Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump’tan “İsrail-Suriye barışı” çağrısı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’deki geçici yönetimin “iyi iş çıkardığını” ileri sürerek, İsrail ile Suriye arasında barış için bir şans olduğunu söyledi.

Trump, İsrail’e Suriye ile “güçlü ve samimi” bir diyalog sürdürmesi çağrısında bulunarak, “Suriye’nin müreffeh bir devlet haline dönüşmesini engelleyecek hiçbir şeyin olmaması”nın çok önemli olduğunu ekledi.

Trump, Suriye ile İsrail arasındaki iyi ilişkilerin, ekim ayında yürürlüğe giren kırılgan Gazze ateşkesinin ortasında, “daha geniş bir Orta Doğu barışı için yaptığı çabalara” katkıda bulunacağını da ekledi.

Pazartesi günü Truth Social’da yapılan açıklama, İsrail’in Suriye’ye yönelik son saldırısını başlatmasından birkaç gün sonra geldi. Saldırıda, Şam’ın dışındaki kırsal bölgede 13 kişi hayatını kaybetti ve geçici yönetim bunu “savaş suçu” olarak kınadı.

Trump, gönderisinde İsrail’in işgaline özel olarak değinmedi. Bunun yerine Trump, Ahmed eş-Şara (Ebu Muhammed el-Colani) liderliğindeki yeni Suriye hükümetini övdü.

ABD başkanı şunları kaydetti:

“Amerika Birleşik Devletleri, Suriye’de gösterilen sonuçlardan, sıkı çalışma ve kararlılık sayesinde, çok memnun. Suriye hükümetinin, gerçek ve müreffeh bir ülke inşa etmek için amaçlanan önemli adımları atmaya devam etmesini sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.”

Trump ayrıca Colani’yi “iki ülke arasında istikrarı teşvik etmek için çalışan bölgesel lider” olarak nitelendirdi ve “Suriye’nin yeni Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, iyi şeyler olmasını ve Suriye ile İsrail’in uzun ve müreffeh bir ilişki kurmasını sağlamak için gayretle çalışıyor,” dedi.

Trump’ın paylaşımından kısa bir süre sonra, İsrail başbakanlığı Binyamin Netanyahu’nun ABD başkanıyla telefonla görüştüğünü açıkladı.

İkili arasında Suriye konusunun görüşülüp görüşülmediği belirtilmedi, fakat Trump’ın Netanyahu’yu “yakın gelecekte” Beyaz Saray’a davet ettiği duyuruldu.

Axios’ta yer alan habere göre ise Trump yönetimi, İsrail’in Suriye’de tekrar tekrar düzenlediği saldırıların “ülkeyi istikrarsızlaştırma ve İsrail-Suriye güvenlik anlaşması umutlarını zedeleme” riski taşımasından endişe duyuyor.

Üst düzey bir ABD’li yetkili, “Bibi’ye [Netanyahu] bunu durdurması gerektiğini söylemeye çalışıyoruz, çünkü devam ederse kendini yok edecek,” dedi.

Şara: İsrail ile görüşmelerde iyi ilerleme kaydedildi

ABD’li yetkililer, Netanyahu’nun “çok yararsız bir şekilde müdahale ettiğini” düşündüklerini açıkça belirttiler.

Bir ABD yetkilisi, “Suriyeliler çılgına dönmüştü. Kendi seçmenleri, Suriyeli sivillerin öldürülmesi nedeniyle misilleme yapılmasını talep ediyordu,” dedi .

ABD yetkilileri Axios’a, Beyaz Saray’ın İsrail operasyonundan önceden haberdar olmadığını ve İsraillilerin geçmişte olduğu gibi askeri kanallardan Suriye’yi uyarmadığını söyledi.

İsrailli yetkililer, Beyt Cin’deki şüphelilerin “Hamas ve Hizbullah’a bağlı bir grubun üyesi” olduklarını ve İsrail’e saldırı planladıklarını, İsrail’in de istihbarat kanalları aracılığıyla Suriyelileri bilgilendirdiğini iddia ettiler.

Axios’a göre Orta Doğu meseleleriyle ilgilenen ABD’li yetkililer, Netanyahu’nun Suriye’ye karşı “önce ateş et, sonra soru sor” yaklaşımına aylardır öfkeliler.

“Suriye, İsrail ile sorun yaşamak istemiyor. Burası Lübnan değil,” diyen üst düzey bir ABD’li yetkili, İsrail’in iki ülkede gerçekleştirdiği son saldırılar arasında bir ayrım yaptı ve şunları söyledi:

“Ama Bibi her yerde hayaletler görüyor. Bibi’ye bunu durdurması gerektiğini söylemeye çalışıyoruz, çünkü devam ederse kendini yok edecek: büyük bir diplomatik fırsatı kaçıracak ve yeni Suriye hükümetini düşman haline getirecek.”

İki ABD’li yetkili, Netanyahu’nun eylemlerinin, Washington’un Şam’ın daha sonraki bir tarihte İbrahim Anlaşmalarına katılmasının ilk adımı olmasını umduğu anlaşma üzerindeki çalışmaları “kısmen baltaladığını” söyledi. 

Cuma gününden bu yana, ABD’nin Suriye özel temsilcisi Tom Barrack ve diğer Trump yönetimi yetkilileri, bu konu hakkında İsrailli meslektaşlarıyla gergin görüşmeler yaptı.

ABD’li yetkililer, Suriyelileri sakinleştirmek ve daha fazla tırmanışın önlemek için benzer görüşmeler yaptılar. Pazartesi günü Barrack, Şam’da Colani ile görüştü.

ABD’li yetkililer, Netanyahu’nun yakın arkadaşı Ron Dermer’in istifasından sonra İsrail hükümetinde Suriye dosyasını kimin elinde tuttuğunun net olmadığını söylediler.

Diplomasi

ABD, Londra’daki Çin elçilik arazisine göz dikti

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri Londra’daki Royal Mint Court kompleksinde bulunan araziyi yeni elçilik binası için satın alma fikrini görüştü. Fikir, Çin’in dev diplomatik tesis inşaat izninin iptal edilmesi olasılığı üzerine gündeme geldi. Washington temsilcileri konuyu aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı ile Londra elçiliği bünyesinde üst düzeyde değerlendiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi temsilcileri, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Mint Court kompleksi sınırları içinde yer alan araziyi yeni Amerikan büyükelçiliği için satın alma ihtimalini masaya yatırdı.

Sürdürülen değerlendirmelerin, Pekin yönetiminin söz konusu alanda kurmayı planladığı dev diplomatik tesis için verilen inşaat izninin iptal edilmesi ihtimaline dayandığı bildirildi.

i Paper gazetesinde yer alan habere göre Kraliyet Darphanesi’nin eski genel merkezi olan Royal Mint Court kompleksi, Londra Kulesi ile finans ve iş merkezi olan Londra Şehri’nin (City of London) yakınında konumlanıyor.

Plan aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer ile Londra’daki Amerikan Büyükelçiliği personeli arasında ele alınıyor. Bazı Amerikalı yetkililer Londra Kulesi yakınındaki bu alanın, ABD diplomatik misyonunun Nine Elms bölgesinde bulunan mevcut binasına kıyasla stratejik açıdan çok daha avantajlı olduğunu savunuyor.

Projeyi destekleyen yetkililer, olası bir satın almayı Washington’ın Pekin karşısında elde edeceği jeopolitik bir zafer olarak nitelendiriyor. Taraflar arasında resmi müzakerelerin henüz başlamadığı kaydedildi.

Gazeteye konuşan kaynaklar, görüşmelerin Washington’ın Royal Mint Court’taki araziyi devralması karşılığında Nine Elms’teki mevcut Amerikan büyükelçiliği kompleksini Çin’e teklif etme şakasına kadar vardığını belirtti. Böyle bir takasın gerçekleşmesi için birden fazla hükümetin onay vermesi gerekiyor.

Londra Mahkemesi 31 Temmuz günü İngiliz makamlarının Royal Mint Court arazisinde Çin büyükelçiliği kurulmasına onay veren kararını hukuka uygun buldu ve bölge sakinleri derneğinin açtığı davayı reddetti.

The Guardian gazetesi, mahalle sakinlerinin kararı temyize götürmeyi planladığını bildirdi.

İngiltere yönetimi, sekiz yıldır süren değerlendirme sürecinin ardından ocak ayında Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçilik kompleksini inşa etmesine izin vermişti.

Pekin yönetimi eski Kraliyet Darphanesi arazisini 2018 yılında satın almıştı.

Washington yönetimi, tesisin finans merkezine ve iletişim kablolarına yakınlığının güvenlik riski yaratacağı konusunda Londra’yı uyarmıştı.

İngiliz yetkililer istihbarat servislerinin giderilemeyecek bir risk tespit etmediğini duyurmuş, ancak yerel halk projeyi yargıya taşımıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Washington ile Kiev arasında Patriot teknolojisi pazarlığı sürüyor

Yayınlanma

ABD ile Ukrayna arasında Patriot hava savunma sistemlerinin üretim teknolojilerinin Kiev’e devredilmesi konusunda zorlu müzakereler yürütülüyor. ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Turner, iki ülkenin teknoloji transferi ve yerel üretim için temasları sürdürdüğünü bildirdi.

ABD ile Ukrayna, Kiev’in Patriot hava savunma sistemlerini kendi topraklarında üretmesini sağlayacak teknoloji transferi konusunda zorlu müzakereler yürütüyor.

Açıklama, ABD Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Parti Üyesi Mike Turner tarafından yapıldı.

2023-2025 yıllarında Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten Turner, CBS News kanalına verdiği mülakatta iki ülkenin istişareleri sürdürdüğünü doğruladı. Turner, “Savunma amaçlı olan Patriot füzeleriyle ilgili durum çok karmaşık” ifadelerini kullandı.

Kongre üyesi, müzakerelerin Ukrayna’ya Patriot teknolojilerine daha geniş erişim sağlanmasını kapsadığını ve bu sayede ülkede söz konusu hava savunma sistemlerinin üretiminin organize edilebileceğini kaydetti.

Turner, Trump yönetimi ile Pentagon’un müzakereleri olabildiğince hızlı bir şekilde tamamlayarak ilgili kararı almasını umduğunu dile getirdi.

Trump teknoloji hırsızlığı endişesini dile getirdi

Turner’ın çıkışı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’ya Patriot füzelerini üretme izni verme vaadinden şüphe duymaya başladığına ilişkin haberlerin ardından geldi.

The New York Times gazetesi, Trump’ın teknolojinin Washington’a karşı kullanılabileceği endişesiyle Ukrayna’nın Patriot füzelerini üretmesine izin verme sözünden vazgeçtiğini yazdı.

ABD Başkanı Trump daha önce Patriot sistemlerinin sırlarını teknoloji devi Nvidia’nın çiplerine benzetmiş ve bu teknolojilerin dışarı sızmasına izin verilemeyeceğini savunmuştu.

Trump, 31 Temmuz’da Camp David’deki başkanlık rezidansında bakanlar kurulu toplantısının ardından CNBC kanalına yaptığı açıklamada, ABD’nin Patriot üretim teknolojisini hiçbir ülkeye devretmediğini, böyle bir şeyin neredeyse imkansız olduğunu fakat bu yönde görüşmelerin yapıldığını söyledi.

Patriot füzelerinin yerel olarak üretilmesi konusu, Kiev yönetiminin hava savunma araçlarındaki yetersizlik beyanlarının gölgesinde aylardır tartışılıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, nisan ayında yaptığı açıklamada ülkesinin çatışmaların başlangıcından bu yana en büyük önleyici füze kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını duyurmuştu.

Zelenskiy, mayıs ayı sonunda Washington’a başvurarak Patriot üretimi için lisans verilmesini talep etmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayı başında ABD’nin Ukrayna’ya söz konusu lisansı vermeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Trump o dönemde Patriot füzelerinin üretiminin “çok karmaşık” olduğunu vurgulamış, ancak Kiev’in bu teknolojide uzmanlaşabileceğine inandığını ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna yardım grubunda ABD dönemi bitiyor: Komuta devredilecek

Yayınlanma

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden güvenlik yardım grubunun liderliğinden çekilme kararı aldı. Almanya’nın Wiesbaden kentinde konuşlu grubun komutası başka bir NATO üyesi ülkeye devredilecek. Devir sürecinin bir yıla kadar sürebileceği açıklanırken yetkililer Ukrayna’ya verilen desteğin kesintisiz süreceğini vurguladı.

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden Ukrayna Güvenlik Yardım Grubunun (SAG-U) liderliğini bırakma kararı aldı.

Politico gazetesi, ABD’li bir yetkiliye ve ABD Savunma Bakanlığının planlarına vakıf üç kişiye dayandırdığı haberinde, gruba başka bir NATO üyesi ülkenin liderlik edeceğini duyurdu.

Liderliği hangi ülkenin üstleneceği henüz açıklanmadı.

Yönetim değişiminin bir yıla kadar sürebileceği belirtilirken, kaynaklar Ukrayna’ya desteğin birinci öncelik olmayı sürdürdüğünü ve grubun çalışmalarının kesintiye uğramayacağını vurguladı.

Pentagon yetkilileri, SAG-U’nun en başından beri geçici bir yapı olarak tasarlandığını açıkladı. Bakanlık, liderlik devrinin ittifak içinde yükün yeniden paylaşılması hedefinin bir parçası olduğunu ve ABD’nin yeni savunma stratejisiyle uyum taşıdığını belirtti.

Bir NATO yetkilisi de konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Komutanlığın Avrupalı veya Kanadalı bir subaya devredilmesi, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlendiğinin bir başka kanıtı olacaktır” dedi.

Komuta devredildikten sonra ABD Avrupa Komutanlığı, gruptaki varlığını Amerikalı bir komutan yardımcısı üzerinden sürdürecek.

2024 yazında Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde kurulan SAG-U’nun karargahı Almanya’nın Wiesbaden kentinde bulunuyor.

Gruba 2024 yılının ortasından bu yana liderlik eden Korgeneral Curtis Buzzard pazartesi günü görevinden ayrılıyor.

Buzzard’ın yerine geçecek olan Korgeneral Guillaume Beaurpere, ABD’nin gruptaki doğrudan rolünü kademeli olarak küçültme sürecini yönetecek.

NATO müttefikleri komuta devrini genel olarak destekledi ve Avrupa’nın rolünün artmasının mantıklı bir adım olduğunu kaydetti.

Ukraynalı yetkililer de bu kararın “ABD’deki siyasi dalgalanmalardan kaynaklanabilecek riskleri azalttığını ve Ukrayna’nın çıkarına olacak şekilde askeri lojistiği kolaylaştırdığını” savundu.

Buna karşın Politico’ya konuşan kaynaklar, NATO’nun karmaşık bürokratik yapısı nedeniyle cephe hattına yapılan sevkiyatların yavaşlamasından endişe duyulduğunu bildirdi.

Ukraynalı bir yetkili de müttefiklerden hiçbirinin “ABD’nin uydu istihbaratı, hedef gösterme ve ağır nakliye havacılığı alanındaki lojistik kabiliyetlerinin yerini dolduramayacağını” vurguladı.

Alınan karar, Beyaz Saray’ın Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma ve NATO bünyesindeki liderlik makamlarını müttefiklere devretme politikasıyla örtüşüyor.

ABD, şubat ayında yaptığı açıklamayla Norfolk’taki Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığının denetimini İngiltere’ye, Napoli’deki komutanlığı İtalya’ya, Hollanda’daki Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanlığını ise Almanya ve Polonya’ya devredeceğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English