Amerika

Veri merkezleri Ohio Senato seçiminde belirleyici eksen oldu

Yayınlanma

Ohio’daki çekişmeli ABD Senatosu yarışında Cumhuriyetçi Jon Husted ile Demokrat Sherrod Brown arasındaki rekabetin ana eksenini veri merkezleri oluşturuyor.

Bu yılın en çekişmeli ABD Senatosu yarışlarından biri veri merkezleri etrafında düğümleniyor.

Ohio’da görevdeki Cumhuriyetçi Senatör Jon Husted ile eski Demokrat Senatör Sherrod Brown arasındaki yarış, giderek daha tartışmalı hale gelen bu başlığın seçim döngüsündeki rolünü somutlaştırıyor.

Her iki taraf da konunun seçim sonucunu belirleyebileceğini düşünüyor. Ohio’daki sonucun ülke genelinde veri merkezlerine yönelik siyaset açısından bir gösterge olması bekleniyor.

Husted, 2024 yılında Başkan Yardımcısı Vance’in boşalan Senato koltuğunun kalan süresini tamamlamak üzere atanmasının ardından şimdi tam dönem için yarışıyor.

Aynı yıl kendi koltuğunu kaybeden tecrübeli senatör Brown ise geri dönmeyi hedefliyor. Çoğunluğu kazanmak adına kritik önem taşıyan bu koltuk, iki parti için de son derece çekişmeli bir hedef niteliğinde bulunuyor.

Fox News tarafından yapılan yakın tarihli bir ankette Brown yüzde 53, Husted ise yüzde 45 seviyesinde ölçüldü. Seçim analistleri Ohio Senato yarışını başa baş olarak nitelendiriyor.

Bu ivmeyi arkasına alan Brown’ın seçim kampanyası, veri merkezleri konusundaki geçmişini hedef alarak Husted’a yüklenmeye başladı. Şu ana kadar yayımlanan üç reklam filmi, Husted’ın 2019 ile 2025 yılları arasında vali yardımcılığı yaptığı dönemde veri merkezi yatırımcılarına sağlanan vergi indirimlerine verdiği desteği öne çıkardı.

Temmuz ayındaki bir seçim mitinginde konuşan Brown, “Jon Husted sürece öncülük etti, bu veri merkezlerini Ohio’ya getiren kilit isimdi. Milyarlarca dolarlık kıyak vergi anlaşmaları sağladı. Ohio halkı artık faturalarında binlerce dolar daha fazla ödüyor. İnsanların siyasetten nefret etmesinin sebebi tam olarak bu” dedi.

Husted’ın seçim kampanyası ise senatörün veri merkezi yatırımcılarının kamu hizmeti maliyetlerinden paylarına düşeni karşılamalarını sağlama çabalarına dikkat çekiyor.

Husted, geçen ay yatırımcıların maliyetleri üstlenmesini ve kullanılmayan elektriği şebekeye geri vermesini zorunlu kılacak federal bir standart getirilmesini öngören bir yasa teklifi sundu.

Husted’ın kampanya sözcüsü Amy Natoce şu açıklamayı yaptı:

“Senatör Husted, veri merkezi şirketlerinin kullandıkları elektriğin bedelini ödemesini ve fazla elektriği şebekeye geri vermesini şart koşan bir yasa teklifi sundu. Bu teklif, Amerika’nın büyüyen teknoloji altyapısını desteklerken Ohio’daki aileler için güvenilir ve karşılanabilir enerjiyi koruyan sağduyulu bir çözümdür. Sherrod Brown’ın Kongre’de bu konuya öncülük etmek için otuz yılı vardı. Bunun yerine hiçbir şey yapmadı ve seçim yılının ortasında aniden bunu önemsiyormuş gibi davranıyor.”

Veri merkezi krizi

Brown’ın kampanya menajeri Patrick Eisenhauer, çarşamba günü The Hill’e yaptığı açıklamada, “Jon Husted, Ohio’ya yüzlerce veri merkezi getirilmesi sürecine liderlik etti ve yol açtığı fahiş kamu hizmeti tarifeleri için aileleri suçladı. Şimdi Husted, zehirli sicilinden o kadar endişeleniyor ki çıkar çevrelerindeki dostlarına ve kurumsal şirket arkadaşlarına başarısız kampanyasını kurtarmaları için yalvarıyor. Kendi topluluklarında veri merkezlerinin kurulup kurulmayacağına Jon Husted ve milyarder arkadaşları değil, Ohio halkı karar vermelidir” dedi.

Konunun yarışı etkileyecek kadar güçlü olduğuna dair işaretler bulunuyor. Senato Cumhuriyetçi kampanya kolu olan Ulusal Cumhuriyetçi Senatörler Komitesi (NRSC), bu hafta yapay zeka şirketlerine gönderdiği özel bir bilgi notunda, Brown’ın kampanyasının ana odağına veri merkezlerini almasının, Husted’ın kaybetmesi durumunda veri merkezlerine yönelik kamuoyu algısı açısından sıkıntı doğuracağını kaydetti.

NRSC, şirketlere kimin kazandığını, daha yüksek maliyetleri kimin ödediğini ve yerel toplulukların neden veri merkezlerini istemesi gerektiğini anlatarak hızla kendilerini daha iyi savunmaları çağrısında bulundu.

Amerikan Enerji Liderliği Enstitüsü’nü yöneten Cumhuriyetçi stratejist Chris Johnson, Husted’ın veri merkezi paniğine karşı moratoryum veya benzeri kısa vadeli çözümlere başvurmayarak ya da diğer uca aşırı kaymayarak uzun vadeli bir yaklaşım benimsediğini söyledi.

Johnson, “Bir senatör olarak bunun kendi yetki ve sorumluluk alanında olmamasının avantajına sahip. Fakat ortaya çıkıp bunun harika bir şey olduğunu, bütün sorunlarımızı çözeceğini, sanayisizleşme nedeniyle Ohio’da kaybettiğimiz tüm istihdamı bu tesislerin kurtaracağını söylememesi de bence akıllıca. Bunu yapmasına gerek olduğunu düşünmüyorum; faydalar zaten kendisini gösterecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Data Center Map verilerine göre Ohio’da 240 veri merkezi var ve yeni projeler de yolda.

Nvidia ve OpenAI, bu hafta Kentucky sınırındaki Ohio Nehri’nin karşısında yer alan Portsmouth’ta yeni bir “yapay zeka fabrikası” kurulacağını duyurdu.

Kimi bölge sakinleri ise şimdiden tepki göstermeye başladı. Grove City’deki yurttaşlar, büyük ölçekli veri merkezi projeleri ilerlemeden önce halk oylaması yapılmasını zorunlu kılacak bir tüzük değişikliğini kasım ayı oy pusulasına ekletmek için mücadele etti.

Eyalet çapındaki bir hareket olan Conserve Ohio ise ayda 25 megavattan fazla enerji tüketen veri merkezlerinin inşasını yasaklamak amacıyla eyalet anayasasında değişiklik yapılmasını talep ediyor.

Kamuoyu araştırmaları, veri merkezlerinin Amerikalıların çoğunluğu nezdinde rağbet görmediğini ortaya koyuyor. Public First tarafından temmuz ayında yapılan bir ankete katılanların yüzde 41’i yakınlarında bir veri merkezi kurulmasına karşı çıkacağını belirtti.

Bu tablonun altı ay öncesine göre bir değişim gösterdiği, Demokrat seçmenlerin Cumhuriyetçilere kıyasla veri merkezlerine karşı çıkma olasılığının daha yüksek olduğu ve destek düzeyindeki gerilemenin her iki partide de görüldüğü tespit edildi.

Ülke genelinde faaliyet gösteren yaklaşık 3 bin veri merkezi bulunurken, binden fazla merkez de farklı geliştirme aşamalarında yer alıyor.

Tepkiler, ülke çapında siyasetçilerin bu tesislere verdikleri desteği geri çekmelerine yol açıyor. New York Valisi Kathy Hochul ve Pensilvanya Valisi Josh Shapiro dahil olmak üzere birçok eyalet valisi, yeni veri merkezlerine yönelik moratoryum veya ağır kısıtlamalara imza attı.

Ohio’daki valilik adaylarının her ikisi de veri merkezi inşaatlarına kısıtlama getirilmesini savunuyor.

Demokrat aday Amy Acton, yatırımcıların şeffaf olmasını, tüm kamu hizmeti maliyetlerini karşılamasını, yalnızca sendikalı iş gücü kullanmasını, ayrıca çevre ve toplumsal kalkınma şartlarını yerine getirmesini sağlamak amacıyla “şartlı bir moratoryumu” desteklediğini bildirdi.

Cumhuriyetçi aday Vivek Ramaswamy ise seçilmesi halinde ilk gün bir başkanlık kararnamesi imzalayacağını ve veri merkezlerinin yerel halk için elektrik faturalarını ücretsiz kılması ile emlak vergilerini düşürmesi gibi şartları yerine getirmesini gerektiren bir yasa çıkana kadar yeni inşaatları durduracağını söyledi.

Johnson, Senato kampanyasındaki veri merkezi odaklı söylemin, Brown’ın veri merkezlerine en çok karşı çıkan Demokrat tabanı daha da hareketlendirme girişimi olduğunu ifade etti.

Johnson, “Bence yapmaya çalıştığı şey, sol kanadı taban stratejisiyle harekete geçirmek; daha sol eğilimli kesimlerden mümkün olduğunca yüksek katılım elde etmeye çalışıyor ve bu kitle veri merkezi meselesiyle kendine has bir şekilde motive oluyor” dedi.

Ohio merkezli Cumhuriyetçi stratejist Mark Walker, Brown’ın veri merkezlerine odaklanarak 2024’te kaybettiği sendika liderlerini yeniden kazanmaya çalıştığını söyledi.

Walker’a göre veri merkezi tartışması gündemde olsa da seçmenler için genel hayat pahalılığı kaygılarından muhtemelen daha geride kalıyor.

Walker, “İş ciddiye bindiğinde, çok az insan öncelikli olarak veri merkezlerine karşıtlık üzerinden oy kullanacaktır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“En azından bunun bölgesel bir faktörü var; yani tesislere ne kadar yakınsanız karşı olma ihtimaliniz o kadar artıyor, ne kadar uzaktaysanız Ohio’da veri merkezlerinin türemesi fikrinden o kadar az rahatsız oluyorsunuz. Burada ‘benim arka bahçemde olmasın’ (NIMBY) yaklaşımı var ve bu da meseleyi, araç kullanan herkesi etkileyen benzin fiyatları gibi bir konuya kıyasla daha zayıf bir siyasi güç haline getiriyor.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version