Diplomasi
Venezuela, İsrail ile diplomatik ilişkilerini yeniden tesis etti
Venezuela ve İsrail, önemli bir dönüşüm kapsamında konsolosluk ilişkilerini yeniden kurma konusunda anlaşmaya vardı.
Salı günü hem İsrail hem de Venezuela tarafından yapılan bu duyuru, ABD tarafından kaçırılan Nicolas Maduro ve Bolivarcı Devrim’in lideri Hugo Chavez’in politikalarından önemli bir farklılaşma anlamına geliyor.
Caracas, 17 yıl önce Chavez döneminde İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle İsrail ile ilişkilerini kesmişti.
Maduro döneminde Venezuela, İran ile ittifak kurarken İsrail’e karşı kararlı bir şekilde muhalefetini sürdürmüştü.
Venezuela Dışişleri Bakanı Felix Plasencia Gonzalez, X platformunda yaptığı açıklamada, konsolosluk ilişkilerinin yeniden kurulmasına yönelik kararın, Güney Amerika ülkesini yerle bir eden çifte depremin ardından İsrail’in Venezuela’ya bir ekip göndermesinin ardından alındığını belirtti:
“Venezuela Bolivarcı Cumhuriyeti ile İsrail Devleti hükümetleri, çifte depremin ardından yürütülen acil durum ve yeniden inşa çalışmalarından kaynaklanan ikili teknik işbirliğini sürdürme ve her iki ülkede ikamet eden kendi vatandaşlarına konsolosluk hizmetleri sunulması için bir koordinasyon mekanizması kurma konusunda anlaştıklarını bildiriyorlar.”
İsrail hükümetinin İspanyolca hesabından X’te yapılan bir paylaşımda, bu değişikliğin “her iki hükümetin de, iki ülke arasında önemli bir tarihi dostluk köprüsü oluşturan İsrail Devleti ile Venezuela’da ikamet eden Yahudi topluluğu arasındaki bağın önemini kabul ettiğini” gösterdiği belirtildi.
Konsolosluk ilişkileri genellikle vatandaşlara ve yolculara ortak hizmetler sunulmasına yardımcı olur.
Bu ilişkiler, tam diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasına yetmese de ilişkilerde bir ısınma sinyali verebilir.
Rodriguez, Maduro’nun kaçırılmasından bu yana ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile iyi ilişkilere sahip.
ABD’nin yakın müttefiki İsrail’e doğru yaşanan bu kayma, Caracas’ın uzun süredir müttefiki olan Küba’dan uzaklaşmasıyla eşzamanlı olarak gerçekleşiyor.
Temmuz ayında Venezuela, “Küresel Güney”e karşı önyargı olduğu iddiasını gerekçe göstererek Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden (ICC) çekildiğini duyurdu.
Bu hamle, mahkemeyi “işlevsiz hale getireceğini” taahhüt eden Trump yönetiminin mahkemeye karşı düşmanca yaklaşımıyla uyumlu.
İsrail, Gazze’de yürüttüğü savaş sırasında Latin Amerika’daki birçok ülkeyle ilişkilerinin ciddi şekilde gerilmesine tanık olmuştu.
Fakat kıtada sağcı adayların seçim kazanması, bölge genelinde ilişkilerin yeniden düzeltilmesi yönünde yeni bir ivme kazandırdı.
Geçen hafta, Şili ve Honduras, Gazze’deki savaş sırasında geri çekilen büyükelçilerini İsrail’e yeniden atadılar.
Arjantin lideri Javier Milei, geçen yıl ülkenin büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınacağını duyurmuştu.
Bu adım, uzun süredir Filistin devletinin gelecekteki başkenti olarak görülen Kudüs’e büyükelçiliği taşıma yönündeki Trump’ın 2018’deki kararını yansıtıyor.
Geçen hafta göreve başlayan Kolombiya’nın yeni sağcı devlet bakanı Abelardo de la Espriella, işgal altındaki Suriye Golan Tepeleri üzerindeki İsrail’in egemenlik iddiasını tanıdı.
Bu yaklaşım, bölgedeki en sert İsrail eleştirmenlerinden biri olan solcu selefi Gustavo Petro’nun izlediği politikadan önemli bir sapma anlamına geliyor.