Diplomasi
Silikon Vadisi’nde Çin menşeli yapay zeka modellerine ilgi artıyor

Silikon Vadisi’ndeki yapay zeka girişimleri, maliyet avantajı ve artan performansları nedeniyle OpenAI ve Anthropic gibi ABD devlerinin yerine Çin menşeli açık kaynaklı modelleri tercih etmeye başladı. Çinli DeepSeek ve Alibaba gibi şirketlerin geliştirdiği bu modellerin ABD’li rakipleriyle arasındaki farkı hızla kapatması, teknoloji dünyasında ABD’nin liderliğini kaybedeceği endişesini doğuruyor.
Google’ın en güçlü yapay zeka modellerinden bazılarının geliştirilmesine katkıda bulunan teorik fizikçi ve makine öğrenimi mühendisi Misha Laskin, bu yılın başlarında Amerikan yapay zeka ortamını incelerken endişe verici bir tabloyla karşılaştı.
Laskin, ABD’li yapay zeka şirketleri arasında ücretsiz, özelleştirilebilir ve giderek güçlenen açık kaynak yapay zeka modellerine yönelik artan bir ilgi gözlemledi.
Bu modellerin büyük çoğunluğu Çin’de üretiliyor ve ABD’li rakiplerine karşı hızla zemin kazanıyor.
Laskin, mevcut durumu değerlendirirken, “Bu modeller sınırın (teknolojinin en ileri noktası) çok gerisinde değiller. Aslında sınıra şaşırtıcı derecede yakınlar. Şu an gelenler ise sınıra hissedilir derecede yakın” ifadelerini kullandı.
Bu gelişme üzerine Laskin, Silikon Vadisi’nde ilgi gören Çinli modellere karşı açık kaynaklı bir Amerikan alternatifi sunmak amacıyla Reflection AI adlı bir girişim kurdu.
Yakın zamanda 8 milyar dolar değerlemeye ulaşan şirketin kurucusu, “Çin’deki açık model şirketlerinin aslında zeka sınırını ve genel olarak zeka teknolojisinin sınırlarını zorladığına dair işaretler görmeye başlıyorsunuz” dedi.
Geçtiğimiz yıl boyunca, Amerika’nın en popüler yapay zeka girişimlerinin önemli bir kısmı, Amerikan yapay zeka ürünlerinin temeli olarak pahalı ABD sistemleri yerine, onlarla rekabet eden ve bazen onların yerini alan Çinli açık yapay zeka modellerine yöneldi.
NBC News’a konuşan 15’ten fazla yapay zeka girişimi kurucusu, mühendis ve sektör uzmanı, Amerikan şirketlerinin modellerinin yetenek açısından hala liderliği elinde tuttuğunu belirtti.
Ancak uzmanlar, birçok Çinli sistemin erişiminin daha ucuz, daha özelleştirilebilir olduğunu ve geçtiğimiz yıl içinde birçok kullanım alanı için yeterli yetkinliğe ulaştığını vurguladı.
Maliyet ve hız avantajı tercihleri değiştiriyor
Yatırımcılar, önde gelen Amerikan yapay zeka şirketlerinin dünya pazarını domine edeceği beklentisiyle OpenAI ve Anthropic’e on milyarlarca dolar yatırdı.
Fakat Amerikan şirketlerinin ücretsiz Çin modellerini artan oranda kullanması, bu modellerin ne kadar istisnai olduğu ve Amerika’nın “kapalı model” ısrarının hatalı olup olmadığı sorularını gündeme getiriyor.
Silikon Vadisi’nin köklü yatırımcıları Lightspeed Venture Partners ve Nvidia tarafından desteklenen ve 700 milyon dolar değer biçilen arama şirketi Exa’nın makine öğrenimi başkanı Michael Fine, Çin modellerini kendi donanımlarında çalıştırmanın birçok durumda OpenAI’ın GPT-5’i veya Google’ın Gemini’si gibi büyük modelleri kullanmaktan çok daha hızlı ve ucuz olduğunu söyledi.
Fine, süreci şu sözlerle anlattı:
“Genellikle kapalı bir modelle bir özelliği çalıştırıyoruz, ancak bunun çok pahalı veya çok yavaş olduğunu fark ediyoruz ve ‘Bunu daha hızlı ve ucuz hale getirmek için hangi kozlara sahibiz?’ diye soruyoruz.”
Fine, çözümün genellikle kapalı modeli eşdeğer bir açık modelle değiştirmek ve ardından bunu kendi altyapılarında çalıştırmak olduğunu belirtti.
DeepSeek’in R1 ve Alibaba’nın Qwen modelleri gibi Çin menşeli sistemler, herkesin indirip kopyalayabileceği, değiştirebileceği ve çalıştırabileceği “açık kaynak” veya “açık ağırlıklı” (open-weight) yapıda oldukları için ücretsiz kullanılabiliyor.
Bu sistemler, Anthropic’in Claude veya OpenAI’ın GPT modelleri gibi büyük teknoloji devlerinin kontrolündeki veri merkezleri üzerinden erişilen “kapalı” sistemlerden ayrışıyor.
DeepSeek, GPT-5 ve Gemini ile yarışan açık kaynak modelini duyurdu
Teknolojik makas hızla kapanıyor
Yıllar boyunca OpenAI ve Anthropic’in kapalı kaynaklı modelleri, hem Amerikan hem de Çinli açık alternatiflerden çok daha üstün performans gösterdi.
Bloomberg gibi kaynaklara sahip kurumların kendi finansal verileriyle eğittiği BloombergGPT gibi açık kaynaklı girişimler bile finansal bilgi konusunda OpenAI’ın kapalı modellerinin gerisinde kaldı.
Ancak geçtiğimiz yıl DeepSeek ve Alibaba gibi Çinli şirketler büyük teknolojik ilerlemeler kaydetti. Bağımsız bir yapay zeka kıyaslama şirketi olan Artificial Analysis tarafından izlenen metriklere göre, bu şirketlerin açık kaynaklı ürünleri artık birçok alanda önde gelen kapalı Amerikan modellerinin performansına yaklaşıyor veya onlarla eşleşiyor.
Yapay zeka modellerini eğitmek için kullanılan baskın çerçeve PyTorch’un ortak yaratıcısı ve Fireworks AI CEO’su Lin Qiao, Amerikan kapalı kaynak ve Çin açık kaynak modelleri arasındaki yetenek farkı hakkında, “Makas gerçekten daralıyor” dedi.
Bu performans artışının bir sonucu olarak, OpenRouter gibi kullanıcıların farklı modeller arasında seçim yapmasına olanak tanıyan platformlarda, insanların Çinli açık kaynak modellere yöneldiği görülüyor.
Üretkenlik uygulaması Dayflow’un kurucusu Jerry Liu, kullanıcılarının yaklaşık yüzde 40’ının artık açık kaynaklı modelleri kullanmayı tercih ettiğini tahmin ediyor.
Dayflow, ekran görüntülerini tarama ve kullanıcı etkinliğini özetleme gibi temel görevler üzerine kurulu bir uygulama sunuyor.
Kullanıcılar, Google’ın Gemini modeli ile Alibaba’nın Qwen gibi daha küçük açık kaynaklı seçenekleri arasında tercih yapabiliyor.
Liu, bir kullanıcının ekranını tanımlamak gibi görevlerde Qwen modelinin son derece tutarlı olduğunu belirterek, “Qwen, benim kullanım senaryom için GPT-5 kadar iyi” diye konuştu.
GPT-5 veya Gemini’nin aksine, Qwen’in daha küçük bir versiyonu nispeten düşük bir maliyetle veya ücretsiz olarak çalışabiliyor.
Liu, kullanıcıların kapalı model kullanımı için ödeme yapmanın Dayflow’a kişi başı 1000 dolara kadar mal olabileceğini, bu nedenle daha ucuz açık kaynaklı modellerin uygulamanın sürdürülebilirliği için kritik olduğunu ifade etti.
Gizlilik hassasiyeti yerel işlemeyi teşvik ediyor
Dayflow’un kullandığı açık kaynaklı modeller, tüm işlemleri her kullanıcının kendi bilgisayarında gerçekleştiriyor. Liu, bu durumun verilerini gizlilik nedenleriyle buluta göndermek istemeyen kullanıcılar için cazip olduğunu belirtti.
Kendi cihazında açık kaynaklı modelleri kullanmayı tercih ettiğini vurgulayan Liu, “Tüm ekranımın rastgele bir adamın bulutuna ışınlandığı bir ürünü kullanır mıydım? Asla” dedi.
Artan performans, daha güçlü gizlilik ve düşük maliyetin yanı sıra, açık kaynaklı modeller ekosistem avantajlarıyla da zemin kazanıyor.
Geliştiricilerin benimseme oranındaki artış ve oluşturdukları açık kaynak sistemler, daha fazla yazılımcıyı bu modelleri kullanmaya teşvik ediyor.
Tarayıcı asistanı girişimi Circlemind AI’ın kurucu ortağı Antonio Vespoli, Çin modellerinin artık çevrimiçi geliştirici kaynaklarına hakim olduğunu söyledi.
Bunun pratik bir nedeni var: Airbnb CEO’su Brian Chesky’nin “ağırlıklı olarak” güvendiklerini belirttiği Qwen gibi Çin modelleri, bol miktarda eğitim kılavuzuna ve topluluk desteğine sahip.
Yapay zeka altyapı şirketi Together AI’ın ürün müdürü Charles Zedlewski, geliştiricilerin artık açık modellerden başlayıp bunları kendi verileriyle uyarlamayı daha basit ve verimli bulduklarını belirtti.
Zedlewski, şirketlerin ilk yapay zeka uygulamalarını piyasaya sürdükçe ihtiyaçlarını daha net anladıklarını ifade etti.
Yazılımcıların kod yazmasına yardımcı olan popüler uygulama Kilo Code kullanıcıları arasındaki en iyi 20 modelden yedisi Çin menşeli ve bunlardan altısı açık kaynaklı.
Pekin’in stratejik desteği ve üretim hızı
Amerika’nın yapay zeka geliştirmelerinin çoğu, OpenAI ve Anthropic gibi endüstri devlerinin öncülüğünde özel sektörde ve kapalı model yaklaşımıyla gerçekleşirken, Çin hükümeti ülkenin yapay zeka vizyonunu çizmekte daha aktif bir rol oynuyor.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 1 Kasım’daki konuşmasında “açık kaynak teknolojilerinde daha fazla işbirliği” çağrısında bulundu.
Mart ayında ise Çin’in en üst düzey ekonomik planlama otoritesi, açık kaynaklı modellerden oluşan bir ekosistemi destekleme niyetini açıkladı.
Çinli laboratuvarlar modellerini genelde açık bir şekilde yayınlarken, OpenAI gibi Amerikan şirketleri kapalı modellerle erken başarı elde etti ve bu yaklaşıma sadık kaldı.
Bunun yanı sıra birçok Çinli şirket, ürünlerini Amerikan rakiplerinden daha hızlı bir tempoda piyasaya sürüyor.
Alibaba bu yıl kabaca her 20 günde bir yeni bir model yayınlarken, Anthropic’in yayınları arasındaki ortalama süre 47 gün oldu.
Allen Yapay Zeka Enstitüsü’nde kıdemli araştırma bilimcisi ve açık model ekosistemi uzmanı Nathan Lambert, NBC News’a verdiği demeçte Çin modellerinin son dönemdeki ilerlemesinin tesadüf olmadığını söyledi.
Lambert, “Çinliler yapay zekada gerçek yenilikçiler” dedi.
Son 12 ayda güç dengesinin hızla değiştiğini ekleyen Lambert, Substack platformunda Çin’in yapay zeka gelişmeleri hakkında kapsamlı yazılar kaleme alıyor ve Çin’in açık kaynak ekosistemi konusunda uzman kabul ediliyor.
Silikon Vadisi’ndeki bazı isimler, Amerikan modellerinin yapay zeka yeteneklerinin en uç noktasında hala önemli bir avantaja sahip olduğunu ve kapalı Amerikan modellerinin, hantal açık modellerin eşleşemeyeceği bir kullanım kolaylığı sunduğunu belirtiyor.
Menlo Ventures ortağı Tim Tully, kapalı modellerin hala çok daha yetenekli ve genellikle daha kullanışlı olduğunu savundu:
“Araçlar daha iyi, üretkenlik daha iyi, herkes tarafından inşa edilen ve kullanılan ajan çerçeveleri Anthropic ve OpenAI ile daha iyi durumda. Sadece daha iyi çalışıyorlar. Dolayısıyla ekosistem kapalı kaynak ortamında güçlü.”
Bununla birlikte birçok şirket, Çin menşeli bir temel üzerine kurulu bir ürün kullanmanın getirdiği gerçek veya algılanan riskler nedeniyle Çin modellerini kullanmaktan kaçınabiliyor.
Dünyanın önde gelen kapalı model şirketlerinden Anthropic’in yatırımcısı olan Tully, “Alıcıların, özel sektörden veya kamu sektöründen olsun, Çin menşeli açık ağırlıklı bir modele dayanan bir ürünü satın alma konusunda tereddüt ettiği algılanan bir risk var” dedi.
ABD açık kaynak ekosistemi uyanıyor
Amerikan yapay zeka şirketleri ve federal hükümet, Çin modellerinin son dönemdeki yükselişini fark etti. Uzmanlar, Amerika’nın güçlü açık kaynaklı modellerden yoksun olmasını demokrasi için “varoluşsal” bir tehdit olarak nitelendirdi.
Meta’nın yüksek profilli Llama serisi tarihsel olarak Amerikan açık kaynak çabalarına öncülük etse de CEO Mark Zuckerberg, Meta’nın tüm “süper zeka” yapay zeka modellerini açık kaynak yapma niyetinde olmadığının sinyalini verdi.
Llama modellerinin performansının son yıllarda duraklaması da açık kaynak kullanıcılarının daha iyi performans gösteren Çin modellerine kaymasının nedenlerinden biri olarak görülüyor.
Fakat Amerikalı yenilikçilerin rekabet gücünü artırma çabalarıyla birlikte ABD açık kaynak ekosistemi kademeli olarak uyanışa geçiyor olabilir.
Temmuz ayında Beyaz Saray, federal hükümeti “Açık Kaynak ve Açık Ağırlıklı Yapay Zekayı Teşvik Etmeye” çağıran bir Yapay Zeka Eylem Planı yayınladı.
Ağustos ayında ChatGPT’nin üreticisi OpenAI, beş yıl aradan sonra ilk açık kaynaklı modelini yayınladı. OpenAI, modelin lansmanını duyururken Amerikan açık kaynaklı modellerinin önemine atıfta bulunarak, “ABD’de oluşturulan bu yetenekli açık ağırlıklı modellere geniş erişim, demokratik yapay zekanın genişlemesine yardımcı olur” ifadelerini kullandı.
Seattle merkezli Allen Enstitüsü de Kasım ayı sonunda, lansman duyurusuna göre kullanıcıların “araştırma, eğitim veya uygulamalar için güvenilir özellikleri hızla oluşturmalarına” yardımcı olmak üzere tasarlanan Olmo 3 adlı en yeni açık kaynaklı modelini yayınladı.
Allen Enstitüsü’nden Lambert ayrıca “ATOM Projesi”ni (American Truly Open Models – Amerikan Gerçekten Açık Modeller) başlattı.
ATOM Projesi’nin manifestosunda şu ifadeler yer alıyor: “Amerika açık modellerde hem performans hem de benimseme açısından liderliğini kaybetti ve daha da geriye düşme yolunda ilerliyor.”
Lambert, NBC News’a yaptığı açıklamada, “Yapay zeka çağında önde gelen ulus olmak istiyorsak, ekosistemin bu kadar kritik bir parçasını herhangi bir ulusa bırakamayız” değerlendirmesinde bulundu.
Diplomasi
Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.
Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.
Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.
Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.
Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.
Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.
Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.
Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.
Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.
Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.
Sözcü şöyle devam etti:
“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”
Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.
Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.
Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.
Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.
Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.
Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.
JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.
Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.
“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.
Diplomasi
ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.
Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.
Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.
Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.
Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.
Çin’de bir hafta
Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.
Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.
Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.
İstihdam, enerji ve teknoloji
Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.
Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:
“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”
Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.
Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.
Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.
Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.
“Zamanlama her şeyi anlatıyor”
Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.
Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.
Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.
Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.
Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.
Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.
Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.
Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?
Diplomasi
UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.
İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.
Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.
En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.
Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.
Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.
The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.
FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.
Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.
Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya6 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını5 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı










