saray’dan gelen aramalarla çalmaya başladı.
Sınır dışı edilen göçmenleri taşıyan Amerikan askeri uçaklarını kabul etmeyi reddeden Kolombiya’yı Trump gümrük vergileriyle tehdit ediyordu. Başkanın USTR’nin başında birine ihtiyacı vardı; aynı gün Senato, Greer’ın adaylığını 43’e karşı 56 oyla onayladı.
Greer telefonu kapattığında çocuklar, “Neden iki telefonunuz var?” diye sordu. O ise, “Oldukça telaşlı işim var” yanıtını verdi ve bu tamamen doğruydu.
Şubat ayında Trump, fentanil kaçakçılığını gerekçe göstererek acil durum ilan etmek ile Kanada, Meksika ve Çin’e gümrük vergisi uygulamak amacıyla Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası’nı (IEEPA) devreye soktu.
Lighthizer, hukuki açıdan çok savunmasız olduğunu düşünerek bu yasayı Trump’ın ilk döneminde kullanmamıştı.
Greer da bu görüşü paylaşıyordu ancak yine de yasayı Trump’ın seçenekleri arasına dahil etti. Bizzat Greer’ın ifadelerine başvuran The New York Times’ın aktardığına göre Trump, devlet başkanına sağladığı karar esnekliği nedeniyle bu seçeneği tercih etti.
Nisan ayında, sözde Kurtuluş Günü’nde Trump, ticaret açığını acil durum ilan etmek ve yüzde onlar seviyesinde gümrük vergisi uygulamak için IEEPA’yı tekrar kullandı.
Her iki durumda da Ticaret Temsilciliği, yabancı yetkililerin talep yağmuruna tutuldu. 2025’te 100 bin milden fazla yol kateden Greer, bazen günde yarım düzine ülkenin temsilcisiyle bir araya geldi.
Hepsi, gümrük vergilerindeki artıştan nasıl kaçınacaklarını anlamaya veya en azından bu konuda netlik kazanmaya çalışıyordu.
Belirsizliğin hakim olması Greer’ın sorunlarını daha da artırıyordu. Karşılaşılan zorluklardan biri, yerine getirildiğinde gümrük vergilerinin aynı seviyede kalmasını sağlayacak, her ülkeye yönelik net taleplerin bulunmamasıydı.
Greer, tek tek ülkelerle yapılan ticaretin özelliklerini dikkate almayan standart şartlar listesi hazırlamak zorunda kaldı; aksi takdirde iş yükünün altından kalkamazdı.
Bir diğer sorun ise gümrük vergisi meseleleriyle aynı anda birden fazla kurumun ilgilenmesiydi. Mayıs ayında Greer ve Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin ile ticari ateşkes yapılması ve ABD’ye maden tedarikinin yeniden sağlanması konusunda anlaştı.
Fakat Howard Lutnick yönetimindeki Ticaret Bakanlığı, kısa süre sonra Çinli üretici Huawei’nin yapay zeka çiplerini kullanan yabancı şirketleri (içlerinde Amerikan teknolojilerinin kullanıldığı gerekçesiyle) cezai yaptırımla tehdit etti.
Ardından bakanlık, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Müslüman nüfusun haklarının ihlal edilmesine yardımcı oldukları veya ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit ettikleri suçlamasıyla 33 Çinli şirketi kara listeye alarak onların Amerikan teknolojilerine erişimini engelledi.
Beklendiği gibi Çin, maden ihracatına yeni kısıtlamalar getirerek yanıt verdi ve böylece Greer ile Bessent’in emeklerini boşa çıkardı.
Greer, yüksek ithalat vergilerinin Amerikan sanayisini dış rekabetten koruyacağına, üretimi ABD’ye geri getireceğine ve yüksek maaşlı daha fazla istihdam yaratacağına içtenlikle inanıyor. Greer, “Başkanın yaptıkları inanılmaz. Dünya ticaretini yeniden yapılandırdı” diye konuştu.
Zaman geçtikçe Greer’ın görevleri ağırlaşıyor. Ocak ayının ortasında, Danimarka’nın Grönland’ı vermemesi halinde Avrupa ülkelerine gümrük vergisi uygulamakla tehdit etti. Buna karşılık Avrupalılar, Greer’ın aylardır yürüttüğü ticaret anlaşması müzakerelerini derhal askıya aldı.
Greer, ticaret anlaşması konuları ile yeni tarife tehditlerinin birbirinden ayrılarak ayrı ayrı ele alınması gerektiği konusunda onları ikna etmek zorunda kaldı.
Yüksek Mahkemenin Trump’ın daha önce getirdiği tarifeleri iptal ederek belirsizliği artırmasıyla durum daha da karmaşık hal aldı.
Şimdi Greer, halihazırda imzalanmış ticaret anlaşmalarının akıbeti hakkında müzakere yürütmek ve oranı bazen yüzde 10, bazen de yüzde 15 olarak açıklanan yeni küresel ithalat vergilerini dikkate alarak yeni müzakere pozisyonu geliştirmek zorunda.
Yeni tarifeler geçici çözüm olduğundan (yasa gereği en fazla 150 gün yürürlükte kalacaklar), Greer’ın iş yükü yakın zamanda hafiflemeyecek.