Bizi Takip Edin

Diplomasi

Zelenski Washington’da; AB’de gözler Orbán’da

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski bugün ABD Başkanı Joe Biden ile görüşecek ve Ukrayna’ya ek askeri yardım için ABD desteğini kurtarmak amacıyla senatörlere ve Temsilciler Meclisi Başkanına kişisel bir çağrıda bulunacak.

Ukrayna’ya yapılan harcamalar konusunda kamuoyunda artan sabırsızlığa ve İsrail’e yönelik endişeye tepki gösteren Biden, ekim ayında İsrail, Tayvan ve ABD’nin Meksika sınırındaki güvenliğin artırılması için fon içeren daha büyük bir paketin parçası olarak Ukrayna için 61,4 milyar dolar daha istemişti.

Başkan, Kongre’ye sunduğu uluslararası güvenlik talebinin geri kalanı karşılığında Cumhuriyetçilerle göçmenlik konusunda anlaşmaya hazır olduğunu söylese de tasarı Cumhuriyetçiler tarafından reddedildi.

Beyaz Saray ise Temsilciler Meclisi ve Senato’nun harekete geçmemesi halinde hükümetin Ukrayna için ayırdığı fonun yıl sonuna kadar tükeneceğini açıkladı. Başkan ve destekçileri, ayak sürümenin ve siyasi baskıların Ukrayna’yı savaş alanında ‘diz çöktürebileceği’ ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ‘istediğini verebileceği’ konusunda uyarıyor.

Zelenski bugün, Temsilciler Meclisi Başkanlığı seçilmeden önce Ukrayna’ya mali yardım sağlanmasına karşı oy kullanan Cumhuriyetçi Mike Johnson ile görüşecek. Zelenski’nin Amerikan saatiyle bu sabah senatörlerle de bir araya gelmesi planlanıyor.

Senatodaki Cumhuriyetçiler ise yıl sonuna kadar Ukrayna’ya yardımın önünü açacak bir anlaşmaya varabilmelerinin şüpheli olduğuna gitgide daha çok kanaat getiriyorlar. The Hill’in aktardığına göre, Ukrayna’ya yardım, sınır anlaşması görüşmelerine bağlı ve pazartesi günü senatörler bu konuda bir anlaşmaya varmaya yakın olmadıklarını, bunun da Başkan Biden tarafından talep edilen 111 milyar dolarlık paket üzerindeki çalışmaları 2024 yılına erteleyeceğini söylediler. Paket Ukrayna, İsrail, sınır ve diğer öncelikler için gerekli parayı kapsayacaktı.

Cumhuriyetçiler, denizaşırı yardım karşılığında Demokratların ‘acımasız’ olarak nitelendirdiği ABD-Meksika sınır güvenliğinde katı değişiklikler yapılması konusunda ısrarcı.

Cumhuriyetçi senatör: Her dilenciye para veremeyiz

Ohio Cumhuriyetçi senatörü JD Vance, Zelenski’nin bu hafta Washington’a yaptığı ziyaretten ’rahatsız olduğunu’ ve ‘ülkeye gelen her dilenciye para dağıtmanın ABD’nin görevi olmadığını’ söyledi.

Vance, “Meclis Başkanı [Mike] Johnson ve Senato Cumhuriyetçilerini, kendisine yeni bir açık çek yazmak için sınır güvenliği konusundaki müzakerelerimizden vazgeçmeye zorlamak ve gözlerini korkutmak için burada . Bu İkinci Dünya Savaşı’nın ortasında gelen Churchill değil,” diye ekledi.

Biden’ın yakın müttefiklerinden Senatör Chris Coons, içine girilen açmaz için, “Bu çıldırtıcı bir durum. Dünyaya ve Ukrayna halkına çok kötü bir mesaj,” dedi.

Zelenski’den uyarı: Diktatörlükler güçlenir

Zelenski ise ABD’yi, Kiev’e verdiği destekte tereddüt etmesinin dünyanın dört bir yanındaki ‘diktatörlükleri’ güçlendireceği konusunda uyardı.

ABD Başkanı Joe Biden ve kongre liderleriyle yapılması planlanan görüşmeler öncesinde pazartesi günü Washington’daki Ulusal Savunma Üniversitesi’nde konuşan Ukrayna lideri, “Özgür dünya tereddüt ettiğinde, diktatörlükler kutlama yapar,” dedi.

Zelenski, ABD Kongresindeki çözülmemiş sorunlardan ‘Putin ve onun hasta kliğinin ilham aldığını’ ileri sürerken, ‘gecikmeleri gördüklerinde hayallerinin gerçekleştiğini gördüklerini’ söyledi.

Zelenski, aralarında subayların yanı sıra ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in de bulunduğu dinleyicilere, “Buradaki her biriniz bir asker için mühimmat beklemenin ne demek olduğunu anlıyorsunuz: desteğin gelip gelmeyeceğini bilmeden haftalarca, aylarca beklemek. Komuta tecrübesi olan herkes bunun ne anlama geldiğini bilir; düşmanınız tatmin olmuş ve saldırıya hazırlanırken siz ilerlemek yerine sadece izler, zırh ya da teçhizat beklersiniz,” dedi.

IMF 900 milyon dolarlık ödemeyi onayladı

Uluslararası Para Fonu (IMF) Yönetim Kurulu 11 Aralık Pazartesi günü, IMF Başkanı Kristalina Georgieva’nın Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenski ile görüşmesinden saatler önce, 15,6 milyar dolarlık kredi programından Ukrayna’ya 900 milyon dolarlık bir ödemeyi onayladı.

IMF yetkilileri, Georgieva’nın Zelenski ile Washington’daki IMF merkezinde yaklaşık bir saat görüştüğünü ve kendisine IMF yönetim kurulunun, Rusya’ya açık bir gönderme yaparak, bir ülke dışında Ukrayna’ya destek konusunda oybirliği içinde olduğunu söylediğini aktardı.

Kurul, Kiev’in bu yılın başlarında onaylanan dört yıllık Genişletilmiş Fon Kolaylığı kredisindeki ilerlemesinin ikinci gözden geçirmesinin ardından Ukraynalı yetkililerle geçen ay varılan anlaşmayı onayladı. Bu da 900 milyon dolarlık ödemenin önünü açarak bu yıl Ukrayna’ya sağlanacak toplam IMF fonunu 4,5 milyar dolara çıkaracak.

IMF İcra Direktörleri Kurulu, 31 Mart’ta, Rusya ile savaş halinde olan Ukrayna için toplam 122 milyar dolarlık destek paketinin bir parçası olarak 48 ay süreli 15,6 milyar dolarlık finansman paketini onaylamıştı.

Georgieva, savaşa ve bunun yarattığı ‘muazzam sosyal ve ekonomik maliyetlere’ rağmen Ukrayna ekonomisinin dirençli olduğunu kanıtladığını söyledi.

AB mali yardımına Macar engeli

Ukrayna Başbakan Yardımcısı Olha Stefanişına verdiği bir mülakatta Macaristan’ın bu hafta yapılacak AB zirvesinde Ukrayna’ya mali yardım yapılmasını ve Kiev ile katılım müzakerelerinin başlatılmasını veto etmesinin ‘sadece bir Avrupalı liderin değil tüm bloğun başarısızlığı’ olacağını söyledi.

Stefanişına, “Siyasi kararı şimdi, Aralık ayında vermeliyiz. Macaristan tarafında bu son derece duygusal bir durum, ancak günün sonunda bu 27 [AB üye ülkesinin] vereceği bir karardır ve ya alınır ya da alınmaz, ya uzlaşma sağlanır ya da veto edilir,” dedi.

Stefanişina gazetecilere yaptığı açıklamada zirvenin başarısız olmasının ‘tüm Avrupa Birliği’nin başarısız olması anlamına geleceğini’ savundu.

AB üyesi ülkeler Kiev’e verilecek 50 milyar avroluk mali destek ve üyelik müzakerelerinin başlatılmasına yönelik siyasi karar konusunda anlaşmazlık yaşıyor.

Bu arada Macaristan, ‘ulusal çıkarlarına aykırı’ olduğunu söylediği AB üyelik görüşmelerini ve yarısı Ukrayna’ya yardım için ayrılan AB bütçesindeki 100 milyar avroluk artışı engellemeye devam ediyor.

AB’nin Ukrayna yardım paketi maaşların, emekli maaşlarının ve bazı temel kamu hizmetlerinin ödenmesine yardımcı olmak üzere tasarlandı.

Haziran ayının başlarında Orbán, Avrupa Komisyonu’nun Kiev’e ek 50 milyar avro verilmesini savunurken Macaristan’a kurtarma fonlarını bloke etmesinin kabul edilemez olduğunu söylemiş ve bloğu ‘B Planı’ seçeneklerini incelemeye yöneltmişti.

AB, bütçe dışı mali yardım olanaklarını araştırıyor

Öte yandan Financial Times’ın (FT) haberine göre Macaristan, Kiev için kritik önem taşıyan bir destek paketini veto etmesi yönündeki baskılara boyun eğmeyeceğini açıklarken, AB diplomatları Ukrayna’ya birliğin ortak bütçesi dışında acil fon sağlanması için teknik önerileri tartışıyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan kişiler FT’ye yaptıkları açıklamada, zirvenin başlamasına az bir zaman kala diplomatların Macaristan haricinde kalan 26 üye arasında olası bir mali paketin fizibilitesi ve teknik detayları üzerinde özel görüşmelere başladıklarını söyledi. Bu paket Kiev’e en az bir yıl süreyle acil finansman sağlayacak.

Avrupa Komisyonu yetkilileri ve maliyetin büyük kısmını üstlenecek olan büyük üye devletlerin katıldığı görüşmeler, Orbán’ın diğer AB ülkelerinin yardım sağlamasına itirazı olmadığını söylediği göz önüne alındığında, Budapeşte’nin vetosunu kaldırma hedefini baltalamamak için gizli tutuluyor.

Bu kişiler, bütçe dışı bir aracın daha fazla zaman alacağını ve faiz ve diğer maliyetler açısından daha fazla paraya mal olacağını söyledi. Bir kişi, “Mecbur kalmadıkça kimse bunu yapmak istemez. Ancak bir B planına sahip olmamak pervasızlık olur,” dedi.

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English