Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Senatosunda, Demokratlar İran ile savaşa rağmen İç Güvenlik Bakanlığı bütçesine onay vermiyor

Yayınlanma

ABD ile İran arasındaki savaşın şiddetlenmesine rağmen Senatodaki Demokratlar, İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) bütçesini onaylamaya yanaşmıyor. Cumhuriyetçilerin ulusal güvenlik risklerine yönelik uyarılarını geri çeviren Demokratlar, göçmenlik sisteminde kapsamlı reform taleplerinden geri adım atmıyor.

ABD Senatosundaki Demokratlar, ABD’nin İran ile yaşadığı savaşı şiddetlendirmesine ve Cumhuriyetçilerin bu yöndeki baskılarını artırmasına rağmen İç Güvenlik Bakanlığına (DHS) kaynak aktarmaya ve kısmi bütçe kesintisini sona erdirmeye niyetli görünmüyor.

Beyaz Saray ile Demokrat müzakereciler arasındaki görüşmelerde son haftalarda çok az ilerleme kaydedildi.

Cumhuriyetçiler bu hafta, çatışmanın yurt içindeki tehditleri artırdığını savunarak ve DHS’nin iç güvenlik ile terörle mücadeledeki rolüne işaret ederek tıkanıklığı gidermeye çalıştı.

Demokratlar göçmenlik reformunda ısrar ediyor

Kasım ayında hükümetin kapanmasını sona erdirmek için oy kullananların çoğu dahil olmak üzere Demokratlar, bu argümanlara ikna olmuş değil.

Senatör Tim Kaine, Cumhuriyetçilerin DHS’ye daha önceki bütçe düzenlemelerinde yeterli kaynak sağladığını belirtti. Kaine, “Gerekli reform taleplerimizden bir anda vazgeçecek değiliz” diye konuştu.

Temsilciler Meclisi Çoğunluk Lideri Steve Scalise, hafta sonu sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada Cumhuriyetçilerin görüşünü özetledi.

Scalise, “İran’a yönelik başarılı harekatlar ve FBI’ın yurt içindeki artan tehdit uyarılarının ardından, Washington’daki Demokratların İç Güvenlik Bakanlığını kapalı tutması tehlikeli” ifadesini kullandı.

Geçen sonbaharda 43 gün süren hükümet kapanmasını sona erdiren anlaşmada parti yönetiminden ayrılan sekiz Demokrattan en az dördü, İran’daki durum nedeniyle tutumlarını değiştirmek için bir neden görmediklerini bildirdi.

Senatör Angus King, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, bütçe mücadelesi ile Tahran’da filizlenen savaş arasında bir bağ görmediğini kaydetti.

Federal Acil Durum Yönetim Kurumu (FEMA) ve Sahil Güvenlik Teşkilatı’na atıfta bulunan King, “FEMA ile İran ya da bu bağlamda Sahil Güvenlik arasında herhangi bir ilişki olduğunu düşünmüyorum” dedi.

DHS bütçesine sadece bir Demokrat destek veriyor

Senatör John Fetterman, söz konusu sekiz kişi arasında DHS bütçesine destek veren tek isim oldu. Fetterman, halihazırda tam yıllık bir DHS bütçe tasarısının ilerletilmesi yönünde oy kullanan tek Demokrat olarak biliniyor.

Müzakereciler, federal göçmenlik memurlarının Minneapolis’te Alex Pretti’nin ölümüne yol açmasının ardından, beş tam yıllık bütçe tasarısının geçirilmesi ve DHS’nin bunun dışında tutulması konusunda mutabık kalmıştı.

O günden bu yana taraflar arasındaki büyük uçurumu kapatmakta zorluk yaşanıyor. Demokratlar, yönetimin göçmenlik yasalarını uygulama biçiminde köklü reformlar yapılmasını talep ediyor.

Müzakerelerde taraflar arasındaki mesafe korunuyor

Beyaz Saray ve Demokratlar karşılıklı teklifler sunmaya devam ederken, yönetim yetkilileri son tekliflerini geçen hafta sonu Demokrat liderlere iletti.

Demokratların baş müzakerecisi ve Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, tarafların hala birbirinden uzak olduğunu ancak kağıt üzerinde müzakerelerin sürdüğünü belirtti.

Schumer, “Bakanlığın bütçe alması onlar için çok kolay. ICE ve Sınır Devriyesi konusundaki makul tekliflerimizi kabul etmeleri yeterli. İstediğimiz şey, her polis teşkilatının yaptığı uygulamalardır” dedi.

Cumhuriyetçiler Demokratların taleplerini reddediyor

Demokratlar müzakerelerde sürekli olarak başlangıçtaki talep listelerine işaret ederken, Cumhuriyetçiler ise Demokratların yeterince taviz vermemesinden şikayet ediyor.

Schumer ve Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, göçmenlik operasyonları için arama kararı gerekliliklerinin sıkılaştırılmasını, “gezici devriye” uygulamasına son verilmesini ve sahadaki göçmenlik memurlarının kimliklerinin açık olması ile diğer ulusal ve yerel kolluk kuvvetleri gibi hareket etmelerini talep etti. Tüm bu talepler Cumhuriyetçiler için aşılması mümkün olmayan sınırlar olarak görülüyor.

Bütçenin parçalı onaylanması teklifi reddedildi

Tıkanıklık, Cumhuriyetçi kanatta bazı isimlerin görüşmeleri hareketlendirme çabalarına yol açtı. Senato Tahsisat Komisyonu üyesi Katie Britt, olası bir çözüm bulmak amacıyla bazı Demokratlarla gayriresmi görüşmelere başladığını bildirdi.

Birçok Demokrat milletvekili, bütçe son tarihinden önce varılan anlaşmayı anımsatan bir adım atılması çağrısında bulundu.

Bu teklif, DHS’nin göçmenlik ile ilgili olmayan ve yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan kısmının bütçesinin onaylanmasını öngörüyor. Bu kapsama FEMA, Ulaşım Güvenliği İdaresi (TSA), Sahil Güvenlik Teşkilatı ve Gizli Servis gibi birimler giriyor.

Kaine, bu yönde bir adım atmaya hazır olduklarını ifade ederken, Cumhuriyetçilerin bu teklife sıcak bakmadığı belirtildi. Katie Britt, böyle bir tasarıyı destekleyip desteklemeyeceği sorusuna olumsuz yanıt verdi.

Savaş yetkileri tasarısı oylamaya sunulacak

DHS bütçesine ilişkin tartışmalar, Kaine tarafından sunulan savaş yetkileri tasarısı üzerindeki kritik oylama öncesinde gerçekleşiyor.

Tedbirin başarısız olması muhtemel görünse de Demokratlar bunu, Başkan Trump’ın İran’a yönelik harekatlarının yasal olup olmadığına dair önemli bir tartışma olarak değerlendiriyor.

Cumhuriyetçilerin tasarıya karşı saf tutması beklenirken, kilit isimler parti çizgisinden sapmayacaklarını işaret etti. Senatör Josh Hawley, yönetimin pazartesi günü Kongre’ye resmi bildirimde bulunması ve Ortadoğu ülkesinde kara birliği kullanılmaması nedeniyle “hayır” oyu vereceğini açıkladı.

Senatör Todd Young ise Beyaz Saray ve Cumhuriyetçi Parti’nin durumu yönetme biçimine kapalı kapılar ardında eleştiriler getirdiği bildirilse de tasarıya karşı çıkma eğiliminde olduğunu belirtti.

Yönetim, İranlılara yönelik askeri harekatların yaklaşık bir ay daha sürmesinin beklendiğini açıklarken, Cumhuriyetçi milletvekilleri çatışmanın bir an önce sona ermesini umduklarını kaydetti. Trump ise görevi tamamlamak için “ne gerekiyorsa” yapılacağını vurguladı.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English