Ortadoğu

Washington Post: Trump İran’daki zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek için askeri plan hazırlattı

Yayınlanma

ABD ordusu, Başkan Trump’ın talebi doğrultusunda İran’daki yaklaşık 454 kilogram yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek amacıyla kapsamlı bir kara operasyonu planı hazırlayarak sundu. Operasyon, savaş altındaki İran topraklarının derinliklerine binlerce askerin indirilmesini, kazı çalışmalarının yürütülmesini ve radyoaktif malzemenin tahliyesi için geçici hava pistleri inşa edilmesini öngörüyor.

Washington Post’un haberine göre ABD ordusu, İran’daki yaklaşık 454 kilogram yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek için başkana plan sundu. Konuya aşina iki kaynağa göre plan, kazı ekipmanlarının bölgeye sevk edilmesini ve çıkarılacak radyoaktif malzemenin hava yoluyla taşınabilmesi için kargo uçaklarının iniş yapabileceği pist inşa edilmesini öngörüyor.

Kaynaklar, bu karmaşık planın Trump’ın talebi üzerine hazırlandığını ve son bir hafta içinde başkana ayrıntılı şekilde sunulduğunu belirtti. Planın operasyonel açıdan taşıdığı ciddi risklerin de Trump’a aktarıldığı ifade edildi.

Trump yönetiminin İran’daki uranyumu ele geçirmeye yönelik operasyon seçeneğini değerlendirdiği daha önce Wall Street Journal tarafından bildirilmişti. Ancak Washington Post’a göre bu kez söz konusu senaryo, Trump’ın talebiyle hazırlanmış ayrıntılı askeri plan olarak masaya getirildi.

Hedef İran’ın nükleer kapasitesini sınırlamak

İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesini sınırlamak, Trump yönetiminin temel hedeflerinden biri olmaya devam ediyor. Ancak uzmanlara göre bu plan, savaş sırasında bugüne dek benzeri denenmemiş ölçüde zor, kapsamlı ve tehlikeli operasyon anlamına geliyor.

Görevin başarıyla yürütülebilmesi için, uranyumun çıkarılması ve güvenli biçimde taşınması amacıyla yüzlerce, hatta binlerce askerin ve ağır ekipmanın bölgeye sevk edilmesi gerekebilir. Eski savunma yetkililerine göre bu süreç haftalar sürebilir ve İran topraklarının derinliklerinde, savaş altında yürütülmek zorunda kalabilir.

Trump yönetiminin son dönemde İran’a savaşı sona erdirmek amacıyla 15 maddelik teklif sunduğu, bu teklif kapsamında Tahran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmesinin de istendiği belirtiliyor.

İran ise ABD’nin teklifini reddetti. Ancak savaş başlamadan hemen önce yapılan müzakerelerde, zenginleştirilmiş uranyumun seviyesini düşürmeye yönelik seyreltme seçeneğini gündeme getirdiği ifade edildi.

Eski Savaş Bakan Yardımcısı ve emekli CIA ile Deniz Piyadesi subayı Mick Mulroy, “Bu, tarihteki en büyük ve en karmaşık özel operasyonlardan biri olabilir. Askeri açıdan son derece yüksek risk taşıyor” dedi.

Trump’ın böyle operasyona ilgi duyduğuna işaret eden başka gelişme de, cumartesi günü Amerikalılara Fox News sunucusu Mark Levin’in programını izleme çağrısı yapması oldu. İsrail yanlısı çizgisiyle bilinen Levin, programında ABD’nin İran’daki uranyum stoklarını ele geçirmek için özel eğitimli kara birlikleri göndermesi gerektiğini belirtti.

Levin, “Neden sahada askere ihtiyaç olsun? Bunun pek çok nedeni var ve 300 bin askere de gerek yok. Mesele bu uranyum” ifadelerini kullandı.

Seçim faaliyetinde savaşları bitirme sözü veren Trump, şimdi ise başlattığı ve büyük ölçüde İsrail’le koordineli biçimde havadan yürütülen savaşın beşinci haftasına girmiş durumda. İran’daki uranyumu ele geçirmek için kara harekatı başlatılması, komandoların yanı sıra çok sayıda destek personelinin de sahaya inmesini gerektirecek ve ABD ordusunu çok daha büyük risk düzeyine taşıyacak.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, planla ilgili sorulara yazılı yanıtında, “Başkomutana mümkün olan en geniş seçenekleri sunabilmek için hazırlık yapmak Pentagon’un görevidir. Bu, Başkan’ın karar verdiği anlamına gelmez” dedi.

Anketler, Amerikalıların çoğunluğunun savaşa ve özellikle de kara birliklerinin gönderilmesine karşı olduğunu gösterirken, Savaş Bakanı Pete Hegseth salı günü yaptığı açıklamada Trump’ı kararlı lider olarak göstermeye çalıştı.

Hegseth, Pentagon’daki basın toplantısında, “Başkan Trump’ın yıllardır söylediği gibi ve bu yönetimin de tavrı nettir: İran nükleer bomba sahibi olamaz ve olmayacak” dedi.

İran’daki uranyum nerede tutuluyor?

ABD, haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri bombaladı. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na (UAEK) göre İran’ın elinde hâlâ yaklaşık 440 kilogram yüzde 60 saflıkta zenginleştirilmiş uranyum bulunuyor.

UAEK Başkanı Rafael Mariano Grossi, bu materyalin yarısından fazlasının İran’ın orta kesimindeki tarihi şehir İsfahan yakınlarında, yerin yaklaşık 90 metre daha derinindeki tünellerde tutulduğunu söyledi. Kalan kısmın ise Natanz nükleer tesisinde ve muhtemelen başka noktalarda bulunduğu değerlendiriliyor.

Haziran ayı başına ait Le Monde gazetesi tarafından yayımlanan uydu görüntüleri, büyük bir kamyonun İsfahan tesisinin güney girişine doğru 18 mavi varil taşıdığını gösterdi. İçerikleri kesin olarak tespit edilemese de Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü (ISIS), bu varillerin büyük ihtimalle yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum silindirleri taşıdığını ve İsrail ile ardından ABD’nin hava saldırılarından birkaç gün önce tünel kompleksine sevk edildiğini değerlendirdi.

Grossi, mart ayı ortasında Washington’daki üst düzey temasları sırasında muhabirlere yaptığı açıklamada, haziran bombardımanı sonrası İsfahan’daki depolama alanına erişimin hâlâ moloz altında olduğunu söyledi.

Grossi, “O tarihten bu yana oraya ulaşmaya dönük büyük çaplı hareket görmedik. Belki araç ya da kamyon oldu ama kazı yapan iş makineleri görmedik” dedi. Grossi, haziran saldırılarından hemen önce yaptığı denetimde bu silindirlerin “çok büyük olmadığını” ve “özel koruma altında tutulmadığını” belirtti. Ancak bazı sahte silindirlerin yerleştirilmiş olabileceğini ve bunun da uranyumu ele geçirmek isteyenleri yanıltma amacı taşıyabileceğini ifade etti.

Askeri planlara dair bilgi sahibi olmadığını vurgulayan Grossi, “Şunu söyleyebilirim ki, bu miktarda materyal ciddi derecede kirletici nitelikte. Eğer doğrudan vurulursa radyolojik kirlenme meydana gelebilir” dedi.

Konuya aşina kaynaklardan biri, İsfahan’daki yer altı stokuna ulaşmak için önce kazı ekipmanlarının bölgeye sokulması, ardından beton ve kurşun kaplamaların kırılması, daha sonra da silindirlere ulaşılarak bunların dışarı çıkarılıp uçaklarla taşınması gerektiğini söyledi.

Bu sürecin ne kadar süreceğine ilişkin tahminler ise birkaç haftadan birkaç aya kadar uzanıyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ve Özel Operasyonlar Komutanlığı’na daha önce komuta etmiş emekli Orgeneral Joseph Votel, en uygun seçeneğin ateşkes sonrasında ve UAEK personeli eşliğinde yapılacak operasyon olacağını belirtti. Ancak “Eğer savaşarak içeri girmeniz gerekiyorsa, bu yine de teorik olarak mümkün olabilir” dedi. Votel, “Bu operasyon çok sayıda risk barındırıyor. Son derece karmaşık görev olur. Büyük ihtimalle can kaybı da yaşanır. Ama bu, ABD özel operasyon birliklerinin eğitim aldığı görev tiplerinden biri” ifadelerini kullandı.

Başka eski savunma yetkilisine göre, operasyonun büyüklüğü ve karmaşıklığı onu olağanüstü derecede zor hale getiriyor; ancak tamamen imkânsız da değil. Yetkili, “Hızlı ve sembolik baskın dışında, bu materyalin önemli kısmını ya da tamamını ele geçirmek için geçici işgal gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

Hedefe ulaşmak için küçük askeri üs gerekebilir

Eski komandolar ve yetkililer, böyle operasyonun önündeki lojistik ve askeri zorlukların son derece büyük olduğunu belirtiyor.

İlk aşamada İran’ın savunma sistemleri ve askeri unsurlarının vurularak kara birlikleri için daha güvenli geçiş hattı oluşturulması gerekecek. Ardından birliklerin yüzlerce kilometre içeri ilerleyerek tesislerin çevresinde savunma çemberi kurması öngörülüyor.

Uzmanlara göre seçeneklerden biri, ABD ordusunun 82. Hava İndirme Tümeni ile Ranger birliklerinin paraşütle indirilmesi olabilir. Ancak bu birlikler, İran topçusunun, füzelerinin ve İHA’larının menziline girebilir.

Bundan sonra mühendis birliklerinin sahaya geçici pist inşa etmesi, ikmal ve ekipmanların ise kargo uçaklarıyla ya da helikopterlerle taşınması gerekecek. Ancak bu yöntemler de yavaş hareket eden nakliye uçaklarını düşman ateşine açık hale getirebilir.

Kazı ve çıkarma çalışmalarının devam edebilmesi için çok sayıda destek personeline ihtiyaç duyulacak. Mekanik ekipler, sürücüler, yakıt ikmal ekipleri ve lojistik personelinin 24 saat esasına göre çalışması gerekecek. Gıda ve suyun da sürekli olarak bölgeye ulaştırılması zorunlu olacak.

Eski yetkililere göre, Enerji Bakanlığı’ndan sivil nükleer uzmanlar ve diğer kurumlardan teknik personelin de risk değerlendirmesi yapmak ve uranyumun çıkarılmasını denetlemek üzere sahada bulunması muhtemel.

Bu nedenle kurulacak yapı, gizli ve düşük profilli baskından çok, küçük çaplı askeri üsse benzeyebilir.

Yer altında metre metre ilerleme

Kayalık zeminin patlatılması ve depolama alanına girilmesi yalnızca başlangıç olacak. Asıl zorluk, çok sayıda bilinmezle dolu yer altı tesisinde metre metre ilerleyerek uranyuma ulaşmak.

Eski özel operasyon personeline göre, muhtemelen Delta Force ya da Navy SEAL unsurlarından oluşacak timler, yer altındaki engelleri aşmak için testere ve kaynak ekipmanları kullanırken, diğer timler de onları koruyacak.

Komandoların radyasyon tehdidine karşı koruyucu kıyafet, solunum ekipmanı ve radyasyon sensörleri ile hareket etmesi gerekecek.

Ancak içeride ateş edilen, patlatılan ya da kesilen her yüzeyin tehlikeli materyali harekete geçirme ihtimali bulunuyor. Bu da personel ve ekipman için tekrar tekrar radyasyon arındırma işlemleri yapılmasını gerektirebilir. Ayrıca tesis içinde bubi tuzakları bulunması ihtimali de göz ardı edilmiyor.

Eski özel operasyon personeli, “Bu son derece yavaş, titiz ve ölümcül olabilecek süreçtir” dedi.

Çıkış da en az giriş kadar tehlikeli

Operasyonun son aşaması olan geri çekilme de askerler, ekipman ve nükleer materyalin İran saldırılarına açık hale gelmesi nedeniyle son derece riskli olacak. Çok sayıda personelin düşman hava sahası üzerinden tahliye edilmesi gerekecek.

Eski yetkililere göre böyle görev, geçmişte yüksek riskli görülen birçok operasyonu bile nispeten basit gösterebilir.

Örneğin, Venezuela’da Nicolás Maduro’nun ele geçirilmesine ya da Pakistan’da Usame bin Ladin’in öldürülmesine yönelik operasyonlar dakikalar ya da saatler içinde tamamlanmıştı. İran’daki bu operasyon ise, her şey görece yolunda gitse bile, haftalar sürebilir.

Eski savunma yetkilisi bunu şöyle özetledi: “Bu artık galeriden araba satın almak gibi değil; doğrudan bütün üretim hattını satın almaya benziyor.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version