Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukrayna’da başsavcılığa yolsuzluk soruşturması: Neler biliyoruz?

Yayınlanma

Ukrayna Başsavcısı Ruslan Kravçenko, 7 Eylül akşamı istifa dilekçesini verdi. Haberi başsavcılık makamının resmi Telegram kanalı duyurdu. Kravçenko kararını, “Bu siyasi bir karar ve bunu bilerek, isteyerek aldım. Başsavcılık makamının siyasi çekişmelerin aleti haline getirilmesini istemiyorum” sözleriyle açıkladı.

Oysa bu duyurudan sadece birkaç saat önce Kravçenko, kendi isteğiyle görevi bırakmaya niyeti olmadığını savunuyordu. Ukrinform’un aktardığına göre gazetecilere konuşan Kravçenko, “Bunun yasal prosedürleri var. Koltuğa yapışmış değilim, asla da yapışmam. Bu ekibin, devlet başkanının ya da parlamentonun vereceği bir karar. Şu an için benim böyle bir kararım yok” demişti.

36 yaşındaki Ruslan Kravçenko, Haziran 2025’ten bu yana ülkenin başsavcılık görevini yürütüyordu. Daha önce Ukrayna Devlet Vergi Dairesi Başkanlığı (Aralık 2024 – Haziran 2025) ve Kiev Bölgesi Devlet İdaresi Başkanlığı (Nisan 2023 – Aralık 2024) yapmıştı.

Kravçenko’nun ayrılığı, Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ile Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığının (SAP) yürüttüğü yeni bir soruşturmayla bağlantılı. NABU, 4 Eylül’de bu iki birimin, “dolandırıcı çağrı merkezleri ağı ve mal varlıklarının aklanmasıyla” ilişkili, başında da Başsavcılıktan bir yetkilinin bulunduğu “suç örgütünü çökertmek için özel bir operasyon yürüttüğünü” duyurmuş; kısa süre sonra operasyonun adının “Kartaca” olduğunu belirtmişti. Aynı günlerde Ukrayinska Pravda gazetesi, kaynaklarına dayanarak Kravçenko’nun, yardımcısı Mariya Vdoviçenko’nun ve Odessa Bölgesi Devlet İdaresi Başkanı Oleg Kiper’in adreslerinde aramalar yapıldığını yazdı.

Ertesi gün NABU ve SAP, dolandırıcı çağrı merkezlerini koruyup kollayan ve “milyonlarca liralık serveti aklayan” suç örgütünü ortaya çıkardıklarını duyurdu. Çarkın kurucusu olarak başsavcılık makamındaki birim yöneticilerinden biri gösterildi. Yolsuzlukla mücadele birimlerinin verdiği bilgiye göre söz konusu bürokrat, suç örgütünü 2025’in ortasında kurup başına geçti; şebekede hem savcılık çalışanları hem de bu yetkiliye yakın gayriresmi isimler yer aldı. Yapılan açıklamada, “Şüpheliler, sözde çağrı merkezlerinin yasa dışı faaliyetlerine göz yummak karşılığında düzenli rüşvet toplanan bir çark kurdu. Suç yoluyla elde edilen paraları da çeşitli yöntemlerle akladılar” dendi. Zerkalo Nedeli gazetesinin paylaştığı bilgilere bakılırsa Ukrayna genelinde yaklaşık 2 bin dolandırıcı çağrı merkezi faaliyet gösteriyor olabilir ve bunların neredeyse yarısı güvenlik birimlerinin koruması altında.

NABU ve SAP’ın aktardığına göre zanlılar gayrimenkul, mücevher ve değerli taşınır mallar için 20 milyon grivnadan (yaklaşık 450 bin dolar) fazla para harcadı. Örgüt elebaşının üçüncü şahıslar üzerine kaydettirdiği varlıkların tutarı 12 milyon grivnayı (270 bin dolardan fazla) bulurken bu mallar arasında Karpatlar bölgesindeki bir apart otel kompleksindeki daireler de yer alıyor. Şebeke üyeleri 10 milyon grivnayı aşkın (225 bin dolardan fazla) bir tutarı ise yakınlarının banka hesaplarına aktardı. 5 Eylül itibarıyla Kartaca operasyonu kapsamında NABU ve SAP beş kişiyi yakaladı.

Büro ve savcılığın iddiasına göre suç örgütünün başında başsavcılık çalışanı Serhiy Kropıva vardı. Yüksek Yolsuzlukla Mücadele Mahkemesi (VAKS), 6 Eylül’de Kropıva’yı 120 milyon grivna kefaletle serbest kalma şartıyla tutukladı. Ukrayna Yolsuzlukla Mücadele Merkezinin aktardığı bilgilere göre duruşmada, Kropıva’nın çağrı merkezlerini kollamanın yanı sıra toplam 89,9 milyon grivna (yaklaşık 2 milyon dolar) değerinde mal varlığını aklamakla suçlandığı da anlaşıldı. Mahkemede SAP savcısı, Kropıva ile Kravçenko arasındaki bağlara da değindi. Savcılığın iddiasına göre Kropıva, Başsavcının Kiev bölgesindeki Kozın köyünde bulunan evinin tadilatını bizzat yönetip masraflarını karşılamış, Kravçenko’nun eşine ABD vizesi alınmasına yardımcı olmuş ve Başsavcının Madrid’deki doğum günü kutlamasını organize etmişti.

Kravçenko aynı gün yaptığı açıklamada, dosyanın şüphelisinin görevden uzaklaştırıldığını, denetimlerin ve başsavcılık personeline uygulanacak yalan makinesi testlerinin ardından yeni personel kararlarının geleceğini belirtti. Kravçenko Telegram hesabından, “Geçtiğimiz bir yılda kolluk kuvvetleri savcılık çalışanlarını gözaltına aldı, haklarında suçlamalarda bulundu. Bu vakaları hiçbir zaman gizlemedik, kamuoyuna bizzat duyurduk. Bundan sonra da böyle olacak” diye yazdı.

Ardından basında çıkan aramalara engel olduğu, NABU ve SAP’ın fotoğraflarını yayımladığı para dolu kasanın kendisiyle bağlantılı bulunduğu ve aramalardan sonra ortadan kaybolduğu yönündeki iddialara yanıt verdi. Kravçenko bunların tümünün asılsız olduğunu savundu: “Pek çok kişinin benim bir köşeye sinmemi, hastanelik olmamı ya da benzer bir şey yaşanmasını arzuladığının farkındayım. Fakat beni ‘sevenleri’ hayal kırıklığına uğratacağım: Dün görevimin başındaydım, bugün de mesaideyim, biraz da spor yaptım. Çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini 6 Eylül’de paylaştı.

Kısa süre sonra, çağrı merkezlerine kol kanat gerdiği iddialarını da reddettiğini açıkladı. 6 Eylül’de Telegram’dan, “Seyahatlerime ve ailemin şahsi harcamalarına gelince; bütün harcamalar yürürlükteki mevzuata ve beyan edilen gelirlere uygun olarak, hiçbir ihlal yapılmadan gerçekleştirildi. ABD vizesi alınması ve dizüstü bilgisayar satın alınması iddialarına gelince: Eşim belgelerini tek başına hazırlayıp vizesini kendi aldı, yeni bir dizüstü bilgisayarı da yok” diye yazdı ve ekledi: “Bulunduğum makam beni denetimden muaf tutmaz. Ancak suçlamaların somut delillere dayanması gerektiği kuralını da ortadan kaldırmaz.”

Kravçenko bir gün sonra istifasını duyurdu. Ukrayinska Pravda’nın haberine göre istifanın öncesinde Kravçenko, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve iktidardaki Halkın Hizmetkârı partisinin meclis grup başkanı David Arahamiya ile bir araya gelmişti. Kararın yürürlüğe girmesi için artık parlamentonun (Verhovna Rada) onayı gerekiyor.

Zelenskiy ne yapacak?

Ukrayinska Pravda kaynaklarının aktardığına göre, Başsavcı Yardımcısı Vdoviçenko’nun adresindeki aramalarda NABU ve SAP yönetiminin takibe alındığını gösteren materyaller ele geçirildi. Gazeteye göre bu durum, “yaşanan son gelişmelere rağmen Başsavcının yolsuzlukla mücadele birimlerine karşı taarruza geçmeyi planladığına işaret ediyor olabilir.”

Gazeteye konuşan kaynaklar, Arahamiya’nın Kravçenko’nun görevden alınmasına karşı çıktığını, ancak “Zelenskiy’nin yakın çevresinden gelen siyasi tavsiyeler konusunda zaten yeterince kötü tecrübesi olduğunu” aktardı. Gazetenin aktardığına göre “dönemin etkili siyasi figürlerinden biri”, durumu şu sözlerle değerlendirdi: “Sorumluluğu David değil, her halükarda devlet başkanı üstlenecek. Kravçenko’yu görevden almadığı her gün bu mesele kendi itibarını daha da zedeliyor. Ya bir de Kravçenko hakkında resmen soruşturma açılırsa, o zaman ne olacak? Üstelik her yeni suçlamayla birlikte devlet başkanının etrafındakilere duyduğu güven de giderek azalıyor.”

NABU ve SAP soruşturmaları son bir yılda Ukrayna yönetiminde peş peşe istifalara ve kadro değişikliklerine yol açtı. 2019’dan bu yana Zelenskiy’nin en yakınındaki isimlerden biri olan Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, Kasım 2025’te istifasını verdi; daha sonra hakkında yaklaşık yarım milyar grivnayı aklama suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Yine bu birimlerin soruşturmaları yüzünden Başbakan Yardımcısı Oleksiy Çernışov, Adalet Bakanı German Galuşçenko, Enerji Bakanı Svitlana Grinçuk ve Zelenskiy’nin Ofis Başkan Yardımcısı İrına Mudra görevlerini kaybetti. 2023 yılında patlak veren yolsuzluk skandalının ardından savunma bakanı yardımcılarının tamamı değiştirilmişti. Ne var ki tablo değişmedi; The New York Times’ın geçtiğimiz günlerde geçtiği habere göre yalnızca 2024 yılında Ukrayna Savunma Bakanlığının dolandırıcılık, usulsüz harcamalar ve kötü yönetim kaynaklı kaybı yaklaşık 1,2 milyar doları buldu.

Ukrayna merkezli Strana sitesi, NABU ve SAP’ın adımlarının arkasında eski Savunma Bakanı Mıhaylo Fedorov’u geleceğin devlet başkanı olarak gören çevrelerin bulunduğunu öne sürüyor. Siteye göre bu çevreler için Zelenskiy’ye sadık olan Kravçenko’nun koltuğundan indirilmesi kritik önemdeydi. Strana, Ukrayna Devlet Başkanının siyasi konumunun giderek zayıfladığı ve artık sadece “yolsuzluk skandallarına adı karışan isimleri” görevden alarak sorunları çözme şansının kalmadığı sonucuna varıyor. Dolayısıyla Zelenskiy zor bir tercihle karşı karşıya: Ya güvenlik birimlerinin başkanlık denetiminden çıkmasına razı olacak ya da karşı taarruza geçerek “ceza davaları ve Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi yaptırımlarıyla yolsuzlukla mücadele birimlerine ve onların arkasındaki destekçilere darbe indirecek.”

Diplomasi

Güney Kore, Ukrayna’daki diplomatik personelinin bir kısmını çekiyor

Yayınlanma

Güney Kore, Ukrayna’daki hava saldırısı tehdidi ve Kuzey Koreli esirlerin teslimine dair bilginin açıklanmasıyla başlayan kriz nedeniyle büyükelçilik personelinin bir bölümünü geri çekiyor. Seul yönetimi, 8 Ekim’de büyükelçisini çağırmasının ardından konsolosluk çalışanlarının Ukrayna’da kalacağını, diplomatik temasların ise geçici maslahatgüzar düzeyinde süreceğini duyurdu.

Güney Kore hükümeti, Ukrayna’daki büyükelçilik personelinin bir kısmını geri çekme kararı aldı.

Yonhap haber ajansının aktardığına göre Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Park Doo-sun, adımın gerekçesi olarak Kiev yönetiminin Kuzey Koreli esirlerin teslimine dair bilginin sızdırılmasıyla başlayan anlaşmazlıkta “olumlu adımlar” atmamasını gösterdi.

Sözcü, diplomatların güvenliğini zorlaştıran hava saldırısı tehdidinin sürmesini de gerekçeler arasında saydı.

Personelin bir bölümünün çekilmesinin ardından zorunlu diplomatik temaslar, Ukrayna Geçici Maslahatgüzarı başkanlığında sürecek. Güney Kore vatandaşlarını korumakla görevli konsolosluk personelinin tamamı ise Ukrayna’da kalacak.

Seul yönetimi bu adımdan önce, 8 Ekim’de büyükelçisini geri çekme kararı almıştı. Dışişleri Bakanlığı o tarihte, ortaya çıkan sorunları yapıcı biçimde çözmek üzere Kiev ile istişareleri sürdürmeye hazır olduğunu belirtmişti.

İki ülke arasındaki gerginlik, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı.

Zelenskiy, Kuzey Kore ordusuna mensup iki esir askerin Güney Kore’ye teslim edildiğini açıkladı.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung ise Kiev’i gizlilik anlaşmasını ihlal etmekle suçladı.

Lee, bu bilgilerin açığa çıkmasının esirlerin ailelerini ve Kore Yarımadası’ndaki istikrarı tehlikeye attığını söyledi.

Seul kamuoyu önünde özür bekliyor

Ukrayna Devlet Başkanı Danışmanı Dmitriy Litvin gizlilik anlaşmasının varlığını reddetti.

Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna Maslahatgüzarı Andrey Veşkin’i çağırarak Litvin’in açıklamalarına karşı protesto notası verdi.

Devlet Başkanı Lee Jae-myung, 2 Ekim’de yaptığı açıklamada, Ukrayna makamlarının anlaşmayı kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi durumunda Kiev’e karşı ek tedbirler alacakları uyarısını yaptı. Lee, esirlerin tesliminin gizli tutulmasını başlangıçta Ukrayna’nın bizzat talep ettiğini ifade etti.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Georgiy Tıhiy, anlaşmazlığın gizlilik rejiminin farklı yorumlanmasından kaynaklandığını dile getirdi.

Tıhiy, Seul’ün bütün Kore Yarımadası’nı kendi toprağı kabul eden anayasasına dayanarak esirlerin “kendi vatandaşları gibi” teslim edilmesini istediğini aktardı.

Teslimi bir “iyi niyet gösterisi” olarak nitelendiren Tıhiy, görüş ayrılıklarını gidermek üzere kamuoyuna kapalı müzakereler yürüttüklerini bildirdi.

Büyükelçi Park Ki-chang, 10 Ekim’de Seul’e döndü. The Korea Times gazetesinin bakanlığa dayandırdığı haberine göre büyükelçinin geri çağrılması, esirlerle ilgili bilginin sızdırılmasına karşı diplomatik bir protesto niteliği taşıyordu.

Gazete, Güney Kore’nin benzer bir adımı en son 2008 yılında Japonya’daki büyükelçisini geri çekerek attığını yazdı.

Moskova yabancı diplomatları uyardı

Rusya Dışişleri Bakanlığı 3 Ekim’de, diplomatik misyon çalışanları dahil olmak üzere yabancı ülke vatandaşlarını Ukrayna’da bulunmamaları konusunda yeniden uyardı.

Bakanlık, askeri hedeflere yönelik devam eden saldırıları gerekçe göstererek Kiev’den ayrılma tavsiyesini hatırlattı.

Bakanlık, uyarılara kulak asmayanların olası sonuçların sorumluluğunu üstleneceğini kaydetti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 24 Eylül’de yaptığı açıklamada, Kiev’in Seul’e iki Kuzey Koreli savaş esirini teslim ettiğine dair ellerinde bilgi olmadığını söyledi.

Peskov, esir meselelerinin Savunma Bakanlığı ile istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu belirterek “Özel servisler üzerinden temaslar sürüyor” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Rusya hazırlığında beş kritik anlaşmazlık

Yayınlanma

NATO üyesi 32 ülke, 2029 yılına kadar ordularına kazandırmaları gereken asker ve silah kapasitesini belirlemek üzere müzakerelere başlıyor. İttifak içinde ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığından insansız hava araçlarının bütçe payına kadar beş temel başlıkta görüş ayrılığı yaşanıyor.

NATO, Rusya ile olası bir çatışmaya hazırlık çerçevesinde ittifakın savunma planlarını şekillendirecek kritik bir müzakere sürecine giriyor.

Politico‘nun haberine göre ittifak üyesi ülkeler, 2029 yılına kadar sağlamaları gereken asker ve silah kapasitesini belirlemek üzere bu ay masaya oturuyor.

Bazı Avrupalı yetkililer, Moskova’nın 2029’a kadar bir NATO ülkesine saldırabilecek askeri hazırlığa ulaşmasından endişe duyuyor. İttifakın görevdeki ve eski 15 temsilcisi ile diplomatlarla görüşen Politico, 32 üyenin uzlaşmaya çalıştığı beş temel görüş ayrılığını aktardı.

Müzakerelerin ilk başlığını, savunma için gereken kuvvet büyüklüğü ve silah miktarı oluşturuyor.

Müttefikler, savunma ihtiyaçlarının yanı sıra ittifak sınırları dışındaki küçük çaplı operasyonlar için ayrılan ve her biri yaklaşık 5 bin kişiden oluşan 18 ek tugayın korunup korunmayacağını tartışıyor.

ABD’nin Avrupa’dan kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk almasını istemesi nedeniyle, bu dış operasyon taahhütlerinin azaltılması veya tamamen kaldırılması gündemde tutuluyor.

ABD Avrupa’daki askeri varlığını gözden geçiriyor

İkinci anlaşmazlık noktası, Amerikan ordusunun kıtadaki varlığını azaltma ihtimali olarak öne çıkıyor. Pentagon, Avrupa’daki kuvvet yapısına dair hazırladığı incelemeyi aralık ayında tamamlamayı planlıyor.

Daha önce bazı savaş uçaklarını, insansız hava araçlarını ve savaş gemilerini NATO kullanımındaki güç havuzundan çeken Washington’ın bu adımı, Avrupalı müttefikleri zorluyor. Avrupa ülkelerinin ağır nakliye uçakları ve keşif araçları gibi kritik Amerikan askeri teçhizatındaki eksikliği kendi imkanlarıyla kapatmak zorunda kalabileceği belirtiliyor.

Üçüncü başlıkta coğrafi öncelikler yer alıyor. Ukrayna’daki çatışmaların başlamasıyla doğu kanadına yoğunlaşan NATO, son dönemde rotasını aynı zamanda Arktik bölgesine çevirmiş durumda.

Dördüncü tartışma konusu ise savunma bütçelerinin dağılımında düğümleniyor. Müttefiklerin askeri harcamalarda insansız sistemler ile tank ve topçu gibi geleneksel ağır silahlar arasında nasıl bir denge kuracağı henüz netleşmedi.

Ukrayna tecrübesi ittifak doktriniyle ne kadar örtüşüyor?

Son görüş ayrılığı, Ukrayna sahasından çıkarılan derslerin NATO planlarına nasıl aktarılacağı sorusundan kaynaklanıyor. İttifak içindeki bazı ülkeler Kiev ile insansız hava araçları, hava savunması ve askeri teknolojiler alanında daha yakın işbirliğini savunuyor.

Fakat diğer üyeler, Ukrayna’daki çatışma tecrübesinin NATO doktrinine doğrudan kopyalanamayacağı uyarısında bulunuyor. Bu görüşü savunanlar, ittifakın askeri yaklaşımının hızlı birlik manevralarına ve mutlak hava üstünlüğüne dayandığını vurguluyor.

Genel Sekreter’den doğrudan tehdit açıklaması

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada ittifakın üye ülkelerden herhangi birine yönelik acil bir Rusya saldırısı tehdidi görmediğini kaydetti.

Rutte, NATO’nun gerekli savunma planlarına sahip olduğunu ve müttefiklerin bütün topraklarını korumaya hazır olduğunu ifade etti.

Buna karşılık NATO liderleri, temmuz ayında Ankara’da düzenlenen zirvede Rusya’yı Avrupa-Atlantik güvenliğine yönelik “uzun vadeli tehdit” olarak tanımladı.

Liderler, askeri harcamaları 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5’ine çıkarma hedefini de bu toplantıda teyit etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise daha önce yaptığı değerlendirmelerde, ülkesinin saldırgan planları olduğuna dair iddiaları “saçmalık, kaba ve küstahça bir yalan” olarak nitelendirmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, Avrupa’daki Rus varlıklarını kısmen serbest bırakmayı önerdi

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin haberine göre ABD, dondurulan Rus devlet varlıklarının bir kısmını serbest bırakarak kendi denetimindeki bir fona aktarmayı önerdi. Avrupa ülkeleri, 260 milyar avroluk rezervin denetimini devretmeyi ve Moskova’ya kaynak iadesini reddetti. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, fonlar hakkında yalnızca Avrupa’nın karar verebileceğini söyledi.

ABD yönetimi, Ukrayna’da barış görüşmelerini yeniden başlatabilmek amacıyla Avrupa ülkelerine dondurulan Rus devlet varlıklarının bir bölümünü serbest bırakma önerisi götürdü.

Financial Times gazetesinin konuya aşina dört kaynağa dayandırdığı habere göre plan, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner tarafından Miami’deki müzakerelerde gündeme taşındı.

Washington fonların kendi denetimine devredilmesini istedi

Görüşmelerde Ukrayna, Fransa, Almanya, İngiltere, AB ve NATO yetkilileri yer aldı. Amerikan heyeti, Rusya’nın dondurulan egemen varlıklarının çözülmesi için çeşitli yöntemler sundu.

Bu seçenekler arasında, söz konusu kaynakların Washington denetimindeki özel amaçlı yeni bir mali yapıya aktarılması da yer aldı.

Amerikalı bir yetkili, konunun kapsamlı bir barış anlaşmasının parçası olarak ele alındığını doğruladı. Yetkili, fonların nasıl serbest bırakılacağı ve çatışma sonrasında nerelere harcanacağı konusunda henüz kesinleşmemiş birçok fikrin tartışıldığını dile getirdi.

Aynı yetkili, Washington’ın Kiev’den hangi kaynaktan gelirse gelsin fonların nasıl harcanacağına dair bir plan sunmasını istediğini aktardı. ABD tarafı ayrıca Ukrayna’nın yolsuzlukla mücadele reformları ve hesap verebilirlik mekanizmaları için Dünya Bankası ile ortak çalışmasını talep etti.

Benzer bir varlık planı, Trump yönetiminin bir yıl önce hazırladığı ancak kabul görmeyen 28 maddelik barış taslağında da yer almıştı.

Avrupalı müzakerecilerden Washington’ın planına ret

Görüşmeye katılan Avrupalı heyetler, varlıklar üzerindeki denetimi devretmeye ve fonların bir kısmını Moskova’ya iade etmeye karşı çıktı. Süreci izleyen bir kaynak, heyetlerin Amerikan tarafına “Bunun kesinlikle gerçekleşmeyeceğini” ilettiğini kaydetti.

Öneri, Washington’ın savaşı sonlandırma yaklaşımı ve niyetleri konusunda Avrupa başkentleri ile Kiev’de tedirginlik yarattı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Brüksel’deki AB liderler zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada girişime doğrudan tepki gösterdi. Merz, “Bunlar Avrupa’da dondurulan varlıklar ve Avrupa’da dondurulmuş olarak kalmalı. Bu bizim meselemiz, kararını da biz veririz” dedi.

Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski de varlıkların serbest bırakılarak Moskova’ya dönmesi fikrini 13 Ekim’de sert sözlerle reddetmişti. Sikorski, “Ortak görüşü yansıttığımı düşünerek söylüyorum: Ancak cesedimizi çiğnerseniz olur” açıklamasını yapmıştı.

260 milyar avroluk rezervin kaderi belirsizliğini koruyor

Batılı müttefikler, Rusya’nın 2022’deki Ukrayna işgalinin ardından Moskova’ya ait yaklaşık 260 milyar avroluk devlet varlığını dondurdu. Bu tutarın büyük çoğunluğu AB sınırları içinde kalıyor.

En büyük pay olan yaklaşık 170 milyar avro, Belçika merkezli menkul kıymet takas kurumu Euroclear bünyesinde tutuluyor. AB, Aralık 2025’te 210 milyar avroluk Rus varlığını süresiz dondurma kararı aldı.

Avrupa Birliği mevcut düzende bu varlıkların getirilerini Ukrayna’ya aktarıyor. Ukrayna, G7 ülkelerinden dondurulan bu varlıkların faiz gelirleriyle temin edilen 45 milyar avroluk bir kredi sağladı.

Buna karşın birçok Avrupa başkenti, ana paraya dokunmanın yaratacağı hukuki ve mali risklerden kaçınıyor. Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, bu kaynaklar üzerinden tazminat kredisi verilmesini getireceği riskler nedeniyle en kötü seçenek olarak nitelemişti.

AB liderleri geçen yılın sonunda, Rusya’nın savaş tazminatı ödememesi halinde bu fonları Ukrayna’nın yeniden inşasında kullanma taahhüdünde bulundu. Ancak varlıkların serbest bırakılması 27 AB üyesinin oybirliğini gerektiriyor ve üye ülkelerin mevcut tutumu bu yönde bir kararı uzak kılıyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Rus devlet medyasına yaptığı açıklamada, Moskova’nın varlıkları geri almak için her yolu deneyeceğini belirtti. Peskov, bu çabaların hukuki çalışmaları, mahkeme süreçlerini ve adli kovuşturmaları kapsadığını bildirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English