Rusya
Vostok-2022 tatbikatı Çin ve Hindistan’ın katılımıyla başladı

‘Vostok-2022’ tatbikatı, Rusya’nın Doğu Askeri Bölgesi’ne ait 7 ayrı eğitim sahasında Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) üye ülkelerinin yanı sıra Çin ve Hindistan’ın katılımıyla başladı.
Savunma ve taarruz alıştırmalarının yapılacağı tatbikatlar, 1 – 7 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Tatbikat sahaları; Goyaçiye Klyuçi, Knyaz-Volkonskiy, Lagunnoye, Sergeyevskiy, Telemba, Uspenovskiy’in yanı sıra Ohotsk Denizi ve Japon Denizi’ni kapsıyor.
Tatbikatlara katılan ülkeler arasında KGAÖ üyeleri ağırlıklı olmak üzere Azerbaycan, Cezayir, Ermenistan, Belarus, Hindistan, Kazakistan, Kırgızistan, Çin, Laos, Moğolistan, Nikaragua, Suriye ve Tacikistan yer alıyor.
Vostok-2022 manevralarında 50 binden fazla asker, 140 savaş uçağı, 60 savaş gemisi ve hücum bot dahil olmak üzere 5 binden fazla silah ve teçhizat yer alıyor.
Tatbikatları Putin de ziyaret edecek
Öte yandan Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Uzak Doğu ziyareti kapsamında tatbikata, aktif aşamasında, ziyarette bulunacağını duyurdu.
Peskov, 2 Eylül’de düzenlediği basın toplantısında, Putin’in 6 Eylül’de Vladivostok’ta olacağı bilgisini vererek, “Vostok-2022 stratejik komuta ve kurmay tatbikatları orada başlayacak. Devlet Başkanı, 6 Eylül’de bu stratejik tatbikatların aktif aşamasını ziyaret edecek” ifadelerini kullandı.
Hindistan’ın katılımı ABD’nin tepkisini çekti
Bununla beraber tatbikata Hindistan’ın da katılması ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin tepkisini çekti. Beyaz Saray Basın Sekreteri Karine Jean-Pierre, 30 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki askeri harekat sürerken Rusya ile ortak tatbikata katılan ülkelerin Washington açısından endişe yarattığını belirtti.
Jean-Pierre’in söz konusu açıklamasına Yeni Delhi’den yanıt geldi. Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Arindam Bagchi, 2 Eylül’de basın mensuplarına verdiği demeçte ülkesinin Rusya’nın yanı sıra diğer bir dizi ülkede de düzenli olarak çok taraflı askeri tatbikatlara katıldığını dile getirdi.
Bagchi, “Vostok tatbikatı ve ABD’nin tepkisine gelince, Hindistan düzenli olarak Rusya’da ve bir dizi başka ülkede çok taraflı tatbikatlara katılıyor” diye konuştu.
Rusya
Rus iş dünyasından Batılı şirketlere kayyum atanmasında net kural çağrısı

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı Aleksandr Şohin, Batılı şirketlere kayyum atanmasına ilişkin kriterlerin belirlenmesini istedi. Şohin, Auchan ve Nestle gibi firmalara kayyum atanmasının, Rus varlıklarına el koymayı planlayan Avrupa Birliği’ne dönük önleyici bir misilleme sinyali taşıdığını kaydetti.
Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği (RSPP) Başkanı Aleksandr Şohin, Batılı şirketlere geçici kayyum atanmasına ilişkin somut ve açık kriterler belirlenmesi çağrısı yaptı.
Rus haber ajansı TASS’ın aktardığına göre Şohin, yürürlükteki kayyum atama uygulamalarının dayandığı ilkelerin belirsizliğini koruduğunu söyledi.
Sürecin ilk döneminde “mütekabiliyet” kuralının işletildiğini hatırlatan Şohin, daha önce yalnızca Rus şirketlerinin mal varlıklarına el koyan ülke vatandaşlarının mülklerine yönelik adımlar atıldığını dile getirdi.
İnterfaks ajansına konuşan RSPP Başkanı, “2022 ve 2023 yıllarında geçici kayyum yönetimine devir süreçleri başladığında uygulamanın bir ayna niteliğinde olduğunu, yani tam bir mütekabiliyet esasına dayandığını hatırlatmak isterim” dedi.
Mevcut tabloda şirketlere kayyum atanmasını tetikleyen net kuralların olmadığını savunan Şohin, “Kurallar dizisi yok. En belirleyici ölçüt, ilgili kuruluşların ‘dost olmayan’ ülkelerin yerleşikleri veya şirketleri üzerine kayıtlı olması” değerlendirmesini yaptı.
Şohin ayrıca, “dost olmayan” ülkelerin varlıklarına atanan kayyum idaresinin performansını ölçecek verimlilik göstergelerinin de yürürlüğe girmesi gerektiğini kaydetti.
Şohin; Auchan, Lemana PRO ve Nestle gibi küresel firmaların Rusya’daki iştiraklerine kayyum atanmasını, Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya Merkez Bankası rezervlerine el koyma tartışmalarına karşı Moskova’nın verdiği “önleyici uyarı sinyalleri” şeklinde niteledi.
Bu mesajların karşı tarafta yeterince anlaşılmadığını belirten Şohin, “Bu adımlar, ‘Bunu yaparsanız bizim de karşı önlemlerimiz hazır’ mesajını iletme çabası taşıyor. Ancak bu sinyallerin gerektiği gibi algılandığı söylenemez” dedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, AB’nin dondurulan Rus rezervlerini kullanma girişimlerinin gayrimeşru sayılacağını ve hukuki süreçler doğuracağını ifade etmişti.
Peskov, kararı alan ve uygulayan mercilere karşı Moskova’nın geniş kapsamlı hukuki yollara başvuracağını dile getirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 17 Eylül’de imzaladığı kararnameyle Auchan, eski adıyla Leroy Merlin olan Lemana PRO, Nestle ve FM Logistic şirketlerinin ana tüzel kişiliklerinin yönetimini kayyum sıfatıyla L.E.V. Management anonim şirketine devretti.
Peskov, bu tasarrufta adı geçen şirketlerin “dost olmayan” Avrupa ülkelerine ait olmasının belirleyici faktör teşkil ettiğini açıkladı. Kremlin Sözcüsü, söz konusu ülkelerin Rusya’ya dönük askeri eylemlere ve Rus ekonomik altyapısını hedef alan saldırılara doğrudan dahil olduğunu savundu.
Kararnamenin ardından Nestle ve Auchan’ın Rusya temsilcilikleri, pazardaki faaliyetlerini eksiksiz sürdüreceklerini duyurdu.
İki şirket, kayyum olarak atanan L.E.V. Management yönetim ekibiyle kurulacak koordinasyonun şirketlerin gelişimine ve verimliliğine katkı sağlayacağına inandıklarını kaydetti.
Benzer bir açıklama Lemana PRO tarafından da yayımlandı.
Kurumsal yönetim yapısında da doğrudan değişikliğe gidildi. Auchan Retail Rusya genel müdürlüğüne 19 Eylül itibarıyla İlya Berdnikov atandı.
Rusya tüzel kişiler resmi sicil kayıtlarına göre Lemana PRO’nun tepe yöneticiliğine ise Denis İsayev getirildi; her iki şirket de Forbes yayınına yaptıkları açıklamalarda üst yönetim değişikliklerini doğruladı.
Rusya
Körfez destekli konsorsiyum Lukoil için ABD’li Carlyle’a rakip çıktı

Amerikalı milyarder Todd Boehly, ABD devlet kurumu DFC ve Körfez sermayesiyle birlikte Lukoil’in yurt dışı varlıklarına talip oldu. Yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki varlık paketi rafinerileri, binlerce istasyonu ve 3 milyar varili aşkın petrol rezervini kapsıyor.
Amerikalı milyarder Todd Boehly, Rus petrol şirketi Lukoil’in yurt dışı varlıklarını satın almak amacıyla ABD hükümetinin ve Körfez bölgesindeki güçlü yatırımcıların desteğini arkasına aldı.
Financial Times (FT) gazetesinin teklife aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre bu hamle, Washington yönetimini kendi içinde çıkar çatışması yaratabilecek sıra dışı bir konuma yerleştiriyor.
Haberde aktarılan ayrıntılara göre resmi bir kamu kuruluşu olan ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu (DFC), Boehly liderliğindeki konsorsiyum bünyesinde Lukoil varlıkları için teklif sunan taraflar arasında yer alıyor.
Diğer yandan satışın tamamlanması için nihai onayı yine ABD yönetiminin vermesi gerekiyor. Gazeteye konuşan kaynaklar, DFC’nin kurulacak yeni şirkette yaklaşık yüzde 15 hisse sahibi olabileceğini belirtiyor.
Konsorsiyumda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı’nın kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayid ile Katarlı milyarder Al-Hayat ailesi de ortak olarak yer alıyor.
Katarlı ailenin daha önce Beyaz Saray ve Donald Trump’ın aile üyeleriyle gayrimenkul ve enerji projelerinde ortaklık yürüttüğü biliniyor.
Ortaklık yapısına göre konsorsiyumun liderliğini Şeyh Tahnun’un kontrolündeki International Holding Company ile BAE merkezli Allied Investment Partners üstlenecek.
Kurulacak yeni şirketin yönetim kurulundaki çoğunluk sandalyelerinin ise Boehly ve DFC temsilcilerine verilmesi planlanıyor.
Söz konusu satış için nihai izni Trump yönetiminin vermesi gerekiyor.
Gazeteye konuşan bir kaynak, ABD’ye ait bir kamu kurumunun alıcı konsorsiyumda yer almasının, sürece daha önce talip olan Amerikan yatırım fonu Carlyle’ı dezavantajlı duruma düşürebileceğine dikkat çekti.
Görüşmelerin ileri bir aşamaya ulaştığı, ancak Lukoil ile henüz kesin bir mutabakat sağlanmadığı kaydediliyor. Kaynaklardan biri, portföyün tamamına veya münferit varlıklara talip olan diğer tarafların yarıştan çekildiğini aktardı.
FT, satışa konu olan uluslararası iş hacminin piyasa değerini yaklaşık 20 milyar dolar olarak hesaplıyor.
Satış paketi; Orta Asya, Meksika ve diğer bölgelerdeki petrol sahalarını, kanıtlanmış ve muhtemel 3 milyar varili aşkın rezervi, binlerce akaryakıt istasyonunu, Bulgaristan ve Romanya’daki büyük petrol rafinerilerini kapsıyor.
Lukoil, Ocak ayında LUKOIL International şirketinin satışı için Amerikan yatırım fonu Carlyle ile bir ön anlaşma imzalamıştı. İşlemin nihayete ermesi için ABD Hazine Bakanlığı dahil olmak üzere düzenleyici kurumların onayı şart koşuluyor.
Yaklaşık 20 milyar dolarlık bu ilk anlaşmanın onay süreci ABD’deki kurumlar arası mekanizmalara takıldı. Habere göre ABD Hazine Bakanlığı bünyesindeki Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) işleme onay verdi; ancak Trump yönetiminin nihai kararı henüz netleşmedi.
Müzakerelerin yürütülmesine imkan tanıyan resmi lisansın süresi ise 22 Ekim tarihine kadar uzatıldı.
Washington daha önce petrol ticaret şirketi Gunvor’un Lukoil’in yurt dışı operasyonlarını satın alma girişimine izin vermemiş, bunun üzerine Gunvor teklifini geri çekmişti.
Lukoil, ABD’nin Ekim 2025’te yürürlüğe koyduğu yaptırımların ardından uluslararası varlıklarını elden çıkarma kararı almıştı.
Rus şirketi, yurt dışındaki operasyonlarının kontrolünü kaybetmesi sebebiyle bilançosunda 1,67 trilyon rublelik değer kaybı kaydetti. Moskova yönetimi ise Batılı ülkelerin uygulamaya koyduğu yaptırımları yasa dışı olarak nitelendiriyor.
Rusya
Romanya’da Lukoil rafinerisinin kapatılması iflas dalgası yaratabilir

Romanya Ulusal Sendika Konfederasyonu, Rus Lukoil grubuna ait Petrotel rafinerisinin kapalı kalmaya devam etmesi halinde 460 yerel şirketin iflas edebileceğini duyurdu. Tesisin devre dışı kalmasının 8 bin kişilik istihdam kaybına ve akaryakıt arzında daralmaya yol açabileceği belirtiliyor.
Romanya hükümetinin Rus enerji şirketi Lukoil’e ait Petrotel rafinerisini yeniden faaliyete geçirmemesi halinde yaklaşık 460 yerel şirketin iflas riskiyle karşı karşıya kalabileceği bildirildi.
DCBusiness platformuna konuşan Romanya Ulusal Sendika Konfederasyonu (Cartel Alfa) Başkanı Bogdan Hossu, tesisin kapalı kalmasının 8 bin kişinin işini kaybetmesine yol açabileceğini belirterek ciddi bir toplumsal sorunun kapıda olduğuna dikkat çekti.
Başkent Bükreş’e 55 kilometre mesafedeki Ploieşti kentinde yer alan Petrotel-Lukoil, yıllık 2,5 milyon ton ham petrol işleme kapasitesiyle Romanya’nın en büyük rafinerileri arasında yer alıyor.
Mülkiyeti 1998 yılında Lukoil’e geçen tesis, ürettiği akaryakıtın bir bölümünü Moldova’ya da sevk ediyor.
Almanya ve Bulgaristan yönetimlerinin benzer krizleri hızla aştığını hatırlatan Hossu, Romanya makamlarının adım atmakta geciktiğini savundu.
Sendika lideri, “Almanlar, elde edilen gelirlerin Rusya Federasyonu’na gitmesini engellemek ve denetlemek amacıyla bir hafta içinde özel bir kayyum atadı. Bulgarlar da aynı süreci bir ayda tamamladı. Biz ise bu tür krizlerdeki tecrübeye rağmen 14 aydır özel kayyum atamayı başaramadık” dedi.
Tesisin kapalı kalmasının iç pazardaki yakıt arzını daraltacağını ve fiyat baskısını artıracağını vurgulayan Hossu, yoğun motorin tüketicisi konumundaki tarım ve ulaştırma sektörlerinin ilk darbeyi alacağını kaydetti.
Sendika başkanı, olumsuz etkilerin zamanla tedarikçi şirketlere, bu işletmelerin personeline ve ulaştırma ağına bağımlı diğer sektörlere de sıçrayabileceği uyarısını dile getirdi.
Digi24 televizyonunun haberine göre, Romanya mahkemesi daha önce Petrotel Lukoil rafinerisinin iflas koruma sürecine girmesine onay verdi.
Süreç kapsamında alacak taleplerine ilişkin ön listenin 29 Eylül’e kadar hazırlanması, nihai tablonun ise 23 Ekim tarihine kadar onaylanması planlanıyor. Alacaklılar kurulu ilk toplantısını 3 Ekim’de gerçekleştirecek.
Şirket yetkilileri, yargı denetimindeki bu sürecin iflası değil; ticari faaliyetlerin devamını, şirket varlıkları ile çalışanların korunmasını, ortaklarla ilişkilerin dengelenmesini ve tesisin yeniden üretime hazırlanmasını hedeflediğini belirtti.
Petrotel rafinerisindeki üretim, planlı bakım çalışmaları gerekçesiyle Ekim 2025’te durduruldu ve aradan geçen sürede yeniden başlamadı.
Tesis daha sonra ABD yaptırımlarının hedefi oldu.
Bükreş yönetimi mart ayında rafinerinin tekrar çalışabilmesi için ABD’den izin talebinde bulundu.
Yetkililer yaptırımlardan gerekli muafiyetlerin sağlandığını duyursa da tesis faaliyete geçmedi.
Yaptırımlar nedeniyle uluslararası varlıklarını elden çıkarma kararı alan Lukoil, ocak ayında Carlyle Group ile anlaşmaya vardığını duyurmuştu.
Petrotel Lukoil hisselerinin neredeyse tamamı, Rus enerji devinin uluslararası yapılanması çatısı altındaki İsviçre merkezli Litasco S.A. şirketinin elinde bulunuyor.
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Rusya1 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa1 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor
Asya2 hafta önceÇin ve Rusya arasındaki Sibirya’nın Gücü 2 boru hattı görüşmeleri fiyat anlaşmazlığı nedeniyle tıkandı
Rusya1 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor










