Bizi Takip Edin

Diplomasi

Silikon Vadisi’nde Çin menşeli yapay zeka modellerine ilgi artıyor

Yayınlanma

Silikon Vadisi’ndeki yapay zeka girişimleri, maliyet avantajı ve artan performansları nedeniyle OpenAI ve Anthropic gibi ABD devlerinin yerine Çin menşeli açık kaynaklı modelleri tercih etmeye başladı. Çinli DeepSeek ve Alibaba gibi şirketlerin geliştirdiği bu modellerin ABD’li rakipleriyle arasındaki farkı hızla kapatması, teknoloji dünyasında ABD’nin liderliğini kaybedeceği endişesini doğuruyor.

Google’ın en güçlü yapay zeka modellerinden bazılarının geliştirilmesine katkıda bulunan teorik fizikçi ve makine öğrenimi mühendisi Misha Laskin, bu yılın başlarında Amerikan yapay zeka ortamını incelerken endişe verici bir tabloyla karşılaştı.

Laskin, ABD’li yapay zeka şirketleri arasında ücretsiz, özelleştirilebilir ve giderek güçlenen açık kaynak yapay zeka modellerine yönelik artan bir ilgi gözlemledi.

Bu modellerin büyük çoğunluğu Çin’de üretiliyor ve ABD’li rakiplerine karşı hızla zemin kazanıyor.

Laskin, mevcut durumu değerlendirirken, “Bu modeller sınırın (teknolojinin en ileri noktası) çok gerisinde değiller. Aslında sınıra şaşırtıcı derecede yakınlar. Şu an gelenler ise sınıra hissedilir derecede yakın” ifadelerini kullandı.

Bu gelişme üzerine Laskin, Silikon Vadisi’nde ilgi gören Çinli modellere karşı açık kaynaklı bir Amerikan alternatifi sunmak amacıyla Reflection AI adlı bir girişim kurdu.

Yakın zamanda 8 milyar dolar değerlemeye ulaşan şirketin kurucusu, “Çin’deki açık model şirketlerinin aslında zeka sınırını ve genel olarak zeka teknolojisinin sınırlarını zorladığına dair işaretler görmeye başlıyorsunuz” dedi.

Geçtiğimiz yıl boyunca, Amerika’nın en popüler yapay zeka girişimlerinin önemli bir kısmı, Amerikan yapay zeka ürünlerinin temeli olarak pahalı ABD sistemleri yerine, onlarla rekabet eden ve bazen onların yerini alan Çinli açık yapay zeka modellerine yöneldi.

NBC News’a konuşan 15’ten fazla yapay zeka girişimi kurucusu, mühendis ve sektör uzmanı, Amerikan şirketlerinin modellerinin yetenek açısından hala liderliği elinde tuttuğunu belirtti.

Ancak uzmanlar, birçok Çinli sistemin erişiminin daha ucuz, daha özelleştirilebilir olduğunu ve geçtiğimiz yıl içinde birçok kullanım alanı için yeterli yetkinliğe ulaştığını vurguladı.

Maliyet ve hız avantajı tercihleri değiştiriyor

Yatırımcılar, önde gelen Amerikan yapay zeka şirketlerinin dünya pazarını domine edeceği beklentisiyle OpenAI ve Anthropic’e on milyarlarca dolar yatırdı.

Fakat Amerikan şirketlerinin ücretsiz Çin modellerini artan oranda kullanması, bu modellerin ne kadar istisnai olduğu ve Amerika’nın “kapalı model” ısrarının hatalı olup olmadığı sorularını gündeme getiriyor.

Silikon Vadisi’nin köklü yatırımcıları Lightspeed Venture Partners ve Nvidia tarafından desteklenen ve 700 milyon dolar değer biçilen arama şirketi Exa’nın makine öğrenimi başkanı Michael Fine, Çin modellerini kendi donanımlarında çalıştırmanın birçok durumda OpenAI’ın GPT-5’i veya Google’ın Gemini’si gibi büyük modelleri kullanmaktan çok daha hızlı ve ucuz olduğunu söyledi.

Fine, süreci şu sözlerle anlattı:

“Genellikle kapalı bir modelle bir özelliği çalıştırıyoruz, ancak bunun çok pahalı veya çok yavaş olduğunu fark ediyoruz ve ‘Bunu daha hızlı ve ucuz hale getirmek için hangi kozlara sahibiz?’ diye soruyoruz.”

Fine, çözümün genellikle kapalı modeli eşdeğer bir açık modelle değiştirmek ve ardından bunu kendi altyapılarında çalıştırmak olduğunu belirtti.

DeepSeek’in R1 ve Alibaba’nın Qwen modelleri gibi Çin menşeli sistemler, herkesin indirip kopyalayabileceği, değiştirebileceği ve çalıştırabileceği “açık kaynak” veya “açık ağırlıklı” (open-weight) yapıda oldukları için ücretsiz kullanılabiliyor.

Bu sistemler, Anthropic’in Claude veya OpenAI’ın GPT modelleri gibi büyük teknoloji devlerinin kontrolündeki veri merkezleri üzerinden erişilen “kapalı” sistemlerden ayrışıyor.

DeepSeek, GPT-5 ve Gemini ile yarışan açık kaynak modelini duyurdu

Teknolojik makas hızla kapanıyor

Yıllar boyunca OpenAI ve Anthropic’in kapalı kaynaklı modelleri, hem Amerikan hem de Çinli açık alternatiflerden çok daha üstün performans gösterdi.

Bloomberg gibi kaynaklara sahip kurumların kendi finansal verileriyle eğittiği BloombergGPT gibi açık kaynaklı girişimler bile finansal bilgi konusunda OpenAI’ın kapalı modellerinin gerisinde kaldı.

Ancak geçtiğimiz yıl DeepSeek ve Alibaba gibi Çinli şirketler büyük teknolojik ilerlemeler kaydetti. Bağımsız bir yapay zeka kıyaslama şirketi olan Artificial Analysis tarafından izlenen metriklere göre, bu şirketlerin açık kaynaklı ürünleri artık birçok alanda önde gelen kapalı Amerikan modellerinin performansına yaklaşıyor veya onlarla eşleşiyor.

Yapay zeka modellerini eğitmek için kullanılan baskın çerçeve PyTorch’un ortak yaratıcısı ve Fireworks AI CEO’su Lin Qiao, Amerikan kapalı kaynak ve Çin açık kaynak modelleri arasındaki yetenek farkı hakkında, “Makas gerçekten daralıyor” dedi.

Bu performans artışının bir sonucu olarak, OpenRouter gibi kullanıcıların farklı modeller arasında seçim yapmasına olanak tanıyan platformlarda, insanların Çinli açık kaynak modellere yöneldiği görülüyor.

Üretkenlik uygulaması Dayflow’un kurucusu Jerry Liu, kullanıcılarının yaklaşık yüzde 40’ının artık açık kaynaklı modelleri kullanmayı tercih ettiğini tahmin ediyor.

Dayflow, ekran görüntülerini tarama ve kullanıcı etkinliğini özetleme gibi temel görevler üzerine kurulu bir uygulama sunuyor.

Kullanıcılar, Google’ın Gemini modeli ile Alibaba’nın Qwen gibi daha küçük açık kaynaklı seçenekleri arasında tercih yapabiliyor.

Liu, bir kullanıcının ekranını tanımlamak gibi görevlerde Qwen modelinin son derece tutarlı olduğunu belirterek, “Qwen, benim kullanım senaryom için GPT-5 kadar iyi” diye konuştu.

GPT-5 veya Gemini’nin aksine, Qwen’in daha küçük bir versiyonu nispeten düşük bir maliyetle veya ücretsiz olarak çalışabiliyor.

Liu, kullanıcıların kapalı model kullanımı için ödeme yapmanın Dayflow’a kişi başı 1000 dolara kadar mal olabileceğini, bu nedenle daha ucuz açık kaynaklı modellerin uygulamanın sürdürülebilirliği için kritik olduğunu ifade etti.

Gizlilik hassasiyeti yerel işlemeyi teşvik ediyor

Dayflow’un kullandığı açık kaynaklı modeller, tüm işlemleri her kullanıcının kendi bilgisayarında gerçekleştiriyor. Liu, bu durumun verilerini gizlilik nedenleriyle buluta göndermek istemeyen kullanıcılar için cazip olduğunu belirtti.

Kendi cihazında açık kaynaklı modelleri kullanmayı tercih ettiğini vurgulayan Liu, “Tüm ekranımın rastgele bir adamın bulutuna ışınlandığı bir ürünü kullanır mıydım? Asla” dedi.

Artan performans, daha güçlü gizlilik ve düşük maliyetin yanı sıra, açık kaynaklı modeller ekosistem avantajlarıyla da zemin kazanıyor.

Geliştiricilerin benimseme oranındaki artış ve oluşturdukları açık kaynak sistemler, daha fazla yazılımcıyı bu modelleri kullanmaya teşvik ediyor.

Tarayıcı asistanı girişimi Circlemind AI’ın kurucu ortağı Antonio Vespoli, Çin modellerinin artık çevrimiçi geliştirici kaynaklarına hakim olduğunu söyledi.

Bunun pratik bir nedeni var: Airbnb CEO’su Brian Chesky’nin “ağırlıklı olarak” güvendiklerini belirttiği Qwen gibi Çin modelleri, bol miktarda eğitim kılavuzuna ve topluluk desteğine sahip.

Yapay zeka altyapı şirketi Together AI’ın ürün müdürü Charles Zedlewski, geliştiricilerin artık açık modellerden başlayıp bunları kendi verileriyle uyarlamayı daha basit ve verimli bulduklarını belirtti.

Zedlewski, şirketlerin ilk yapay zeka uygulamalarını piyasaya sürdükçe ihtiyaçlarını daha net anladıklarını ifade etti.

Yazılımcıların kod yazmasına yardımcı olan popüler uygulama Kilo Code kullanıcıları arasındaki en iyi 20 modelden yedisi Çin menşeli ve bunlardan altısı açık kaynaklı.

Pekin’in stratejik desteği ve üretim hızı

Amerika’nın yapay zeka geliştirmelerinin çoğu, OpenAI ve Anthropic gibi endüstri devlerinin öncülüğünde özel sektörde ve kapalı model yaklaşımıyla gerçekleşirken, Çin hükümeti ülkenin yapay zeka vizyonunu çizmekte daha aktif bir rol oynuyor.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 1 Kasım’daki konuşmasında “açık kaynak teknolojilerinde daha fazla işbirliği” çağrısında bulundu.

Mart ayında ise Çin’in en üst düzey ekonomik planlama otoritesi, açık kaynaklı modellerden oluşan bir ekosistemi destekleme niyetini açıkladı.

Çinli laboratuvarlar modellerini genelde açık bir şekilde yayınlarken, OpenAI gibi Amerikan şirketleri kapalı modellerle erken başarı elde etti ve bu yaklaşıma sadık kaldı.

Bunun yanı sıra birçok Çinli şirket, ürünlerini Amerikan rakiplerinden daha hızlı bir tempoda piyasaya sürüyor.

Alibaba bu yıl kabaca her 20 günde bir yeni bir model yayınlarken, Anthropic’in yayınları arasındaki ortalama süre 47 gün oldu.

Allen Yapay Zeka Enstitüsü’nde kıdemli araştırma bilimcisi ve açık model ekosistemi uzmanı Nathan Lambert, NBC News’a verdiği demeçte Çin modellerinin son dönemdeki ilerlemesinin tesadüf olmadığını söyledi.

Lambert, “Çinliler yapay zekada gerçek yenilikçiler” dedi.

Son 12 ayda güç dengesinin hızla değiştiğini ekleyen Lambert, Substack platformunda Çin’in yapay zeka gelişmeleri hakkında kapsamlı yazılar kaleme alıyor ve Çin’in açık kaynak ekosistemi konusunda uzman kabul ediliyor.

Silikon Vadisi’ndeki bazı isimler, Amerikan modellerinin yapay zeka yeteneklerinin en uç noktasında hala önemli bir avantaja sahip olduğunu ve kapalı Amerikan modellerinin, hantal açık modellerin eşleşemeyeceği bir kullanım kolaylığı sunduğunu belirtiyor.

Menlo Ventures ortağı Tim Tully, kapalı modellerin hala çok daha yetenekli ve genellikle daha kullanışlı olduğunu savundu:

“Araçlar daha iyi, üretkenlik daha iyi, herkes tarafından inşa edilen ve kullanılan ajan çerçeveleri Anthropic ve OpenAI ile daha iyi durumda. Sadece daha iyi çalışıyorlar. Dolayısıyla ekosistem kapalı kaynak ortamında güçlü.”

Bununla birlikte birçok şirket, Çin menşeli bir temel üzerine kurulu bir ürün kullanmanın getirdiği gerçek veya algılanan riskler nedeniyle Çin modellerini kullanmaktan kaçınabiliyor.

Dünyanın önde gelen kapalı model şirketlerinden Anthropic’in yatırımcısı olan Tully, “Alıcıların, özel sektörden veya kamu sektöründen olsun, Çin menşeli açık ağırlıklı bir modele dayanan bir ürünü satın alma konusunda tereddüt ettiği algılanan bir risk var” dedi.

ABD açık kaynak ekosistemi uyanıyor

Amerikan yapay zeka şirketleri ve federal hükümet, Çin modellerinin son dönemdeki yükselişini fark etti. Uzmanlar, Amerika’nın güçlü açık kaynaklı modellerden yoksun olmasını demokrasi için “varoluşsal” bir tehdit olarak nitelendirdi.

Meta’nın yüksek profilli Llama serisi tarihsel olarak Amerikan açık kaynak çabalarına öncülük etse de CEO Mark Zuckerberg, Meta’nın tüm “süper zeka” yapay zeka modellerini açık kaynak yapma niyetinde olmadığının sinyalini verdi.

Llama modellerinin performansının son yıllarda duraklaması da açık kaynak kullanıcılarının daha iyi performans gösteren Çin modellerine kaymasının nedenlerinden biri olarak görülüyor.

Fakat Amerikalı yenilikçilerin rekabet gücünü artırma çabalarıyla birlikte ABD açık kaynak ekosistemi kademeli olarak uyanışa geçiyor olabilir.

Temmuz ayında Beyaz Saray, federal hükümeti “Açık Kaynak ve Açık Ağırlıklı Yapay Zekayı Teşvik Etmeye” çağıran bir Yapay Zeka Eylem Planı yayınladı.

Ağustos ayında ChatGPT’nin üreticisi OpenAI, beş yıl aradan sonra ilk açık kaynaklı modelini yayınladı. OpenAI, modelin lansmanını duyururken Amerikan açık kaynaklı modellerinin önemine atıfta bulunarak, “ABD’de oluşturulan bu yetenekli açık ağırlıklı modellere geniş erişim, demokratik yapay zekanın genişlemesine yardımcı olur” ifadelerini kullandı.

Seattle merkezli Allen Enstitüsü de Kasım ayı sonunda, lansman duyurusuna göre kullanıcıların “araştırma, eğitim veya uygulamalar için güvenilir özellikleri hızla oluşturmalarına” yardımcı olmak üzere tasarlanan Olmo 3 adlı en yeni açık kaynaklı modelini yayınladı.

Allen Enstitüsü’nden Lambert ayrıca “ATOM Projesi”ni (American Truly Open Models – Amerikan Gerçekten Açık Modeller) başlattı.

ATOM Projesi’nin manifestosunda şu ifadeler yer alıyor: “Amerika açık modellerde hem performans hem de benimseme açısından liderliğini kaybetti ve daha da geriye düşme yolunda ilerliyor.”

Lambert, NBC News’a yaptığı açıklamada, “Yapay zeka çağında önde gelen ulus olmak istiyorsak, ekosistemin bu kadar kritik bir parçasını herhangi bir ulusa bırakamayız” değerlendirmesinde bulundu.

Diplomasi

NATO ajansı ölçek ekonomisiyle Ukrayna’nın giderlerini azaltacak

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre NATO, Ukrayna’nın silah ve mühimmat tedarikini bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı üzerinden yürütmesine onay vererek teslimatları hızlandırmayı ve maliyetleri düşürmeyi amaçlıyor. Avrupa Birliği’nin sağladığı 90 milyar avroluk kredinin 60 milyar avrosu savunmaya ayrıldı.

NATO, Ukrayna’nın silah, mühimmat ve askeri teçhizat alımlarını kendi bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) üzerinden yapmasına olanak tanıdı.

Financial Times gazetesine konuşan ajansın Operasyon Destek Direktörü Jacqueline Borsboom, bu adımın teslimatları hızlandıracağını ve maliyetleri düşüreceğini kaydetti.

Borsboom, mekanizmanın Ukrayna’ya tedarik tecrübesi, destek hizmetleri ve mevcut sanayi altyapısına doğrudan erişim sağlayacağını belirtti.

Yetkili, “Ölçek ekonomisi sayesinde maliyet avantajı ortaya çıkacak” dedi.

Yeni uygulamayla Kiev yönetimi, ihtiyaç duyduğu askeri malzemelerin teminini doğrudan ajansa devredebilecek.

Borsboom, Ukrayna’nın örneğin 30 bin takım askeri üniformaya ihtiyaç duyduğunda satın alma sürecini ajansa devredebileceğini anlattı.

Anlaşma, ittifakın nisan ayında Ukraynalı savunma şirketlerinin NSPA ihalelerine katılmasına izin veren kararının devamı niteliğini taşıyor.

Ajans geçen hafta Kiev’de yaklaşık 150 Ukraynalı şirketle bir araya gelerek tedarikçi kaydı ve sözleşme süreçlerini paylaştı.

Ukrayna silah alımlarını ABD ve Avrupa Birliği kaynaklarıyla finanse ediyor

Ukrayna 2025 yılından bu yana Amerikan silahlarını, NATO ülkelerinin Kiev için ABD’den silah ve mühimmat temin ettiği PURL mekanizması üzerinden ediniyor.

The Economist dergisi, Ukrayna’nın Patriot sistemleri için önleme füzelerinin yüzde 95’ini ve F-16 savaş uçakları füzelerinin büyük kısmını bu mekanizmayla temin ettiğini yazdı.

Uzmanlar, mevcut koşullarda Amerikan sevkiyatlarına denk bir alternatif olmadığını değerlendiriyor.

Financial Times, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıları durdurmak amacıyla bu program kapsamındaki sevkiyatları ve istihbarat paylaşımını kesme tehdidinde gittiğini aktarmıştı.

Kiev yönetimi Amerikan silahlarının yanı sıra askeri alımlarını Avrupa Birliği kredisiyle de finanse edebilecek.

AB, Aralık 2025’te Ukrayna’ya ortak bütçeden 2026-2027 dönemi için dondurulan Rus varlıklarına dokunmadan 90 milyar avroluk kredi sağlama kararı aldı.

Macaristan, Çekya ve Slovakya’nın dışında kaldığı kredi paketi Nisan 2026’da onaylanırken bu kaynağın 60 milyar avroluk bölümü savunma harcamalarına ayrıldı.

Avrupa Komisyonu, finansman çerçevesinde hava ve füze savunma sistemleri, füzeler, mühimmat ile radarları içeren 6,1 milyar avroluk yeni silah alımını onayladı.

Bu alımların ağırlıklı olarak Avrupalı savunma sanayisi şirketlerinden yapılması hedefleniyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Mekke Savunma Paktı Meclis’te: Bir ülkeye saldırı hepsine sayılacak

Yayınlanma

Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Meclis’e sundu. Middle East Eye sitesinin ulaştığı 16 maddelik süresiz anlaşma, bir ülkeye yönelik dış saldırıyı tüm müttefiklere yapılmış sayıyor ve yürürlüğe girdikten sonraki ilk 10 yıl çekilmeyi yasaklıyor.

Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesine benzer şekilde imzacı devletleri birbirini savunmakla yükümlü kılan bu anlaşma, yeni bir uluslararası savunma ittifakı kuruyor.

Middle East Eye portalının özel olarak ulaştığı ve resmi olmayan çevirisini yayımladığı 16 maddelik anlaşma metni, belirli bir ülkeyi veya bölgeyi tehdit olarak tanımlamıyor. Metin bunun yerine katılımcı ülkelerin bağımsızlıklarına, egemenliklerine veya toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı halinde birbirlerini desteklemek için gerekli önlemleri alacağını vurguluyor.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti metinde “Taraf”, “Taraflar” veya “Asli Taraflar” olarak adlandırılıyor. Üç hükümet, anlaşmanın giriş bölümünde egemenliğe karşılıklı saygıyı, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ilkelerini, uluslararası hukuku ve iç hukukun ilgili ilkelerini dikkate alarak mevcut savunma ortaklığına ilişkin işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon mekanizmalarını ortak bir savunma anlaşmasında birleştirmeyi kabul ediyor.

Giriş bölümünde ayrıca silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğini, hazırlık durumunu ve etkinliğini kapsayan işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon temelinde, ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri daha da geliştirme iradesi teyit ediliyor ve böylece taraflar ile halkları arasındaki mevcut dostluk ve kardeşlik bağlarının güçlendirileceği belirtiliyor. Ülkeler birbirlerinin iç işlerine karışmama, egemen eşitlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası alanda tanınan sınırların dokunulmazlığı ilkelerinin önemini yinelerken, bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı durumunda karşılıklı destek için gerekli önlemleri uygulamanın şart olduğunu ilan ediyor.

Küresel ve bölgesel barış, istikrar ve güvenliği sağlamak amacıyla uluslararası hukuk ve BM Şartı doğrultusunda ortak çaba ve eşgüdümün önemini ifade eden taraflar, terörle mücadelede yetkili makamlar arasındaki mevcut işbirliğini derinleştirme arzularını dile getiriyor. Uluslararası meselelerde ortak bir tutum benimsemek üzere bölgesel ve uluslararası kuruluşlardaki mevcut işbirliğini güçlendirmenin önemine dikkat çekilirken, savunma ve savunma sanayii işbirliğini daha da geliştirme ihtiyacı kaydediliyor.

Saldırı tüm müttefiklere yapılmış sayılacak

Anlaşmanın 1. maddesine göre taraflar birbirlerinin bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının dokunulmazlığını sağlamak ve korumak için işbirliği yapacak. İlk madde, “Taraflardan herhangi birinin toprak bütünlüğü, egemenliği veya uluslararası alanda tanınan sınırları tehdit edilir ya da tehlikeye girerse, Taraflar bu tür tehdit veya tehlikeleri ortadan kaldırmak için gerekli tüm araçları kullanacaktır” hükmünü taşıyor.

Anlaşmanın 2. maddesi ise “Taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı silahlı bir saldırı, tüm Taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilecektir” ifadesiyle ortak savunma taahhüdünü düzenliyor. Aynı maddede, “Taraflardan biri başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya ya da askeri saldırganlığa maruz kalırsa, Taraflar birbirlerine sağlayabilecekleri tüm karşılıklı yardım araçlarını tam olarak kullanarak saldırıya uğrayan Tarafa derhal yardım edecektir” deniyor.

BM Şartı’nın 51. maddesiyle tanınan meşru müdafaa hakkının kullanılmasını sağlamak amacıyla konulan bu hüküm uyarınca ülkeler, gereken yardımın nesnel bir değerlendirmesinin ardından sağlanacak desteğin kapsamını ve niteliğini belirleyecek. İmzacılar, “askeri araç ve kabiliyetler dahil olmak üzere” mevcut kaynaklarının sınırları dahilinde işbirliği yapacak.

Anlaşmanın 3. maddesi, 2. madde uyarınca tarafların savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yapmasını, silahlı kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirmesini ve savunma işbirliğini güçlendirmeye yönelik kararlaştırılan faaliyetleri yürütmesini öngörüyor. 4. maddeye göre ülkeler uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunacak; hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak, ulusal güvenliklerine yönelik tehdit ve tehlikeleri ortadan kaldırmak amacıyla ortak değerlendirmelere dayalı bireysel ve ortak önlemler geliştirmede birbirlerine sürekli ve etkin biçimde yardım ederek işbirliği yapacak.

Terörle mücadele başlığını düzenleyen 5. madde kapsamında imzacılar, bölgesel ve uluslararası istikrar ile güvenliği olumsuz etkileyen tüm biçim ve tezahürleriyle terörizmle mücadelede operasyonel düzey de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve ortak çabaları güçlendirecek.

Savunma sanayii, istihbarat ve lojistik desteği genişliyor

Anlaşma; savunma sanayiilerinin geliştirilmesi, silahlı kuvvetlerin eğitimi ve ülkelerin birbirlerine ekipman, yakıt ve diğer savunma malzemelerini tedarik etmesi konularında işbirliği öngörürken istihbarat paylaşımı için de bir çerçeve kuruyor. 6. maddeye göre taraflar, savunma kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla savaş ve barış zamanında savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimini, ortak eğitim programlarını ve tatbikatları, ayrıca silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini artırmaya yönelik konuşlandırma ve faaliyetleri teşvik edecek.

Savunma kabiliyetlerini güçlendirmek için karşılıklı mutabakat temelinde savunma sanayii kurumları arasında teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirmeyi, ortak üretimi ve savunma sanayii kuruluşları arasındaki işbirliğini desteklemeyi öngören 7. madde, beş işbirliği alanı sıralıyor. Bu alanlar; savunma alanında ortak üretimin teşvik edilmesi, özel uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak araştırma ve geliştirme projeleri yoluyla savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi, herhangi bir tarafın uzmanları aracılığıyla tarafların topraklarında personelin eğitilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi, savunma sanayii ile savunma araştırma, geliştirme ve inovasyon alanlarında uzmanlık ve çıkarılan derslerin paylaşılması ve taraflarca karşılıklı olarak kararlaştırılan diğer işbirliği alanları olarak belirleniyor.

İstihbarat işbirliğini derinleştirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla 9. madde, bilgi güvenliği, veri koruma ve gizlilik kurallarına riayet edilerek karşılıklı kararlaştırılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşılmasını düzenliyor. 10. madde ise lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak tarafların barış zamanında, savaş zamanında ve diğer acil durumlarda silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer ekipmanlar dahil birbirlerine lojistik destek sağlamasını hükme bağlıyor.

Suudi Arabistan’da sekreterya kurulacak, ilk genel sekreter Pakistanlı olacak

Anlaşmanın 8. maddesi, ortak savunmaya stratejik yön vermek, savunma ve güvenlik işbirliğini geliştirmek ve anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek engelleri ele almak üzere “Asli Taraflar”ın bir “Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi” kurmasını kararlaştırıyor. Dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarından oluşacak komite, ev sahipliği taraflar arasında dönüşümlü olmak üzere yılda iki kez toplanacak; ülke liderleri ise gerekli görülmesi halinde yılda bir kez bir araya gelebilecek.

Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi gerekli görürse alt komiteler kurabilecek ve anlaşmada öngörülen işbirliği alanlarının uygulanması için gerektiğinde taraflar arasında anlaşmalar veya protokoller müzakere edilecek. Ayrıca bu komite, “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle diğer tarafların anlaşmaya katılımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya yetkili olacak.

Komiteye hizmet vermek üzere merkezi Suudi Arabistan Krallığı’nda yer alan bir Sekreterya kurulacak ve bu yapı Suudi Arabistan Krallığı ile bir merkez anlaşması akdedecek. Sekreteryanın işleyişi, teşkilat yapısı ve kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar daha sonra “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle belirlenecek.

Sekreteryaya, “Asli Taraflar” arasında dönüşümlü olarak üç yıllık bir görev süresi için atanan bir Genel Sekreter başkanlık edecek ve ilk Genel Sekreter, Pakistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olacak. Bu maddenin hükümleri, taraflar arasındaki mevcut askeri işbirliği komitelerinin çalışmalarına halel getirmeyecek.

Anlaşmadan ilk 10 yıl çıkılamayacak

Hukuki çerçeveyi çizen 11. maddeye göre imzacılar, uluslararası hukuka ve ilgili iç hukuklarına halel getirmeksizin bu anlaşmayı hükümlerinin uygulanması için yasal dayanak olarak kabul edecek ve gerektiğinde ek yasal önlemler önerecek. 12. madde, anlaşmanın tarafların daha önce akdettikleri uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerine zarar vermeyeceğini kayıt altına alıyor.

Gizlilik kurallarını düzenleyen 13. madde uyarınca ülkeler, anlaşma kapsamında elde edilen gizli bilgi ve belgelerin gizliliğine ve ulusal mevzuata saygı gösterecek. Gizli bilgi ve belgeler taraflar dışındaki hiçbir devlet, şirket veya kişiyle paylaşılmayacak; bu bilgi ve belgelere erişim “bilmesi gereken” prensibi temelinde ve yalnızca uygun düzeyde güvenlik belgesine sahip kişilere sağlanacak.

Anlaşmanın yorumlanması veya uygulanmasından doğan her türlü uyuşmazlık, 14. maddeye göre taraflar arasındaki istişare ve görüşmeler yoluyla dostane biçimde çözülecek. 15. madde ise anlaşmanın “Asli Taraflar” arasındaki istişareler ve oybirliğiyle değiştirilebileceğini belirtiyor.

Son madde olan 16. maddeye göre anlaşma, her bir taraf için geçerli usullere göre onaylanacak ve son onay belgesinin Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Sekreteryası’na tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girecek. Süresiz olarak yürürlükte kalacak anlaşmanın bir bitiş tarihi yok.

İmzacı devletler, yürürlüğe giriş tarihinden itibaren ancak 10 yıl geçtikten sonra ve çekilme niyetlerini diplomatik kanallar üzerinden en az üç ay önceden diğer taraflara yazılı olarak bildirmeleri şartıyla anlaşmadan çekilebilecek. Anlaşmanın sona ermesi veya anlaşmadan çekilme, bu tarihten önce taraflarca kararlaştırılan devam eden faaliyetleri ya da projeleri etkilemeyecek; gizli bilgi ve belgelerin korunması ve ifşasının önlenmesine ilişkin sorumluluklar da anlaşma sona erdikten veya anlaşmadan çekildikten sonra devam edecek.

7 Ağustos 2026 Cuma günü (Hicri 24/2/1448) Mekke’de imzalanan anlaşma; Türkçe, Arapça ve İngilizce dillerinde, her bir metin eşit derecede geçerli olmak üzere üç orijinal nüsha halinde düzenlendi. Metinler arasında yorum farkı çıkması halinde İngilizce metin esas alınacak.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Pışnıy’ın ofisinde arama yapıldı

Yayınlanma

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama gerçekleştirdi. Güvenlik birimleri operasyon kapsamında hiçbir gözaltı işlemi yapılmadığını ve kimseye suçlama yöneltilmediğini duyurdu.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama yaptı.

Gelişmeyi Ukrayna basını ve Ukrayna Parlamentosu Milletvekili Oleksiy Honçarenko duyurdu.

Honçarenko, güvenlik güçlerinin adli işlemleri doğrudan Pışnıy’ın çalışma ofisinde ve kendisiyle ilişkili diğer adreslerde yürüttüğünü aktardı.

NABU’dan yapılan açıklamada, aramaların Ukrayna Ulusal Bankası binasında ve bir personelin ikametgahında icra edildiği kaydedildi.

Kurum, soruşturmanın gizliliğini korumak amacıyla ayrıntıların paylaşılmadığını vurgularken, “Hiç kimse gözaltına alınmadı, kimseye suçlama yöneltilmedi” bilgisini verdi.

Bloomberg, ağustos ayında yayımladığı haberde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Pışnıy’ın faaliyetlerinden giderek daha fazla rahatsızlık duyduğunu yazmıştı.

Habere göre Zelenskiy, Pışnıy’ın Uluslararası Para Fonu (IMF) ile gereğinden fazla yakın bağ kurduğunu ve ülke ekonomisini destekleme konusunda yetersiz kaldığını değerlendiriyordu.

Kaynaklar, Zelenskiy’nin o aşamada Pışnıy’ı görevden alma niyetinde olmadığını aktarmıştı.

Aynı kaynaklar, Zelenskiy’nin merkez bankası başkanından çok bir siyasetçiyi andıran geniş çaplı kamusal görünürlükten rahatsızlık duyduğunu belirtmişti.

Pışnıy’ın üst düzey yetkililerle temaslarını sosyal medyada öne çıkarma alışkanlığı ve bankanın yürüttüğü çeşitli tanıtım hamleleri devlet başkanında şüphe uyandırıyordu.

Milletvekili Oleksandr Dubinskiy de Pışnıy’ın, Devlet Başkanlığı Ofisi eski Başkanı Andriy Yermak’ın yakın dostu olduğunu öne sürmüştü.

Yermak’ın adreslerinde, Energoatom şirketindeki yolsuzluk şemasına ilişkin yürütülen “Midas” davası kapsamında Kasım 2025’te arama yapılmış ve ardından görevine son verilmişti.

NABU, mayıs ayında Yermak’ı Kiev yakınlarındaki lüks konut inşaatları üzerinden 460 milyon grivnalık (10,4 milyon dolardan fazla) kaynağı akladığı iddia edilen bir grubun üyesi olarak nitelemişti.

Dosyada basının Yermak ile ilişkilendirdiği “Ali Baba” takma adı geçmişti.

Mahkeme 14 Mayıs’ta Yermak hakkında 140 milyon grivna kefalet imkanıyla 60 günlük tutuklama kararı vermişti.

Birkaç gün sonra eski ofis başkanı adına kefalet tutarının tamamının yatırılması üzerine Yermak cezaevinden tahliye edilmiş, kendisi ise masum olduğunu savunmuştu.

NABU Başkanı Serhiy Krivonos, eylül ayında yaptığı açıklamada büronun ve savcılığın, Yermak dahil bazı ceza davalarının şüphelileri adına yatırılan kefalet kaynaklarının menşeini inceleyeceğini duyurmuştu.

Pışnıy, Ukrayna Merkez Bankası başkanlığı görevini Ekim 2022’de devraldı. Kurumu 2020’den bu yana yöneten önceki başkan Kirilo Şevçenko ise sağlık gerekçeleriyle istifa ettiğini açıklamıştı.

Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı daha sonra Şevçenko’ya, merkez bankasına geçmeden önce çalıştığı Ukrgasbank’taki kaynakların zimmete geçirilmesi gerekçesiyle suçlama yöneltti.

Savcılık, Şevçenko’ya yöneltilen suçlamaların merkez bankasını yönettiği dönemi kapsamadığını netleştirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English