Dünya Basını

Yanis Varoufakis: Donald Trump kendi kazdığı çukura düşüyor

Yayınlanma

Eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, Owen Jones’a verdiği mülakatta Donald Trump’ın İran’a karşı başlattığı savaşı “tarihin en büyük stratejik intiharlarından biri” olarak nitelendirdi. Varoufakis, ABD’nin bu müdahaleyle yalnızca kendi küresel hegemonyasını bitirmekle kalmadığını, aynı zamanda Çin’e dünya liderliği yolunda emsalsiz bir fırsat sunduğunu belirtti.

Ekonomist ve eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, Owen Jones ile gerçekleştirdiği mülakatta, Donald Trump’ın son dönemdeki “kendi petrolünüzü kendiniz gidin alın” çıkışını ve İran’a yönelik askeri müdahaleyi ele aldı.

Jones, Trump’ın son olarak kendi sosyal medya platformu üzerinden Birleşik Krallık gibi ülkelere “Hürmüz Boğazı’na gidip yakıtınızı alacak cesarete sahip olmalısınız” diyerek ABD’nin artık müttefiklerine yardım etmeyeceği yönündeki ifadelerini hatırlattı.

Varoufakis, Jones’un dünyadaki gidişata ilişkin sorusu üzerine, dünyanın “felakete sürüklendiği” bir dönemde kendisini iyi hissettiği için bir tür “günahkarlık ve suçluluk” duygusu içinde olduğunu ifade etti. Varoufakis, Trump’ın ilk döneminde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD’yi İran’a karşı bir saldırıya ikna etme çabalarına “hayır” diyebildiğini, ancak ikinci döneminde bu tuzağa düşmesine “hayret ettiğini” belirtti.

“Kendi kazdığı çukura daha derin batmaktan başka seçeneği yok”

Varoufakis, Trump’ın bu savaşa sürüklenmesinin ardından artık kolay bir çıkış yolu kalmadığını vurguladı. Roma İmparatorluğu dönemindeki imparatorların, güçleri zayıfladığında Germenlere karşı lejyon gönderip yenilmelerine rağmen başkentte zafer ilan etmelerine atıfta bulunan Varoufakis, Trump’ın da benzer bir yanılsama içine girebileceğini ancak gerçekliğin çok daha ağır olduğunu kaydetti.

Jones, ABD’nin bu savaştan çekilmesi durumunda bir süper güç olarak ortaya çıkışından bu yana en büyük stratejik yenilgisini alacağını, bunun Vietnam ve Afganistan’dan çok daha ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti.

Jones, “Bir devletle savaşa girip tüm savaş amaçlarınızın reddedilmesi ve devasa ekonomik zarar görmek büyük bir stratejik yenilgidir” değerlendirmesini yaptı.

“İsrail apartheid devletinden soykırım devletine dönüştü”

Yanis Varoufakis, sahadaki duruma ilişkin analizinde İsrail parlamentosu Knesset’in iki gün önce geçirdiği yasaya dikkat çekerek, bu düzenlemenin İsrail’in “apartheid devletinden soykırım devletine” geçişini yasallaştırdığını ve mühürlediğini ifade etti. Varoufakis, “Artık işgal altındaki topraklarda Filistinlileri yasal olarak asacaklar” dedi.

Netanyahu’nun bu savaşa, Batı Şeria’daki etnik temizliği ve Gazze’deki soykırımı dünyanın gözünden kaçırmak için ihtiyaç duyduğunu belirten Varoufakis, Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı’ndaki bazı çevrelerin Trump’ı bu yöne itmesinin tek rasyonel açıklamasının, Çin arabuluculuğunda İran ve Körfez ülkeleri arasında son dört beş yıldır gelişen yakınlaşmayı bozma arzusu olduğunu kaydetti.

“Vietnam’da köyleri kurtarmak için yok ediyorlardı, şimdi Dubai’yi yok ediyorlar”

Varoufakis, ABD’nin stratejisini Vietnam Savaşı’ndaki paradoksa benzeterek, “Vietnam’da köyleri komünizmden kurtarmak için yok ediyorlardı; şimdi de Birleşik Arap Emirlikleri’ni, Dubai’yi ve Abu Dabi’yi Çin-İran etkisinden kurtarmak için mali, ekonomik ve askeri olarak yok ediyorlar” dedi.

Bu durumun “akıl almaz” olduğunu belirten Varoufakis, Trump’ın daha önce Avrupa Birliği’ne karşı gümrük vergisi savaşlarını kazandığını, Çin ile bir “terör dengesi” kurduğunu ve Ukrayna’daki savaşı kendi hedefleri doğrultusunda yönettiğini ancak İran saldırısıyla her şeyi mahvettiğini dile getirdi.

180 okul çocuğunun öldüğü Tomahawk füzesi saldırısının “sonun başlangıcı” olduğunu ifade eden Varoufakis, Trump’ın artık siyasi olarak kaybettiğini vurguladı.

“Amerikan hegemonyasının amacı zafer değil, kalıcı savaştır”

Amerikan süper güç statüsünün sonuna gelip gelinmediği sorusuna yanıt veren Varoufakis, dostu Julian Assange’ın 2011’deki tespitine atıfta bulundu.

Varoufakis, Irak, Afganistan, Libya ve Suriye gibi savaşların amacının zafer kazanmak değil, “kalıcı savaş” yürütmek olduğunu, bunun da “askeri Keynesyenizm” modelinin bir parçası olduğunu söyledi.

Varoufakis, ABD ekonomisinin büyüme modelinin askeri-sınai kompleks üzerine kurulu olduğunu, bu sayede kaybettiği her savaşa rağmen hegemonyasını büyütebildiğini belirtti. Ancak bugün karşılarında Wall Street, Walmart ve büyük teknoloji üçgenine rakip olabilecek Çin gibi teknolojik ve kurumsal bir alternatifin bulunduğuna dikkat çekti.

“Pekin’e hegemonyasını yansıtması için büyük fırsatlar hediye etti”

Trump’ın “aynı anda iki cephede savaşamayız” mesajıyla Ukrayna’yı gözden çıkarıp Çin’e odaklanma stratejisinin Kissinger tarafından da onaylanan “realist” bir yaklaşım olduğunu hatırlatan Varoufakis, İran savaşıyla bu stratejinin çöktüğünü ifade etti. Varoufakis, “Çin’in artık hiçbir şey yapmasına gerek yok; sadece sadık bir müttefik ve güvenilir bir tedarikçi olmaya devam etmesi yeterli” dedi.

Afrika’da Çin teknolojisiyle bir sanayi devrimi yaşandığını, elektriği olmayan köylerin ucuz Çin güneş panelleri ve bataryalarıyla enerjiyi bölümlere ayırarak sanayileştiğini anlatan Varoufakis, “Çin odadaki tek yetişkin gibi davranıyor. Trump’ın büyük bir başarıyla Amerikalıların çoğunluğunu ikna ettiği stratejisi artık havaya uçtu” yorumunu yaptı.

“Richard Nixon 1971’de sistemi havaya uçuran bir başka kaçıktı”

Ekonomik sonuçlara ilişkin analizinde 1971 yılına ve Richard Nixon dönemine giden Varoufakis, Nixon’ın İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Bretton Woods sistemini ve dolar bölgesini havaya uçurduğunu hatırlattı. Kissinger’ın anılarındaki “Petrol krizine biz (ABD) sebep olduk” itirafına değinen Varoufakis, o dönemde petrol fiyatlarının artmasının ABD’nin Alman ve Japon rakiplerine daha çok zarar verdiği için Amerikan hegemonyasını güçlendirdiğini belirtti.

Varoufakis, Trump’ın “petrol fiyatlarının artması umrumda değil, biz ihracatçıyız, daha çok kazanacağız” argümanının Nixon dönemini taklit etmeye çalıştığını ancak bugünün koşullarının çok farklı olduğunu söyledi.

“ABD bir komünist ülke değil, her Amerikalı ‘ABD A.Ş.’nin hissedarı değil” diyen Varoufakis, Chevron veya ExxonMobil’in kârlarından pay almayan, her gün işe gitmek için 160 kilometre yol kat eden MAGA tabanının bu durumdan büyük zarar göreceğini vurguladı.

“Yapay zeka yatırımları enerji maliyetleri nedeniyle sönüyor”

Geçen yıl ABD ekonomisinin resesyona girmemesinin tek nedeninin yapay zeka (AI) alanındaki devasa yatırım artışı olduğunu kaydeden Varoufakis, yapay zekanın aşırı enerji yoğun bir sektör olduğunu belirtti.

Enerji fiyatlarındaki artışla birlikte yapay zekanın bir “balon” olduğu korkusunun tetiklendiğini ve yatırımların azalmaya başladığını ifade etti.

Varoufakis, “Yapay zeka patlaması ölüyor ve bu durum ABD’nin egemen sınıfları ve büyük teknoloji şirketleri için büyük bir endişe kaynağı. Ayrıca işsizlik hem ABD’de hem de İngiltere’de artışa geçti, faiz oranları ise düşüş eğiliminden çıkıp yükselmeye başladı. Bu ‘mükemmel fırtına’ nedeniyle Trump’ın kasım ayındaki ara seçimlerden siyasi olarak sağ çıkamayacağını düşünüyorum” dedi.

“Demokrat Parti sadece bir şovdan ibarettir”

Kongre ve ara seçimler sonrası tabloyu değerlendiren Varoufakis, Trump’ın Temsilciler Meclisi ve Senato’nun kontrolünü kaybedeceğinin açık olduğunu ancak bunun onu durdurmaya yetmeyeceğini söyledi. Trump’ın İran savaşı için Kongre’ye danışmadığını, benzeri görülmemiş sayıda başkanlık kararnamesi çıkardığını ve Yüksek Mahkeme’nin hala onun tarafında olduğunu hatırlattı.

Demokrat Parti’yi sert bir dille eleştiren Varoufakis, “Onların tek eleştirisi Trump’ın İran savaşında yeterince etkili olmadığı veya Kongre’den onay almadığı yönünde. Emperyalizme veya uluslararası hukukun ihlaline dair ciddi bir eleştirileri yok çünkü kendileri de aynısını yaptılar; Libya, Obama döneminde bir çöplüğe çevrildi” dedi. Varoufakis, asıl ilginç sorunun iki buçuk yıl sonra JD Vance’in MAGA gündemini nasıl devralacağı olduğunu belirtti.

“Batı dünyası enerji alanında 19. yüzyıla geri dönüyor”

Dünyanın ikiye bölündüğünü dile getiren Varoufakis, Çin’in BRICS üzerindeki hakimiyetinin sarsılmaz hale geldiğini ve Washington’ın Trump yönetiminde bile buna boyun eğmeye başladığını ifade etti. Avrupa Birliği’nin ise hiç olmadığı kadar Washington’ın hizmetkarı haline geldiğini belirten Varoufakis, Yeşil Mutabakat ve iklim hedeflerinin Trump’ın yeniden seçilmesiyle birlikte rafa kaldırıldığını kaydetti.

Varoufakis, “Batı dünyası enerji konusunda 19. yüzyıla dönüyor; Kuzey Denizi’nde daha fazla sondaj yapılmasından bahsediliyor. Fosil yakıt endüstrisinin sağlam bir ekonomik temeli kalmamışken bizler ‘petrol devletleri’ne dönüşüyoruz. Öte yandan Çin ve Afrika ‘elektro-devletler’e dönüşüyor. Kullandığınız enerji biçimi, üretimin sosyal ilişkilerini de belirler; kömür sendikalaşmayı getirdi, elektrik ise oligarşiden bağımsız yerel topluluklar yaratma kapasitesine sahip. Bu yüzden Trumpçılar elektrikten, güneş panellerinden ve rüzgar enerjisinden nefret ediyorlar” analizinde bulundu.

“Bulut sermayesi Doğu’da tarım için, Batı’da ise şiir yazmak için kullanılıyor”

Yapay zekanın kullanım alanları arasındaki farka dikkat çeken Varoufakis, Batı’da insanların yapay zekaya “aptalca şiirler veya makaleler yazdırdığını” ancak Çin’de yapay zeka destekli dronların tarımda bir damla suyun bile israf edilmemesini sağladığını anlattı. “Bulut sermayesi” olarak adlandırdığı bu algoritmik makinelerin kullanım farkının dünyayı iki ayrı kutba böldüğünü ve aralarında “hayali bir Berlin Duvarı” örüldüğünü belirtti.

Varoufakis, 2016 yılında Bernie Sanders’ın adaylığının “Demokrat Parti’nin derin devleti” tarafından engellendiğinde partisinden ayrılıp üçüncü bir güç oluşturması gerektiğini, bu büyük fırsatın kaçırıldığını söyledi. Bugün AOC veya Zoran Mandani gibi isimlerin umut vaat ettiğini ancak Demokrat Parti’nin bir ilericiyi seçtirmektense JD Vance’in seçilmesini tercih edebileceğini ileri sürdü.

“Trump tırnak içinde bir ‘taze kan’ oldu çünkü dürüstçe ‘petrolü istiyoruz’ diyor”

Trump’ın ABD emperyalizmini haklı çıkarmak için kullanılan “moral güç” ve “medeniyet götürme” bahanelerini terk etmesini “taze bir kan” olarak nitelendiren Varoufakis, şunları söyledi:

“Reagan ‘tepedeki parlak şehir’ diyordu, Eisenhower ‘domine etmek istemiyoruz’ diyordu ama aynı zamanda Guatemala’da darbe tezgahlıyordu. George W. Bush ‘özgürlük’ diyordu. Trump ise doğrudan ‘petrolü istiyoruz’ diyor. Bu dürüstlük ilericiler için bir hediyedir; artık ABD emperyalizmini olduğu gibi görebiliyoruz. Şimdi bu hediyeyi nasıl kullanacağımız bize kalmış.”

“Demokrasi Batı’nın bombalarının yıktığı topraklarda yeşermez”

Savaş çığırtkanlarının her başarısızlıktan sonra hiçbir bedel ödemeden bir sonraki çatışmaya geçtiğini belirten Varoufakis, ilericilerin artık “bel kemiği göstermesi” gerektiğini vurguladı.

Varoufakis, “1999’da Yugoslavya bombalanırken veya Saddam döneminde Irak işgal edilirken de aynı şeyleri söylediler. Rejimleri eleştirebiliriz, ben de eleştiriyorum; ancak demokrasi Batı’nın bombalarının yıktığı topraklarda yeşermez” dedi.

Varoufakis, ABD’nin 1953’te İran’ın son liberal demokratik hükümetini darbeyle devirdiğini hatırlatarak Washington’ın demokrasi konusunda konuşmaya ahlaki hakkı olmadığını belirtti.

Varoufakis son olarak, “İlericiler olarak görevimiz, yaptırımların sona ermesi ve bombalamaların durması için kendi hükümetlerimize baskı yapmaktır. Yaptırımlar sadece yoksulları aç bırakır ve kaçakçıları zenginleştirir. İşgal özgürlük değildir, ancak emperyalist savaşlar durduğunda bu halklar kendi geleceklerini geri alabilirler” diyerek sözlerini tamamladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version