Diplomasi
Silikon Vadisi’nde Çin menşeli yapay zeka modellerine ilgi artıyor

Silikon Vadisi’ndeki yapay zeka girişimleri, maliyet avantajı ve artan performansları nedeniyle OpenAI ve Anthropic gibi ABD devlerinin yerine Çin menşeli açık kaynaklı modelleri tercih etmeye başladı. Çinli DeepSeek ve Alibaba gibi şirketlerin geliştirdiği bu modellerin ABD’li rakipleriyle arasındaki farkı hızla kapatması, teknoloji dünyasında ABD’nin liderliğini kaybedeceği endişesini doğuruyor.
Google’ın en güçlü yapay zeka modellerinden bazılarının geliştirilmesine katkıda bulunan teorik fizikçi ve makine öğrenimi mühendisi Misha Laskin, bu yılın başlarında Amerikan yapay zeka ortamını incelerken endişe verici bir tabloyla karşılaştı.
Laskin, ABD’li yapay zeka şirketleri arasında ücretsiz, özelleştirilebilir ve giderek güçlenen açık kaynak yapay zeka modellerine yönelik artan bir ilgi gözlemledi.
Bu modellerin büyük çoğunluğu Çin’de üretiliyor ve ABD’li rakiplerine karşı hızla zemin kazanıyor.
Laskin, mevcut durumu değerlendirirken, “Bu modeller sınırın (teknolojinin en ileri noktası) çok gerisinde değiller. Aslında sınıra şaşırtıcı derecede yakınlar. Şu an gelenler ise sınıra hissedilir derecede yakın” ifadelerini kullandı.
Bu gelişme üzerine Laskin, Silikon Vadisi’nde ilgi gören Çinli modellere karşı açık kaynaklı bir Amerikan alternatifi sunmak amacıyla Reflection AI adlı bir girişim kurdu.
Yakın zamanda 8 milyar dolar değerlemeye ulaşan şirketin kurucusu, “Çin’deki açık model şirketlerinin aslında zeka sınırını ve genel olarak zeka teknolojisinin sınırlarını zorladığına dair işaretler görmeye başlıyorsunuz” dedi.
Geçtiğimiz yıl boyunca, Amerika’nın en popüler yapay zeka girişimlerinin önemli bir kısmı, Amerikan yapay zeka ürünlerinin temeli olarak pahalı ABD sistemleri yerine, onlarla rekabet eden ve bazen onların yerini alan Çinli açık yapay zeka modellerine yöneldi.
NBC News’a konuşan 15’ten fazla yapay zeka girişimi kurucusu, mühendis ve sektör uzmanı, Amerikan şirketlerinin modellerinin yetenek açısından hala liderliği elinde tuttuğunu belirtti.
Ancak uzmanlar, birçok Çinli sistemin erişiminin daha ucuz, daha özelleştirilebilir olduğunu ve geçtiğimiz yıl içinde birçok kullanım alanı için yeterli yetkinliğe ulaştığını vurguladı.
Maliyet ve hız avantajı tercihleri değiştiriyor
Yatırımcılar, önde gelen Amerikan yapay zeka şirketlerinin dünya pazarını domine edeceği beklentisiyle OpenAI ve Anthropic’e on milyarlarca dolar yatırdı.
Fakat Amerikan şirketlerinin ücretsiz Çin modellerini artan oranda kullanması, bu modellerin ne kadar istisnai olduğu ve Amerika’nın “kapalı model” ısrarının hatalı olup olmadığı sorularını gündeme getiriyor.
Silikon Vadisi’nin köklü yatırımcıları Lightspeed Venture Partners ve Nvidia tarafından desteklenen ve 700 milyon dolar değer biçilen arama şirketi Exa’nın makine öğrenimi başkanı Michael Fine, Çin modellerini kendi donanımlarında çalıştırmanın birçok durumda OpenAI’ın GPT-5’i veya Google’ın Gemini’si gibi büyük modelleri kullanmaktan çok daha hızlı ve ucuz olduğunu söyledi.
Fine, süreci şu sözlerle anlattı:
“Genellikle kapalı bir modelle bir özelliği çalıştırıyoruz, ancak bunun çok pahalı veya çok yavaş olduğunu fark ediyoruz ve ‘Bunu daha hızlı ve ucuz hale getirmek için hangi kozlara sahibiz?’ diye soruyoruz.”
Fine, çözümün genellikle kapalı modeli eşdeğer bir açık modelle değiştirmek ve ardından bunu kendi altyapılarında çalıştırmak olduğunu belirtti.
DeepSeek’in R1 ve Alibaba’nın Qwen modelleri gibi Çin menşeli sistemler, herkesin indirip kopyalayabileceği, değiştirebileceği ve çalıştırabileceği “açık kaynak” veya “açık ağırlıklı” (open-weight) yapıda oldukları için ücretsiz kullanılabiliyor.
Bu sistemler, Anthropic’in Claude veya OpenAI’ın GPT modelleri gibi büyük teknoloji devlerinin kontrolündeki veri merkezleri üzerinden erişilen “kapalı” sistemlerden ayrışıyor.
DeepSeek, GPT-5 ve Gemini ile yarışan açık kaynak modelini duyurdu
Teknolojik makas hızla kapanıyor
Yıllar boyunca OpenAI ve Anthropic’in kapalı kaynaklı modelleri, hem Amerikan hem de Çinli açık alternatiflerden çok daha üstün performans gösterdi.
Bloomberg gibi kaynaklara sahip kurumların kendi finansal verileriyle eğittiği BloombergGPT gibi açık kaynaklı girişimler bile finansal bilgi konusunda OpenAI’ın kapalı modellerinin gerisinde kaldı.
Ancak geçtiğimiz yıl DeepSeek ve Alibaba gibi Çinli şirketler büyük teknolojik ilerlemeler kaydetti. Bağımsız bir yapay zeka kıyaslama şirketi olan Artificial Analysis tarafından izlenen metriklere göre, bu şirketlerin açık kaynaklı ürünleri artık birçok alanda önde gelen kapalı Amerikan modellerinin performansına yaklaşıyor veya onlarla eşleşiyor.
Yapay zeka modellerini eğitmek için kullanılan baskın çerçeve PyTorch’un ortak yaratıcısı ve Fireworks AI CEO’su Lin Qiao, Amerikan kapalı kaynak ve Çin açık kaynak modelleri arasındaki yetenek farkı hakkında, “Makas gerçekten daralıyor” dedi.
Bu performans artışının bir sonucu olarak, OpenRouter gibi kullanıcıların farklı modeller arasında seçim yapmasına olanak tanıyan platformlarda, insanların Çinli açık kaynak modellere yöneldiği görülüyor.
Üretkenlik uygulaması Dayflow’un kurucusu Jerry Liu, kullanıcılarının yaklaşık yüzde 40’ının artık açık kaynaklı modelleri kullanmayı tercih ettiğini tahmin ediyor.
Dayflow, ekran görüntülerini tarama ve kullanıcı etkinliğini özetleme gibi temel görevler üzerine kurulu bir uygulama sunuyor.
Kullanıcılar, Google’ın Gemini modeli ile Alibaba’nın Qwen gibi daha küçük açık kaynaklı seçenekleri arasında tercih yapabiliyor.
Liu, bir kullanıcının ekranını tanımlamak gibi görevlerde Qwen modelinin son derece tutarlı olduğunu belirterek, “Qwen, benim kullanım senaryom için GPT-5 kadar iyi” diye konuştu.
GPT-5 veya Gemini’nin aksine, Qwen’in daha küçük bir versiyonu nispeten düşük bir maliyetle veya ücretsiz olarak çalışabiliyor.
Liu, kullanıcıların kapalı model kullanımı için ödeme yapmanın Dayflow’a kişi başı 1000 dolara kadar mal olabileceğini, bu nedenle daha ucuz açık kaynaklı modellerin uygulamanın sürdürülebilirliği için kritik olduğunu ifade etti.
Gizlilik hassasiyeti yerel işlemeyi teşvik ediyor
Dayflow’un kullandığı açık kaynaklı modeller, tüm işlemleri her kullanıcının kendi bilgisayarında gerçekleştiriyor. Liu, bu durumun verilerini gizlilik nedenleriyle buluta göndermek istemeyen kullanıcılar için cazip olduğunu belirtti.
Kendi cihazında açık kaynaklı modelleri kullanmayı tercih ettiğini vurgulayan Liu, “Tüm ekranımın rastgele bir adamın bulutuna ışınlandığı bir ürünü kullanır mıydım? Asla” dedi.
Artan performans, daha güçlü gizlilik ve düşük maliyetin yanı sıra, açık kaynaklı modeller ekosistem avantajlarıyla da zemin kazanıyor.
Geliştiricilerin benimseme oranındaki artış ve oluşturdukları açık kaynak sistemler, daha fazla yazılımcıyı bu modelleri kullanmaya teşvik ediyor.
Tarayıcı asistanı girişimi Circlemind AI’ın kurucu ortağı Antonio Vespoli, Çin modellerinin artık çevrimiçi geliştirici kaynaklarına hakim olduğunu söyledi.
Bunun pratik bir nedeni var: Airbnb CEO’su Brian Chesky’nin “ağırlıklı olarak” güvendiklerini belirttiği Qwen gibi Çin modelleri, bol miktarda eğitim kılavuzuna ve topluluk desteğine sahip.
Yapay zeka altyapı şirketi Together AI’ın ürün müdürü Charles Zedlewski, geliştiricilerin artık açık modellerden başlayıp bunları kendi verileriyle uyarlamayı daha basit ve verimli bulduklarını belirtti.
Zedlewski, şirketlerin ilk yapay zeka uygulamalarını piyasaya sürdükçe ihtiyaçlarını daha net anladıklarını ifade etti.
Yazılımcıların kod yazmasına yardımcı olan popüler uygulama Kilo Code kullanıcıları arasındaki en iyi 20 modelden yedisi Çin menşeli ve bunlardan altısı açık kaynaklı.
Pekin’in stratejik desteği ve üretim hızı
Amerika’nın yapay zeka geliştirmelerinin çoğu, OpenAI ve Anthropic gibi endüstri devlerinin öncülüğünde özel sektörde ve kapalı model yaklaşımıyla gerçekleşirken, Çin hükümeti ülkenin yapay zeka vizyonunu çizmekte daha aktif bir rol oynuyor.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 1 Kasım’daki konuşmasında “açık kaynak teknolojilerinde daha fazla işbirliği” çağrısında bulundu.
Mart ayında ise Çin’in en üst düzey ekonomik planlama otoritesi, açık kaynaklı modellerden oluşan bir ekosistemi destekleme niyetini açıkladı.
Çinli laboratuvarlar modellerini genelde açık bir şekilde yayınlarken, OpenAI gibi Amerikan şirketleri kapalı modellerle erken başarı elde etti ve bu yaklaşıma sadık kaldı.
Bunun yanı sıra birçok Çinli şirket, ürünlerini Amerikan rakiplerinden daha hızlı bir tempoda piyasaya sürüyor.
Alibaba bu yıl kabaca her 20 günde bir yeni bir model yayınlarken, Anthropic’in yayınları arasındaki ortalama süre 47 gün oldu.
Allen Yapay Zeka Enstitüsü’nde kıdemli araştırma bilimcisi ve açık model ekosistemi uzmanı Nathan Lambert, NBC News’a verdiği demeçte Çin modellerinin son dönemdeki ilerlemesinin tesadüf olmadığını söyledi.
Lambert, “Çinliler yapay zekada gerçek yenilikçiler” dedi.
Son 12 ayda güç dengesinin hızla değiştiğini ekleyen Lambert, Substack platformunda Çin’in yapay zeka gelişmeleri hakkında kapsamlı yazılar kaleme alıyor ve Çin’in açık kaynak ekosistemi konusunda uzman kabul ediliyor.
Silikon Vadisi’ndeki bazı isimler, Amerikan modellerinin yapay zeka yeteneklerinin en uç noktasında hala önemli bir avantaja sahip olduğunu ve kapalı Amerikan modellerinin, hantal açık modellerin eşleşemeyeceği bir kullanım kolaylığı sunduğunu belirtiyor.
Menlo Ventures ortağı Tim Tully, kapalı modellerin hala çok daha yetenekli ve genellikle daha kullanışlı olduğunu savundu:
“Araçlar daha iyi, üretkenlik daha iyi, herkes tarafından inşa edilen ve kullanılan ajan çerçeveleri Anthropic ve OpenAI ile daha iyi durumda. Sadece daha iyi çalışıyorlar. Dolayısıyla ekosistem kapalı kaynak ortamında güçlü.”
Bununla birlikte birçok şirket, Çin menşeli bir temel üzerine kurulu bir ürün kullanmanın getirdiği gerçek veya algılanan riskler nedeniyle Çin modellerini kullanmaktan kaçınabiliyor.
Dünyanın önde gelen kapalı model şirketlerinden Anthropic’in yatırımcısı olan Tully, “Alıcıların, özel sektörden veya kamu sektöründen olsun, Çin menşeli açık ağırlıklı bir modele dayanan bir ürünü satın alma konusunda tereddüt ettiği algılanan bir risk var” dedi.
ABD açık kaynak ekosistemi uyanıyor
Amerikan yapay zeka şirketleri ve federal hükümet, Çin modellerinin son dönemdeki yükselişini fark etti. Uzmanlar, Amerika’nın güçlü açık kaynaklı modellerden yoksun olmasını demokrasi için “varoluşsal” bir tehdit olarak nitelendirdi.
Meta’nın yüksek profilli Llama serisi tarihsel olarak Amerikan açık kaynak çabalarına öncülük etse de CEO Mark Zuckerberg, Meta’nın tüm “süper zeka” yapay zeka modellerini açık kaynak yapma niyetinde olmadığının sinyalini verdi.
Llama modellerinin performansının son yıllarda duraklaması da açık kaynak kullanıcılarının daha iyi performans gösteren Çin modellerine kaymasının nedenlerinden biri olarak görülüyor.
Fakat Amerikalı yenilikçilerin rekabet gücünü artırma çabalarıyla birlikte ABD açık kaynak ekosistemi kademeli olarak uyanışa geçiyor olabilir.
Temmuz ayında Beyaz Saray, federal hükümeti “Açık Kaynak ve Açık Ağırlıklı Yapay Zekayı Teşvik Etmeye” çağıran bir Yapay Zeka Eylem Planı yayınladı.
Ağustos ayında ChatGPT’nin üreticisi OpenAI, beş yıl aradan sonra ilk açık kaynaklı modelini yayınladı. OpenAI, modelin lansmanını duyururken Amerikan açık kaynaklı modellerinin önemine atıfta bulunarak, “ABD’de oluşturulan bu yetenekli açık ağırlıklı modellere geniş erişim, demokratik yapay zekanın genişlemesine yardımcı olur” ifadelerini kullandı.
Seattle merkezli Allen Enstitüsü de Kasım ayı sonunda, lansman duyurusuna göre kullanıcıların “araştırma, eğitim veya uygulamalar için güvenilir özellikleri hızla oluşturmalarına” yardımcı olmak üzere tasarlanan Olmo 3 adlı en yeni açık kaynaklı modelini yayınladı.
Allen Enstitüsü’nden Lambert ayrıca “ATOM Projesi”ni (American Truly Open Models – Amerikan Gerçekten Açık Modeller) başlattı.
ATOM Projesi’nin manifestosunda şu ifadeler yer alıyor: “Amerika açık modellerde hem performans hem de benimseme açısından liderliğini kaybetti ve daha da geriye düşme yolunda ilerliyor.”
Lambert, NBC News’a yaptığı açıklamada, “Yapay zeka çağında önde gelen ulus olmak istiyorsak, ekosistemin bu kadar kritik bir parçasını herhangi bir ulusa bırakamayız” değerlendirmesinde bulundu.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4











