Bizi Takip Edin

Avrupa

VW, Çin rekabetine karşı Avrupa pazarını koruma taahhüdü verdi

Yayınlanma

Alman otomobil üreticileri, bölgedeki elektrikli araç pazarında Çinli rakiplerine karşı yeniden hamle yaparken, Volkswagen (VW) yenilenen araç ve yazılım stratejisi de dahil olmak üzere “her türlü yolu kullanarak” Avrupa’daki liderliğini savunmaya söz verdi.

VW’nin Alman fabrikalarında personel ve kapasiteyi önemli ölçüde azaltma planlarını sunmasından bir yıl sonra, bu hafta Münih Otomobil Fuarında şirketin yöneticileri, grubun Çinli rakiplerine karşı mücadeleye hazır olduğunu söyledi.

VW marka CEO’su Thomas Schäfer, grubun Çin’deki pazar payındaki düşüş ve BYD ile diğer elektrikli araç rakiplerinin yükselişiyle mücadele ederken, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, “Avrupa’da hakim durumdayız ve bunu her türlü yolla savunacağız,” dedi.

Yeni ürün yelpazesinin “çok rekabetçi” olduğunu ve Çinli üreticilerin Avrupa pazarına girmekte daha büyük zorluklarla karşılaşacağını da sözlerine ekledi.

Alman otomobil üreticilerinin son geri dönüşü, Çinli grupların hızla varlıklarını genişlettikleri Avrupa’nın elektrikli araç pazarında rekabetin daha da yoğunlaşacağına işaret ediyor.

Schmidt Automotive Research’e göre, Çinli markaların pazar payı ikinci çeyrekte Birleşik Krallık ve Avrupa otomobil pazarlarında rekor bir seviyeye ulaşarak %5,7’ye yükseldi ve elektrikli araç pazarında %10,7’ye çıktı.

VW, yeni modelleri, daha güçlü maliyet yapısı ve ABD’deki Rivian ve Çin’deki Xpeng ile yaptığı yazılım ortaklıkları sayesinde, Çinlilere karşı koymak için gerekli donanıma sahip olduğuna inanıyor.

Avrupa’nın en büyük otomobil üreticisi, Ağustos ayında %30’luk payıyla bölgenin EV pazarında açık ara lider konumda. Jefferies’e göre, bu oran bir yıl önceki %23’lük seviyeden yükselirken, Mercedes-Benz, BMW ve Tesla’nın pazar payları düşüş gösterdi.

BYD ise Avrupa EV pazarında %2,5’ten %3,8 pazar payına yükseldi.

Volkswagen grubu CEO’su Oliver Blume, “Gelecekte otomotiv sektörünün küresel teknoloji itici gücü olacağımıza inanıyoruz,” dedi.

Münih’te Wolfsburg merkezli grup, gelecek yıl 25.000 avrodan başlayan fiyatlarla satışa sunulacak dört giriş seviyesi elektrikli otomobil modelini tanıttı: yeni bir Škoda, Cupra ve iki yeni Volkswagen modeli.

Bunlar arasında eski ve yeni VW markalarını birleştiren yeni ID. Polo ve Polo ve ID.2 yer alıyor.

Bununla birlikte, bu hafta güvenlerini ifade edenler sadece Almanlar değildi. BYD, batılı rakiplerinin henüz elektrikli araç teknolojilerinde kendilerine yetişemediklerini savundu.

BYD’nin başkan yardımcısı Stella Li, “Bazı markalar bizi yakalamış olsa da, daha yapabileceğimiz çok şey olduğunu düşünüyorum,” dedi.

Çinli grup, ultra hızlı şarj teknolojisini gelecek yıldan itibaren Avrupa modellerine getirmeyi ve önümüzdeki üç yıl içinde tüm elektrikli araçlarını Avrupa’da üretmeye başlamayı planlıyor.

Li, beş dakikada yaklaşık 470 km menzil ekleyebilen yeni şarj sistemine atıfta bulunarak, “Bu, oyunun kurallarını tamamen değiştiren bir gelişme,” dedi.

Devlet destekli Changan, bu ay İngiltere’de 39.990 sterlin fiyatla elektrikli Deepal S07 SUV modelini piyasaya sürerek Avrupa’da bir yer edinmeyi hedefliyor.

Çinli grup, önümüzdeki birkaç yıl içinde Avrupa’da bir fabrika açmayı planlıyor ve İngiltere’de ilk 10’da yer almayı hedefliyor.

GAC International’ın küresel işletme müdürü Thomas Schemera, devlet destekli otomobil üreticisinin, AB’nin Çin yapımı elektrikli araçlara uyguladığı yüksek gümrük vergilerine yanıt olarak “mümkün olan en kısa sürede” Avrupa’da üretim yapmayı planladığını söyledi.

Analistler, giderek daha fazla Çinli markanın kıtaya girmesiyle, şirketlerin karşılaştığı zorluklardan birinin, Avrupa tüketicilerinin zihninde markalarını farklılaştırmak olduğunu söylüyor.

Stellantis ile sermaye ortaklığını kullanarak bayi ağını genişleten Leapmotor, uygun fiyatlandırmasının (elektrikli B10 kompakt SUV’nin fiyatı 29.900 avrodan başlıyor) bir farklılaşma faktörü olduğunu söylüyor.

Çinli elektrikli araç startup’ı ile Stellantis arasındaki ortak girişimin başkanı Tianshu Xin, benzinli ve batarya ile çalışan araçlar arasında fiyat eşitliğine “neredeyse çok yaklaştıklarını” söyledi

Öte yandan Changan, Avrupa’da bir fiyat savaşına girmeyi istemediğini söylüyor. Changan’ın İngiltere’deki genel müdürü Nic Thomas, “Bu bizim pazara giriş yolumuz değil. Fiyat savaşı arıyorsak, şu anda Avrupa markalarına bakmamız gerekiyor… ve çok büyük indirimler var,” dedi.

Avrupalı otomobil yöneticileri, Çinli markaların, işçilik ve enerji maliyetlerinin daha yüksek olması nedeniyle, kendi iç pazarlarında olduğu gibi Avrupa’da rekabetçi fiyatlarla otomobil üretmesinin zor olacağını söylüyor. 

Fakat Macaristan ve Türkiye’de fabrikalar açacak olan BYD’den Li, şirketin Tayland’da otomobil üretimi yaparken öğrendiklerini ve maliyet etkin üretim teknolojisini kullanacağını söyledi ve “Üretim maliyetini nasıl koruyabileceğimizi iyi anladık,” diye ekledi.

Avrupa

Finlandiya, NATO nükleer tatbikatında karargah subaylarıyla yer alacak

Yayınlanma

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerindeki yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını açıkladı. Karargah subaylarıyla temsil edilecek olan Finlandiya, tatbikatın belirli bir ülkeyi hedef almadığını bildirdi.

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerinde düzenleyeceği yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını duyurdu.

Bakanlığın açıklamasına göre Finlandiya, bu yılki tatbikatta karargah subaylarıyla temsil edilecek. Savunma Bakanı Antti Häkkänen, bu katılım biçiminin ülkenin ulusal hedeflerine en uygun model olduğunu ifade etti.

Häkkänen, “Nükleer caydırıcılık tatbikatı, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor. Nükleer caydırıcılık, Finlandiya dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasındaki en üst düzey güvencedir” değerlendirmesinde bulundu.

Steadfast Noon tatbikatı, gerçek nükleer silahların kullanımı veya nakli söz konusu olmadan icra ediliyor.

İttifak üyesi ülkeler tatbikata farklı biçimlerde iştirak edebiliyor; bu çerçevede NATO’nun nükleer operasyonlarına destek amacıyla konvansiyonel askeri unsurlar da görevlendirilebiliyor.

Finlandiya Savunma Bakanlığı, söz konusu tatbikatın mevcut uluslararası konjonktürle bağlantılı olmadığını ve belirli bir ülkeyi hedef almadığını kaydetti.

Finlandiya daha önce de Fransa’nın Avrupa’da nükleer caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik sunduğu girişime dahil olma kararı almıştı.

Häkkänen, bu işbirliğinin Finlandiya ve Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi amaçladığını aktardı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Mart 2026’da gündeme getirilen girişime Finlandiya dahil 10 ülke katıldı.

Fransa’nın nükleer doktrininin müzakere edilmesini, ortak tatbikatları ve stratejik hava kuvvetlerine ait bazı unsurların ortak ülkelerde geçici konuşlanmasını içeren girişim, NATO’nun nükleer caydırıcılığının yerini almıyor ve ittifaktaki gibi ortak savunma taahhüdü taşımıyor. Fransız nükleer silahları ve kullanımına dair kararlar Paris yönetiminin kontrolünde kalmaya devam ediyor.

Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, Avrupa “nükleer şemsiyesinin” güçlendirilmesinin Rusya açısından stratejik tehdit oluşturduğunu savunmuştu. Kremlin, stratejik istikrar görüşmelerinde Avrupa’daki nükleer işbirliğinin genişlemesinin hesaba katılması gerektiğini vurgulamıştı.

Rusya Dışişleri Bakanlığının özel yetkili elçisi Andrey Belousov da ABD, İngiltere ve Fransa’nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı gözetmeksizin nükleer kapasitelerini artırdığını öne sürmüştü.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Söder, Berlin’de “sol koalisyon”u finansal akışların kesilmesi ile tehdit etti

Yayınlanma

CSU lideri Markus Söder, Berlin’deki sol koalisyon gerçekten hayata geçerse önemli mali karşı önlemler alacağını açıkladı.

Bild gazetesine konuşan Bavyera Başbakanı, “Bizim için durum açık: Böyle bir koalisyona ek finansman sağlanmamalı. Bu nedenle Başkent Anlaşması durdurulmalı,” dedi.

Bu sert açıklamasıyla, bir kez daha federal-eyalet mali dengeleme sistemini hedef alan Söder şöyle devam etti:

“Berlin’in vatandaşların korunması konusunda önemli meseleleri ele almadan bırakması ve aynı zamanda diğer eyaletlerin karşılayamayacağı şüpheli yardımlar için milyarlarca harcaması kabul edilemez. Buna bir son verilmeli.”

Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Sol Parti’nin seçim zaferi sonrasında Söder, devam eden koalisyon görüşmelerini de sert bir şekilde eleştirdi.

CSU lideri, başkentte öncelikle SPD ve Yeşiller’i hedef aldı ve onları “demokratik değerlere ihanet etmek” ile suçladı.

Berlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi

Söder şöyle devam etti:

“Berlin’de bir Kırmızı-Yeşil-Kırmızı [Sol-Yeşiller-SPD] koalisyonu, tabuların tam anlamıyla ihlali olur. Bu Sol Parti üyeleriyle birlikte, ülkemizin savaş sonrası tarihinde ilk kez, kısmen antisemitik ve polise karşı eleştirel bir parti bir eyalet hükümetine liderlik edecek. Berlin SPD’si ve Yeşiller’in buna razı olması utanç verici. Antisemitizm konusunda taviz verilemez, yarı yürekli tavizler de. Bu, demokrasimizin temel değerlerine ihanettir.”

Bavyera Başbakanı, potansiyel koalisyon ortaklarını, “partizan siyasi çıkarlar uğruna iç güvenlikle ilgili temel meseleleri ve temel toplumsal uzlaşmayı bir kenara itmek” ile suçladı:

“Antisemitizm, kamulaştırma konusundaki sosyalist fanteziler, suç aşiretleriyle bağlantılar ve polis memurlarını organize suçla eşdeğer gören bir gençlik örgütü: Bunların hiçbiri, Berlin’deki SPD ve Yeşiller için bir koalisyonun önünde engel teşkil etmiyor gibi görünüyor. Böylece Kırmızı ve Yeşil, bir ‘Kızıl Cephe’ için basamak görevi görecek.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Makam aracı teklifi iptal edilen AfD’li başkan kasımda yaya kalabilir

Yayınlanma

BMW, Almanya’da Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen ilk AfD’li siyasetçi Tobias Rausch için sunduğu makam aracı teklifini geri çekti. Şirket teklifini Rausch’un seçildiği gün iptal ederken, mevcut aracın süresi kasımda dolacak olan meclis yönetimi henüz diğer Alman üreticilerden teklif alamadı.

Alman otomotiv üreticisi BMW, Almanya için Alternatif (AfD) partisinden Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen Tobias Rausch için hazırlanan makam aracı kiralama teklifini geri çekti.

Die Zeit gazetesinin parlamento yönetimine dayandırdığı habere göre, otomobil üreticisinin genel merkezi teklifi, Rausch’un eyalet meclisi başkanı seçildiği 6 Ekim’de iptal etti. Rausch, bir eyalet parlamentosuna başkanlık eden ilk AfD’li siyasetçi oldu.

Eyalet parlamentosu başkanının şoförlü bir makam aracı kullanma hakkı yer alıyor. Rausch halihazırda selefinden devraldığı BMW 7 serisi aracı kullanıyor. Mevcut aracın kiralama süresi kasım ayında sona eriyor.

Parlamento yönetimi bu tarihe kadar yeni bir tedarikçi bulamazsa Rausch makam aracından yoksun kalacak.

Eyalet parlamentosu idaresi, Rausch’un makam aracı ihtiyacı için tanınmış Alman üreticiler arasından yalnızca BMW’nin teklif sunduğunu aktardı. Mercedes ve Audi markalarından bu süreçte herhangi bir teklif gelmedi.

İş dünyasından AfD politikalarına tepki

AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de düzenlenen seçimlerin ardından mecliste grup kurdu.

Eyalet seçimleri tarihindeki en yüksek oy oranına ulaşan parti, yüzde 43,8 oy alarak 83 sandalyeli mecliste 39 üyelik kazandı.

AfD, salt çoğunluk için gereken sandalye sayısının 3 altında kaldı. Seçimlerde Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 17,2, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 9,3 oy elde etti.

BMW Yönetim Kurulu Üyesi Milan Nedeljkovic, daha önce Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği mülkiyette, sağ popülizm ve milliyetçiliği “dünya ticaretiyle yaşayan, dışa açık bir ekonomi merkezi için zehir” olarak nitelendirmişti.

Alman Sanayi Federasyonu (BDI) da Rausch’un seçildiği gün yayımladığı değerlendirmede, AfD’nin eyalette yönetime gelmesi ihtimaline karşı uyarılarda bulundu.

BDI Başkanı Tanja Gönner, partinin bölgenin ekonomik başarısını oluşturan ilkeleri desteklemediğini, dolayısıyla olası bir AfD iktidarında ekonomik canlanma beklenemeyeceğini kaydetti.

Gönner, AfD’nin iş dünyasını temsil eden bir parti olmadığını belirterek ekonominin dışa açıklığa, küresel ticarete, ihracat olanaklarına ve yurt dışından nitelikli iş gücü çekilmesine dayandığını ifade etti.

Her yatırımcının yurt dışından sağlanan uzman personele ihtiyaç duyduğunu aktaran Gönner, “Bu kişiler burada hoş karşılanmadıklarını hissederse bu durum bölgenin tercih edilmemesi için derhal bir gerekçeye dönüşür” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English