Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın ‘ticaret çarı’: ABD’nin tarife savaşlarının arkasında kim var?

Yayınlanma

Jamieson Greer, bir yıldır ABD Ticaret Temsilciliğine (USTR) başkanlık ediyor. Bu makam genellikle medyanın pek ilgisini çekmese de USTR, Trump döneminde büyük önem kazandı. Batı basını Greer’ı “ticaret çarı” olarak anıyor.

Bu iddialı terim ABD’de oldukça yaygın; otomotiv endüstrisi ve finans gibi sorunlu alanlardan sorumlu üst düzey yetkililer orada “çar” olarak adlandırılıyor ve bazen bu tanım resmi makam adı bile olabiliyor. Örneğin, mevcut Trump yönetiminde yasa dışı göçle mücadeleyi yürüten “sınır çarı” Thomas Homan bulunuyor.

“Çar” Greer, basına sık sık tarifeler hakkında demeç veriyor ancak kişisel bilgilerini paylaşmayı sevmiyor. USTR’nin internet sitesindeki resmi biyografisinde doğum yılı bile yer almıyor. Çeşitli kaynaklar 4 Mart 1979 tarihini işaret ediyor.

Greer, Sierra Nevada civarındaki küçük Paradise (Kaliforniya) kasabasında işçi sınıfı ailesinde büyüdü ve beş çocuğun dördüncüsüydü. Aile, karavanla karıştırılmaması gereken uygun fiyatlı mobil evde yaşıyordu; karavan sürekli seyahat etmek için tasarlanmışken mobil ev, fabrikadan kurulum alanına teslimat kolaylığı sağlamak amacıyla taşınabilir yapıda üretiliyor.

Kaliforniya merkezli Chico Enterprise-Record yayınına verdiği röportajda Greer, tüm aile üyelerinin düzenli olarak kütüphaneye gittiğini ve kendini bildi bileli National Geographic dergisine abone olduklarını anlattı.

Diğer ülkelere ilgisi de buradan geliyordu. 1998’de Paradise’ta liseden mezun oldu ve uluslararası ilişkiler eğitimi aldığı Utah eyaletindeki Brigham Young Üniversitesine girdi.

Greer, Mormonizmin kolu olan İsa Mesih’in Ahir Zaman Azizleri Kilisesine mensup. New York eyaletinde 1830’da kurulan kilisenin bugün yaklaşık 7 milyon Amerikalı üyesi bulunuyor. Kuruluş yurt dışında aktif olarak vaaz veriyor; bu nedenle Greer eğitimine ara vererek iki yıllığına Belçika, Fransa ve Lüksemburg’daki Mormon misyonerlik faaliyetlerine katıldı.

Beyaz gömlek ve kravatıyla her gün bölge sakinleriyle, ayrıca Kosova ve Ruanda’dan gelen mültecilerle iletişim kurdu. Orada akıcı düzeyde Fransızca öğrenen Greer, bu kabiliyetinden ticaret müzakerelerinde hala faydalanıyor.

Greer daha sonra Virginia Üniversitesi Hukuk Fakültesinde eğitim gördü. Ayrıca Paris Siyasi Araştırmalar Enstitüsünde ve Pantheon-Sorbonne Üniversitesinde hukuk yüksek lisans derecesi aldı.

Ardından orduya katılarak Kansas’ta, daha sonra da Amerikan askerlerine karşı açılan davalara baktığı Türkiye ve Irak’ta Hava Kuvvetleri hukukçusu olarak görev yaptı. Bir keresinde Greer, havan topu saldırısı nedeniyle çapraz sorguyu yarıda kesmek zorunda kaldı; tüm katılımcılar aynı masanın altına sığındı.

Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin heyetinin Cenevre’deki müzakerelerde tarihi gerçeği saptırdığı zaman Greer’ın sadece bir kez çileden çıktığını anlattı. Greer’ın sergilediği bu duygusal patlama alışılmadık durumdu.

2012’de ordudan ayrılan Greer, ABD’de hukukçu olarak iş aramaya başladı. Mülakatlarından biri Washington merkezli Skadden, Arps, Slate, Meagher & Flom hukuk bürosundaydı ve görüşmeyi büro ortağı Robert Lighthizer yürüttü.

Lighthizer üzerinde “akıl ve değerlere” sahip insan izlenimi bırakan Greer, firmanın uluslararası ticari anlaşmazlıklarda U.S. Steel’i ve diğer Amerikan şirketlerini savunmasına yardımcı olması için işe alındı.

Bu iş, Greer’ın artan Çin ihracatı karşısında Amerikan sanayisinin karşılaştığı sorunları daha iyi anlamasını sağladı. New York Times’a konuşan Greer, “On yılı aşkın süredir ekonomi, ticaret ve uluslararası ilişkilerle ilgileniyorum. Konumumu sadece veri ve gerçeklerle desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda çalışırken tanıştığım insanların hikayelerini de anlatıyorum” diye konuştu.

Hukuk bürosundaki meslektaşı Jeffrey Gerrish ise şu ifadeleri kullandı: “Greer, (Çin ve diğer ülkelerden gelen ihracatın) sadece şirketler üzerinde değil, aynı zamanda işçiler ve tüm Amerikan toplumları üzerinde yarattığı etkiyi kendi gözleriyle gördü.”

Greer, kariyeri yükselişe geçen Lighthizer’ın adeta gölgesi haline geldi. Lighthizer, 1980’lerde Ronald Reagan yönetiminde ABD ticaret temsilcisi yardımcısıydı. Trump’ın ilk başkanlık dönemi 2017’de başladığında, USTR’nin başına geçme görevini Lighthizer’a verdi.

Patronunun izinden giden Greer, kurumda özel kalem müdürü oldu. Kurumda yaklaşık 250 yetkili çalışıyor; USTR’nin genel merkezi Washington’da bulunuyor ve ayrıca Cenevre ile Brüksel’de ofisleri yer alıyor.

Oval Ofis’teki toplantılarda Greer genellikle Lighthizer’ın arkasında yer alıyor ve başkanlık uçağında ona sık sık eşlik ediyordu.

Lighthizer, yabancı yetkilileri şaşırtarak, o zamanlar henüz 30 yaşında olan Greer’ı DTÖ, Güney Kore ve Meksika temsilcileriyle yapılan üst düzey görüşmeye kendi yerine gönderdi. İkili birlikte, Trump’ın Çin’e karşı ilk ticaret savaşını başlatmasına ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nı (NAFTA) yeniden şekillendirmesine yardımcı oldu.

Kendi inançlarında kararlı olsa da personelin Greer ile çalışması kolaydı. Meslektaşı David Bowling, “Astlarına karşı çok saygılıydı ve her zaman soğukkanlıydı” diye belirtti.

Üstleri de ona değer veriyordu. Belki de bunun nedeni, Greer’ın Lighthizer’ın tüm yeni çalışanlara verdiği şu tavsiyeye uymasıydı: “Tüm övgüyü kimin alacağını umursamazsanız Washington’da çok şey başarabilirsiniz.”

Trump’ın ilk başkanlık döneminin 2021’de sona ermesinin ardından Greer, uluslararası ticaret alanında uzmanlaşarak King & Spalding hukuk bürosuna ortak oldu.

2024 seçimlerinde Trump tekrar zafer kazandığında, Greer onun danışmanı olarak görev yaptı ve istişarelerde bulunmak üzere Mar-a-Lago’ya bile uçtu.

The New York Times’ın aktardığına göre Greer, yeni Amerikan liderinin dış ticaret politikası destekçilerinin listelerini hazırlayarak yönetimin şekillenmesine katkı sağladı; ayrıca Trump’ın Beyaz Saray’a döndükten hemen sonraki ilk gün açıkladığı dış ticaret muhtırasının hazırlanmasına katıldı. Muhtırada, tarifelerde olası sert artışlardan bahsediliyordu.

Politico’nun haberine göre, Greer’ın ismi ticaret bakanı ve hazine bakanı seçimlerinde de değerlendirildi. Kendisi ise daha düşük rütbeli görevi kabul etmeyeceğinin sinyalini verdi.

Trump başlangıçta Lighthizer’ı yeniden ticaret temsilcisi olarak atamayı planlıyordu ancak Lighthizer bunu reddederek kendi yerine Greer’ı önerdi. Trump’ın damadı Jared Kushner ve başkanın yakın çevresindeki bazı kişiler bu fikri destekledi: Kabinede ticaret uzmanının bulunmasının, yeni bir milyarder daha olmasından daha faydalı olacağını düşünüyorlardı.

Kasım 2024’te Greer resmi olarak ticaret temsilciliği görevine aday gösterildi. 26 Ocak 2025’te pazar okulunda dokuz yaşındaki çocuklara ders verirken telefonlarından biri Beyaz Saray’dan gelen aramalarla çalmaya başladı.

Sınır dışı edilen göçmenleri taşıyan Amerikan askeri uçaklarını kabul etmeyi reddeden Kolombiya’yı Trump gümrük vergileriyle tehdit ediyordu. Başkanın USTR’nin başında birine ihtiyacı vardı; aynı gün Senato, Greer’ın adaylığını 43’e karşı 56 oyla onayladı.

Greer telefonu kapattığında çocuklar, “Neden iki telefonunuz var?” diye sordu. O ise, “Oldukça telaşlı işim var” yanıtını verdi ve bu tamamen doğruydu.

Şubat ayında Trump, fentanil kaçakçılığını gerekçe göstererek acil durum ilan etmek ile Kanada, Meksika ve Çin’e gümrük vergisi uygulamak amacıyla Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası’nı (IEEPA) devreye soktu.

Lighthizer, hukuki açıdan çok savunmasız olduğunu düşünerek bu yasayı Trump’ın ilk döneminde kullanmamıştı.

Greer da bu görüşü paylaşıyordu ancak yine de yasayı Trump’ın seçenekleri arasına dahil etti. Bizzat Greer’ın ifadelerine başvuran The New York Times’ın aktardığına göre Trump, devlet başkanına sağladığı karar esnekliği nedeniyle bu seçeneği tercih etti.

Nisan ayında, sözde Kurtuluş Günü’nde Trump, ticaret açığını acil durum ilan etmek ve yüzde onlar seviyesinde gümrük vergisi uygulamak için IEEPA’yı tekrar kullandı.

Her iki durumda da Ticaret Temsilciliği, yabancı yetkililerin talep yağmuruna tutuldu. 2025’te 100 bin milden fazla yol kateden Greer, bazen günde yarım düzine ülkenin temsilcisiyle bir araya geldi.

Hepsi, gümrük vergilerindeki artıştan nasıl kaçınacaklarını anlamaya veya en azından bu konuda netlik kazanmaya çalışıyordu.

Belirsizliğin hakim olması Greer’ın sorunlarını daha da artırıyordu. Karşılaşılan zorluklardan biri, yerine getirildiğinde gümrük vergilerinin aynı seviyede kalmasını sağlayacak, her ülkeye yönelik net taleplerin bulunmamasıydı.

Greer, tek tek ülkelerle yapılan ticaretin özelliklerini dikkate almayan standart şartlar listesi hazırlamak zorunda kaldı; aksi takdirde iş yükünün altından kalkamazdı.

Bir diğer sorun ise gümrük vergisi meseleleriyle aynı anda birden fazla kurumun ilgilenmesiydi. Mayıs ayında Greer ve Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin ile ticari ateşkes yapılması ve ABD’ye maden tedarikinin yeniden sağlanması konusunda anlaştı.

Fakat Howard Lutnick yönetimindeki Ticaret Bakanlığı, kısa süre sonra Çinli üretici Huawei’nin yapay zeka çiplerini kullanan yabancı şirketleri (içlerinde Amerikan teknolojilerinin kullanıldığı gerekçesiyle) cezai yaptırımla tehdit etti.

Ardından bakanlık, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Müslüman nüfusun haklarının ihlal edilmesine yardımcı oldukları veya ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit ettikleri suçlamasıyla 33 Çinli şirketi kara listeye alarak onların Amerikan teknolojilerine erişimini engelledi.

Beklendiği gibi Çin, maden ihracatına yeni kısıtlamalar getirerek yanıt verdi ve böylece Greer ile Bessent’in emeklerini boşa çıkardı.

Greer, yüksek ithalat vergilerinin Amerikan sanayisini dış rekabetten koruyacağına, üretimi ABD’ye geri getireceğine ve yüksek maaşlı daha fazla istihdam yaratacağına içtenlikle inanıyor. Greer, “Başkanın yaptıkları inanılmaz. Dünya ticaretini yeniden yapılandırdı” diye konuştu.

Zaman geçtikçe Greer’ın görevleri ağırlaşıyor. Ocak ayının ortasında, Danimarka’nın Grönland’ı vermemesi halinde Avrupa ülkelerine gümrük vergisi uygulamakla tehdit etti. Buna karşılık Avrupalılar, Greer’ın aylardır yürüttüğü ticaret anlaşması müzakerelerini derhal askıya aldı.

Greer, ticaret anlaşması konuları ile yeni tarife tehditlerinin birbirinden ayrılarak ayrı ayrı ele alınması gerektiği konusunda onları ikna etmek zorunda kaldı.

Yüksek Mahkemenin Trump’ın daha önce getirdiği tarifeleri iptal ederek belirsizliği artırmasıyla durum daha da karmaşık hal aldı.

Şimdi Greer, halihazırda imzalanmış ticaret anlaşmalarının akıbeti hakkında müzakere yürütmek ve oranı bazen yüzde 10, bazen de yüzde 15 olarak açıklanan yeni küresel ithalat vergilerini dikkate alarak yeni müzakere pozisyonu geliştirmek zorunda.

Yeni tarifeler geçici çözüm olduğundan (yasa gereği en fazla 150 gün yürürlükte kalacaklar), Greer’ın iş yükü yakın zamanda hafiflemeyecek.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English