Diplomasi
Silikon Vadisi’nde Çin menşeli yapay zeka modellerine ilgi artıyor

Silikon Vadisi’ndeki yapay zeka girişimleri, maliyet avantajı ve artan performansları nedeniyle OpenAI ve Anthropic gibi ABD devlerinin yerine Çin menşeli açık kaynaklı modelleri tercih etmeye başladı. Çinli DeepSeek ve Alibaba gibi şirketlerin geliştirdiği bu modellerin ABD’li rakipleriyle arasındaki farkı hızla kapatması, teknoloji dünyasında ABD’nin liderliğini kaybedeceği endişesini doğuruyor.
Google’ın en güçlü yapay zeka modellerinden bazılarının geliştirilmesine katkıda bulunan teorik fizikçi ve makine öğrenimi mühendisi Misha Laskin, bu yılın başlarında Amerikan yapay zeka ortamını incelerken endişe verici bir tabloyla karşılaştı.
Laskin, ABD’li yapay zeka şirketleri arasında ücretsiz, özelleştirilebilir ve giderek güçlenen açık kaynak yapay zeka modellerine yönelik artan bir ilgi gözlemledi.
Bu modellerin büyük çoğunluğu Çin’de üretiliyor ve ABD’li rakiplerine karşı hızla zemin kazanıyor.
Laskin, mevcut durumu değerlendirirken, “Bu modeller sınırın (teknolojinin en ileri noktası) çok gerisinde değiller. Aslında sınıra şaşırtıcı derecede yakınlar. Şu an gelenler ise sınıra hissedilir derecede yakın” ifadelerini kullandı.
Bu gelişme üzerine Laskin, Silikon Vadisi’nde ilgi gören Çinli modellere karşı açık kaynaklı bir Amerikan alternatifi sunmak amacıyla Reflection AI adlı bir girişim kurdu.
Yakın zamanda 8 milyar dolar değerlemeye ulaşan şirketin kurucusu, “Çin’deki açık model şirketlerinin aslında zeka sınırını ve genel olarak zeka teknolojisinin sınırlarını zorladığına dair işaretler görmeye başlıyorsunuz” dedi.
Geçtiğimiz yıl boyunca, Amerika’nın en popüler yapay zeka girişimlerinin önemli bir kısmı, Amerikan yapay zeka ürünlerinin temeli olarak pahalı ABD sistemleri yerine, onlarla rekabet eden ve bazen onların yerini alan Çinli açık yapay zeka modellerine yöneldi.
NBC News’a konuşan 15’ten fazla yapay zeka girişimi kurucusu, mühendis ve sektör uzmanı, Amerikan şirketlerinin modellerinin yetenek açısından hala liderliği elinde tuttuğunu belirtti.
Ancak uzmanlar, birçok Çinli sistemin erişiminin daha ucuz, daha özelleştirilebilir olduğunu ve geçtiğimiz yıl içinde birçok kullanım alanı için yeterli yetkinliğe ulaştığını vurguladı.
Maliyet ve hız avantajı tercihleri değiştiriyor
Yatırımcılar, önde gelen Amerikan yapay zeka şirketlerinin dünya pazarını domine edeceği beklentisiyle OpenAI ve Anthropic’e on milyarlarca dolar yatırdı.
Fakat Amerikan şirketlerinin ücretsiz Çin modellerini artan oranda kullanması, bu modellerin ne kadar istisnai olduğu ve Amerika’nın “kapalı model” ısrarının hatalı olup olmadığı sorularını gündeme getiriyor.
Silikon Vadisi’nin köklü yatırımcıları Lightspeed Venture Partners ve Nvidia tarafından desteklenen ve 700 milyon dolar değer biçilen arama şirketi Exa’nın makine öğrenimi başkanı Michael Fine, Çin modellerini kendi donanımlarında çalıştırmanın birçok durumda OpenAI’ın GPT-5’i veya Google’ın Gemini’si gibi büyük modelleri kullanmaktan çok daha hızlı ve ucuz olduğunu söyledi.
Fine, süreci şu sözlerle anlattı:
“Genellikle kapalı bir modelle bir özelliği çalıştırıyoruz, ancak bunun çok pahalı veya çok yavaş olduğunu fark ediyoruz ve ‘Bunu daha hızlı ve ucuz hale getirmek için hangi kozlara sahibiz?’ diye soruyoruz.”
Fine, çözümün genellikle kapalı modeli eşdeğer bir açık modelle değiştirmek ve ardından bunu kendi altyapılarında çalıştırmak olduğunu belirtti.
DeepSeek’in R1 ve Alibaba’nın Qwen modelleri gibi Çin menşeli sistemler, herkesin indirip kopyalayabileceği, değiştirebileceği ve çalıştırabileceği “açık kaynak” veya “açık ağırlıklı” (open-weight) yapıda oldukları için ücretsiz kullanılabiliyor.
Bu sistemler, Anthropic’in Claude veya OpenAI’ın GPT modelleri gibi büyük teknoloji devlerinin kontrolündeki veri merkezleri üzerinden erişilen “kapalı” sistemlerden ayrışıyor.
DeepSeek, GPT-5 ve Gemini ile yarışan açık kaynak modelini duyurdu
Teknolojik makas hızla kapanıyor
Yıllar boyunca OpenAI ve Anthropic’in kapalı kaynaklı modelleri, hem Amerikan hem de Çinli açık alternatiflerden çok daha üstün performans gösterdi.
Bloomberg gibi kaynaklara sahip kurumların kendi finansal verileriyle eğittiği BloombergGPT gibi açık kaynaklı girişimler bile finansal bilgi konusunda OpenAI’ın kapalı modellerinin gerisinde kaldı.
Ancak geçtiğimiz yıl DeepSeek ve Alibaba gibi Çinli şirketler büyük teknolojik ilerlemeler kaydetti. Bağımsız bir yapay zeka kıyaslama şirketi olan Artificial Analysis tarafından izlenen metriklere göre, bu şirketlerin açık kaynaklı ürünleri artık birçok alanda önde gelen kapalı Amerikan modellerinin performansına yaklaşıyor veya onlarla eşleşiyor.
Yapay zeka modellerini eğitmek için kullanılan baskın çerçeve PyTorch’un ortak yaratıcısı ve Fireworks AI CEO’su Lin Qiao, Amerikan kapalı kaynak ve Çin açık kaynak modelleri arasındaki yetenek farkı hakkında, “Makas gerçekten daralıyor” dedi.
Bu performans artışının bir sonucu olarak, OpenRouter gibi kullanıcıların farklı modeller arasında seçim yapmasına olanak tanıyan platformlarda, insanların Çinli açık kaynak modellere yöneldiği görülüyor.
Üretkenlik uygulaması Dayflow’un kurucusu Jerry Liu, kullanıcılarının yaklaşık yüzde 40’ının artık açık kaynaklı modelleri kullanmayı tercih ettiğini tahmin ediyor.
Dayflow, ekran görüntülerini tarama ve kullanıcı etkinliğini özetleme gibi temel görevler üzerine kurulu bir uygulama sunuyor.
Kullanıcılar, Google’ın Gemini modeli ile Alibaba’nın Qwen gibi daha küçük açık kaynaklı seçenekleri arasında tercih yapabiliyor.
Liu, bir kullanıcının ekranını tanımlamak gibi görevlerde Qwen modelinin son derece tutarlı olduğunu belirterek, “Qwen, benim kullanım senaryom için GPT-5 kadar iyi” diye konuştu.
GPT-5 veya Gemini’nin aksine, Qwen’in daha küçük bir versiyonu nispeten düşük bir maliyetle veya ücretsiz olarak çalışabiliyor.
Liu, kullanıcıların kapalı model kullanımı için ödeme yapmanın Dayflow’a kişi başı 1000 dolara kadar mal olabileceğini, bu nedenle daha ucuz açık kaynaklı modellerin uygulamanın sürdürülebilirliği için kritik olduğunu ifade etti.
Gizlilik hassasiyeti yerel işlemeyi teşvik ediyor
Dayflow’un kullandığı açık kaynaklı modeller, tüm işlemleri her kullanıcının kendi bilgisayarında gerçekleştiriyor. Liu, bu durumun verilerini gizlilik nedenleriyle buluta göndermek istemeyen kullanıcılar için cazip olduğunu belirtti.
Kendi cihazında açık kaynaklı modelleri kullanmayı tercih ettiğini vurgulayan Liu, “Tüm ekranımın rastgele bir adamın bulutuna ışınlandığı bir ürünü kullanır mıydım? Asla” dedi.
Artan performans, daha güçlü gizlilik ve düşük maliyetin yanı sıra, açık kaynaklı modeller ekosistem avantajlarıyla da zemin kazanıyor.
Geliştiricilerin benimseme oranındaki artış ve oluşturdukları açık kaynak sistemler, daha fazla yazılımcıyı bu modelleri kullanmaya teşvik ediyor.
Tarayıcı asistanı girişimi Circlemind AI’ın kurucu ortağı Antonio Vespoli, Çin modellerinin artık çevrimiçi geliştirici kaynaklarına hakim olduğunu söyledi.
Bunun pratik bir nedeni var: Airbnb CEO’su Brian Chesky’nin “ağırlıklı olarak” güvendiklerini belirttiği Qwen gibi Çin modelleri, bol miktarda eğitim kılavuzuna ve topluluk desteğine sahip.
Yapay zeka altyapı şirketi Together AI’ın ürün müdürü Charles Zedlewski, geliştiricilerin artık açık modellerden başlayıp bunları kendi verileriyle uyarlamayı daha basit ve verimli bulduklarını belirtti.
Zedlewski, şirketlerin ilk yapay zeka uygulamalarını piyasaya sürdükçe ihtiyaçlarını daha net anladıklarını ifade etti.
Yazılımcıların kod yazmasına yardımcı olan popüler uygulama Kilo Code kullanıcıları arasındaki en iyi 20 modelden yedisi Çin menşeli ve bunlardan altısı açık kaynaklı.
Pekin’in stratejik desteği ve üretim hızı
Amerika’nın yapay zeka geliştirmelerinin çoğu, OpenAI ve Anthropic gibi endüstri devlerinin öncülüğünde özel sektörde ve kapalı model yaklaşımıyla gerçekleşirken, Çin hükümeti ülkenin yapay zeka vizyonunu çizmekte daha aktif bir rol oynuyor.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 1 Kasım’daki konuşmasında “açık kaynak teknolojilerinde daha fazla işbirliği” çağrısında bulundu.
Mart ayında ise Çin’in en üst düzey ekonomik planlama otoritesi, açık kaynaklı modellerden oluşan bir ekosistemi destekleme niyetini açıkladı.
Çinli laboratuvarlar modellerini genelde açık bir şekilde yayınlarken, OpenAI gibi Amerikan şirketleri kapalı modellerle erken başarı elde etti ve bu yaklaşıma sadık kaldı.
Bunun yanı sıra birçok Çinli şirket, ürünlerini Amerikan rakiplerinden daha hızlı bir tempoda piyasaya sürüyor.
Alibaba bu yıl kabaca her 20 günde bir yeni bir model yayınlarken, Anthropic’in yayınları arasındaki ortalama süre 47 gün oldu.
Allen Yapay Zeka Enstitüsü’nde kıdemli araştırma bilimcisi ve açık model ekosistemi uzmanı Nathan Lambert, NBC News’a verdiği demeçte Çin modellerinin son dönemdeki ilerlemesinin tesadüf olmadığını söyledi.
Lambert, “Çinliler yapay zekada gerçek yenilikçiler” dedi.
Son 12 ayda güç dengesinin hızla değiştiğini ekleyen Lambert, Substack platformunda Çin’in yapay zeka gelişmeleri hakkında kapsamlı yazılar kaleme alıyor ve Çin’in açık kaynak ekosistemi konusunda uzman kabul ediliyor.
Silikon Vadisi’ndeki bazı isimler, Amerikan modellerinin yapay zeka yeteneklerinin en uç noktasında hala önemli bir avantaja sahip olduğunu ve kapalı Amerikan modellerinin, hantal açık modellerin eşleşemeyeceği bir kullanım kolaylığı sunduğunu belirtiyor.
Menlo Ventures ortağı Tim Tully, kapalı modellerin hala çok daha yetenekli ve genellikle daha kullanışlı olduğunu savundu:
“Araçlar daha iyi, üretkenlik daha iyi, herkes tarafından inşa edilen ve kullanılan ajan çerçeveleri Anthropic ve OpenAI ile daha iyi durumda. Sadece daha iyi çalışıyorlar. Dolayısıyla ekosistem kapalı kaynak ortamında güçlü.”
Bununla birlikte birçok şirket, Çin menşeli bir temel üzerine kurulu bir ürün kullanmanın getirdiği gerçek veya algılanan riskler nedeniyle Çin modellerini kullanmaktan kaçınabiliyor.
Dünyanın önde gelen kapalı model şirketlerinden Anthropic’in yatırımcısı olan Tully, “Alıcıların, özel sektörden veya kamu sektöründen olsun, Çin menşeli açık ağırlıklı bir modele dayanan bir ürünü satın alma konusunda tereddüt ettiği algılanan bir risk var” dedi.
ABD açık kaynak ekosistemi uyanıyor
Amerikan yapay zeka şirketleri ve federal hükümet, Çin modellerinin son dönemdeki yükselişini fark etti. Uzmanlar, Amerika’nın güçlü açık kaynaklı modellerden yoksun olmasını demokrasi için “varoluşsal” bir tehdit olarak nitelendirdi.
Meta’nın yüksek profilli Llama serisi tarihsel olarak Amerikan açık kaynak çabalarına öncülük etse de CEO Mark Zuckerberg, Meta’nın tüm “süper zeka” yapay zeka modellerini açık kaynak yapma niyetinde olmadığının sinyalini verdi.
Llama modellerinin performansının son yıllarda duraklaması da açık kaynak kullanıcılarının daha iyi performans gösteren Çin modellerine kaymasının nedenlerinden biri olarak görülüyor.
Fakat Amerikalı yenilikçilerin rekabet gücünü artırma çabalarıyla birlikte ABD açık kaynak ekosistemi kademeli olarak uyanışa geçiyor olabilir.
Temmuz ayında Beyaz Saray, federal hükümeti “Açık Kaynak ve Açık Ağırlıklı Yapay Zekayı Teşvik Etmeye” çağıran bir Yapay Zeka Eylem Planı yayınladı.
Ağustos ayında ChatGPT’nin üreticisi OpenAI, beş yıl aradan sonra ilk açık kaynaklı modelini yayınladı. OpenAI, modelin lansmanını duyururken Amerikan açık kaynaklı modellerinin önemine atıfta bulunarak, “ABD’de oluşturulan bu yetenekli açık ağırlıklı modellere geniş erişim, demokratik yapay zekanın genişlemesine yardımcı olur” ifadelerini kullandı.
Seattle merkezli Allen Enstitüsü de Kasım ayı sonunda, lansman duyurusuna göre kullanıcıların “araştırma, eğitim veya uygulamalar için güvenilir özellikleri hızla oluşturmalarına” yardımcı olmak üzere tasarlanan Olmo 3 adlı en yeni açık kaynaklı modelini yayınladı.
Allen Enstitüsü’nden Lambert ayrıca “ATOM Projesi”ni (American Truly Open Models – Amerikan Gerçekten Açık Modeller) başlattı.
ATOM Projesi’nin manifestosunda şu ifadeler yer alıyor: “Amerika açık modellerde hem performans hem de benimseme açısından liderliğini kaybetti ve daha da geriye düşme yolunda ilerliyor.”
Lambert, NBC News’a yaptığı açıklamada, “Yapay zeka çağında önde gelen ulus olmak istiyorsak, ekosistemin bu kadar kritik bir parçasını herhangi bir ulusa bırakamayız” değerlendirmesinde bulundu.
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









