Diplomasi
Vance: İran ile gerilimi düşürecek bir kanal kurmak istiyorduk ve bunu başardık
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre’de İran tarafı ile yürütülen maraton barış görüşmelerinin ardından, iki ülke orduları arasında Doha merkezli yeni bir güvenlik ve çatışmasızlık kanalı kurulması konusunda ilkesel olarak uzlaşıldığını açıkladı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre’de Pakistan ve Katar’ın ara buluculuğunda İranlı muhataplarıyla gerçekleştirilen maraton barış görüşmelerinin ardından, dönüş yolunda Air Force Two uçağında UnHerd editörü Sohrab Ahmari’ye özel mülakat verdi.
İsviçre’deki diplomatik temasları değerlendiren Vance, müzakerelerden somut bir kazanımla ayrıldıklarını ifade etti.
Görüşmelerin en büyük çıktısının ABD ve İran askeri yapıları arasında doğrudan bir iletişim mekanizması kurulması yönündeki ilkesel uzlaşı olduğunu belirten Vance, “Ortaya koymak istediğimiz şeylerden biri, İran tarafında çatışmayı azaltacak bir kanal oluşturulmasıydı. Bunu başardık. Onlar da ‘Tamam, güzel, Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) birini Doha’da CENTCOM’dan biriyle vakit geçirmesi için göndereceğiz’ dediler ve bu anlaşmazlıkların çoğunu bu şekilde çözeceğiz” ifadelerini kullandı.
Söz konusu askeri kanal, Trump yönetiminin İran ile girdiği sıcak savaş döneminde dış müdahalelere karşı mesafeli duruşuyla bilinen ve yönetim içindeki “itidalliler” ekibinin lideri olarak görülen Vance için siyasi bir dönüm noktası teşkil ediyor.
İlk bombaların düşmesinin hemen ardından diplomasinin sorumluluğunu üstlenen Vance, İsviçre’nin yemyeşil yamaçlarında yer alan Luzern Gölü kıyısındaki lüks bir tesiste İranlı muhataplarıyla bir araya geldi.
Zirvenin perde arkasında ise dikkat çekici diplomatik temaslar yaşandı. Otel lobisinde dört ülkenin diplomatları ve basın mensupları saatlerce vakit geçirirken, Farsça bilen gazeteci Ahmari, İranlı yetkililerin aralarındaki konuşmalara şahit oldu.
Bir İranlı diplomatın, “Tüm dünya bundan yoruldu, inşallah burada bir şeyler başaracağız” demesi, Tahran’ın kamuoyuna yansıyan soğuk açıklamalarının aksine bir anlaşmaya duyduğu isteğe işaret etti. Diğer yandan bir devlet televizyonu muhabirinin, Lübnan Hizbullahı ile ilişkili “direniş cephesi medyası bizi yakından izliyor” uyarısı, Tahran’ın da kendi müttefiklerinin baskısı altında olduğunu gösterdi.
Zirvede iki taraf delegelerinin 48 saat boyunca bir arada kalması, arızalı asansör hakkında yapılan şakalar ve basın ordusunu uzak tutma çabaları gibi insani temaslar, iki ülke arasında bir “yarı-normalleşme” sürecinin ilk işaretlerini verdi. Ancak bu durum zaman zaman protokol krizlerine de yol açtı.
Pazar günü dört ülkenin liderlerinin katıldığı quadrilateral toplantı öncesinde, Vance ile İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında beklenen el sıkışma gerçekleşmedi. Arakçi salona girip hızlıca çıktı, Galibaf ise başlangıçta ortalıkta görünmedi.
Daha sonra basının dışarı çıkarılmasının ardından Galibaf ve Arakçi salona geçti ancak ikili el sıkışma kamuoyunun gözünden uzak kaldı. ABD’deki şahin yorumcular bu durumu Vance için bir “aşağılanma” olarak sunsa da, taraflar o gün zaten doğrudan ikili formatta görüşmüştü.
Vance, İran ile diyalog kurmanın zorluklarına değinirken ilk temaslarını hatırlattı:
“Onlarla ilk kez İstanbul’da masaya oturduğumuzda bu neredeyse bir performans gibi hissettirdi; belirli şeyleri dışa vurmaları gerekiyordu, bizi bazı konularda suçlamak zorundaydılar ve ilerlemek zordu. Ancak daha sonra aslında bir sohbet gerçekleştirebileceğimiz iyi bir noktaya ulaştık. Bu sefer de benzer bir unsur vardı: ‘Bunu biz istemedik ama İran ulusu büyüktür, vesaire, vesaire. Ancak barış hakkında konuşmaktan mutluluk duyarız.'”
“Muhtıra nükleer anlaşmadan çok daha jenerik bir belgedir”
Vance, İsviçre’de üzerinde çalışılan mutabakat muhtırasının (MOU) Barack Obama dönemindeki nükleer anlaşma (Kapsamlı Ortak Eylem Planı – KOEP) ile karşılaştırılmasına karşı çıkarak şunları söyledi:
“KOEP ile yapılan karşılaştırmada hoşuma gitmeyen çok şey var ancak bunlardan biri, MOU’nun KOEP’e göre çok daha jenerik bir belge olmasıdır. Bu gerçekten kurucu bir belgedir: Boğaz’ı açalım, birbirimize ateş etmeyi bırakalım ve bir nükleer anlaşma yapıp yapamayacağımızı göreceğiz. Onların perspektifinden ise ‘Ablukayı kaldıralım, birbirimize ateş etmeyi bırakalım ve bir yaptırım anlaşması olup olamayacağını göreceğiz’ şeklindedir. Temel olarak çıkış noktası burasıdır.”
İranlıların bu kez KOEP’ten kökten farklı öneriler sunduğunu belirten Vance, “Çok daha sıkı bir denetim rejimi ve İslam Cumhuriyeti’nin elindeki mevcut zenginleştirilmiş uranyum stokunun ortadan kaldırılmasını öneriyorlar. İşin diğer boyutu ise ABD ve dünya ile temelden dönüşmüş bir ilişki istiyorlar ancak ortada nerede buluşabileceğimizi henüz bilmiyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Körfez ülkelerinin de bu yeni diplomatik yaklaşıma sıcak baktığını ifade eden Vance, “Arap ülkeleri bunu takdir ediyor çünkü İranlılarla bizzat görüşüyorlar. Körfez İşbirliği Konseyi içindeki açık ara en şahin ve en İsrail yanlısı ülke olan BAE, İranlılarla, hatta DMO ile daha önce hiç yapılmamış görüşmeler gerçekleştiriyor. Çeşitli ekonomik teşvikler hakkında konuşuyorlar ve İranlılar da ‘Tamam, evet, tüm bunları yapmaya hazırız’ diyor” bilgisini paylaştı.
“Tüm tarafların meşru müdafaa hakkı var ancak biz gerilimi düşürmek istiyoruz”
Lübnan’daki durum ve İsrail’in pozisyonu hakkında da konuşan Vance, zirve sonundaki basın toplantısında meşru müdafaa hakkına dair yeni bir perspektif sundu:
“İsrail ve bölgedeki diğer tüm uluslar meşru müdafaa hakkına sahiptir. Ancak biz herkesin bu meşru müdafaa hakkına, gerilimi nasıl düşüreceğimizi konuştuğumuz bir arka planda sahip olmasını sağlamak istiyoruz.”
Vance, bu yaklaşımın sadece İsrail için değil, bölgedeki diğer ülkeler için de ilk kez bu düzeyde dillendirildiğini belirterek, Lübnan’daki ateşkes sürecine ilişkin şu güncel bilgileri verdi:
“Şu anda Lübnan’daki ateşkesin fiilen korunduğu 48 saati geride bıraktığımızı düşünüyorum. Daha beş gün önce Katarlılar ve Pakistanlılar beni arıyordu. Dört-beş gün önceki durum ile üç hafta öncesini yan yana koyduğumda, evet can sıkıcı gelişmeler oluyor ve üzerinde çalışmaya devam edeceğiz ama birkaç hafta öncesine göre çok daha iyi bir durumdayız. Bu sadece sürekli devam eden bir süreçtir.”
İran rejiminin ideolojik temellerinin ve sertlik yanlılarının varlığının farkında olduğunu belirten Vance, temkinli bir iyimserlik içinde olduğunu ifade ederek, “Geçmişe göre kesinlikle daha farklı bir tonda konuşuyorlar. Bunun doğru olmasının pek çok nedeni var. Ancak bu eyleme dökülecek mi, nihai anlaşma genel hatlarıyla vadettikleri bazı hususları gerçekten karşılayacak mı, işte çözmemiz gereken asıl büyük soru işareti budur” dedi.