Diplomasi
Ukrayna’da Genelkurmay Başkanı Sırskiy’nin görevden alınması protestoları durduracak mı?

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov arasındaki siyasi uzlaşmazlık sürüyor. Konuya vakıf kaynakların Kyiv Independent gazetesine verdiği bilgilere göre, bakanın görevden alınmasına karşı düzenlenen protestolara üç gün ara verilmesine rağmen iki taraf da geri adım atmaya yanaşmıyor.
Binlerce kişinin Fedorov’un görevden alınmasını protesto etmesinin üzerinden günler geçmesine karşılık, her iki kamp da katı tutumunu koruyor. Zelenskiy, kamuoyundaki tepkiyi azaltmak amacıyla Genelkurmay Başkanı Aleksandr Sırskiy’yi görevden aldı ancak Fedorov’u yeniden savunma bakanı yapma niyetinde olmadığını gösterdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, 21 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Fedorov’a hükümette Ukrayna’nın teknoloji sektörünü güçlendirmeye odaklanan “önemli bir pozisyon” teklif ettiğini duyurdu.
Fedorov ise ancak savunma bakanı olarak geri döneceğini, hükümette başka bir görevi kabul etmeyeceğini net bir dille ifade etti. Eski bakan, Zelenskiy’nin son önerisine henüz resmi bir yanıt vermedi.
Konuya vakıf bir kaynak, “Bu konuyu konuşmaya devam edecekler” diyerek durumun belirsizliğini koruduğunu aktardı. Yaşanacak gelişmeler, yalnızca Ukrayna ordusunun gelecekteki liderliğini değil, aynı zamanda protestoların bu hafta içinde yeniden başlayıp başlamayacağını da belirleyecek.
Fedorov’dan Sırskiy’ye yönelen tepkiler
Fedorov’un geçen hafta görevden alınması, Ukrayna genelinde protesto dalgasına yol açtı. Çok sayıda Ukrayna vatandaşı, savaş döneminde somut başarılarıyla tanınan ve ülkenin en popüler bakanlarından biri olan Fedorov’un neden görevden uzaklaştırıldığını kavrayamadı.
Zelenskiy ise kamuoyuna yaptığı tek açıklamada, Fedorov ile Sırskiy arasında yaşandığı iddia edilen bir anlaşmazlığa işaret etti.
Gösterilerin ilk gününde neredeyse tamamen Fedorov’un görevden alınmasına odaklanıldı. Ancak ikinci günden itibaren protestoların yönü değişmeye başladı. Fedorov’un eski danışmanı ve eski neo-Nazi Pravıy Sektör sokak örgütünün yöneticilerinden Serhiy Sternenko, 17 Temmuz’daki canlı yayınında Genelkurmay Başkanı Sırskiy’yi hedef aldı.
Sternenko, Sırskiy’yi dost ateşi vakalarının üzerini örtmekle ve Rus saldırıları sırasında bazı Ukrayna tugaylarını kasıtlı olarak zayıflatmakla suçladı. Diğer kamuoyu önderleri ve askeri gazilerin de bu eleştirilere katılmasıyla tartışma, Fedorov’un görevden alınmasından Sırskiy’nin liderliğine kaydı.
İki isim arasındaki gerilim uzun süredir bekleniyordu. Fedorov; inovasyon, ademi merkeziyetçilik ve teknolojik modernizasyonu temel alan reformcu bir yaklaşımı temsil ediyordu.
Sırskiy ise Sovyet askeri doktrinine dayanan, son derece merkeziyetçi bir komuta yapısını tercih ediyordu. Sırskiy, ayrıntılara aşırı müdahale etmekle ve “Sovyet tarzı” olarak nitelendirilen komuta kültürünü sürdürmekle suçlanıyordu.
Skeliya Alayı tartışması
Kamuoyundaki tartışmalar, Skeliya Alayı etrafında çıkan yeni bir krizle daha da hız kazandı. Sırskiy’nin özel hücum birimleri kurma çabalarının bir parçası olarak genişletilen ve 10 binden fazla personeli barındıran alay, yeni seferber edilen askerleri bünyesine alıyor ve yüksek riskli hücum görevlerinde kullanıyor.
Ukrayna merkezli yayın organı Babel, 23 Haziran’da alay içindeki kötü muamele iddialarını ayrıntılarıyla yayımladı. Haberde, yeni askere alınanlar arasında en az 25 muharebe dışı ölümün gerçekleştiği bildirildi. Site, daha sonra yedi benzer vakayı daha ortaya çıkardı.
Protestoların sürdüğü sırada Rus kuvvetleri, bir operasyonda Skeliya Alayına bağlı iki Ukrayna askerini esir aldı. Bu olay, birliğin Rus askerlerinden temizlendiğini iddia ettiği Konstantinovka bölgesinde Ukrayna bayrağının çekilmesi sırasında yaşandı. Aynı gün, anonim bir Ukrayna Telegram kanalında Skeliya logosunun yer aldığı bir video paylaşıldı. Videoda, ellerinde Sırskiy ve Zelenskiy’nin portrelerinin olduğu bayraklar tutan üç askerlerin, Konstantinovka’daki kültür merkezinin temizlendiğini ve Ukrayna bayrağının çekildiğini söylediği görüldü. Söz konusu video daha sonra kanaldan kaldırılsa da diğer platformlarda yayılmaya devam etti.
Bu gelişmeler, Sırskiy’nin liderliğine yönelik eleştirileri artırdı ve görevden alınması yönündeki çağrıları güçlendirdi. Protestoların ikinci ve üçüncü gününde, “Sırskiy dışarı” sloganları, Fedorov’un göreve iade edilmesi talebi kadar sık duyulur hale geldi.
Zelenskiy’nin strateji değişikliği
Devlet Başkanlığı Ofisi, halkın öfkesinin yön değiştirdiğini hızla fark etti. Zelenskiy, protestolardan önce kendi partisi Halkın Hizmetkarı milletvekillerine, ideal senaryoda hem Fedorov’u hem de Sırskiy’yi değiştirmek istediğini kapalı kapılar ardında söylemişti.
Genelkurmay başkanına yönelik eleştiriler yoğunlaşınca Zelenskiy aktif olarak yeni bir aday aramaya başladı. Tartışmalara vakıf bir yetkili, Zelenskiy’nin son birkaç günde bu pozisyon için olası adaylarla görüştüğünü teyit etti.
Bu görüşmeler, büyüyen tepkiyi kontrol altına alma çabalarıyla eş zamanlı yürüdü. Zelenskiy aynı zamanda Fedorov ile doğrudan temasını sürdürdü. Eski bakanın popülaritesini dikkate alan Zelenskiy, ona ekibinde başka bir üst düzey rol teklif etti.
Zelenskiy, Fedorov’un askeri modernizasyonu devlet başkanlığı danışmanı veya başbakan yardımcısı olarak yönetmesini önerdi. Bu teklif, devlet başkanının, Fedorov’un başlattığı reformları Savunma Bakanlığına dönmeden de sürdürebileceğine olan inancını yansıtıyordu.
Siyasi duruşuyla değil, teknolojik atılımlarıyla “Ukrayna’nın Elon Musk’ı” olarak anılan Fedorov; insansız hava aracı savaşından askeri modernizasyona, Rus güçlerinin Starlink sistemlerine erişiminin engellenmesinden Rus lojistik hatlarına yönelik saldırıların koordine edilmesine kadar birçok reformu yönetmişti. Ayrıca kendisinin de “popüler olmayan ancak son derece hayati” olarak nitelendirdiği bir askeri rütbe reformunu başlatmıştı.
Silikon Vadisi’nin Ukrayna’daki ‘altın çocuğu’ savunma koltuğunda: Mihail Fedorov kimdir?
Uzlaşma sağlanamadı
Fedorov için bu teklif hiçbir zaman kabul edilebilir olmadı. Yakın çevresinden edinilen bilgilere göre Fedorov, Zelenskiy’e yalnızca savunma bakanı olarak dönmek istediğini iletti. Altı aylık görev süresi boyunca başlattığı reformların ancak bu pozisyondan tamamlanabileceğine inanıyor.
Fedorov, görev süresindeki üç ana önceliğini; askeri alım süreçlerinin reformu, savunma tedarik sisteminin baştan aşağı yenilenmesi ve orduya yönelik İHA tedarikinin artırılması olarak sıraladı.
Buna karşılık Devlet Başkanlığı Ofisi geri adım atmaya niyetli görünmüyor. Zelenskiy’nin yakınındaki yetkililer, kamuoyu baskısının büyük ölçüde Fedorov’dan Sırskiy’ye kaydığını ve bunun da siyasi maliyeti düşürdüğünü düşünüyor. Fedorov’un ekibi ise durumu farklı değerlendiriyor.
Sürekli kamuoyu baskısının Zelenskiy’yi yeni bir geri adıma zorlayabileceğine inanıyorlar; tıpkı geçen yıl geniş çaplı gösterilerin ardından devlet başkanının yolsuzlukla mücadele kurumlarını zayıflatma girişimlerinden vazgeçmesi gibi.
Duruma vakıf bir kaynak, gizlilik kaydıyla yaptığı açıklamada, “Protestoları yatıştırmak için sadece genelkurmay başkanını görevden almaya çalışıyorlar gibi görünüyor. Ancak sokaktaki insanlar tüm bu kararların arkasında net bir açıklama bekliyor” dedi.
Kiev’de protestolar sürerken Zelenskiy’nin, halkın öfkesini dindirmek amacıyla Sırskiy’yi feda etmeye giderek daha hazır olduğu gözlemlendi. Zelenskiy’nin geçen hafta savunma bakanlığı için ilk tercihi dönemin İçişleri Bakanı İgor Klimenko olmuştu. Ancak bu adaylık hızla kamuoyunun sert tepkisiyle karşılaştı.
Tepkilerin büyümesi üzerine Zelenskiy farklı bir isme yönelerek Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) bünyesindeki Alfa Özel Harekat Merkezini yöneten SBU Başkan Vekili Yevgeniy Hmara’yı aday gösterdi.
Hmara, askeri çevrelerde büyük saygı gören bir isim olarak tanınıyor ve adaylığı protestocular tarafından çok daha olumlu karşılandı. Eylemlere katılan 39 yaşındaki bilişim uzmanı Aleksey, “Yevgeniy Hmara alanında olağanüstü bir profesyonel. Ancak savunma bakanlığı onun yapması gereken iş değil” dedi.
Hmara, kısa süre sonra hükümet tarafından geçici olarak savunma bakanlığı görevine getirildi. Resmi onay, devlet başkanının aday göstermesinin ardından parlamento tarafından yapılacak.
Parlamento teknik olarak 18 Ağustos’a kadar tatilde olduğu için Zelenskiy, Hmara’yı henüz kalıcı görev için resmi olarak aday göstermedi.
Cuma günü geniş çaplı protestolar düzenlenecek
Fedorov’un görevden alınmasına ve Sırskiy’nin görevde kalmasına karşı son protesto 20 Temmuz’da Kiev’de düzenlendi. Başkentte yüzlerce gösterici toplanırken diğer Ukrayna şehirlerinde de daha küçük çaplı mitingler yapıldı.
Pazartesi günkü gösterinin ardından organizatörler, Zelenskiy’e iki temel talebini yerine getirmesi için 24 Temmuz’a kadar süre vererek eylemlere üç gün ara verdiklerini duyurdu.
Bu talepler, Fedorov’un savunma bakanlığına iade edilmesi ve Sırskiy’nin genelkurmay başkanlığı görevinden alınması olarak açıklandı.
Devlet başkanlığı ofisindeki genel beklenti, Sırskiy’nin değiştirilmesinin protestocuları memnun edeceği ve gösterilerin yeniden başlamasını engelleyeceği yönünde.
Yetkililer ayrıca kamuoyu baskısının hafiflemesiyle birlikte Fedorov’un teklif edilen alternatif görevi yeniden değerlendirmekten başka çaresinin kalmayacağını umuyor. Ancak eski bakana yakın çevreler beklemeye hazır görünüyor.
Şu an için iki taraf da geri adım atmıyor. Bir sonraki kritik sınav, yalnızca Sırskiy’yi değiştirmenin protestocuları tatmin etmeye yetip yetmeyeceğinin ya da Fedorov’un göreve iade edilmesi talebinin insanları yeniden sokaklara döküp dökmeyeceğinin netleşeceği 24 Temmuz günü verilecek.
Diplomasi
ABD’nin BM temsilcisi Waltz: İbrahim Anlaşmalarına başka ülkeler de katılmak istiyor

ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz, İran’ın müzakere masasına dönmesi için “kapının açık” olduğunu belirtti ve İbrahim Anlaşmalarına başka ülkelerin de katılmak istediğini söyledi.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yan etkinlikleri kapsamında New York’ta düzenlenen bir “Al-Monitor Live” etkinliğinde konuşan Waltz, yönetimin İran’la olan savaşı ele alış biçimini savundu ve geçen hafta altıncı yıl dönümünü kutlayan İbrahim Anlaşmalarını övdü.
ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Fas ve Bahreyn arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasını sağlayan anlaşmalar, 15 Eylül 2020 tarihinde Beyaz Saray’da imzalanmıştı.
Al-Monitor danışmanı Andrew Parasiliti’nin, 28 Şubat’ta başlayan bu çatışmada zamanın ABD’nin lehine işlediğine inanıp inanmadığını sorması üzerine Waltz, “Bunun böyle olduğuna inanıyorum,” dedi.
Waltz, “İran’ın müzakere masasına dönmesi için kapı açık,” diye ekledi. Fakat Tahran’ın son zamanlarda müzakerelerin yeniden başlaması için şart olarak ABD yaptırımlarının kaldırılmasını ve tazminat talep ettiğine dair haberleri “fantastik” olarak nitelendirdi.
Waltz, İran para biriminin çöküşünü ve diğer iktisadi baskıları gerekçe göstererek, “İran rejimi 1979’dan bu yana en zayıf noktasında ve giderek zayıflıyor. Müzakerelere geri dönecekler, umarım barışçıl ve diplomatik bir şekilde,” dedi.
İran riyali, bu ayın başlarında gayri resmi piyasada ABD doları karşısında 2,25 milyon gibi rekor bir düşük seviyeye geriledi.
Waltz, Trump yönetiminin Gazze’ye yönelik yaklaşımını, belirli zorluklara odaklanan ve bunların çözümünde doğrudan menfaati olan ülkeleri bir araya getiren “yeni bir tür çok taraflılık” olarak nitelendirdi.
Bu yaklaşımın merkezinde, Trump’ın 20 maddelik Gazze planının uygulanmasını denetleyen Başkan Donald Trump’ın Barış Kurulu yer alıyor.
Bu plan, bölgenin idaresinden sorumlu Filistinli teknokratik komiteyi, yeniden inşa çabalarını ve Uluslararası İstikrar Gücü’nü içeriyor.
Temmuz ayında kurul, planın en zorlu ve çözülmemiş sorunlarından biri olan Hamas ve diğer silahlı grupların silahsızlandırılması ile İsrail’in aşamalı olarak geri çekilmesini hedefleyen bir yol haritası açıkladı.
Fakat bu adımların sıralanması konusunda anlaşmazlık nedeniyle uygulama durma noktasına geldi ve Waltz, İsrail’in 27 Ekim’deki parlamento seçimlerine atıfta bulunarak, İsrail ile görüşmelerin “seçimler sonuçlandıktan sonra ilerleyeceğini” beklediğini söyledi.
Waltz, İbrahim Anlaşmalarına katılmakla ilgilenen “aday üyeler” olduğunu söyledi ama bunların kimler olduğunu belirtmedi.
Ayrıca, bu ayın başlarında büyükelçi değiş tokuşu konusunda anlaşmaya varan İsrail ve Fas’ı övdü.
Bu anlaşma, Fas’ın 2020’de İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesinden bu yana irtibat bürosu düzeyinde kalan ikili ilişkileri bir üst seviyeye taşıdı.
Büyükelçi ayrıca, Irak Başbakanı Ali el-Zeydi’nin “İran destekli” milisleri devletin kontrolü altına alma çabasını övdü ve Tahran’ın “zayıflamış devleti”nin bu milislerin etkisini sınırlamak için bir fırsat yarattığını savundu.
Zeydi, 30 Eylül’ü (ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin geri kalanının çekilmesi için son tarih) silahsızlanma çabasıyla ilişkilendirmişti.
Fakat Iraklı yetkililer o zamandan beri milislerin silahlarını teslim etmeleri için sabit bir son tarih olmadığını belirterek, Bağdat’ın hâlâ İran’la ittifak halindeki en güçlü gruplardan bazılarının direnişiyle karşı karşıya olduğunu vurguladılar.
Diplomasi
Kanada: Birleşik Krallık bizimle işbirliği yapmalı

Kanada Maliye Bakanı François-Philippe Champagne, Birleşik Krallık’ın Kanada ile Avrupa arasında önerilen iktisadi ittifakla “işbirliği yapması” gerektiğini söyledi.
Kanadalı BBC’ye verdiği demeçte, “Burada asıl mesele, geleceğin ittifakını kurmak. Dünya değişti. Amerika değişti. Dolayısıyla bizim de değişmemiz gerekiyor,” dedi.
Champagne, geçen ay bir anlaşmanın bozulmasının ardından Kanada-ABD ticaret savaşına ilişkin samimi bir değerlendirmede bulunarak, ülkenin gümrük vergileri uygulayarak “sanayilerimizi, işçilerimizi ve ülkemizi koruduğunu” söyledi.
Champagne’ın bu açıklamaları, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, blok için emsalsiz bir adım olan Kanada’ya AB ortak üyeliği için “kapıyı açmayı” önermesinin ardından geldi.
Champagne, von der Leyen’in önerisinin yapılmasından kısa bir süre sonra Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Strasbourg’da AB’ye hitap etmek üzere yaptığı ziyaretin amacının “geleceğin ittifakını kurmak” olduğunu söyledi.
İngiltere Merkez Bankası’nın eski başkanı olan Carney, daha önce iktisadi büyüme, dayanıklılık ve güvenlik konularında birlikte çalışan “orta güçler” ittifakından bahsetmişti.
Champagne de Birleşik Krallık ve Kanada’nın ortak değerlere sahip olduğunu belirtti:
“Ortaklığa farklı bir bakış açısıyla yaklaşmamız gerekiyor ve harika olan şey şu ki, Kanada’ya –ve bence Birleşik Krallık’a da– baktığımızda aynı değerleri paylaştığımızı görüyoruz. Dünya görüşümüz açısından birbirimizle büyük ölçüde uyumluyuz. Neden bir araya gelmiyoruz? Bağımsız ve egemeniz ama birlikte daha güçlüyüz.”
İngiltere geçen yıl Haziran ayında ABD ile bir ticaret anlaşmasını yeniden müzakere etse de, son haftalarda Falkland Adaları ve İrlanda’nın birleşmesi konusunda başkanın söylemlerinde yaşanan bazı değişikliklerin ardından, Kanada-AB arasındaki yeni ittifak, İngiltere’nin Brexit sonrası Avrupa’daki konumunun yanı sıra ABD’ye karşı tutumuna dair de soru işaretleri yaratıyor.
Carney, geçen hafta Liverpool’da Başbakan Andy Burnham ile bir araya gelirken, Champagne ise cuma günü Şansölye John Healey ile birlikte Dublin’de düzenlenen AB maliye bakanları toplantısına katıldı.
AB ile Kanada arasında daha yakın bağlar kurulmasına yönelik gelişen görüşmeler, Ottawa’nın ABD ile tırmanan bir ticaret savaşının ortasında kalmış olmasıyla eşzamanlı olarak gerçekleşiyor.
Her iki taraf da Ağustos ayında görüşmelerin son anda kesilmesinin ardından karşılıklı gümrük vergileri uyguluyor.
Trump ayrıca, ortak üyelik planının ABD’ye karşı “düşmanca” olduğu ortaya çıkarsa AB’ye daha fazla gümrük vergisi uygulayacağı tehdidinde bulunmuş, bu fikri gülünç olarak nitelendirmiş ve Kanada’yı “berbat bir ticaret ortağı” olarak tanımlamıştı.
Champagne, ticaret savaşının Kanada tarafından seçilen bir çatışma olmadığını söyledi:
“Buna karşılık verdik çünkü bir noktada ‘yeter artık’ demek zorundasınız. Kimse iktisadi egemenliğimizi ihlal edemez… dünya bunu fark etti.”
Bakan, Kanada’nın “ölçülü, hedefli ve stratejik… dolar-karşılığı-dolar, gümrük vergisi-karşılığı-gümrük vergisi“ yanıtının ardından gerginliğin tırmanmasını istemediğini ve ülkenin güney komşusuyla ”doğru zamanda yeniden ilişki kuracağını“ belirtti.
Bakan, etkilenen sektörlere ”ne kadar sürerse sürsün ve ne gerekiyorsa“ destek verileceğini de ekledi.
Champagne, Kanada’nın güçlü mali durumunun ülkenin dayanıklılığını desteklediğini ve ABD ile yaşanan anlaşmazlığın çeşitlendirme için ”altın bir fırsat” sunduğunu savundu.
Geçen yıl, seçilmesinin ardından Carney, Ottawa’daki Kanada Parlamentosu’nun açılışını yapmak üzere Kral Charles’ı davet etmişti.
Bu hamle, Kanada’nın ABD’nin bir parçası olabileceği yönündeki Trump’ın tekrarlanan önerisine bir ret olarak değerlendirilmişti.
AB’nin Kanada için “ortak üyelik” müzakereleri yapma teklifinin ayrıntıları henüz resmileştirilmedi.
Champagne, bunun “büyük fırsatlar sunan bir an” olduğunu ve Kanada ile AB arasındaki mevcut ilişkileri güçlendireceğini söyledi.
Carney geçen hafta, Kanada’nın AB’nin üniversite, bilimsel araştırma, yapay zeka ve savunma fon programlarına katılımının yanı sıra, genç Kanadalı ve Avrupalıların “okyanusu aşıp eğitim görebilme ve yaşayabilme” imkânına da dikkat çekti.
Carney, Kanada’nın kritik öneme sahip mineraller ve gaz tedarik edebileceğini ve Avrupa’nın ileri teknolojilerine erişim arayışında olacağını belirtti.
Diplomasi
ABD ile Danimarka arasında Grönland anlaşması

ABD, Danimarka ve Grönland, Kuzey Kutbu’ndaki Ada’nın güvenliğini ABD’nin istediği şekilde düzenleyecek bir anlaşmaya vardı.
Anlaşma, ABD’nin Grönland’da önemli bir askeri varlık kurmasına izin verirken, Washington’un “rakiplerinin” adada kendi üslerini kurmasını yasaklıyor.
Anlaşmanın önümüzdeki hafta yapılacak BM Genel Kurulu sırasında imzalanması bekleniyor.
Anlaşmanın temel ayrıntıları, Danimarka’nın özerk bölgesi olan Grönland’daki ABD askeri varlığının boyutu ve dış politika ile kaynaklar üzerinde Washington’a herhangi bir resmi yetki devredilip devredilmeyeceği dahil olmak üzere, kamuoyuna açıklanmadı.
Trump, sosyal medyada yaptığı açıklamada, anlaşma kapsamında “Amerika Birleşik Devletleri’nin, Grönland’ın ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini sağlamak ve savunmak için Grönland’da gerekli olan her şeyi SÜREKLİ olarak yapma yetkisine sahip olacağını” belirtti.
Ayrıca, anlaşmanın ABD’ye “Grönland’daki güvenlik ve diğer tüm ihtiyaçlar üzerinde kalıcı kontrol” sağlayacağını da ekledi.
1950’lerde, ABD ile Sovyetler Birliği arasında yaşanabilecek bir nükleer çatışmada yok olma korkusu nedeniyle uzun menzilli nükleer bombardıman uçaklarının ve erken uyarı sistemlerinin Grönland’da konuşlandırılması gerektiğinden, adada önemli bir ABD askeri varlığı bulunmaktaydı.
ABD, füzeleri izlemek amacıyla adadaki Pituffik uzay üssünde hâlâ sınırlı bir askeri varlığını sürdürüyor.
Danimarka cumartesi günü yaptığı açıklamada, Arktik adasındaki ABD askeri varlığının önemli ölçüde genişletilmesine olanak tanıyacak ve Trump yönetimi ile şekillenmekte olan bir anlaşmanın Grönland üzerindeki egemenliğini tehlikeye atmayacağını belirtti.
Danimarka ve Grönland liderleri, anlaşmanın Grönland’ın kendi kaderini tayin hakkına ve Danimarka Krallığı’nın egemenliğine saygı göstereceği konusunda halklarını rahatlatmaya çalıştılar.
Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen, “Umarız bu belirsizlik dönemi, (Danimarka) Krallığı’nın kırmızı çizgilerine saygı gösterirken, Arktik ve Kuzey Atlantik’teki güvenliği ve dolayısıyla NATO ve Avrupa içindeki ortak güvenliğimizi güçlendirecek bağlayıcı bir anlaşmaya yol açacak,” dedi.
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ise önerilen anlaşmanın “Krallığımızın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ile Grönland halkının kendi kaderini tayin hakkını tanıdığını” belirtti.
Avrupa2 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa2 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa2 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya6 gün önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Avrupa2 hafta önceAfD, Saksonya-Anhalt’ta büyük bir farkla kazandı











