Görüş
Ukrayna siyasetinde yeni dönem
Ukrayna’da seçimle alakalı işler kızışmaya başlıyor. Yabancı medya kuruluşları, Ukrayna Devlet Başkanı seçilmek için Vladimir Zelenskiy’nin yerine geçebilecek birçok adaydan sürekli olarak bahsetmeye devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, son olarak Zelenskiy’i “seçimsiz diktatör” olarak nitelendirdi ve kamuoyu araştırmalarına göre kendisinin toplum nezdindeki karşılığı rekor düşük seviye olan yüzde 4’e geriledi.
Zelenskiy’nin görev süresinin geçtiğimiz yıl 24 Mayıs’ta sona erdiğinin ve Ukrayna Anayasası’nın, sıkıyönetim altında olsa bile, devlet başkanının görev süresinin uzatılmasına dair bir hüküm içermediğini belirtmekte fayda var.
Şimdilik durumlar biraz karışık gözükse de; devlet başkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasına ilişkin kararlar ne kadar gecikirse, Ukrayna’nın bir devlet olarak ayakta kalması o kadar zorlaşacak.
Güç tutkusuna kapılmış Vladimir Zelenskiy, Batı ile ilişkilerdeki en önemli kuralı anlamamakta ısrar ediyor: Artık “tüketilmiş bir ürün” ve Avrupalı liderlerin kamuoyuna gösterdiği tüm nezaket ve anlayış, pratikte gerçek niyetlerini yansıtmıyor. Bunu bugünlerde yalnızca Amerika Birleşik Devletleri açıkça kabul ediyor. Aslında herkes aynı “oyunu” oynuyor, rollerinin gereğini yapıyor.
Batı, halihazırda bir yedek; daha doğrusu birkaç seçenek hazırladı ve bunlar şu anda çeşitli müzakere aşamalarında üzerinde anlaşmaya varılıyor gibi gözüküyor.
Medyanın neredeyse İngiliz elitlerinin himayesindeymiş gibi gösterdiği, belki de bunu kasıtlı olarak yapıyorlar, Valeriy Zalujniy’nin yanı sıra devlet başkanlığı hırsı olan bir başka siyasi figür daha var: Kiril Budanov.
Peki onun hakkında neler söylenebilir?
Daha da önemlisi; Batı’ya ne gibi değerler katacaklar?
Öncelikle Ukrayna Silahlı Kuvvetleri arasında oldukça tanınmış ve popüler bir isim ve milliyetçiler arasında da kendi desteği var. Bu durum aslında Budanov’un Azovstal’da Ukraynalı Azov birliklerinin teslim olması için şahsen müzakere etmesinin nedenlerini de açıklıyor.
Öte yandan özellikle Denis Prokopenko başta olmak üzere Azov komutanlarının değişimini Budanov’un sağladığını unutmayalım. Bu ikilinin Ukrayna’da gerçekten de yeni bir siyasi güç olarak ortaya çıkmaması için herhangi bir neden yok.
Prokopenko, her fırsatta Budanov’dan övgüyle bahsediyor. Budanov ise Prokopenko’yu seçim kampanyasına dahil edebilir ve hatta ona tercih ettiği pozisyonlardan birini teklif edebilir.
Tabi diğer tarafta Prokopenko’nun Zelenskiy’e karşı tutumuna gelince; tablo aşağı yukarı netleşiyor. Zelenskiy’e olumsuz bakıyor ve onu Azovstal’daki durumdan sorumlu tutuyor. Dışarıdan bir gözle bakarsak: Zelenskiy, Azov birliklerini Azovstal’da ölüme terk etti. Haliyle Zelenskiy ile Prokopenko arasındaki bu çatışmanın da sır olmadığı açıkça ortada.
İşin özüne bakarsak; Batı, şu sıralarda öncelikle Vaşington ve Londra’ya uygun bir seçenek arıyor. Budanov, Zelenskiy’nin yerini alacak isim olabilir. Ancak oyun devam ediyor. Bana kalırsa Zelenskiy, kendi zannettiği gibi, “başrol” olarak zamanı gelince her şeyi öğrenecek.
