Avrupa
14 NATO ülkesinden nükleer tatbikat

Almanya dahil 14 NATO ülkesi, bugün (24 Ekim) bu yılki “Steadfast Noon” nükleer savaş tatbikatını tamamlıyor.
Her yıl ekim ayında gerçekleştirilen “Steadfast Noon” tatbikatı, Avrupa’da depolanan ABD nükleer silahlarıyla olası bir saldırıyı simüle ediyor. Taşıyıcı veya fırlatma uçağı olarak Alman Hava Kuvvetlerine ait jetler de kullanılabilir.
Avrupa’da nükleer savaşa katılma istekliliğinin artmasının bir göstergesi olarak, bu yıl tatbikata ilk kez yeni NATO ülkeleri Finlandiya ve İsveç katılırken, Danimarka da ilk kez tatbikat için bir üs sağladı.
Alman hükümeti de şu anda Eifel’deki Büchel hava üssünü milyarlarca avro harcayarak yeniden inşa ettiriyor, böylece gelecekte F-35 tipi ABD savaş uçaklarını yeni B61-12 tipi nükleer bombalarla birlikte bu üste konuşlandırabilecek.
Aynı zamanda, ABD’den bağımsız bir Avrupa nükleer kalkanı konusunda tartışmalar devam ediyor. Fransa’nın sağladığı nükleer kalkanın yanı sıra, Alman nükleer silahlarına dayanan bir Alman nükleer kalkanı da tartışılıyor.
Almanya’da 18-24 yaş grubundaki gençlerin çoğunluğu, Bundeswehr’in nükleer silah satın almasını destekliyor.
Amerikan nükleer bombası B61-12’nin provası yapıldı
Tatbikata 14 NATO ülkesinden 70’in üzerinde askeri uçakla yaklaşık 2.000 asker katıldı. Bu sayı, önceki yıllara göre daha fazla.
NATO’ya yeni katılan Finlandiya ve İsveç de ilk kez bu tatbikata katıldı ve F/A-18 Hornet ve Gripen model savaş uçakları gönderdi. Alman ordusu ise Tornado ve Eurofighter model savaş uçaklarıyla tatbikata katıldı.
Raporlara göre, uydu navigasyonu ile yönlendirilen ve bu nedenle öncekilerden çok daha hassas olduğu kabul edilen yeni B61-12 tipi ABD atom bombalarının kullanımı prova edildi.
Bu bombalar aynı zamanda ölçeklenebilir ve farklı patlama etkileriyle kullanılabilir; yani diğerlerinin yanı sıra, taktiksel olarak, sınırlı etkiye sahip, savaş alanı silahı olarak da değerlendirilebilir.
Amerikan Bilim Adamları Federasyonu’na (FAS) göre, B61-12’nin eğitim operasyonlarına dahil edildiği Avrupa’daki ilk hava üssü, 2021 yılında Nijmegen ve Eindhoven arasında bulunan Hollanda’daki Volkel Hava Üssüydü.
İngiltere’ye yeni Amerikan nükleer silahları konuşlandırıldı
Volkel, bu yıl Steadfast Noon’un ana üssüydü. Ayrıca, Volkel’den sadece 60 kilometre uzaklıkta, Belçika’nın en kuzeydoğusunda bulunan Kleine Brogel üssü; Flensburg’un yaklaşık 60 kilometre kuzeyinde bulunan Danimarka’daki Skrydstrup üssü ve Cambridge’in 40 kilometre kuzeydoğusunda bulunan İngiltere’deki Lakenheath üssü de dahil edildi.
Skrydstrup ile ilk kez bir Danimarka hava üssü Steadfast Noon kapsamında kullanıldı. Bu, Danimarka’nın şu anda Rusya’ya karşı daha agresif bir tutum sergilemesi nedeniyle de önemli.
Danimarka 2023 ve 2024 yıllarında, ABD silahlı kuvvetlerinin manevralar kapsamında Tomahawk seyir füzeleri ateşleyebilen Typhon fırlatma rampalarını Bornholm adasında konuşlandırmasına izin vermiş ve ayrıca uzun menzilli hassas silahlar satın alacağını duyurmuştu.
Lakenheath’e ise yaz aylarında ABD nükleer bombalarının getirildiği bildirildi. ABD, Soğuk Savaş döneminde hava üssünde 100’den fazla nükleer silah depolamış ve bunları ancak 2008 yılında geri çekmişti.
Silahlanmaya karşı çıkanlar, Lakenheath hava üssünde tam olarak neler olup bittiğinin açıklığa kavuşturulmasını istiyorlar, fakat şu ana kadar sonuç alamadılar.
Nükleer silah taşıyıcısı olarak F-35
Bu yıl Steadfast Noon tatbikatında yeni olan şey, F-35 tipi ABD savaş jetlerinin çift işlevli olarak kullanılmasıydı.
Bu jetler bir yandan bombaları taşıyan ve atan uçaklar olarak görev yaptılar; raporlara göre bu, Volkel’de konuşlanmış Hollanda F-35 filosu için geçerliydi.
Jetler diğer yandan, bombalarla yüklü uçaklara eşlik ettiler; bu görevi, Steadfast Noon tatbikatına da katılan Danimarka F-35 filosu üstlendi.
F-35, Alman Federal Ordusu tarafından da satın alınacak; Hava Kuvvetleri, çok eski Tornado jetlerinin hizmetten çıkarılmasından sonra Eifel’deki Büchel hava üssünde nükleer katılımı kesintisiz olarak sürdürebilmek için 35 adet alacak.
Yaz aylarında, ABD nükleer bombalarının depolandığı Büchel hava üssünde bunun için gerekli olan tadilatların, başlangıçta planlandığı gibi 700 milyon avroya mal olmayacağı, mevcut duruma göre iki milyar avroya mal olacağı açıklandı.
Ayrıca, Savunma Bakanı Boris Pistorius’un, NATO’nun Bundeswehr’e yönelik şartlarını yerine getirebilmek için 15 adet ek F-35 savaş uçağı satın alınması konusunda ısrarcı olduğu bildirildi ama Almanya Savunma Bakanlığı bu haberi resmi olarak yalanladı.
Fransız kalkanına karşı Alman kalkanı
Nükleer paylaşım eğitimi ve güvenliği sağlanırken, kendi Avrupa nükleer kalkanı oluşturulması veya alternatif olarak bir “Alman bombası” satın alınması konusundaki tartışmalar devam ediyor.
Mevcut duruma göre, bir Avrupa nükleer kalkanı Fransa tarafından sağlanabilir. Paris ve Berlin, 29 Ağustos’ta Bregançon’da düzenlenen son Alman-Fransız Bakanlar Konseyi toplantısının ardından bu konuyla ilgili bir “stratejik diyalog” başlatılacağını duyurmuştu; bu diyalog, Fransız Cumhurbaşkanlığı ve Alman Şansölyelik ofisleri tarafından, her iki tarafın dışişleri ve savunma bakanlıklarının katılımıyla yürütülecekti.
Şimdiye kadar, Almanya’nın Fransız nükleer kuvvetleri üzerinde herhangi bir şekilde söz sahibi olmakta ısrarcı olması nedeniyle bir anlaşmaya varılamadı; Fransa bunu kararlılıkla reddediyor.
Avrupa’yı Fransız nükleer şemsiyesi altına sokma seçeneğinin aksine, bazı Alman uzmanlar, Almanya liderliğinde bağımsız bir Avrupa koruma şemsiyesi hakkında bir tartışma talep ediyor.
Ağustos ayında, Kiel Üniversitesi Güvenlik Politikası Enstitüsü (ISPK) eski direktörü Joachim Krause, öncelikli odak noktasının Almanya’nın bir atom bombası üretme kabiliyetine sahip olup olmadığı sorusu olduğunu açıkladı.
Uzmanlar genellikle teknik olarak herhangi bir zorluk yaşanmayacağına karar veriyorlar. Gronau’daki uranyum zenginleştirme tesisi, Jülich’teki santrifüj üreticisi ETC ve Garching’deki araştırma reaktörü ile gerekli altyapı da mevcut.
Buradaki temel engel, teknik olmaktan çok siyasi: Federal Almanya sadece Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’ndan çıkmakla kalmayıp İki Artı Dört Anlaşmasını da feshetmek zorunda kalacak.
Alman gençliği nükleer bombaya sıcak bakıyor
Öte yandan haziran ayında yapılan bir ankete göre, Almanların sadece yüzde 21’i Federal Almanya Cumhuriyeti’nin nükleer silaha sahip olması gerektiğini savunuyor; yüzde 72 ise buna karşı çıkıyor.
Fakat farklı yaş grupları arasında gerçekten büyük farklılıklar var. Örneğin, 45-54 yaş grubundaki Almanların sadece yüzde 7’si ve 65 yaş ve üstü Almanların yüzde 11’i Almanya’nın nükleer bomba sahibi olmasını destekliyor.
Öte yandan, 18-24 yaş grubundaki Almanların yüzde 54’ü Almanya’nın nükleer silah elde etmesini destekliyor. Bu da, kamuoyunun nükleer silahlanma konusunda da fikir değiştirebileceğini gösteriyor.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak











