Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’li kaya gazı patronları: Orta Doğu petrolünün yerini dolduramayız

Yayınlanma

Sektörün önde gelen isimleri, ABD’li kaya gazı üreticilerinin savaşın yol açtığı petrol arzı krizini çözmek için üretimi yeterince hızlı artıramayacakları uyarısında bulundu.

Financial Times’ın (FT) aktardığına göre deneyimli bir şeyl (kaya gazı) patronu olan Scott Sheffield, üreticilerin, Körfez’den gelen arz kesintileri endişeleri nedeniyle bu hafta 18 ayın en yüksek seviyesi olan varil başına 80 doların üzerine çıkan petrol fiyatlarının kalıcı olacağından emin olana kadar maliyetli yeni sondaj programlarına direneceklerini söyledi.

Sheffield, “İyi sondaj beklentilerinin olmaması da, petrol fiyatlarının zayıf olduğu son 12 ayda harcamalarını kısan, sondaj kulelerini durduran ve işçileri işten çıkaran şirketleri engelleyecektir,” dedi.

Sheffield, bu haftaki fiyat artışıyla ilgili olarak, “Bu onlara sadece ekstra nakit akışı sağlayacak. Borçlarını azaltabilirler. Geri alım yapabilirler. Temettü ödeyebilirler. Ama savaş bittiğinde, fiyatlar oldukça hızlı bir şekilde düşecek,” uyarısında bulundu.

Sheffield, ayrıca, şirketlerin sonda] stoklarının da tükenmekte olduğunu unutmamak gerektiğine işaret ettiği ve “kimsenin sondaj kulesi ekleyeceğini sanmadığını” ekledi.

ABD-İsrail saldırısına uğrayan İran, Körfez’deki komşularının enerji altyapısını hedef aldı ve küresel petrol arzının beşte birinin geçtiği boğaz olan Hürmüz Boğazı’nı kapatacağını açıkladı.

Irak’taki bazı dev petrol sahaları ve Katar’ın dev gaz ihracat tesisleri, savaşın şiddetlenmesiyle birlikte çoktan kapatıldı.

Trump salı günü, ABD ordusunun petrol tankerlerine Körfez’de eşlik edebileceğini söyledi, fakat planın ayrıntıları belli değil.

Goldman Sachs ve danışmanlık şirketi Wood Mackenzie, Körfez’den gelen arzın sürekli kesintiye uğramasının ham petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine çıkarabileceği, bu da yakıt fiyatlarını ve enflasyonu artırabileceği ve küresel büyümeyi vurabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Fakat Trump yönetimi iyimser. Enerji Bakanı Chris Wright, ABD’nin İran’a saldırmasından kısa bir süre önce CNBC’ye verdiği röportajda, “Şu anda dünya petrol arzı çok iyi ve bence bu, Başkan Trump’a petrol fiyatlarındaki çılgın artış konusunda endişelenmemesi için jeopolitik eylemlerinde daha fazla avantaj sağlıyor,” demişti.

Uluslararası Enerji Ajansı salı günü krizi görüşmek üzere toplandı ve ABD’nin kaya gazının, özellikle üretime başlamamış yeni açılan kuyulardan elde edilecek kısa vadeli üretimin “en önemli” kaynağı olacağını belirten bir belge dağıttı.

Bu kuyuların yılın ikinci yarısında “günde 400.000 varil ek üretim” sağlayabileceği belirtildi. Mayıs ayında ise bu rakamın 240.000 varil olacağı tahmin ediliyor.

Fakat bu rakamlar, Körfez’den ihraç edilen günde 20 milyon varil ile karşılaştırıldığında çok düşük.

ABD hükümetinin Enerji Bilgi İdaresi’nin en son tahminine göre, şu anda rekor seviye olan günde yaklaşık 13,6 milyon varillik Amerikan üretimi bu yıl düşecek.

Analistler, bu eğilimin tersine dönmesinin, petrol fiyatları daha yüksek olsa bile çok daha fazla zaman alacağını belirtiyor.

JPMorgan analisti Natasha Kaneva, “ABD’deki kaya gazı üreticileri buna yanıt verebilir, fakat sondaj, tamamlama ve altyapı hazırlık süreleri göz önüne alındığında, arzın artması birkaç ay sürecektir” diye yazdı.

Şiddetli piyasa dalgalanmalarına alışkın bir sektördeki üreticiler, fiyatların ne kadar yüksek kalacağını ve ne kadar süreyle kalacağını görmek için bekleyecekler.

Teksas’ın verimli Permian havzasında bulunan bağımsız bir üretici olan Latigo Petroleum’un başkanı Kirk Edwards, “İnsanların [yatırım yapmak için] harekete geçmesi için henüz çok erken. Bence Permian üreticilerinin ihtiyacı olan şey, önümüzdeki 12 ay boyunca 75 dolarlık istikrarlı bir fiyat,” diye konuştu.

Seçim kampanyası sırasında petrol fiyatlarını varil başına 50 dolara düşürme sözü veren Trump, salı günü yaptığı açıklamada, petrol fiyatlarındaki keskin artışın çatışma sona erdiğinde tersine döneceğini söyledi:

“Petrol fiyatları bir süreliğine biraz yüksek olsa da, bu durum sona erer ermez fiyatlar düşecek ve hatta öncekinden daha da düşük seviyelere ineceğini düşünüyorum.”

Birçok Amerikan sondaj şirketi, kâr elde etmek için çok daha yüksek fiyatlara ihtiyaç duyuyor.

Salı günü, Brent referans fiyatı varil başına 84,22 dolara yükseldi ve %6 artış gösterdi.

Şeyl yatırımcıları da temkinli davrandılar. Diamondback Energy ve Occidental Petroleum dahil Permian üreticilerinde hisseleri bulunan Smead Capital Management’ın CEO’su Cole Smead, “Üreticiler, piyasa operatörlerinin petrol fiyatlarına ilişkin algıları ve politikacıların söylemlerine güvenmiyorlar,” dedi ve şöyle devam etti:

“Kısa vadede onları harekete geçirecek tek şey, varil başına daha fazla para kazanmak. Bu çatışmanın kısa süreli olacağına inanılıyor. Kısa süreliyse, neden harekete geçilsin ki?”

Amerikalı üreticiler, savaşın tetiklediği başka yerlerdeki yeni enerji krizinden hemen bir rahatlama sağlayamasalar bile, ABD’li müşteriler herhangi bir şoktan nispeten korunmuş kalacak.

S&P Global’in başkan yardımcısı ve petrol sektörü tarihçisi Daniel Yergin, “ABD’nin kaya gazı olmasaydı, bu gerçekten hayal edilemez bir kriz olurdu. Dünya çapında bir petrol fiyatı paniği yaşardık,” dedi.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English