Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukrayna’da başsavcılığa yolsuzluk soruşturması: Neler biliyoruz?

Yayınlanma

Ukrayna Başsavcısı Ruslan Kravçenko, 7 Eylül akşamı istifa dilekçesini verdi. Haberi başsavcılık makamının resmi Telegram kanalı duyurdu. Kravçenko kararını, “Bu siyasi bir karar ve bunu bilerek, isteyerek aldım. Başsavcılık makamının siyasi çekişmelerin aleti haline getirilmesini istemiyorum” sözleriyle açıkladı.

Oysa bu duyurudan sadece birkaç saat önce Kravçenko, kendi isteğiyle görevi bırakmaya niyeti olmadığını savunuyordu. Ukrinform’un aktardığına göre gazetecilere konuşan Kravçenko, “Bunun yasal prosedürleri var. Koltuğa yapışmış değilim, asla da yapışmam. Bu ekibin, devlet başkanının ya da parlamentonun vereceği bir karar. Şu an için benim böyle bir kararım yok” demişti.

36 yaşındaki Ruslan Kravçenko, Haziran 2025’ten bu yana ülkenin başsavcılık görevini yürütüyordu. Daha önce Ukrayna Devlet Vergi Dairesi Başkanlığı (Aralık 2024 – Haziran 2025) ve Kiev Bölgesi Devlet İdaresi Başkanlığı (Nisan 2023 – Aralık 2024) yapmıştı.

Kravçenko’nun ayrılığı, Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ile Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığının (SAP) yürüttüğü yeni bir soruşturmayla bağlantılı. NABU, 4 Eylül’de bu iki birimin, “dolandırıcı çağrı merkezleri ağı ve mal varlıklarının aklanmasıyla” ilişkili, başında da Başsavcılıktan bir yetkilinin bulunduğu “suç örgütünü çökertmek için özel bir operasyon yürüttüğünü” duyurmuş; kısa süre sonra operasyonun adının “Kartaca” olduğunu belirtmişti. Aynı günlerde Ukrayinska Pravda gazetesi, kaynaklarına dayanarak Kravçenko’nun, yardımcısı Mariya Vdoviçenko’nun ve Odessa Bölgesi Devlet İdaresi Başkanı Oleg Kiper’in adreslerinde aramalar yapıldığını yazdı.

Ertesi gün NABU ve SAP, dolandırıcı çağrı merkezlerini koruyup kollayan ve “milyonlarca liralık serveti aklayan” suç örgütünü ortaya çıkardıklarını duyurdu. Çarkın kurucusu olarak başsavcılık makamındaki birim yöneticilerinden biri gösterildi. Yolsuzlukla mücadele birimlerinin verdiği bilgiye göre söz konusu bürokrat, suç örgütünü 2025’in ortasında kurup başına geçti; şebekede hem savcılık çalışanları hem de bu yetkiliye yakın gayriresmi isimler yer aldı. Yapılan açıklamada, “Şüpheliler, sözde çağrı merkezlerinin yasa dışı faaliyetlerine göz yummak karşılığında düzenli rüşvet toplanan bir çark kurdu. Suç yoluyla elde edilen paraları da çeşitli yöntemlerle akladılar” dendi. Zerkalo Nedeli gazetesinin paylaştığı bilgilere bakılırsa Ukrayna genelinde yaklaşık 2 bin dolandırıcı çağrı merkezi faaliyet gösteriyor olabilir ve bunların neredeyse yarısı güvenlik birimlerinin koruması altında.

NABU ve SAP’ın aktardığına göre zanlılar gayrimenkul, mücevher ve değerli taşınır mallar için 20 milyon grivnadan (yaklaşık 450 bin dolar) fazla para harcadı. Örgüt elebaşının üçüncü şahıslar üzerine kaydettirdiği varlıkların tutarı 12 milyon grivnayı (270 bin dolardan fazla) bulurken bu mallar arasında Karpatlar bölgesindeki bir apart otel kompleksindeki daireler de yer alıyor. Şebeke üyeleri 10 milyon grivnayı aşkın (225 bin dolardan fazla) bir tutarı ise yakınlarının banka hesaplarına aktardı. 5 Eylül itibarıyla Kartaca operasyonu kapsamında NABU ve SAP beş kişiyi yakaladı.

Büro ve savcılığın iddiasına göre suç örgütünün başında başsavcılık çalışanı Serhiy Kropıva vardı. Yüksek Yolsuzlukla Mücadele Mahkemesi (VAKS), 6 Eylül’de Kropıva’yı 120 milyon grivna kefaletle serbest kalma şartıyla tutukladı. Ukrayna Yolsuzlukla Mücadele Merkezinin aktardığı bilgilere göre duruşmada, Kropıva’nın çağrı merkezlerini kollamanın yanı sıra toplam 89,9 milyon grivna (yaklaşık 2 milyon dolar) değerinde mal varlığını aklamakla suçlandığı da anlaşıldı. Mahkemede SAP savcısı, Kropıva ile Kravçenko arasındaki bağlara da değindi. Savcılığın iddiasına göre Kropıva, Başsavcının Kiev bölgesindeki Kozın köyünde bulunan evinin tadilatını bizzat yönetip masraflarını karşılamış, Kravçenko’nun eşine ABD vizesi alınmasına yardımcı olmuş ve Başsavcının Madrid’deki doğum günü kutlamasını organize etmişti.

Kravçenko aynı gün yaptığı açıklamada, dosyanın şüphelisinin görevden uzaklaştırıldığını, denetimlerin ve başsavcılık personeline uygulanacak yalan makinesi testlerinin ardından yeni personel kararlarının geleceğini belirtti. Kravçenko Telegram hesabından, “Geçtiğimiz bir yılda kolluk kuvvetleri savcılık çalışanlarını gözaltına aldı, haklarında suçlamalarda bulundu. Bu vakaları hiçbir zaman gizlemedik, kamuoyuna bizzat duyurduk. Bundan sonra da böyle olacak” diye yazdı.

Ardından basında çıkan aramalara engel olduğu, NABU ve SAP’ın fotoğraflarını yayımladığı para dolu kasanın kendisiyle bağlantılı bulunduğu ve aramalardan sonra ortadan kaybolduğu yönündeki iddialara yanıt verdi. Kravçenko bunların tümünün asılsız olduğunu savundu: “Pek çok kişinin benim bir köşeye sinmemi, hastanelik olmamı ya da benzer bir şey yaşanmasını arzuladığının farkındayım. Fakat beni ‘sevenleri’ hayal kırıklığına uğratacağım: Dün görevimin başındaydım, bugün de mesaideyim, biraz da spor yaptım. Çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini 6 Eylül’de paylaştı.

Kısa süre sonra, çağrı merkezlerine kol kanat gerdiği iddialarını da reddettiğini açıkladı. 6 Eylül’de Telegram’dan, “Seyahatlerime ve ailemin şahsi harcamalarına gelince; bütün harcamalar yürürlükteki mevzuata ve beyan edilen gelirlere uygun olarak, hiçbir ihlal yapılmadan gerçekleştirildi. ABD vizesi alınması ve dizüstü bilgisayar satın alınması iddialarına gelince: Eşim belgelerini tek başına hazırlayıp vizesini kendi aldı, yeni bir dizüstü bilgisayarı da yok” diye yazdı ve ekledi: “Bulunduğum makam beni denetimden muaf tutmaz. Ancak suçlamaların somut delillere dayanması gerektiği kuralını da ortadan kaldırmaz.”

Kravçenko bir gün sonra istifasını duyurdu. Ukrayinska Pravda’nın haberine göre istifanın öncesinde Kravçenko, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve iktidardaki Halkın Hizmetkârı partisinin meclis grup başkanı David Arahamiya ile bir araya gelmişti. Kararın yürürlüğe girmesi için artık parlamentonun (Verhovna Rada) onayı gerekiyor.

Zelenskiy ne yapacak?

Ukrayinska Pravda kaynaklarının aktardığına göre, Başsavcı Yardımcısı Vdoviçenko’nun adresindeki aramalarda NABU ve SAP yönetiminin takibe alındığını gösteren materyaller ele geçirildi. Gazeteye göre bu durum, “yaşanan son gelişmelere rağmen Başsavcının yolsuzlukla mücadele birimlerine karşı taarruza geçmeyi planladığına işaret ediyor olabilir.”

Gazeteye konuşan kaynaklar, Arahamiya’nın Kravçenko’nun görevden alınmasına karşı çıktığını, ancak “Zelenskiy’nin yakın çevresinden gelen siyasi tavsiyeler konusunda zaten yeterince kötü tecrübesi olduğunu” aktardı. Gazetenin aktardığına göre “dönemin etkili siyasi figürlerinden biri”, durumu şu sözlerle değerlendirdi: “Sorumluluğu David değil, her halükarda devlet başkanı üstlenecek. Kravçenko’yu görevden almadığı her gün bu mesele kendi itibarını daha da zedeliyor. Ya bir de Kravçenko hakkında resmen soruşturma açılırsa, o zaman ne olacak? Üstelik her yeni suçlamayla birlikte devlet başkanının etrafındakilere duyduğu güven de giderek azalıyor.”

NABU ve SAP soruşturmaları son bir yılda Ukrayna yönetiminde peş peşe istifalara ve kadro değişikliklerine yol açtı. 2019’dan bu yana Zelenskiy’nin en yakınındaki isimlerden biri olan Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, Kasım 2025’te istifasını verdi; daha sonra hakkında yaklaşık yarım milyar grivnayı aklama suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Yine bu birimlerin soruşturmaları yüzünden Başbakan Yardımcısı Oleksiy Çernışov, Adalet Bakanı German Galuşçenko, Enerji Bakanı Svitlana Grinçuk ve Zelenskiy’nin Ofis Başkan Yardımcısı İrına Mudra görevlerini kaybetti. 2023 yılında patlak veren yolsuzluk skandalının ardından savunma bakanı yardımcılarının tamamı değiştirilmişti. Ne var ki tablo değişmedi; The New York Times’ın geçtiğimiz günlerde geçtiği habere göre yalnızca 2024 yılında Ukrayna Savunma Bakanlığının dolandırıcılık, usulsüz harcamalar ve kötü yönetim kaynaklı kaybı yaklaşık 1,2 milyar doları buldu.

Ukrayna merkezli Strana sitesi, NABU ve SAP’ın adımlarının arkasında eski Savunma Bakanı Mıhaylo Fedorov’u geleceğin devlet başkanı olarak gören çevrelerin bulunduğunu öne sürüyor. Siteye göre bu çevreler için Zelenskiy’ye sadık olan Kravçenko’nun koltuğundan indirilmesi kritik önemdeydi. Strana, Ukrayna Devlet Başkanının siyasi konumunun giderek zayıfladığı ve artık sadece “yolsuzluk skandallarına adı karışan isimleri” görevden alarak sorunları çözme şansının kalmadığı sonucuna varıyor. Dolayısıyla Zelenskiy zor bir tercihle karşı karşıya: Ya güvenlik birimlerinin başkanlık denetiminden çıkmasına razı olacak ya da karşı taarruza geçerek “ceza davaları ve Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi yaptırımlarıyla yolsuzlukla mücadele birimlerine ve onların arkasındaki destekçilere darbe indirecek.”

Diplomasi

Almanya, Afrika’dan LNG alımını artırıyor

Yayınlanma

Alman hükümeti, ABD’den gelen sıvılaştırılmış doğalgaza (LNG) olan bağımlılığını azaltmak amacıyla Kuzey Afrika’dan enerji ithalatını hızlandırıyor.

Rusya’dan boru hattı yoluyla gaz ithalatını durdurma kararını aldığından beri Almanya, LNG ithalatının büyük bir kısmını ABD’den karşılıyor.

Katar’dan LNG ithal ederek bu bağımlılığı azaltma planları, Hürmüz Boğazı’ndaki abluka nedeniyle şimdilik rafa kaldırıldı.

German Foreign Policy’deki analize göre bu nedenle Berlin, dikkatini giderek daha fazla Afrika’ya yöneltiyor. Cezayir, gelecekte doğalgaz ve yeşil hidrojen tedarik etmeyi planlıyor.

Temmuz ayı başında, Cezayir devlet şirketi Sonatrach’a ait bir sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatı ilk kez Wilhelmshaven 1 LNG terminaline ulaştı.

Aynı zamanda, Alman hükümeti Fas’tan büyük ölçekte yenilenebilir elektrik ithalatı konusunda yeni bir girişimde bulunuyor.

“Sila Atlantik” projesi, dünyanın en uzun denizaltı elektrik kablosu aracılığıyla Almanya ile Fas’ı birbirine bağlamayı ve Almanya’nın elektrik ihtiyacının yüzde beşine kadarını karşılamayı hedefliyor.

Ağustos sonunda Fas hükümeti projeye yeşil ışık yaktı. Fransa da Fas’ta kendi çöl enerji projelerini sürdürüyor.

ABD LNG’sinden uzaklaşma planı

Alman hükümeti, bir süredir AB’nin ABD’den gelen sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedarikine olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.

Rus gaz ithalatının yerini doldurmak için AB, savaş hazırlıklarının bir parçası olarak giderek artan miktarlarda LNG ithal ediyor.

Son dönemde, AB’nin LNG ithalatının yüzde 55’i ve Almanya’nın LNG ithalatının yüzde 96’sı ABD’den geldi.

Alman hükümeti, özellikle Katar’dan yapılacak sevkiyatlar yoluyla ABD ithalatına olan bağımlılığını kademeli olarak azaltmayı umuyordu.

Bu planlar, Hürmüz Boğazı’ndaki abluka nedeniyle şimdilik başarısızlıkla sonuçlandı. Şimdi, Afrika’dan gelen doğal gaz ve yeşil hidrojenin, savaş nedeniyle kesintiye uğrayan Rusya ve Basra Körfezi’nden gelen doğal gaz ithalatının yerini almasına yardımcı olması bekleniyor. 

Dışişleri Bakanı Johann Wadephul bu yaz Nijerya’da müzakereler yürüttü; Şansölye Friedrich Merz ise Cezayir cumhurbaşkanıyla Almanya’ya doğal gaz ve hidrojen ithalatını görüştü.

Diğer planların yanı sıra, Akdeniz’i aşan bir hidrojen boru hattının inşası da gündemde.

Güney H2 boru hattı projesi, Cezayir’den Tunus ve İtalya üzerinden Avusturya’ya ve nihayetinde Almanya’ya hidrojen taşımayı amaçlıyor.

Almanya, Fas’ta da enerji tedarikini çeşitlendirmek için çalışıyor. Yüksek güneş ışınımı ve elverişli rüzgâr koşulları sayesinde ülke, Avrupa’ya ihraç edilecek yenilenebilir elektrik üretimi konusunda büyük bir potansiyele sahip.

Fas’ı Almanya’ya bağlayacak elektrik kablosu planı

Kuzey Afrika’da yenilenebilir enerji üretip Avrupa’ya ihraç etme fikri, Almanya’da yirmi yılı aşkın bir geçmişe sahip. Bu tür ilk girişimler 2003 yılına kadar uzanıyor.

2009 yılında, ağırlıklı olarak büyük Alman şirketlerinin katılımıyla Desertec Endüstriyel Girişimi nihayet kuruldu.

Sadece üç yıl sonra, Siemens’in projeden çekilmesiyle proje zorluklarla karşılaştı. 2014 yılında Desertec büyük ölçüde başarısızlıkla sonuçlandı; girişim, küçük bir hizmet şirketine dönüştü.

Almanya, Sila Atlantik projesiyle Kuzey Afrika’dan yenilenebilir elektrik ithal etmek için yeni bir girişimde bulunuyor.

Bu amaçla, Almanya ve Fas, Portekiz, İspanya, Fransa, Belçika ve Hollanda kıyıları boyunca uzanarak Almanya’ya ulaşacak dünyanın en uzun denizaltı elektrik kablosuyla birbirine bağlanacak.

Fas’ta üretilen elektriğin, Almanya’nın yıllık elektrik talebinin yüzde beşine kadarını karşılaması bekleniyor. Kablo projesi için yapılan yatırımların 26,3 milyar avro olduğu tahmin ediliyor.

Batı Sahra’dan Avrupa’ya enerji hattı

Fransa da doğrudan bir elektrik bağlantısı yoluyla yenilenebilir enerji ithal etmek için Fas ile daha yakın işbirliği yapıyor.

Bu projenin öncesinde, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fas’ın Batı Sahra’nın büyük bir kısmını işgal altında tuttuğunu tanımıştı.

Birleşmiş Milletler, Batı Sahra’yı “özerk olmayan bölge” olarak sınıflandırıyor ve dolayısıyla fiilen, dekolonizasyon hakkına sahip bir koloni olarak kabul ediyor.

Sahrawi kurtuluş hareketi Polisario, bölgenin bağımsızlığı için mücadele ediyor. Planlanan kablo inşaatında Fransa, Batı Sahra’yı iktisadi olarak kendisine bağlamak için Fas’ın kurduğu altyapıdan faydalanacak durumda.

Birleşik Krallık da Fas’ta kendi hedeflerini takip etti. Artık rafa kaldırılan Xlinks projesi, Birleşik Krallık’ın elektrik ihtiyacının yüzde sekizine kadarını karşılamayı amaçlıyordu.

Bu amaçla planlanan güneş ve rüzgâr enerjisi santralleri, konumu nedeniyle “Batı Sahra’ya Açılan Kapı” olarak da bilinen Guelmim-Oued Noun bölgesinde inşa edilecekti.

İki rakip enerji koridoru

Fas’ın yanı sıra Cezayir de Avrupa’nın enerji tedariki açısından önem kazanıyor. Bu yıl ülke, İspanya’nın en büyük doğal gaz tedarikçisi haline geldi.

Cezayir ayrıca mevcut boru hatları aracılığıyla İtalya’ya da doğal gaz ihraç ediyor. Planlanan Trans-Sahra boru hattı, Nijerya’dan Nijer üzerinden Cezayir’e ve oradan da Avrupa’ya ek doğalgaz taşımayı amaçlıyor.

Cezayir projesi, Fas’ın bir boru hattı projesiyle rekabet halinde. Fas projesi ise Nijerya’dan Batı Afrika kıyı şeridini takip ederek çok sayıda transit ülke üzerinden Fas’a ve gelecekte de Avrupa’ya doğal gaz taşımayı amaçlıyor.

Dolayısıyla Cezayir ve Fas, Avrupa’nın enerji tedariki için kilit enerji ve transit ülkeleri olarak gelecekteki rollerini üstlenmek üzere rekabet halinde.

Cezayir, Almanya için de acil bir önem kazanıyor. Temmuz ayı başında, Cezayir devlet şirketi Sonatrach’tan gelen bir LNG sevkiyatı ilk kez Wilhelmshaven 1 LNG terminaline ulaştı.

Böylelikle Cezayir’den gelen sevkiyatların, Almanya’nın ABD’den yapılan LNG ithalatına olan ağır bağımlılığını azaltmaya da katkıda bulunması hedefleniyor.

Fas yeşil ışık yaktı

Yaz aylarında, Sila Atlantik projesi konusunda Alman ve Fas hükümetleri arasında başlangıçta anlaşmazlıklar yaşandı.

Reuters’ın haberine göre Fas, planlanan kablonun elektriği her iki yönde de taşıyabilmesini talep etti.

Alman tarafı ise bunun teknik olarak mümkün olmakla birlikte projenin maliyetini önemli ölçüde artıracağını belirtti. Ayrıca, gerekli inşaat arazisinin tahsisi hâlâ beklemedeydi.

Ağustos sonunda Fas, Alman planlarına yönelik itirazlarını geri çekti.

Fas Enerji Dönüşümü Bakanı Leila Benali’nin Ekonomi Devlet Sekreteri Frank Wenzel’e gönderdiği mektupta, Fas hükümeti Sila Atlantik çöl enerji projesinin Fas’ın “stratejik vizyonuyla tam uyum içinde” olduğunu belirtti.

Benali ayrıca, hükümetinin Alman federal hükümetiyle yakın işbirliği içinde projeyi daha ayrıntılı olarak görüşmeye hazır olduğunu ifade etti.

Bu mektup, Wenzel’in yıl başında proje için Fas hükümetinden destek talep ettiği mektuba yanıt niteliğindeydi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

IMF: Ukrayna’nın finansman açığı 54 milyar dolara ulaşabilir

Yayınlanma

IMF’nin ön raporu, Ukrayna’nın 2029 yılına kadar 54 milyar dolara varan ek finansman açığıyla karşı karşıya kalacağını ortaya koydu. Kaynak ihtiyacının 2027’de 35 milyar dolarla zirveye çıkması beklenirken Kiev yönetimi yalnızca savunma harcamalarındaki açığı kapatmak için 27 milyar dolar arıyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Ukrayna’nın 2029 yılına kadar 54 milyar dolara varan ek finansman açığıyla karşı karşıya kalacağını hesapladı.

Bloomberg’in aktardığı ön rapora göre Fon, Kiev yönetiminin kaynak ihtiyacında en yüksek seviyenin 2027 yılında görüleceğini ve bu dönemdeki açığın 30 ila 35 milyar dolara ulaşacağını öngörüyor.

Raporda eksikliğin 2028’de 17 milyar dolar, 2029’da ise 2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşebileceği belirtilirken verilerin değişebileceğine dikkat çekildi.

Ukrayna’ya mali destek sağlayan donör ülkelerin temsilcileri, ek yardım müzakerelerini hızlandırma gündemiyle 29 Eylül’de Brüksel’de toplandı.

Görüşmeler sürerken Ukrayna Tarım Politikası Bakanı Taras Vısotskiy, Avrupa Komisyonunun tarım sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda talep edilen 220 milyon euroluk kaynağı tahsis etmeyi reddettiğini bildirdi.

IMF, Şubat ayında Ukrayna için 8,1 milyar dolarlık dört yıllık kredi programını onaylamış, yaklaşık 1,5 milyar dolarlık ilk dilim Mart ayında serbest bırakılmıştı.

Fon heyeti, kredi şartları kapsamında reform süreçlerini ve vergi tabanının genişletilmesini denetlemek üzere Mayıs ayında Ukrayna’ya gitti. İnceleme neticesinde Kiev’in koşullardan birini yerine getirmediği saptansa da taraflar yeni dilimin verilmesi konusunda uzlaşmaya vardı.

Fon, Temmuz ayında 690 milyon dolarlık ek aktarımı onayladı ve mevcut program çerçevesindeki toplam ödeme 2,2 milyar doları aştı.

Yıl ortasında hazırlanan projeksiyonlarda IMF, çatışmaların 2026 sonunda biteceği varsayımına dayanarak Ukrayna’daki finansman açığını gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 17,8’i seviyesinde tahmin etmişti. Bloomberg, çatışmaların uzaması durumunda söz konusu oranın yukarı yönlü güncelleneceğini kaydetti.

Ukrayna Başbakanı Sergey Koretskiy, 2026 yılı savunma bütçesindeki açığın kapatılması için 27 milyar dolara ihtiyaç duyduklarını duyurdu.

Toplam savunma harcaması ihtiyacını 155 milyar dolar olarak açıklayan Koretskiy, kamu maliyesindeki tablonun kritik seviyeye yaklaştığını söyledi.

Euronews’ün verilerine göre Kiev yönetimi, AB’den talep ettiği destek miktarını daha sonra 20 milyar dolara indirdi. Ukrayna Savunma Bakanlığı ise gelecek yıl harcamaların 175 milyar dolara yükseleceğini öngörüyor.

Ukrayna parlamentosunun yaklaşık 47,5 milyar dolarlık açıkla kabul ettiği 2026 bütçesinin yanı sıra enerji altyapısı da kaynak sıkıntısıyla karşı karşıya.

Kış öncesinde enerji sektöründeki finansman eksiğinin yaklaşık 650 milyon euro olduğunu belirten Başbakan Koretskiy, ülkeyi nesnel bakımdan zorlu bir kış mevsiminin beklediğini kaydetti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Elbridge Colby, Almanya’yı övdü

Yayınlanma

ABD Savunma Bakanlığı Müsteşarı Elbridge Colby, Almanya’nın kapsamlı bir “askerden arındırma” sürecinden hızlı bir yeniden silahlanma sürecine geçişini övdü.

Pentagon yöneticisi, bunu diğer NATO ülkeleri için bir model olarak nitelendirdi.

ABD Savunma Bakanlığı, ABD Kongresi nezdinde Almanya’nın savunma harcamalarını artırma çabalarını açıkça övdü.

Savunma Bakan Yardımcısı Elbridge Colby’nin ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi’ne yaptığı açıklamaya göre, Almanya gibi NATO müttefikleri, Lahey’deki ittifak zirvesinde verdikleri taahhütleri 2035 son tarihinden çok önce yerine getirmek için somut adımlar attılar.

Ukrayna savaşının ardından ve ABD Başkanı Donald Trump’ın ısrarı üzerine NATO, geçen yıl Lahey’deki zirvede bundan sonra gayri safi yurtiçi hasılanın en az yüzde 3,5’ünü savunmaya yatırmayı kararlaştırdı.

Altyapı gibi savunma ile ilgili harcamalar için ise ek olarak yüzde 1,5’lik bir pay ayrılacak.

NATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby

Toplamda bu, en geç 2035 yılına kadar GSYİH’nın yüzde 5’inin her yıl savunma ve güvenliğe yatırılacağı anlamına geliyor; bu, Soğuk Savaş döneminden bu yana en yüksek seviye. Almanya, 2029 yılına kadar yüzde 5 hedefine ulaşmayı hedefliyor.

Almanya, savunma üretiminde daha yakın işbirliği açısından da özellikle öne çıkan bir örnek olarak gösterildi.

Federal Savunma Bakanı Boris Pistorius ve ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, bu ayın başlarında işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı.

Colby’nin Almanya hakkında olumlu açıklamalarda bulunması bu ilk kez olmuyor.

Ağustos ayında NATO genel merkezinde Almanya’yı diğer müttefikler için bir model olarak övmüştü.

Colby, Almanya’nın son 18 ayda başlattığı süreci “olağanüstü bir tektonik değişim” ve “tarihi bir dönüşüm” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English