Amerika
Hegseth’in yıllara yayılan İran düşmanlığı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, yıllardır kitaplarında, Fox News yayınlarında, eğitim videolarında ve 2018’de Kudüs’te düzenlenen bir İsrail medya konferansında yaptığı konuşmada İran düşmanlığını şiddetli şekillerde ifade etti.
The Guardian, Pentagon şefinin İran hakkında yaptığı yorumları derledi.
Örneğin, Hegseth 2020 yılında yayınlanan bir kitabında, İran liderlerinin “Batıya diz çöktürmek için aktif olarak askeri araçlar, özellikle de nükleer silahlar aradıklarını” yazıyordu.
Hegseth, aşırı sağcı medya platformu PragerU için 2017 yılında hazırlanan bir videoda İran’ı “Amerika’nın ölümcül düşmanı” olarak nitelendirmişti.
Hegseth, 2018’de bakanların da aralarında bulunduğu İsrailli bir dinleyici kitlesine İran’ı “ahtapot” olarak nitelendirmiş ve “İran rejiminin bugün dünyada hem İsrail hem de Amerika Birleşik Devletleri için kötü niyetli birçok kolu olduğunu” ve “Amerika’nın varlığını tehdit eden bir nükleer kapasite” inşa etmekle meşgul olduğunu söylemişti.
“Amerika’yı seviyorsanız, İsrail’i de sevmelisiniz”
Hegseth, 2020 tarihli kitabında şöyle yazıyordu:
“İsrail’i sevmeden Amerika’yı sevebilirsiniz – ama bu bana, İncil ve Batı medeniyeti hakkındaki bilginizin ne yazık ki eksik olduğunu gösterir.
(…)
“Amerika’yı seviyorsanız, İsrail’i de sevmelisiniz. Tarihimizi, inancımızı ve özgürlüğümüzü paylaşıyoruz.”
(…)
“İsrail, hem İslamcılar hem de uluslararası solcular için bir numaralı düşmandır – bu tek başına onu sevmek için bir neden.”
2020 yılında yayınlanan American Crusade (Amerikan Haçlı Seferi) kitabında Hegseth, İran’ı El Kaide ve İslam Devleti ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri için varoluşsal bir tehdit olarak gösteriyor.
Aynı kitabın “İslamcılık: En Tehlikeli ‘izm’” başlıklı bölümünde Hegseth, İslamın farklı kollarına bağlı olan ve birbirleriyle çatışan grupları ve devletleri bir araya getirerek şöyle yazıyor:
“Amerika İslam’la savaşta değil, ama İslamcılarla her zaman savaş halindeyiz. El Kaide, İslam Devleti, Taliban, İran ve benzerleri, ‘birlikte yaşama’ planı olmayan İslamcı hareketin en son tezahürleri. Toprak, güç, demografik ve siyasi avantajlar peşindeler ve Batıya diz çöktürmek için aktif olarak askeri araçlar, özellikle nükleer silahlar arıyorlar.”
“Irak’ta siyasi boşluğu İran, güvenlik boşluğunu IŞİD doldurdu”
Aynı pasajda Hegseth, mevcut çatışma sırasında İran füzeleriyle vurulan ABD’nin müttefiki Suudi Arabistan’a da vuruyor ve Krallığın “petrol parasıyla Müslüman dünyasında, Avrupa’da ve hatta burada, ABD’de radikal, Batı karşıtı İslam okulları (medreseler) ve camileri finanse ettiğini” yazıyor.
Kitabın başka bir bölümünde Hegseth, İran’ı “Irak’ı işgal eden kötü niyetli bir güç” olarak gösteren bir pasaj eklemiş. Bu pasaj, Hegseth’in sadece “Texas Omar” olarak tanımladığı Iraklı bir kaynağa atfediliyor.
Hegseth, Omar’ın sözlerini aktarıyor
“İran’ın bu durumdan nasıl yararlanmak istediğini de gördük ve onların etkisine karşı durmamız gerekiyordu. Bu kötülüğe karşı savaşmak için ölmeye hazırdık. Diz çökerek yaşamaktansa ayakta ölmeye hazırdık.”
Hegseth, 2020’lerde muhafazakâr hareketin propagandasında uzman bir ses olarak ortaya çıktığında da benzer bir retorik kullandı.
2017 Prager U videosunda, İran’ı ABD’nin Irak’tan çekilmesiyle oluşan boşluğu dolduran bir ülke olarak tasvir ederek şöyle diyordu:
“Irak’ın doğusundaki komşusu ve Amerika’nın ölümcül düşmanı İran, siyasi boşluğu doldururken, IŞİD güvenlik boşluğunu acımasızca sömürdü.”
Fox News günleri: “Ilımlı İran yöneticileri diye bir şey yok”
Fox News’te konuk, katkıcı ve sunucu olarak geçirdiği on yıl boyunca Hegseth, İran’a karşı savaşçı bir tutum sergileme konusunda tutarlı bir tavır sergiledi.
14 Ocak 2014 tarihinde, Nexis’in bölüm transkriptine göre, Hegseth The Kelly File programına gazilerin savunucusu olarak katıldı ve İran’ın o dönemki dışişleri bakanı Cevad Zarif’in, 2008 yılında bir araba bombasında öldürülen eski Hizbullah 2 numarası İmad Muğniye’nin mezarına çelenk bıraktığını söyledi.
Hegseth, bu olayı, Obama yönetiminin rejimle o dönemde yaptığı geçici nükleer anlaşmayı eleştirmek için kullandı ve çelenk koyma olayının izleyicilere “bu rejimin gerçek niyetleri hakkında bilmemiz gereken her şeyi” gösterdiğini söyledi ve “bu yönetimin, İran’da artık ılımlılarla muhatap olduğumuza inanmak için kasıtlı olarak gözlerini kapattığını” eleştirdi.
Zarif ve o dönem sık sık ılımlı olarak nitelendirilen Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin “Kudüs Gücü ve Hizbullah ile aynı kişiler” olduğunu ve “aynı insanları, aynı kontrolü, aynı ideolojiyi” temsil ettiklerini söylüyordu.
2020 yılında Hegseth, Fox News’te bir dizi programa katılarak Trump’ın emriyle Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesini de kutlamıştı.
3 Ocak’ta Hegseth, Fox Business’ta ortaya çıkarak suikastı övdü ve İran liderliğinin diğer üyelerine yönelik bir tehdit niteliğinde açıklamalarda bulundu:
“İran bugün, belki de tekrar bir şey yapacağımızdan endişelenmeli. Amerikalıları öldürmeye devam ederseniz, belki de sıradaki ikinci generalinizdir. Biz en üstteyiz. Siz bize cevap verirsiniz, tersi değil.”
Birkaç gün sonra, 8 Ocak 2020’de, İran’ın ABD güçlerinin bulunduğu Irak üslerine misilleme füze saldırıları düzenlemesinin ardından, Hegseth Fox & Friends programına çıkarak İran’ın nükleer programına karşı askeri harekat için doğru zamanın geldiğini ima etti:
“Irak’tan ayrılıp ayrılmamamız, bizim şartlarımıza göre ve İran’ı nasıl kontrol altına alacağımıza ve onların nükleer bomba elde etme yeteneklerine göre belirlenmeli… Şu anda, onların bu yeteneklerini ortadan kaldırmak için doğru zaman olabilir.”
Eski ABD ordusu mensubu Krapivnik: İran’da intihar görevi peşindeyiz
Kudüs konuşması: Harem’üş Şerif’te yeni Yahudi tapınağı inşasına destek
2018’de Hegseth, Arutz Sheva (Israel National News olarak da bilinen İsrail medya kuruluşu) tarafından Kudüs’te düzenlenen konferansta konuşma yaptı.
Hegseth konuşmasında, Obama yönetimi tarafından müzakere edilen İran nükleer anlaşmasını “ihanet” olarak nitelendiriyordu:
“Obama yönetimi, nükleer silahlara kaçınılmaz bir yol açan korkunç bir anlaşma imzalamak için elinden gelen her şeyi yaptı ve milyarlarca dolarlık fon sağladı. Nefret dolu terörist İran rejimi, Amerika’nın ve İsrail’in yok olmasını istiyor.”
Hegseth daha sonra, İsrail-Filistin çatışmasıyla ilgili, ABD’nin ana akım politikasından oldukça uzak bir dizi açıklamaya geçti.
Hegseth, “bugün Amerika’daki entelektüellerin ağzından hâlâ damlayan sözde iki devletli çözüm”ü eleştirdi ve “Bugün sahaya bakarsanız, iki devletli çözümün sonucu diye bir şeyin olmadığını anlarsınız. Burada tek bir devlet var,” diye ekledi.
Dinleyicilerini, İsrail yerleşimci hareketinin dilini kullanarak “Yahudiye ve Samiriye”, ya da Batı Şeria’nın ilhakı konusunda harekete geçmeye çağırdı:
“Bilet alın, harekete geçin, İsrail’de yapılması gerekeni yapın, çünkü Amerika’nın sizi destekleyeceği bir an olduğuna gerçekten inanıyorum.”
Hegseth ayrıca Harem’üş Şerif’te Yahudi tapınağının yeniden inşasını savundu. Bu, Orta Doğu siyasetinde en tartışmalı konulardan biri, çünkü bu bölge İslamın üçüncü kutsal mekanı olan Aksa Camii’ne ev sahipliği yapıyor.
Bunu, 1917’deki Balfour Deklarasyonu, İsrail’in 1948’deki bağımsızlığı, 1967’deki Altı Gün Savaşı ve Trump’ın 2017’de Kudüs’ü ülkenin başkenti olarak tanıması gibi bir dizi Siyonist “mucize”nin bir parçası olarak nitelendiren Hegseth, dinleyicilere “Tapınak Dağı’nda Tapınağın yeniden kurulmasının mucizesinin gerçekleşmemesi için hiçbir neden yok. Nasıl olacağını bilmiyorum. Siz de nasıl olacağını bilmiyorsunuz, ama ben bunun olabileceğini biliyorum,” diyordu.
Aynı konuşmada, Avrupa’yı “radikal İslam tarafından yakında boğulacak bir müze” olarak nitelendirdi.
“Tanrı da İsrail halkının yanındadır”
Hegseth’in ABD-İsrail ilişkilerine bakışı, sık sık Amerikan dış politikası ile İncildeki yükümlülükler arasındaki her türlü ayrımı ortadan kaldıran teolojik terimlerle ifade ediliyor.
Örneğin Amerikan Haçlı Seferi adlı kitabında şöyle yazıyor:
“Tanrı da İsrail halkının düşmanlarına karşı yanında durur ve İsrail’i kutsayanları kutsar. Amerika, Tanrıyı onurlandırdığımız ve özgürlüğü sevdiğimiz için İsrail’in yanında durmalı.”
2018’de İsrail’de yaptığı konuşmada, İsrail’in sınırlarının genişletilmesini savunurken, dinleyicilere “vatansever Amerikalılar, evanjelik Hıristiyanlar ve inananlar arasında sahip olduğunuz desteği” dikkate almalarını söyledi.
The Guardian’ın önceki haberlerinde, Hegseth’in komutasındaki askerlere çatışma kurallarını görmezden gelmeleri tavsiyesinde bulunduğu, ABD ordusunun olası bir iç savaşta “taraf tutması” gerekebileceği görüşünü dile getirdiği ve bir podcast’te “alan egemenliği” adlı teokratik vizyonu desteklediği ortaya çıkmıştı.
Hegseth’in yayınlanmış eserlerinde Müslüman göçmenlerin Avrupa’ya göçüyle ilgili komplo teorileri ve İslam tarihi hakkında yanlış iddialar da dahil olmak üzere Müslüman karşıtı söylemler yer aldığı da ortaya çıktı.
Aynı kitap, ortaçağ haçlı seferlerini çağdaş çatışmalar için bir model olarak tasvir ediyor ve Hegseth’in koluna dövme olarak kazınmış “deus vult” (“Tanrı istiyor”) sloganını taşıyor.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak











