Rusya
AB Mahkemesinden Rus yatırımcılara ret: “Tahkim davası açılamaz”
AB Genel Mahkemesi, yaptırımlar nedeniyle tahkime gitmek isteyen dört Rus yatırımcının açtığı iptal davalarını usul gerekçeleriyle reddetti. Mahkeme, AB Konseyinin 18’inci yaptırım paketiyle getirdiği tahkim kısıtlamalarını siyasi tercih sayarak inceleme yetkisi olmadığını açıkladı.
Avrupa Birliği Genel Mahkemesi, Rus yatırımcıların yaptırımlara karşı uluslararası yatırım tahkimine gitmesini engelleyen AB düzenlemelerine yönelik dört ayrı iptal başvurusunu reddetti.
2 Ekim 2026 tarihli kararlarda mahkeme, başvuruları esasa girmeden, doğrudan yetki ve usul gerekçeleriyle geri çevirdi.
Süreç, AB Konseyinin Temmuz 2025’te kabul ettiği 18’inci Rusya yaptırım paketiyle başladı. Bu pakette yer alan düzenleme, yatırımcılarla devletler arasındaki uyuşmazlıkları uluslararası hukuka göre çözen ve tazminat ödenmesini sağlayan yatırım tahkimi mekanizmasına ağır kısıtlamalar getirdi.
Konseyin kabul ettiği kurallara göre AB üyesi ülkeler, yaptırımlar nedeniyle kendilerine karşı açılan tahkim davalarında “mümkün olan tüm itirazları” ileri sürmekle yükümlü kılındı.
Ayrıca yaptırımlara aykırı şekilde verilen herhangi bir tahkim kararının Avrupa kamu düzenini ihlal edeceği, bu nedenle hiçbir birlik ülkesinde tanınamayacağı ve uygulanamayacağı karara bağlandı.
Düzenleme, tahkim davası nedeniyle zarara uğrayan üye devletlere bu zararı tazmin etme hakkı da verdi.
Belçika merkezli takas kurumu Euroclear bünyesinde varlıkları bloke edilen ve daha önce Belçika makamlarına yatırım uyuşmazlığı başlatma bildirimi sunan dört Rus yatırımcı, Konseyin getirdiği bu kısıtlamaların iptali için AB yargısına başvurdu.
Genel Mahkeme yetkisizlik gerekçesiyle esasa girmedi
AB Genel Mahkemesi, özel kişilerin birlik yargısına erişimini düzenleyen katı içtihat kurallarını gerekçe göstererek davaları reddetti.
Mahkeme, davacıların tahkim kısıtlamalarından “doğrudan ve bireysel olarak” etkilenmediğine hükmetti.
Karara göre yatırımcıların adları yaptırım listesinde doğrudan geçmiyor; “potansiyel tahkim davacısı” sıfatı ise bireysel değil, soyut bir nitelik taşıyor.
Yargıçlar ayrıca, düzenlemenin üye devletler açısından uygulama adımları gerektirdiğini vurguladı. Yatırımcının lehine bir tahkim kararı çıksa bile, kararın tanınması ve icrası için ulusal mahkemelere başvurulması gerektiğine dikkat çekildi.
Mahkeme son olarak, yatırım tahkimine yönelik yaptırım kurallarının AB Konseyinin siyasi tercihi olduğunu ve bu alanda yargı yetkisinin bulunmadığını belirtti.
Mahkeme böylece, AB Konseyinin üye ülkelerin taraf olduğu uluslararası anlaşmaları uygulamasını yasaklayıp yasaklayamayacağı yönündeki karmaşık hukuki tartışmayı incelemekten kaçındı.
Uluslararası tahkim yaptırımlardan bağımsız işliyor
Hukuk uzmanlarına göre bu karar, yaptırımlar nedeniyle devletlere karşı açılan tahkim davalarının pratik değerini azaltmıyor.
Çünkü uluslararası yatırım tahkimi heyetleri ne ulusal mahkemelere ne de AB Adalet Divanına bağlı çalışıyor; davaları doğrudan uluslararası anlaşmalardaki yatırımcı koruma standartlarına göre karara bağlıyor.
Tahkim kurulları, Avrupa’nın tek taraflı yaptırımlarını otomatik olarak haklı görmek zorunda değil; tam aksine, bu yaptırımların uluslararası yatırım hukuku güvencelerini çiğnediği sonucuna varabiliyor.
Üye ülkelerin aleyhlerine çıkacak bir kararı zaten siyasi hassasiyetler nedeniyle gönüllü uygulamayacağı biliniyordu. Ancak bağımsız uluslararası hukuka dayalı tahkim mekanizması, yatırımcılar için tarafsız bir zemin sunmayı sürdürüyor.
Uygulamada da benzer örnekler yer alıyor: İran bankaları Melli ve Saderat, yaptırımların etkilediği bir uyuşmazlıkta Bahreyn’e karşı açtıkları yatırım tahkimini kazanmıştı.
Lüksemburg aleyhine başlatılan tahkim sürecinin, AB’nin Mihail Fridman hakkındaki yaptırımları kaldırmasında etkili olduğu değerlendiriliyor. Belçika’ya yapılan çok sayıda tahkim bildiriminin de Belçika Hazinesinin varlık serbest bırakma yetkisinin bulunmadığına ilişkin içtihat üzerinde rol oynadığı belirtiliyor.