Diplomasi
Valday Kulübü raporu: Avrupa çok kutuplu dünyada kenara itildi
Valday Uluslararası Tartışma Kulübünün yeni raporuna göre, Avrupa çok kutuplu dünyada lider konumunu kaybederek kenara itildi. Raporda, Küresel Güney’in yükseldiği ve ABD, Çin, Rusya gibi büyük güçlerin iç refaha odaklandığı belirtildi.
Valday Uluslararası Tartışma Kulübünün yayımladığı yeni rapora göre, Avrupa ülkeleri çok kutuplu bir dünyanın ortaya çıkmasıyla “liberal dünya düzeninin öncüleri” olma konumunu yitirdi ve kenara itildi.
Dr. Kaos veya: Kaygılanmayı Bırakıp Kargaşadan Zevk Almayı Öğrenmek başlıklı raporda, “iktisadi kalkınma için azami imkânları güvence altına alma hedefine” odaklanan Küresel Güney’in mevcut küresel yapıda başat rol üstlendiği vurgulandı.
Avrupa, ‘aykırı bir unsur’ haline geldi
Valday analistleri, Çin, Rusya ve ABD’nin önceliklerini iç refahı korumaya verdiğini, aynı zamanda büyük güç statülerini sürdürme zorunluluğu hissettiğini belirtti.
Raporda, bu duruma karşılık Avrupa’nın liberal dünya düzeninin sancaktarlığı rolünden çıkarak yeni çok kutuplu düzende “aykırı bir unsur” haline geldiği savunuldu.
Trump faktörü neler getirdi?
Dünyadaki köklü değişim ihtimalini de ele alan rapor, “Donald Trump faktörüne” dikkat çekti.
Uzmanlar, “Bugün Beyaz Saray radikal bir çizgi izliyor, ancak hafif liberal bir tatla. Bu yaklaşım, Soğuk Savaş sonrasında küreselci ajandayı radikal biçimde dayatan Trump’ın seleflerinin tam zıddı,” diye belirtti.
Analistler, bu yönelimin mevcut sistemin toplumsal ve siyasi temellerini değiştirmeyi amaçlamadığını, yalnızca ABD’nin 1990’larda rakipsiz olduğu dönemde elde ettiği üstünlüğün yol açtığı bozulmaları gidermeye çalıştığını vurguladı.
Trump’ın başlattığı “entelektüel anti-küreselleşme heyecanının”, on yıllardır dayatılan liberal şemaların demagojiye dönüşüp tehdit haline gelmesiyle birçok ülkede karşılık bulduğu aktarıldı.
Ancak bu ilginin çoğunlukla duygusal olduğu ve ABD’nin aslında kendi hegemonyasını kısmen dengeleyen uluslararası kurumları zayıflatmaya çalıştığı ifade edildi.
Uzmanlar, “Trump’ı küresel düzeni parçalamaya niyetli bir devrimci kabul etsek bile, daha adil ve temsil imkânı yüksek yeni bir düzen kurmak gündeminde yok,” diyerek, Trump’ın dış politikasının ABD’nin ekonomik gücünü artırmaya ve dünyadaki tüm kaynakları iç kalkınma için kullanmaya odaklandığını kaydetti.
Analistlere göre, “ABD dahil çoğu ülkenin ortak noktası, anlık kaygıları öne çıkarmaları. Bu da yeni normal haline geldi.”
Nükleer caydırıcılık istikrarı sağlıyor
Analizde, mevcut dönüşümler değerlendirilirken hiçbir gücün “dünyayı baştan aşağı altüst etmeye niyetli veya muktedir olmadığı” sonucuna varıldı.
Raporda, “Nükleer silahlar, nükleer güçler arasında doğrudan çatışmayı anlamsız kılarak istikrar sağlayıcı rol oynuyor. Karşılıklı garantili imha ilkesi, bu ülkeler arasındaki ilişkileri ve stratejileri hâlâ büyük ölçüde belirliyor,” denildi.
Uzmanlara göre iletişim ağlarının gelişmesi, teknolojik rekabet ve ülkelerin karşılıklı bağımlılıkları sayesinde, geçmişte büyük krizlere yol açabilecek adımlar artık küresel ortamda soğuruluyor. Raporda, “İnsanlar kahramanlık arayışları yerine daha iyi bir hayatı seçiyor,” ifadesi kullanıldı.
Rapor, hiçbir ülkenin kendi toplumunu kökten dönüştürmeyi gerektirecek yeni bir sosyal ve iktisadi modele geçmeye istekli olmadığını, bu nedenle uluslararası alanda radikal değişim ihtimalinin de gündemden düştüğünü vurguladı.
Analistler, günümüz toplumlarının karmaşıklığı nedeniyle radikal adımların ekonomi ve yönetim üzerinde öngörülemez sonuçlar doğuracağını, devletlerin de iç istikrarı ve güvenli kalkınmayı dış hedeflerin önünde tuttuğunu belirtti.