Amerika
Trump ile köprüleri atan Musk, Amerika Partisi’yle siyasete giriyor

Milyarder iş insanı Elon Musk, ‘Amerika’ adıyla yeni bir siyasi parti kurduğunu duyurdu. Musk, partinin amacının 2026 ara seçimlerinde kilit rol oynamak olduğunu belirtirken, ABD Başkanı Donald Trump bu hamleye sert tepki göstererek Musk’ı ‘tren enkazı’ olarak nitelendirdi.
SpaceX’in kurucusu ve milyarder iş insanı Elon Musk, “Amerika” adıyla yeni bir siyasi parti kurduğunu duyurdu.
Musk, kararın sosyal medya platformu X’te yaptığı anket sonucunda alındığını belirtti. Ankete katılan 1,3 milyon kullanıcının yüzde 65,4’ü yeni bir partiye “evet” derken, yüzde 34,6’sı karşı çıktı.
Musk yaptığı açıklamada, “İkiye bir oranla yeni bir siyasi parti istediğinizi söylediniz ve onu alacaksınız. Ülkemizin israf ve yolsuzluk nedeniyle iflas etmesi söz konusu olduğunda, bir demokraside değil, tek partili bir sistemde yaşadığımız ortaya çıkıyor. Bugün Amerika Partisi, size özgürlüğünüzü geri vermek için kuruldu,” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump ise Musk’ın bu hamlesine kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden sert tepki gösterdi.
Trump, “Elon Musk’ın son beş haftadır tamamen ‘yoldan çıkmasını’ ve adeta bir ‘tren enkazına’ dönüşmesini üzüntüyle izliyorum. Üçüncü partilerin ABD’de asla başarılı olamamasına rağmen bir parti kurmak istiyor. Üçüncü partilerin tek iyi olduğu şey, tam bir kargaşa ve kaos yaratmaktır,” dedi.
Trump ile yollar neden ayrıldı?
Musk’ın parti kurma hamlesi, bir zamanlar müttefik olduğu Donald Trump ile ilişkilerinin kopmasının beraberinde geldi.
Musk, Trump’ın seçim kampanyasına 250 milyon dolardan fazla harcama yapmış ve zaferinin ardından özel olarak oluşturulan Hükümet Verimliliği Dairesi’nin başına geçmişti.
Ancak Bloomberg‘in haberine göre, Musk’ın elektrikli araçlar için 7,5 bin dolarlık sübvansiyonların ve yenilenebilir enerjiye yönelik diğer vergi teşviklerinin korunması yönündeki talepleri Beyaz Saray tarafından reddedildi.
Bu gelişmenin ardından Musk, Trump’a karşı açık bir medya kampanyası başlattı.
İkili arasındaki gerilim, Trump’ın vergileri azaltan ve kamu borcu tavanını 5 trilyon dolar artıran “büyük ve harika” olarak nitelendirdiği yasa tasarısıyla zirveye ulaştı.
Musk, bu yasanın bütçede 2,5 trilyon dolarlık bir açık yaratacağını ve borç yükünü ABD için taşınamaz hâle getireceğini savunuyordu. Yasa tasarısı 4 Temmuz’da nihai olarak kabul edildi.
Sosyal medyada sert atışma
Haziran başında Trump ve Musk, sosyal medya hesapları üzerinden kamuya açık bir kavgaya tutuştu. Trump, tasarruf etmenin en kolay yolunun Musk’ın şirketlerinin aldığı devlet ihalelerini ve teşviklerini kesmek olduğunu belirterek, milyarderi soruşturma ve ülkeden sınır dışı etme tehdidinde bulundu.
Buna karşılık Musk, insanlı Dragon uzay aracını hizmetten çekeceğini duyurdu ancak daha sonra bu kararından vazgeçti.
Ayrıca Trump’ın reşit olmayanların istismarıyla ilgili skandallara karıştığını ima eden paylaşımlar yapan Musk, kısa süre sonra özür dileyerek “bazı paylaşımlarından” pişmanlık duyduğunu belirtti.
Bloomberg‘e göre, başkanla yaşadığı bu çatışma nedeniyle Musk’ın serveti 34 milyar dolar azaldı.
Partinin hedefi ‘altın hisse’
Musk, yeni partinin 2026’daki ara seçimlere katılacağını ve Senato’da 2-3, Temsilciler Meclisi’nde ise 8-10 sandalye kazanmayı hedeflediğini açıkladı.
Musk’a göre bu sayılar, tartışmalı yasa tasarılarını engellemeye yetecek bir “altın hisse” anlamına gelecek.
Partinin programının ana hatları da belli oldu. Musk, X’te bir kullanıcının sorusuna verdiği yanıtta, parti programının kamu borcunu azaltma, silahlı kuvvetleri yapay zeka ve robot teknolojisiyle modernize etme, özellikle enerji alanında kuralsızlaştırma, ifade özgürlüğü, yüksek doğum oranlarını destekleme ve merkezci bir politika izleme gibi maddeleri içereceğini kaydetti.
Resmi başvurular yapıldı mı?
Musk’ın duyurusundan kısa bir süre sonra, 6 Temmuz’da Federal Seçim Komisyonunun internet sitesinde Amerika Partisi’nin tescili için bir form yayınlandı. Ancak bu başvurunun Musk veya ekibi tarafından yapılıp yapılmadığı belirsizliğini koruyor.
Aynı gün, “DOGE partisi”, “X partisi”, “Jüpiter partisi” gibi isimleri doğrudan veya dolaylı olarak Musk ile bağlantılı olan birkaç siyasi örgütün daha tescil formları yayınlandı.
Hatta “İşe Yaramaz Parti” adıyla bile bir başvuru bulunuyor. Kayıtlarda ayrıca Musk’ın Teksas’ın 1. bölgesinden Temsilciler Meclisi adayı olarak gösterildiği bir başvuru da yer alıyor, ancak bu başvuruların gerçekliği de teyit edilmiş değil.
ABD’de üçüncü partilerin şansı yok
ABD’de Cumhuriyetçiler ve Demokratlara meydan okuyabilecek üçüncü bir siyasi güç yaratma fikri yeni değil. 2025 itibarıyla ülkede eyalet düzeyindekilerle birlikte 50 ila 60 arasında parti bulunuyor ancak bu listede hiçbir başarı öyküsü yok.
Milyarder Ross Perot tarafından kurulan Reform Partisi, 1992 ve 1996 başkanlık seçimlerinde sırasıyla 20 milyon ve 10 milyon oy almasına rağmen Cumhuriyetçi adaylar için oyları bölmekten öteye gidemedi.
Yine de yeni bir siyasi güce olan talep, istikrarsız da olsa devam ediyor.
Gallup’un 2024 sonbaharında yaptığı bir araştırmaya göre, Amerikalıların yüzde 58’i üçüncü bir partinin kurulmasını onaylıyor. Ancak 2023’te yapılan aynı ankette bu oran yüzde 63 seviyesindeydi.
Amerika
Beyaz Saray basın yasağını kaldırdı: CNN ve Politico yerleşkede

ABD’de federal mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı üzerine, Donald Trump’ın erişimini engellediği CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri Beyaz Saray’a yeniden kabul edildi. Yargıç Timothy Kelly, gazetecilerin savunma hakkı verilmeden kartlarının iptal edildiğine hükmetti. Kararın hemen ardından yaşanan kısa süreli giriş krizini avukatların acil başvurusu çözdü.
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Beyaz Saray’a girişlerini yasakladığı CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri, federal mahkeme kararının ardından perşembe günü yerleşkeye yeniden girdi.
CNN televizyonunun haberine göre Yargıç Timothy Kelly, medya kuruluşlarının açtığı davada çarşamba gecesi acil duruşma düzenledi.
Trump’ın göreve getirdiği Yargıç Kelly, yönetimin yasak kararını kaldırmasına ve gazetecilerin basın kartlarının derhal iade edilmesine hükmetti.
Medya kuruluşları, Trump yönetiminin getirdiği yasağın anayasal güvence altındaki adil yargılanma ve ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini savundu.
Kararında davacıların iddialarına değinen Kelly, “Davalı taraf, davacıların kalıcı basın kartları iptal edilmeden önce kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını ve dinlenme fırsatı tanınmadığını inkar etmiyor” dedi.
Yargıç kararına rağmen muhabirler ve foto muhabirleri perşembe sabahının ilk saatlerinde içeri alınmadı.
Üç medya kuruluşunun avukatı Theodore Boutrous, yönetimin mahkeme kararını açıkça ihlal ettiğini belirterek Yargıç Kelly’ye acil dilekçe verdi.
Boutrous başvurusunda, “Zaman daralıyor. CNN bu akşam Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Beyaz Saray ziyaretinde televizyon havuzunu yönetmek üzere görevlendirilmiş durumda” ifadesini kullandı.
Hukuki temasların ardından Beyaz Saray basın operasyonları direktörü mahkemeye resmi bir bilgilendirme sundu.
Bilgilendirme yazısında, erişimin yeniden sağlanmasına ilişkin talimatın yerel saatle 07.10’da ulaştığı, işlemlerin 07.25’te başladığı ve Gizli Servis’in saat 09.07’de kartları sisteme tanımladığı aktarıldı. Basın ekibi el konulan kartları saat 09.55’te Gizli Servis’e teslim etti; kartlar öğleden hemen sonra ilgili muhabirlere dağıtıldı.
Donald Trump, geçen hafta bu kuruluşları “yalan haber” üretmekle suçlayarak yerleşkeye girişlerini durdurmuştu.
ABD Adalet Bakanlığı ise söz konusu haberlerin ulusal güvenliği tehlikeye attığını öne sürdü. Basın özgürlüğü örgütleri ve siyasi analistler karara tepki gösterdi.
Yargıç Kelly’nin verdiği geçici karar 14 gün boyunca geçerliliğini koruyor. Trump yönetiminin karara itiraz edip etmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Beyaz Saray ve Trump mahkeme kararı hakkında resmi bir açıklama yapmadı.
Trump bu haftanın başlarında sosyal medyada paylaştığı mesajda, temyize gitme olasılığına değinerek şu ifadelere yer vermişti:
“Neredeyse kesinlikle, her zaman olduğu gibi temyize gideceğiz. Çünkü sadece olumsuz yazan, kaynağı belirsiz sahte ve karalayıcı haberlerle ulusal güvenliğimizi ihlal eden yalan haber çalışanları ve yayınları, dünyanın en önemli makamına girme hakkına sahip olmamalıdır.”
Medya kuruluşları, Pentagon’un yeni kurallarını imzalamayı reddediyor
Amerika
ABD, büyümede G7 ülkelerinin çok önünde

ABD ekonomisinin, iç politikalarının dünyanın büyük bir kısmında sıkıntılara yol açması nedeniyle, bu yıl diğer tüm büyük gelişmiş ekonomilerden çok daha hızlı büyümesi bekleniyor.
Axios’a göre küresel ekonomi, arka arkaya gelen şoklara karşı şaşırtıcı derecede dirençli olduğunu kanıtladı.
ABD, bu genel tablo içinde öne çıkıyor. Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, ülkenin diğer ekonomilere kıyasla çok daha hızlı büyümesine yardımcı oluyor.
Fakat bu istisnai durumun bir bedeli var: Daha kalıcı bir enflasyon ve bunu dizginlemek için faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalması gerekebilir.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD ekonomisinin bu yıl %2,2 oranında büyüyeceğini öngörüyor.
Bu oran, Avro bölgesi, Almanya ve Birleşik Krallık için tahmin edilen büyüme hızının yaklaşık iki katı. Japonya’da (%0,8) ve Kanada’da (%0,9) büyümenin daha da zayıf olması bekleniyor.
Bu büyüme farkının önümüzdeki yıl da devam etmesi bekleniyor. 2027’de ABD’nin büyüme oranının %2,1 olarak gerçekleşirken, dünyanın geri kalanındaki diğer büyük gelişmiş ekonomilerin çoğunda büyüme oranının yaklaşık %1 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.
OECD, Haziran ayından bu yana ABD konusunda daha iyimser bir tavır sergilemeye başladı ve 2026 yılı için büyüme tahminini 0,2 puan, 2027 yılı için ise 0,3 puan yukarı çekti.
Bu durum, genel olarak küresel ekonomi, Avro bölgesi, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya için gelecek yılın büyüme tahminlerinin aşağıya doğru revize edilmesiyle tezat oluşturuyor.
OECD baş ekonomisti Stefano Scarpetta bu sabah gazetecilere şunları söyledi:
“En büyük risk hâlâ Orta Doğu’daki çatışmanın gidişatı ve bunun enerji piyasası üzerindeki etkisidir. Fakat bir dizi başka risk de bulunuyor, bunlardan bazıları Haziran ayı tahminlerine kıyasla biraz daha belirgin hale gelmiş görünüyor.”
Scarpetta, devlet tahvili getirilerindeki artışa, yapay zeka yatırım patlamasının beraberinde getirdiği risklere ve aşırı hava koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çekme olasılığına dikkat çekti.
OECD’ye göre, yapay zeka (AI) alanındaki patlama, ABD ekonomisine diğer birçok ekonomide bulunmayan güçlü bir şok emici sağladı.
Yapay zeka yatırımları ve üretimindeki hızlı büyüme, Orta Doğu’daki çatışmanın yol açtığı iktisadi darbeyi “kısmen dengeledi.”
Veri merkezi ve teknoloji harcamaları, ABD’nin büyümesini doğrudan destekledi.
Enflasyon görünümü ise birkaç ay öncesine kıyasla daha inatçı bir hal alıyor.
OECD, ABD’deki genel enflasyonun bu yılki %3,6 seviyesinden gelecek yıl %2,6’ya düşmesini bekliyor.
Fakat 2027 yılına ilişkin bu tahmin, Haziran ayında öngördüğü rakamdan yarım puan daha yüksek.
ABD’de çekirdek enflasyonun bu yıl %3,3 olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, önde gelen gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek oranlardan biri ve gelecek yıl %2,5’e gerileyeceği öngörülüyor.
Bu inatçı seyir, OECD’nin bu yıl Federal Rezerv’in bir faiz artışı daha yapmasını ve faiz oranlarının 2027 sonuna kadar %4–%4,25 aralığında kalmasını beklemesinin nedenini açıklıyor.
Öte yandan ABD’deki büyümeyi hızlandıran yapay zeka patlaması, kendi makroekonomik olumsuz etkilerini de beraberinde getirmeye başlıyor.
OECD’ye göre, uzun vadeli borçlanma maliyetleri çoğu büyük bu ekonomide en az 15 yılın en yüksek seviyesinde.
Örgüt, yapay zeka şirketlerinin yoğun borçlanmasının getiri oranlarını yukarı çekmeye katkıda bulunduğunu, bunun da ekonomi genelinde maliyetleri artırabileceğini ve yapay zeka kârlarının beklentileri karşılayamaması durumunda piyasaları savunmasız bırakabileceğini savunuyor.
Amerika, küresel iktisadi ortamın daha zorlu hale gelmesine katkıda bulundu.
Kendi ekonomisi şu ana kadar diğer ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir performans sergilese de bu dayanıklılık, ortadan kaldırılması hâlâ zor olan bir enflasyon sorunuyla birlikte geliyor.
Amerika
Altman ve Amodei, BMGK’ya seslendi

OpenAI’den Sam Altman ve Anthropic’ten Dario Amodei, çarşamba günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yapay zeka güvenliği konusunda ayrı ayrı brifingler verdi.
Altman, BMGK’ya yaptığı açıklamada, “Önümüzde bir seçim var. Yapay zeka, ya yaratıcılık ve keşiflerin yeni bir Rönesansı gibi olabilir ya da kargaşa ve karışıklığın hakim olduğu yeni bir sanayi devrimi gibi olabilir,” dedi.
Altman ve Amodei, şirketlerinin ürünlerinin güvenliği konusunda giderek artan bir incelemeyle karşı karşıya kalırken konuşma yaptı.
Yapay zeka konusundaki kamuoyu endişesi, bu ayın başlarında Anthropic araştırmacılarının, bu teknolojinin on yıl içinde insanlığı yok edebileceği yönündeki uyarıları üzerine arttı.
Altman ve Amodei de dahil olmak üzere yapay zeka şirketlerinin liderleri, o zamandan beri yapay zeka alanındaki ilerlemenin yavaşlatılması ve teknolojinin güvenlik standartları konusunda daha fazla uluslararası işbirliği yapılması çağrısında bulunuyorlar.
BMGK’da yaklaşık 10 dakika konuşan Altman, yapay zekanın üretkenliğe sağladığı faydaları vurgularken, aynı zamanda bu teknolojinin kötüye kullanılma olasılığına da dikkat çekti.
OpenAI CEO’su, hükümetlerin bir araya gelerek, insanların bu teknolojiyi “kendilerine dayatılan bir şey” olarak algıladıkları bir gelecek yerine, yapay zekanın “demokratik kurumlar tarafından yönlendirildiği” bir gelecek inşa etmelerini savundu.
Altman şöyle konuştu:
“Yapay zekanın demokratik olması için, en önemli kararlar yalnızca San Francisco’daki laboratuvarlar tarafından alınamaz. Bu kararlar, demokratik süreçler aracılığıyla ve hizmet ettikleri halka karşı sorumlu hükümetler tarafından şekillendirilmelidir.”
OpenAI CEO’sunun konuşması, şirketinin bazı lobi faaliyetleriyle ve şirket başkanı Greg Brockman’ın ABD’deki siyasi eylem komitesiyle (PAC) tezat oluşturuyor.
Yapay zeka yanlısı “Leading the Future PAC”, yapay zeka sektörüne yönelik daha sıkı regülasyonları destekleyen adayları hedef alarak 100 milyon dolardan fazla kaynak topladı ve milyonlarca dolar harcadı.
Altman’ın konuşması, Anthropic araştırmacılarının yapay zekanın varoluşsal riskine ilişkin bazı endişelerine de değindi ve konseyi “kıyametçiliğe” kapılmamaları konusunda uyardı.
Altman, güvenlik tartışmasında bunun yerine üç ilkeye dayandırılması gereken bir “orta yol” olduğunu savundu: Yapay zeka sistemleri insan kontrolü altında kalmalı; yapay zeka, doktorların hastaları tedavi etmesine yardımcı olmaktan girişimcileri desteklemeye kadar insanlara fayda sağlamalı; ve teknoloji “insanları bireysel olarak güçlendirmeli.”
Video görüşmesi yoluyla konseye hitap eden Amodei, 12 Eylül tarihli bir blog yazısında dile getirdiği ve küresel işbirliğinin artırılması ile yapay zekanın denetlenmesi çağrısında bulunduğu birçok noktayı tekrarladı.
Amodei, yapay zekanın biyolojik silah geliştirmede kullanılmasının yasaklanması ve yeni yapay zeka modellerinin test edilmesine yönelik küresel standartlar dahil olmak üzere çeşitli uluslararası anlaşma biçimlerini savundu.
Altman, konuşmasında bu ay manşetlere taşınan varoluşsal risk uyarılarına değinmekten kaçınırken, Amodei, geliştiricilerin yapay zeka üzerindeki kontrolünü kaybetmesi konusundaki endişelerini yineledi ve aynı zamanda şirketini güvenlik konusunda sektör lideri olarak tanıttı.
Amodei, “Kötü yönetilirse, yapay zekanın insanlık için bir risk oluşturabileceğine bile inanıyorum. Anthropic olarak, bu riskleri önleme konusunda sektördeki en iyi sicile sahip olduğumuza inanıyoruz,” dedi.
OpenAI’nin ezeli rakibi Anthropic’teki araştırmacıların, bu teknolojinin birkaç yıl içinde insanlığı yok edebileceği uyarısında bulunmasının ardından, yapay zeka düzenlemeleri siyasi gündemde ön plana çıktı.
Bu endişeler, yapay zeka topluluğunun bazı kesimlerinde sıkça dile getirilen bir konu. Bu kesimler, teknolojinin biyolojik silahların geliştirilmesine yardımcı olmaktan finansal bir felakete yol açmaya kadar çeşitli nedenlerle yıkıma yol açabileceğinden korkuyor.
Daha önce Amodei, yapay zeka geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunmuş ve bu çağrı OpenAI, Google ve Elon Musk tarafından desteklenmişti.
Hem Amodei hem de Altman, uzun süredir kendilerini yapay zekanın koruyucuları olarak konumlandırıyor ve teknolojinin kamuoyunda nasıl algılanacağını şekillendirmeye çalışıyor.
Şirketleri de yapay zeka yarışında liderlik için rekabet halinde: Her ikisi de, şirketlerin değerini 1,5 trilyon doların üzerine çıkaracak ve potansiyel olarak rekor kıracak halka arzları hedefliyor.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Asya2 hafta önce“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”










