Bizi Takip Edin

Asya

DeepSeek, GPT-5 ve Gemini ile yarışan açık kaynak modelini duyurdu

Yayınlanma

Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek, akıl yürütmeye odaklanan iki yeni açık kaynak modelini tanıttı. DeepSeek-V3.2 ve V3.2-Speciale modellerinin, matematik ve kodlama değerlendirmelerinde OpenAI’ın GPT-5’i ve Google’ın Gemini 3 Pro’su ile başa baş sonuçlar verdiği belirtiliyor.

Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek, akıl yürütmeye odaklanan iki yeni modelini tanıtarak, Çin’den çıkan açık kaynak sistemlerin artık matematik ve kodlama değerlendirmelerinde ABD’nin önde gelen yapay zeka geliştiricilerinin performansına yetiştiğini ve bazı durumlarda geçtiğini gösterdi.

Hangzhou merkezli şirket, 1 Aralık’ta DeepSeek-V3.2’yi ve daha gelişmiş olan DeepSeek-V3.2-Speciale’yi duyurdu.

DeepSeek’e göre, her iki açık kaynak sürüm de OpenAI’ın GPT-5’i ve Google’ın Gemini 3 Pro’su ile aynı seviyede akıl yürütme sonuçları sunuyor.

Speciale versiyonu, Uluslararası Matematik Olimpiyatı, Çin Matematik Olimpiyatı, ICPC Dünya Finalleri ve 2025 Uluslararası Bilişim Olimpiyatı olmak üzere dört büyük yarışmada altın standart performansına ulaştı.

Matematik testinde GPT-5 ve Gemini’yi geride bıraktı

2025 Amerikan Matematik Olimpiyatı Davet Sınavı’nda (AIME) DeepSeek-V3.2-Speciale, yüzde 96.0’lık bir puan aldı.

Bu sonuç, GPT-5 High’ın yüzde 94.6’lık ve Gemini 3 Pro’nun yüzde 95.0’lık puanının üzerinde.

Model, kodlama yeterliliği için önemli bir kıstas olan SWE Verified testinde ise yüzde 73.1 sonuç elde etti, ancak bu puan Gemini 3 Pro’nun yüzde 76.2’lik skorunun gerisinde kaldı.

Huang: Çin, ABD ile yapay zeka yarışını kazanacak

Çin’in açık kaynak hamlesi güçleniyor

Bu gelişme, Çin’in açık kaynak inovasyon yoluyla ABD’nin yapay zeka liderliğine meydan okuma çabasında bir adım daha anlamına geliyor.

2023 yılında Liang Wenfeng tarafından kurulan ve kantitatif hedge fonu High-Flyer tarafından desteklenen DeepSeek, Silikon Vadisi’nin özel mülk sistemleriyle rekabet edebilecek yüksek performanslı ve düşük maliyetli yapay zeka sistemleri üreticisi olarak konumlanıyor.

Bloomberg ise DeepSeek-V3.2’nin, eylül ayında tanıtılan önceki V3.2-Exp modelinin halefi olduğunu belirtti. Yeni modee artık DeepSeek’in uygulaması, web sitesi ve API’sinden erişilebiliyor.

Standart V3.2, güçlü verimlilikle GPT-5 seviyesinde yetenek sunan “günlük kullanım modeli” olarak tasarlanırken, V3.2-Speciale versiyonu ise son derece karmaşık problemlerde maksimum akıl yürütme gücü için optimize edildi.

Açık kaynak indirmelerinde Çin öne geçti

Son bulgular, Çin’in açık kaynak yapay zeka modeli indirmelerinde ABD’yi geride bıraktığını gösteriyor.

MIT ve Hugging Face tarafından yapılan araştırma, Çin modellerinin artık küresel indirmelerin yüzde 17’sini oluşturduğunu, Amerikan modellerinin payının ise yüzde 15.8 olduğunu ortaya koydu.

Analistler, bu değişimi Çin’in hızlı sürüm döngülerine ve daha az gelişmiş donanımlarda iyi çalışan hafif, erişilebilir modellere verdiği öneme bağlıyor.

Bu yaklaşım kısmen, ABD’nin yüksek kaliteli yapay zeka çiplerine yönelik ihracat kısıtlamalarıyla şekillendi.

Çin içindeki rekabet hızlanıyor

Diğer yandan, Çin’in yapay zeka endüstrisi de giderek daha rekabetçi hale geliyor. Alibaba ve Baidu gibi diğer büyük oyuncular da kendi sistemlerini hızla geliştiriyor.

Alibaba’nın Qwen 3 modeli, geçtiğimiz günlerde AIME 2025’te ve diğer birkaç matematik testinde mükemmel sonuçlar elde etti.

Stanford’un 2025 Yapay Zeka Endeksi Raporu’na göre ise Çin, küresel yapay zeka ile ilgili patent başvurularının yaklaşık yüzde 70’inden sorumlu.

“Ajanlar için inşa edilen akıl yürütme öncelikli modeller”

DeepSeek’in teknik dokümantasyonu, V3.2 ailesini “ajanlar için inşa edilen akıl yürütme öncelikli modeller” olarak nitelendiriyor.

Modeller, 1800 farklı ortamda 85 binden fazla zor görevin sentezlendiği yeni bir eğitim metodolojisi ile destekleniyor.

Şirket ayrıca, V3.2’nin akıl yürütmeyi doğrudan araç kullanım iş akışlarına gömen ilk model olduğunu belirtiyor.

Bu özellik, modelin kod yürütücüler veya arama yardımcıları gibi harici araçları kullanırken akıl yürütme ve akıl yürütme dışı modlar arasında geçiş yapabilmesini sağlıyor.

15 Aralık’a kadar yalnızca API üzerinden erişilebilir olacak V3.2-Speciale modeli, daha fazla işlem kaynağı gerektiriyor ancak DeepSeek’in “tamamen maksimize edilmiş akıl yürütme kapasitesi” olarak adlandırdığı performansı sunmak üzere tasarlandı.

Her iki varyant da, uzun girdileri işlemenin hesaplama maliyetini kabaca yüzde 50-70 oranında düşürmeyi amaçlayan bir teknik olan DeepSeek Seyrek Dikkat yöntemini içeriyor.

Asya

Güney Kore, yapay zekâ patlamasından yararlanmak için rekor bütçe artışı açıkladı

Yayınlanma

Güney Kore hükümeti harcama planıyla, bellek çiplerinden elde edilen gelir patlamasını büyüme döngüsünü hızlandıracak yeni teknoloji yatırımlarına yönlendirmeyi amaçlıyor.

Güney Kore, yapay zekâ kaynaklı yarı iletken patlamasından doğan vergi gelirlerini yeniden yapay zekâya ve diğer geleceğin sektörlerine aktarmayı planladığını açıkladı. Devlet Başkanı Lee Jae Myung böylece ülke tarihindeki en büyük bütçe artışını başlattı.

Lee hükümeti salı günü, bir önceki yıla göre yüzde 12,8 artışla 820,9 trilyon wonluk (598 milyar dolar) 2027 bütçesini açıkladı. Bütçe kapsamında, büyük ölçüde Samsung Electronics ve SK Hynix gibi çip üreticilerinden gelen hızla yükselen vergi gelirleriyle finanse edilecek, vakıf fonu benzeri 162,3 trilyon wonluk bir “Geleceğe Yanıt Fonu” da yer alıyor.

Bu rakam, Seul’ün küresel mali krize karşı harcamalarını yüzde 10,6 artırdığı 2009’dan bu yana bütçedeki ilk çift haneli artış anlamına geliyor.

Bütçe Bakanı Park Hong-geun, hükümetin kamu harcamalarının ekonomik büyümeyi harekete geçirecek bir “ilk su” işlevi gördüğü, büyümenin de buna karşılık kamu maliyesini güçlendirdiği “büyüme öncülüğünde erdemli bir döngü” hedeflediğini söyledi.

Güney Kore, küresel yapay zekâ patlaması sayesinde ekonomik açıdan oldukça elverişli bir dönemden geçiyor. Yapay zekâ sektörü, ülkenin bellek çiplerine yönelik talepte büyük bir patlama yaratırken, en büyük çip üreticilerinin kârlarını artırdı ve ülke piyasalarında baş döndürücü yükselişlere yol açtı. Bu gelirlerin bir bölümü, yarı iletken sektöründeki çalışanlara verilen yüksek ikramiyeler yoluyla çalışanlara da yansımaya başladı.

Yeni bütçede çip sektörüne 2,6 trilyon won (1,9 milyar dolar) ayrılacak. Veri merkezleri ve robotik sektörüne de finansman sağlanacak. Nükleer enerjili denizaltı programı da dahil olmak üzere stratejik silahlara ise 3,4 trilyon won (2,5 milyar dolar) tahsis edilecek. “Geleceğe Yanıt Fonu” gelecek yıl ilk aşamada 45,4 trilyon wonluk (33,1 milyar dolar) kaynak kullanmaya başlayacak.

Seul ayrıca özellikle gençler ve ailelere yönelik sosyal harcamaları artıracak ve Seul metropol alanının dışındaki ekonomik sıkıntı yaşayan bölgelere daha fazla kaynak ayıracak. Lee, ülkenin düşen doğum oranı nedeniyle kriz yaşayan bölgesel üniversitelere yapılan yatırımları artırma sözü verdi.

Bütçe Bakanlığı, 2027 yılı için devlet gelirlerinin 880,8 trilyon wonla rekor seviyeye ulaşacağını ve planlanan harcamaları yaklaşık 60 trilyon won aşacağını öngördü. Kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranının ise 2026’daki yüzde 51,6 seviyesinden gelecek yıl yüzde 48,3’e gerilemesi bekleniyor.

Standard Chartered’ın Seul’deki araştırma biriminin başkanı Chong Hoon Park, Financial Times’a, “Kore’nin borç seviyesi diğer gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında görece düşük olduğu için, demografik kriz gibi yapısal sorunlarla mücadele etmek amacıyla potansiyel büyümeyi artırmaya çalışmak kötü bir fikir olmayacaktır” dedi.

Kamu harcamalarındaki bu hızlı artış, merkez bankasının kısmen çip sektöründeki patlamanın tetiklediği enflasyonist baskıyı yatıştırmak amacıyla para politikasını sıkılaştırdığı bir döneme denk geliyor. Kore Merkez Bankası (BoK) geçen hafta politika faizini üst üste ikinci kez artırarak yüzde 3’e çıkardı.

Lee salı günü, daha yüksek faiz oranlarının “kaçınılmaz” olduğunu söyledi ancak “maliye politikasının, yüksek faizlerin kırılgan gruplar üzerindeki yükünü en aza indirmek ve büyüme potansiyelinin zarar görmemesini sağlamak amacıyla dikkatle ayarlanmış bir rol oynaması gerektiğini” de sözlerine ekledi.

BoK ayrıca büyüme tahminlerini 2026 için yüzde 3,3’e, 2027 için ise yüzde 2,9’a yükseltti.

Ancak bazı analistler, enflasyonun BoK’un hedefinin üzerinde seyrettiği, Seul’de konut fiyatlarının yüksek olduğu ve hanehalkı borçlarının arttığı bir ortamda bu ölçekte geniş kapsamlı bir mali genişlemenin ne kadar doğru olduğunu sorguladı.

Seul Üniversitesi Vergilendirme Profesörü Kim Woo-chul, “Ekonomi şu anda yalnızca sıcak değil; kaynıyor. Bu ölçekte bir mali genişleme mevcut koşullarda kesinlikle uygun değil” dedi.

Myongji Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Shin Yul ise, “Yarı iletken sektöründeki bu patlamanın ne kadar süreceğini kimse bilmiyor” ifadelerini kullandı.

Lee aynı zamanda gerileyen halk desteğini yeniden yükseltmeye çalışıyor. Pazartesi günü yayımlanan bir ankete göre Lee’nin görev onayı oranı, temmuz ayının ikinci haftasındaki yüzde 48,9 seviyesinden yüzde 38,9’a geriledi.

Üst düzey politika danışmanı Kim Yong-beom da hafta sonu yapılan ve yeni maliye ve savunma bakanlarının göreve getirildiği kabine değişikliğinin ardından salı günü istifa etti.

Bütçe tasarısının parlamentonun onayından geçmesi gerekiyor. Lee’nin Demokratik Partisi, 300 sandalyeli Ulusal Meclis’te 161 sandalyeye sahip olduğu için diğer partilerin desteğine ihtiyaç duymadan bütçeyi geçirebilecek çoğunluğa sahip.

Okumaya Devam Et

Asya

ABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Bessent büyük teşvik döneminin sona erdiğini söylerken Japonya Merkez Bankası kritik bir politika hesaplaşmasıyla karşı karşıya.

ABD, yenin değerini desteklemek için Japonya’nın çabalarına katıldığında bunu karşılıksız yapmamıştı. Bu hafta ABD Hazine Bakanı Scott Bessent şartları açıkça ortaya koydu: Faiz artırımlarına hız verin ve büyük ekonomik teşviklere ilişkin modası geçmiş fikirleri terk edin.

ABD ile Japonya’nın yeni desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği nadir ortak müdahaleden bir ay sonra Bessent, Reuters’a yaptığı açıklamada yendeki son hareketlerin düzensiz olmadığını söyleyerek piyasalara yeni bir müdahaleye pek istekli olmadığını gösterdi.

Bunun yerine, Japonya Merkez Bankası (BOJ) Başkanı Kazuo Ueda’nın zayıf yenle mücadele etmek amacıyla para politikasında “doğru olanı yapacağını” umduğunu ifade etti.

Enflasyon baskılarının artmasıyla birlikte BOJ’un eylül ayında faiz artırması zaten geniş ölçüde bekleniyordu. Ancak Bessent’ın açıklamaları, bankayı fiilen bunu yapmaya mecbur bırakırken, önümüzdeki dönemde faiz artırımlarının hızlandırılması yönündeki baskıyı da artırdı.

Totan Research baş ekonomisti ve deneyimli bir BOJ gözlemcisi olan Izuru Kato, “Temmuz ayındaki ortak müdahale, Bessent’ın Japonya’ya enflasyon konusunda artık kendine çeki düzen vermesi gerektiği yönündeki mesajıydı” dedi.

Kato, “Japonya, ABD’nin yardımı olmadan kontrol edilmesi giderek zorlaşan bir kur kriziyle karşı karşıya. Böyle bir ülke için üç ayda bir faiz artırmak bile fazla yavaş olabilir” ifadelerini kullandı.

Zayıf yen, ithalat fiyatlarını ve genel enflasyonu yukarı çekerek hanehalkının yaşam maliyetlerini artırdı ve Japon politika yapıcıların başını ağrıtmaya başladı.

Washington açısından da BOJ’un faiz artırımlarında çok yavaş davranması ve gevşek maliye politikası, yende ve Japon devlet tahvillerinde satış dalgasını tetikleyebilir. Bu durum, ABD Hazine tahvili getirilerine de sıçrayabilecek etkilerle finans piyasalarını altüst edebilir; Washington ise bundan kaçınmak istiyor.

Piyasalar, Japonya Merkez Bankası Başkanı Ueda’nın Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen ve salı günü sona erecek iki günlük G20 maliye liderleri toplantısına katılmasının ardından yapabileceği açıklamalara odaklanmış durumda. Bir ABD Hazine Bakanlığı yetkilisi Japon kamu yayıncısı NHK’ye, Bessent’ın pazar günü Ueda ile görüştüğünü ve faiz artırımlarının gerekli olduğunu dile getirdiğini söyledi.

EKONOMİ VE SİYASET ARASINDA SIKIŞTI

ABD’nin baskısı olmasa bile BOJ’un son dönemdeki şahin iletişimi, yaygınlaşan enflasyon baskıları karşısında yakın vadede bir faiz artırımına hazırlandığını gösteriyor.

Bankanın düşünce tarzına aşina bir kaynak, “Üretici fiyatlarından gelen tüm baskılar göz önüne alındığında tüketici enflasyonunun muhtemelen hızlanması bekleniyor. Eğer böyle olursa BOJ harekete geçmek zorunda” dedi.

Ancak eylül ayındaki faiz artırımı halihazırda piyasa fiyatlamalarına dahil edilmiş durumda. Bu nedenle BOJ’un yen üzerindeki aşağı yönlü baskıyı hafifletmek için daha hızlı faiz artırımları yapacağı taahhüdünde bulunması gerekebilir.

Japonya’nın eski en üst düzey döviz yetkilisi Naoyuki Shinohara, “Japonya’nın reel faiz oranları açıkça çok düşük. Bir veya iki faiz artırımı daha yenin düşüş eğilimini tersine çevirmeye yetmeyecek” dedi.

Oxford Economics artık BOJ’un bu yıl eylül ve aralık aylarında faiz artırmasını, ardından Nisan 2027’de üçüncü bir faiz artırımına gitmesini beklediğini açıkladı. Bu, kurumun başlangıçta öngördüğünden daha hızlı bir artış temposu anlamına geliyor.

Oxford Economics Japonya ekonomisi birimi başkanı Shigeto Nagai, pazartesi günü yayımlanan bir raporda, “Piyasaları ve ABD’yi hayal kırıklığına uğratmanın ekonomik ve siyasi maliyeti, BOJ ve hükümetin görmezden gelemeyeceği kadar büyüdü” dedi.

TAKAICHI’YE MESAJ

Güvercin Başbakan Sanae Takaichi açısından en sert mesaj, Bessent’ın Abenomics döneminin sona erdiğini ilan etmesi olabilir. Abenomics, uzun süren deflasyonu sona erdirmek amacıyla 2013 yılında uygulamaya konulan kapsamlı parasal teşvik, yüksek kamu harcamaları ve büyüme stratejisinin birleşiminden oluşuyordu.

Bessent, ülkenin maliye politikasına ilişkin Reuters’a yaptığı açıklamada, Japonya’nın deflasyonu yenilgiye uğrattığını belirterek artık “arkasına yaslanıp Abenomics’in başarısının tadını çıkarması ve bunun kendi seyrinde ilerlemesine izin vermesi” gerektiğini söyledi. Bazı analistler bu ifadeleri Takaichi’nin genişlemeci maliye politikası yaklaşımına yönelik bir eleştiri olarak değerlendirdi.

Bir Japon hükümet yetkilisi Bessent’ın açıklamalarına ilişkin, “Bu, Takaichi yönetimine aşırı genişlemeci maliye politikasından kaçınması yönünde verilmiş bir mesaj” dedi.

İktidar partisinden üst düzey bir yetkili ise “Bu açıklamalar, ABD’nin Japonya’nın politikalarına yönelik taleplerini artırdığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Her iki yetkili de konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.

Abenomics’in destekçilerinden olan Takaichi, büyüme alanlarına yatırımları artırmayı ve yükselen yaşam maliyetlerinin hanehalkı üzerindeki etkisini hafifletmeyi amaçlayan iddialı bir harcama planı ortaya koydu.

Takaichi’nin temel büyüme alanlarındaki harcama tavanlarını kaldırma taahhüdünün ardından, Japon basınında çıkan haberlere göre bakanlıklar ve kamu kurumları gelecek mali yıl için muhtemelen şimdiye kadarki en yüksek ilk bütçe talebinde bulundu.

Büyük ölçekli harcamalara odaklanılması yatırımcıları tedirgin etti ve Japon devlet tahvillerinin getirilerini son 30 yılın en yüksek seviyelerine çıkardı. Bunun ABD Hazine tahvili getirileri üzerinde de zincirleme etkileri olabilir.

Maliye Bakanlığı’ndaki görevinin ardından Uluslararası Para Fonu’nda (IMF) genel müdür yardımcılığı yapan Shinohara, “Yeni desteklemenin en iyi yolu, Takaichi yönetiminin mali reform taahhüdü içeren güvenilir bir mesaj vermesi olacaktır” dedi.

Shinohara, “Ancak bunun gerçekleşme ihtimali çok düşük” diye ekledi.

Nikkei Asia: ABD-Japonya yen müdahalesi Tokyo için bir başka yenilgi

Okumaya Devam Et

Asya

Hindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi

Yayınlanma

Hindistan ekonomisinin geçen çeyrekte yüzde 7’nin üzerinde büyümesine rağmen, Başbakan Narendra Modi’nin 2047 yılına kadar gelişmiş ülke olma hedefine ulaşmasının zor olabileceği belirtildi. Bloomberg, bağımsızlığın 100’üncü yılı hedefleri için ekonominin önümüzdeki 21 yıl boyunca her yıl yaklaşık yüzde 9,25 oranında büyümesi gerektiğine işaret ediyor.

Hindistan ekonomisi geçen çeyrekte yüzde 7’nin üzerinde bir büyüme kaydetti, ancak Bloomberg’in analizine göre bu oran Başbakan Narendra Modi’nin 2047 yılına kadar gelişmiş bir ülke olma hedefini gerçekleştirmek için yetersiz kalabilir.

Modi, ülkenin İngiltere’den bağımsızlığını kazanmasının 100’üncü yılı olan 2047’ye kadar Hindistan’ın gelişmiş bir ekonomi statüsü kazanmasını amaçlıyor.

Bir kamu düşünce kuruluşunun temsilcisi olan Ashok Lahiri, bu hedefe ulaşılabilmesi için ülke gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) önümüzdeki 21 yıl boyunca her yıl yaklaşık yüzde 9,25 oranında büyümesi gerektiğini savunuyor.

“Viksit Bharat” ya da “Gelişmiş Hindistan” olarak adlandırılan bu program, Modi’nin üçüncü başbakanlık döneminin en önemli önceliklerinden biri haline geldi.

Ancak bazı ekonomistler, mevcut büyüme hızlarıyla Hindistan’ın belirlenen bu hedefe ulaşabileceğinden şüphe duyuyor.

Tarihsel büyüme oranları hedeflerin gerisinde

Ekonomik büyüme hızı 2000 ile 2024 yılları arasında ortalama yüzde 6,3 seviyesinde kaldı. Bu oran, ülkenin şu anki potansiyel seviyesi olan yüzde 7,5 ila yüzde 8’in bile oldukça altında.

Haberde, son 50 yılda ülke ekonomisinin yüzde 9,25 veya üzerinde bir büyümeyi yalnızca üç kez; 1975, 1988 ve 2021 yıllarında kaydettiğine dikkat çekildi.

Hindistan ekonomisinin yılda yüzde 8’in altında büyümesi durumunda ülkenin “orta gelir tuzağı” olarak bilinen sürece girebileceği değerlendiriliyor.

Bu kavram; ücretlerin ve maliyetlerin yükselmesiyle ucuz iş gücü avantajının zayıfladığı, ancak işçilerin verimliliği ve niteliklerinin gelişmiş ekonomilerle başarılı bir şekilde rekabet edecek düzeye henüz ulaşamadığı ekonomik durumu ifade ediyor.

Haberde, yüksek gelirli ülke statüsüne ulaşmanın da oldukça uzak bir ihtimal olduğu kaydedildi. 2025 yılı itibarıyla ülkede kişi başına düşen gelir 2 bin 813 dolar düzeyinde seyrediyor.

Ülkenin 2047 yılına kadar yüksek gelir eşiğini aşabilmesi için bu rakamın altı kattan fazla artarak yaklaşık 18 bin dolara ulaşması gerekiyor.

Sanayi ve yatırımlarda hedefler tutturulamıyor

Ekonomistler, Hindistan’ın büyümesini hızlandırmak için imalat sanayisinin geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Modi hükümeti de bu sektöre ağırlık veriyor ancak sektörün GSYİH içindeki payı on yılı aşkın süredir yaklaşık yüzde 16 ila yüzde 17 seviyesinde kalmaya devam ediyor. Bu oran, Modi’nin belirlediği yüzde 25’lik hedefin oldukça altında bulunuyor.

Ekonomistler ayrıca ileri teknoloji ürünleri ihracatının artırılmasının, özel sektör yatırımlarının yükseltilmesinin ve enerji ithalatına olan bağımlılığın azaltılmasının ekonomik büyümeyi hızlandırabileceğini vurguluyor.

Ülkenin üretim alanına daha fazla yabancı yatırım çekmesi gerektiği de ifade ediliyor. Doğrudan yabancı yatırımlardaki rekor seviyelere rağmen Hindistan’ın bu sermayeyi içeride tutmakta zorlandığı belirtiliyor.

Hint şirketleri yurt dışındaki yatırımlarını giderek artırırken, yabancı yatırımcılar ise yerel girişimlere sağladıkları fonları azaltıyor.

Hindistan’ın ekonomik büyümesi için yüksek yurt içi tasarruf oranı da önem taşıyor.

Tasarruflar, fabrika ve altyapı inşasının yüksek maliyetli borçlanmaya ve yabancı sermayeye aşırı bağımlı kalınmadan finanse edilmesine imkan tanıyor. Ancak Hint hanelerinin tasarruf yapma kapasitesi, görece düşük gelir seviyeleri nedeniyle sınırlı kalıyor.

NITI Aayog’un 2021 tarihli raporuna göre, Hindistan’da 15 ile 29 yaş arasındaki yaklaşık 87 milyon kişi ne bir işte çalışıyor, ne eğitim görüyor ne de mesleki bir eğitim alıyor.

İş imkanlarının yetersizliği nedeniyle çalışan nüfusun yaklaşık yüzde 60’ı kendi hesabına çalışıyor ve bu kesimin büyük kısmı düşük gelirli tarım sektöründe yer alıyor.

GlobalDataTS Lombard Başekonomisti Shumita Deveshwar, özel sektör yatırımları artmadan ve istihdam yaratma süreci hızlanmadan, Hindistan’ın gelişmiş bir ekonomi statüsü kazanmak için gereken yüzde 8’in üzerindeki büyüme temposu bir yana, yüzde 6’nın üzerinde bir GSYİH büyümesini dahi sürdürmekte zorlanacağını kaydetti.

Ülke yönetimi, 1 Nisan’da başlayacak mali yıl içinde 17,2 trilyon rupi (yaklaşık 187 milyar dolar) tutarında rekor düzeyde borçlanmaya gitmeyi planlıyor. Bu miktar, cari yıla kıyasla yüzde 18’lik bir artışa karşılık geliyor ve Bloomberg’in daha önce yayımladığı 16,5 trilyon rupilik tahmini aşıyor.

Hükümet, cari dönemde yüzde 4,4 olan bütçe açığının GSYİH’ye oranının bir sonraki mali yılda yüzde 4,3’e gerileyeceğini öngörüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English