Dünya Basını

Ya ABD-İran anlaşması gerçek olamayacak kadar iyiyse?

Yayınlanma

ABD-İran anlaşması ve Orta Doğu’nun geleceğine dair muhtemel seçenekler

The Jerusalem Post, Seth J. Frantzman
15 Haziran 2026

ABD ve İran, bir tür anlaşmaya doğru ilerleyecek bir yol üzerinde uzlaşmaya hazır görünüyor. Neyin üzerinde mutabakata varıldığı ya da önümüzdeki günlerde neyin ortaya çıkabileceği tam olarak net değil.

Son birkaç ayda, bir anlaşmanın imzalanmak üzere olduğuna dair buna benzer birçok iddia ortaya atıldı. Pek çok durumda, üzerinde anlaşılan somut maddeler gerçek bir anlaşma değil, daha çok gelecekte bir anlaşmaya varmak için hazırlanmış bir mutabakat metni niteliğindeydi.

Ortaya çıkmakta olan anlaşmadan çıkarılabilecek birçok sonuç var.

ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi Dan Shapiro, X/Twitter’da şunları yazdı: “ABD-İran anlaşmasının metni imzalanıp yayımlanana kadar iki taraftan da çok fazla algı yönetimi gelecek. Ama işte benim ilk değerlendirmem.”

Shapiro şöyle devam etti: “Bu savaş bir hataydı ve sona ermesi gerekiyor. Başkan, İran rejiminin hızla çökeceğini düşündü ama bu gerçekleşmedi.”

“Tam tersine, rejim ağır bir ABD-İsrail saldırısından sağ çıkması ve bazı etkili karşı saldırılar düzenlemesi sayesinde stratejik olarak güçlendi” diye ekledi. “Bölgedeki birçok ülke şimdi İran’a yanaşıyor, gerilimi azaltmaya ve ilişkileri yeniden kurmaya çalışıyor. Bu da rüzgârın hangi yönden estiğinin bir işareti.”

Önümüzdeki birkaç gün ve ay içinde ne olabilir? Bildiklerimiz ve bilmediklerimiz üzerinden birçok ihtimal söz konusu. Bu noktada, eski ABD Savunma Bakanı Don Rumsfeld’in meşhur “bilinen bilinmeyenler” ve “bilinmeyen bilinenler” sözünü hatırlamak için uygun bir zaman.

Ya bir anlaşma olur ve iki taraf açısından da iyi giderse?

Bir senaryo, İsviçre’de bir Mutabakat Zaptı’nın kabul edilip imzalanmasıdır. İyimser bir senaryoda hem İran hem de ABD bir şey kazandıklarına inanır; hatta İsrail bile bekleyip görmeye razı olur.

İsviçre’deki imzanın ardından İslamabad, Doha ve diğer yerlerdeki arabulucular bir anlaşma üzerinde çalışmaya başlar. İran, Hürmüz Boğazı’ndaki ablukayı sona erdirir; ABD de İran’a yönelik ablukayı kaldırır. İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun ülkeden çıkarılması konusunda bir anlaşmaya varılır. İran yaptırım muafiyeti elde eder.

Orta Doğu’da her şey normale döner ve istikrar sağlanır. Savaşın geride kalmasıyla ABD bölgede yeni bir dönem için çalışabilir ve Avrupa ile Asya’daki diğer meselelere odaklanmak üzere yönünü çevirebilir. Boğaz’ın açılmasıyla bölge ekonomileri iyileşir; İsrail ve Körfez ülkeleri daha yakın entegrasyon için çalışabilir.

Ya İsviçre’de bir anlaşma imzalanmazsa?

Bununla birlikte, Pakistan, Katar ve diğer aktörlerin iki ülke arasında bir Mutabakat Zaptı’na varılması yönündeki çabalarına rağmen, İran ve ABD’nin bu hafta anlaşamaması ve anlaşmayı bir kez daha ertelemesi ihtimali hâlâ var.

Bu senaryoda bölge, nisan ayından bu yana gördüğü düşük yoğunluklu çatışma ortamına geri döner. İsrail Lübnan’da Hizbullah’a karşı operasyonlarını sürdürür. İran, Beyrut’a yönelik herhangi bir İsrail saldırısına karşı misilleme tehdidinde bulunmaya devam eder.

Bölge düşük yoğunluklu bir kargaşa içinde kalır. Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, ülkelerin alternatif ticaret yollarına ihtiyaç duyması anlamına gelir; bu da Suriye üzerinden daha fazla kara ticaretinin geliştirilmesi sonucunu doğurur.

Beyaz Saray, savaşın sona ermeyeceğini ama aynı zamanda daha geniş bir alana da yayılmayacağını kabullenir. Yeni statüko, düşük yoğunluklu bir çatışma halidir.

Ya bu hafta bir anlaşmaya varılır ama nihai anlaşma sağlanamazsa?

Üçüncü senaryo, bu hafta bir Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasını, ancak İran ile ABD arasındaki müzakerelerin yaz boyunca uzamasını öngörüyor. İran ve ABD nihai bir anlaşmaya varamaz. İran muhtemelen bunu tercih eder. Tahran, geçici bir anlaşmaya varıldığında Beyaz Saray’ın daha fazla çatışmadan kaçınmanın faydalarını göreceğini; Katar, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ABD’nin bölgedeki ortaklarının da savaşı yeniden başlatmaması için Washington’a baskı yapacağını varsayar.

Böyle bir senaryo, müzakerelerin uzaması ve çatışmanın gerçekten sona erip ermediğine dair ucu açık bir soru bırakması anlamına gelir. İsrail, Lübnan’da hareket serbestisini korur ve Kudüs gelecekte İran’a yönelik daha fazla saldırı için baskı yapar.

Bunlar yeni çatışma “turlarına”, yani İsrail ile İran’ın birkaç ayda bir kısa süreli çatışmalara girdiği yeni bir normale dönüşür.

ABD’nin İsrail’de askeri tanker uçakları bulundurmaya devam etmesi gerekir ve Ben Gurion Havalimanı bu nedenle seyahat kaosu yaşamayı sürdürür. Ardından ABD’nin üslenmesini Körfez yerine İsrail’e kaydırması yönünde bir baskı oluşur. İsrail’de sonbaharda seçimler yaklaşırken İran, Hizbullah ve Hamas’la daha fazla çatışma turu yaşanır.

Ya İran’da bir iç darbe olursa?

İran hükümeti bir Mutabakat Zaptı’nı kabul edip ABD ile görüşmelerde ilerlese bile, savaş nedeniyle zayıflayan ve askeri komutanları birbirinden kopuk hale gelen bölünmüş İran sistemi, Tahran’da bir darbeye açık durumdadır.

Bu darbe, bir anlaşmaya karşı çıkan Devrim Muhafızları ve sözde “sertlik yanlılarından” gelebilir. Aynı zamanda, sertlik yanlısı bir darbeyi önlemek isteyen ordudan da gelebilir. İran’daki mevcut düşük yoğunluklu kaos, belirsizlik yaratıyor. ABD artık İran’ın nihai bir anlaşma imzalayacağına güvenemeyeceğini biliyor; çünkü kimin kontrolü elinde tuttuğu net değil.

Ya ABD İran’la çatışmaya geri dönerse?

İran bu hafta bir anlaşma imzalayabilecek olsa da nihai statü anlaşmasına ulaşmak zor olacaktır.

Nihai statü anlaşmasına varılamaması halinde Trump yönetimi, yaz ya da sonbahar aylarında İran’ı yeniden barış masasına zorlamak için güç kullanmaya karar verebilir. Bu da ABD’nin yaşadığı sıkıntıların karşılığında bir bedel talep etmesiyle sonuçlanır.

ABD bölgede daha büyük bir rol üstlenir ve Körfez ülkelerinin kendilerini savunmasına yardımcı olması yönünde baskı görür. İsrail Hizbullah’a yönelik saldırılarını sürdürür; bu da İran’ın İsrail’e yönelik saldırılarına devam etmesine yol açar.

Nihai bir anlaşma olmadan mutabakat metni çok fazla değer taşımaz ve gerçek bir anlaşmayla sonuçlanmaz. Bununla birlikte, boğazların açılması herkesin çıkarınadır; bu nedenle boğazlar açık kalır.

Çok Okunanlar

Exit mobile version