Bizi Takip Edin

Avrupa

Ukrayna tavukçuluğuna AB desteği çiftçileri kızdırdı

Yayınlanma

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Ukrayna savaşından bu yana tavuk çiftliklerine ve diğer büyük Ukrayna gıda işletmelerine yaklaşık 1 milyar dolar verdi ve son zamanlarda AB genelinde çiftçi protestolarının artmasına neden olan ucuz ihracatı finanse etti. 

Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre, EBRD, 2022’den bu yana Ukrayna’nın yumurta, kümes hayvanları ve şeker üreticilerine 890 milyon dolar borç verdi. Fakat EBRD, yakında AB’deki istihdamı korumak için kota kararları ile karşı karşıya kalacaklarını söyledi. 

AB’nin en büyük tavuk üreticisi Polonya’da çiftçiler, Brüksel’in Kiev’den ithalata yönelik kısıtlamaları kaldırma kararına karşı aylarca süren protestolara öncülük etti. Polonyalı tarım işletmeleri, son iki yılda EBRD’nin tüm kredilerinin beşte birinden fazlasını alan Ukrayna’nın en büyük kümes hayvanı şirketi MHP’nin finansmanı konusunda özellikle endişeli.

Önceki Polonya hükümetinde tarımdan sorumlu devlet bakanı olan muhalefet (Hukuk ve Adalet, PiS) milletvekili Janusz Kowalski, FT’ye verdiği demeçte, “Polonya’daki kümes hayvanı endüstrisi çöküyor ve bir şirket, MHP zenginleşiyor. Ukrayna’dan gümrüksüz tavuk ve diğer tarım ürünleri ithalatı derhal durdurulmalıdır,” dedi.

MHP Başkanı John Rich, şirketinin tek başına Polonya’nın üretimini baltaladığı iddiasını reddetti. Başkan, hoşnutsuz çiftçilere sempati duyduğunu, fakat bunun yakıt sübvansiyonlarındaki kesintiler ve iklimle ilgili düzenlemeler gibi karşılaştıkları daha ciddi sorunlar nedeniyle olduğunu söyledi.

Rich, “Çiftçi olsaydım, ben de gösteri yapardım,” dedi fakat Ukrayna’nın ihracatını kısıtlamanın ‘politika açısından mantıklı olmadığını’ ileri sürdü. Rich, Ukrayna tarım ticaretinin yaklaşan AB çapında seçimler, ortak tarım politikasındaki değişiklikler ve sağa doğru siyasi bir hareket arasında kaldığını söyledi.

Bununla birlikte Rich, ihracatının AB fiyatları üzerinde önemli bir etkisi olmadığını, çünkü şirketinin diğer ihracatçılar Brezilya ve İngiltere’den pazar payı aldığını söyledi.

Rich, Brüksel’in Ukrayna ihracatına yeniden kısıtlamalar getirmesinin sadece ‘şezlongları değiştirmek’ ve Brezilya’nın ihracat liderliğini yeniden kazanmasına yardımcı olmak anlamına geleceğini savundu. Başkan ayrıca MHP’nin Suudi Arabistan’a ve talebin arttığı diğer pazarlara daha fazla ihracat yapacağını tahmin ettiğini söyledi.

AB istatistik ofisi Eurostat’a göre, AB’nin Ukrayna’dan yıllık kümes hayvanı ithalatı, savaştan bu yana iki kattan fazla arttı.

Polonya kümes hayvanı yetiştiricileri ve üreticileri birliği başkanı Andrzej Danielak, AB’nin aynı hayvan refahı standartlarına veya AB işgücü ve üretim kurallarına uymak zorunda olmayan MHP gibi dev Ukraynalı üreticilerin finansmanına yardımcı olarak kendi çiftçiliğini baltaladığını söyledi. Rich ise, kümes hayvanı çiftliklerinin AB normlarına göre kurulduğunu söyledi.

MHP, 28.000 kişiyi istihdam ediyor ve Ukrayna’da yaklaşık 360.000 hektarlık bir alanı kontrol ediyor ki bu, AB üyesi Lüksemburg’dan daha büyük bir alan. Şirket 2022’de 2,64 milyar dolar gelir elde etti. 

Şirketin kurucusu ve CEO’su Yuriy Kosiuk, eski bir emtia komisyoncusu ve eski Ukrayna cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’nun eski danışmanı. Londra borsasında da işlem gören hisselerin yüzde 60’ını elinde tutuyor. Savaştan önce şirketi 600 milyon dolar temettü ödedi.

MHP’nin Kıbrıs’ta kayıtlı olmasına rağmen Rich, şirketin Ukrayna’da vergi ödediğini ve geçen yıl devlet kasasına 160 milyon dolar katkıda bulunduğunu söyledi.

Ekim ayında EBRD, MHP’ye 480 milyon dolarlık uluslararası finansman paketinden 100 milyon dolar sağladı ve şirketin ‘Ukrayna’nın ve küresel gıda güvenliği için hayati öneme sahip olduğunu’ ve ‘Ukrayna’da çok önemli bir sosyal ve ekonomik rol oynadığını ve bunun ülke savaştayken özellikle önemli hale geldiğini’ söylemişti.

Avrupa Parlamentosu’ndaki merkez sağ Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) başkan yardımcısı Siegfried Mureşan FT’ye verdiği demeçte, kredinin Kiev’in tarımsal ihracatını desteklemek için gerekli olduğunu söyledi. Mureşan, “Ukrayna’nın ekonomik güvenliği Avrupa’nın çıkarınadır. Afrika ve Ortadoğu’da Ukrayna gıdasına ihtiyaç var,” dedi.

Avrupa

İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

Yayınlanma

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.

Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.

Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.

Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.

Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.

İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.

İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.

Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.

Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler

Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.

Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Saharov Ödülü’nü UCM kazandı

Yayınlanma

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve yetkilileri, 2026 Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü kazandı.

Bu ödül, insan hakları alanındaki çalışmalar için AB’nin verdiği en yüksek onur ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, perşembe günü kazananı açıkladı.

Metsola, Avrupa Parlamentosu üyelerinin ayakta alkışladığı konuşmasında, “AB, çok taraflılığa ve uluslararası kurumlara saygı üzerine kurulmuştur ve bu ödül, uluslararası hukuku ve adaleti korumadaki mahkemelerin önemli çalışmalarını takdir etmektedir,” dedi.

Savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılayan Lahey merkezli mahkeme, faaliyetlerini felce uğratma tehdidi oluşturan ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya.

Washington, en son önlemleri Ekim ayı başında, Nobel Barış Ödülü’nün, İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna varan bir BM raporunu denetleyen mahkemenin eski yargıçlarından Navi Pillay’e verilmesinden birkaç saat sonra duyurdu.

Sosyalistler ve Demokratlar, ödülün mahkemeye siyasi destek sağlamasını umarak UCM’yi aday göstermişti.

Adaylık sürecini başlatan Fransız sosyalist Chloé Ridel, bu zaferi “tarihi” olarak nitelendirdi.

Ridel, Rapporteur’e verdiği demeçte, “Bu, Donald Trump’a gönderilen bir umut ve direniş mesajıdır. Ne kadar sürerse sürsün UCM’nin yanında olacağız,” dedi.

Perşembe sabahı Parlamento’daki siyasi grup liderleri, kazananı belirlemek üzere kapalı kapılar ardında bir araya geldiklerinde, UCM’nin kazanma ihtimalinin düşük olduğu düşünülüyordu.

Sonuçsuz geçen ilk turda, üç sağcı grup –Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) ve Egemen Ulusların Avrupası (ESN)– Tanzanyalı muhalefet lideri Tundu Lissu’yu destekledi.

S&D, Renew, Yeşiller ve Sol’dan oluşan sol koalisyon ise UCM’yi destekledi. Avrupa için Vatanseverler (PfE) ise kendi adayları olan İranlı Taraneh ve Romina Rahimi kardeşlerin arkasında durdu.

PfE’nin adayı daha sonra yarıştan elendi ve ikinci turda Tundu Lissu ile UCM arasında bir yarışma yaşandı.

Ardından istişareler için kısa bir ara verildi. Bir yetkiliye göre bu sırada EPP’den Manfred Weber, ECR’den PfE’yi Tanzanyalı adayı desteklemeye ikna etmesini istedi.

Ne var ki PfE, Tanzanyalı aktivisti desteklemek yerine nihai oylamada çekimser kaldı ve böylece UCM’yi destekleyenlere dar bir çoğunluk sağladı.

Bu zafer, UCM’ye Brüksel’de bir miktar siyasi destek sağladı. Fakat Hollandalı EPP milletvekili Dirk Gotink, ödülün mahkemeyi “kurtaramayacağını” söyledi.

Yine de Gotink, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu zaferin “Parlamento’nun bu kurumu ve uluslararası hukukun önemini desteklediğine dair net bir sinyal” olduğunu belirtti:

“Bunun… UCM’nin Amerikan yönetiminin bu eşi görülmemiş saldırısı altında faaliyetlerine devam etmesini sağlayacağını tüm kalbimle umuyorum.”

ICC ve yetkilileri, 16 Aralık’ta Strazburg’da 50.000 avroluk ödülü alacaklar.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupa, ABD’deki ara seçimlerin “Ukrayna’yı kurtarmasını” beklemiyor

Yayınlanma

Avrupalı yetkililer, Demokrat Parti’nin 2026 ara seçimlerini kazanmasının Ukrayna’yı Trump yönetiminin Rusya lehine politikasından kurtaramayacağını değerlendiriyor. Politico’ya konuşan müzakereciler, Kongre zaferinin kapsamlı askeri yardımlar yerine sadece uydu erişimi ve hava savunma füzelerinde sınırlı kazanımlar getirmesini bekliyor.

Avrupalı yetkililer, ABD’de kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti’nin kazanmasının Ukrayna politikasını kökten değiştirmeyeceğini düşünüyor.

Politico‘ya konuşan ve Ukrayna müzakerelerinde yer alan beş Avrupalı yetkili, seçim zaferinin Kiev’i Başkan Donald Trump yönetiminin Rusya lehine yönelen çizgisinden kurtarmaya yetmeyeceği görüşünde birleşiyor.

Demokratlar seçimleri kazanmaları halinde Trump’ın son adımlarını soruşturma ve cephedeki Ukrayna birliklerini güçlendirecek yasa tasarılarını geçirme sözü veriyor.

Görüşlerine yer verilen Avrupalı yetkililer ise yalnızca Kiev’in uydu hizmetlerine erişiminin yeniden sağlanması ve hava savunma füzelerinin teslimatının hızlandırılması gibi sınırlı kazanımlar bekliyor.

Avrupalı kaynaklar, Kongre içindeki en kararlı Ukrayna destekçilerinin dahi askeri desteği keskin biçimde artıracak büyük çaplı bir yardım paketini geçiremeyeceğini vurguluyor.

Yetkililerden biri, genel ruh halini şu sözlerle aktarıyor:

“Seçim zaferi bir rahatlama yaratır ancak ABD hükümetinin nasıl işleyeceği sorusu açık kalır. Sanki her şeyi zaten gördük.”

Habere göre Demokratlar, Kongre’yi kazansalar bile yürütme organı üzerindeki denetim yetkilerini Temsilciler Meclisi ve Senato’nun yeni yasama dönemine başlayacağı 2027 yılının başında kullanabilecek.

Demokratların Kiev’e destek verebilmesi için dikkat bekleyen çok sayıda iç meseleye rağmen Ukrayna’yı öncelikli gündem maddesi yapması gerekiyor.

Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Adam Smith de CNN kanalına verdiği mülakatta bu sınırlara işaret ederek “Seçimi kazanmak iyi bir ilk adım olur ancak yeterli gelmez” değerlendirmesini yapıyor.

Avrupa kendi seçim takvimine odaklanıyor

Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürülmesinde Avrupa tarafında da güçlükler yaşanıyor. Gelecek yıl kıtanın önde gelen bazı büyük ülkelerinde sandık başına gidilecek olması kararları doğrudan etkiliyor.

Politico‘ya konuşan yetkililerden biri, “Avrupalılar Demokratların zaferinin Ukrayna’ya desteği artıracağına bel bağlamıyor. Şu anda aralarında Fransa’nın da yer aldığı ülkelerdeki büyük seçimler öncesinde doğru adımları atmaya çok daha fazla odaklanmış durumdalar” diyor.

ABD’de Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Oylamada Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı ile 100 sandalyeli Senato’nun yaklaşık üçte biri belirlenecek.

Politico, Avrupalı diplomat ve yetkililerin Donald Trump’ın Vladimir Putin’e, Volodimir Zelenskiy’den daha fazla sempati beslemesinden çekindiğini daha önce aktarmıştı.

Bazı Avrupalı yetkililer Ukrayna’ya dönük mesafeli tutumu ABD Başkanı’nın kişisel tercihleriyle ilişkilendiriyor.

Eski bir üst düzey ABD istihbarat yetkilisine dayanan The Washington Post da Trump’ın Putin’in pozisyonunu desteklemeye yakın durduğunu yazmıştı. İstihbarat kaynağı, Trump’ın bu tavrını Ukrayna’nın askeri bir zafer kazanamayacağına inanmasına dayandırıyor.

Trump ise Zelenskiy’nin bir anlaşmaya varmak istememesi halinde bunun “çok kötü sonuçlar” doğuracağı uyarısını yapıyor. Rusya’yı “durmaksızın ilerleyen büyük bir makineye” benzeten Trump, Ukrayna liderinin uzun zaman önce barış yapabileceğini ve kendisini dinlemiş olsaydı “çok daha iyi bir anlaşma elde edebileceğini” öne sürüyor.

Trump, ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini, karşılığında ise “acı, ölüm ve devasa mali kayıplardan” başka hiçbir şey almadığını savunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English