Avrupa
AB, Ukrayna için 2027’de kısmi üyelik planı hazırlıyor
Avrupa Birliği, Ukrayna’nın 2027 yılı gibi erken bir tarihte birliğe katılımını öngören ve “tersine genişleme” olarak adlandırılan yeni bir üyelik modeli üzerinde çalışıyor. Politico’ya konuşan üst düzey diplomatlar ve yetkililer, bu planın reform süreçlerini üyeliğin sonuna değil başına aldığını, ancak Macaristan’ın vetosu ve nisan seçimlerinin sonuçlarının süreçte belirleyici olacağını ifade ediyor.
Avrupa Birliği (AB), Ukrayna’nın önümüzdeki yıl gibi erken bir tarihte bloğa kısmi üye olabilmesini sağlayacak eşi görülmemiş bir plan üzerinde çalışıyor.
Politico dergisine konuşan, konuya aşina 10 yetkili ve diplomat, bu model sayesinde Ukrayna’nın, tam üyelik için gereken reformları bütünüyle tamamlamadan birliğe katılabileceğini belirtti.
Ukrayna’nın 2027 yılında üyeliğe kabul edilmesi meselesi, şu sıralar müzakere edilen barış anlaşmasına da dahil edildi.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy cuma günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ukrayna, Avrupa, ABD ve Rusya’nın altına imza atacağı bir metin için somut bir tarihin şart olduğunu” ifade etti.
Brüksel “tersine genişleme” modelini tartışıyor
Bir AB yetkilisi ve iki Avrupalı diplomatın aktardığına göre, üzerinde durulan seçenek gayriresmi olarak “tersine genişleme” şeklinde adlandırılıyor.
Bu model, bir ülkenin üyelik kriterlerini yerine getirme sürecinin sonunda değil, başında bloğa katılmasına imkan tanıyor. AB tarafı bu fikri cazip buluyor; zira yöntem bir yandan Kiev’e demokratik kurumlarını, yargı ve siyasi sistemini dönüştürmesi için zaman tanırken, diğer yandan belirli güvenlik garantileri sunarak Batı ile olan bağlarının kopmasını engelliyor.
Ancak AB yetkilisi ve Politico’nun elde ettiği diğer tüm kaynaklar, reformlar konusunda hiçbir taviz verilmeyeceğinin altını çiziyor.
Bir kaynak durumu, “AB üyeliği, ancak bir ülke bu yolda gerçek bir dönüşüm sürecinden geçerse fayda sağlar. Avrupa Komisyonu, hızlı hareket etme gerekliliği ile Ukrayna’daki reformları gerçekleştirme zorunluluğu arasında bir denge kurmak zorunda” sözleriyle özetledi.
Müzakere süreci hızlanıyor
Beş farklı ülkeden diplomatlar, üç AB yetkilisi ve iki Ukraynalı yetkiliyle yapılan görüşmeler neticesinde sürecin beş aşaması belirlendi. AB, Ukrayna’nın başvuru sürecini hızlandırıyor ve bu kapsamda Kiev’e, üyelik için hukuki olarak tamamlanması gereken fasıl grupları hakkında tavsiyelerde bulunuyor.
Altı müzakere faslından üçü hakkında bilgiler halihazırda iletilmiş durumda; geri kalan kısımlar ise mart ayında Kıbrıs’ta yapılacak Avrupa işleri bakanları toplantısında Ukraynalı temsilcilere sunulacak.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, cuma günü AB üyesi ülkelerin temsilcileriyle yaptığı toplantıda “tersine genişleme” dahil birkaç seçenek sundu.
Bir AB yetkilisi süreci, “Sistem yeniden kurgulanıyor; önce katılıyorsunuz, ardından hak ve yükümlülükleri kademeli olarak elde ediyorsunuz” diye konuştu.
Macaristan engeli ve iç direnç sürüyor
AB’nin sadece farklı hak ve yükümlülüklere sahip iki grup ülke yaratılmasına şüpheyle bakan Almanya gibi üyelerin tereddütlerini değil, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın doğrudan muhalefetini de aşması gerekiyor.
Orban, hafta sonu yaptığı açıklamada Rus enerji kaynaklarının AB’ye sevkiyatının durdurulması talebi nedeniyle Ukrayna’yı “düşman” olarak nitelendirdi ve birliğe asla kabul edilmemesi gerektiğini belirtti.
Brüksel, Orban’ın nisan ayındaki seçimleri kaybetmesini bekliyor; anketler Orban’ın partisinin yüzde 38, muhalif Tisza partisinin ise yüzde 49 oy oranına sahip olduğunu gösteriyor.
Üyelik süreci Trump’ın barış planında yer alıyor
Orban görevde kalsa dahi AB, Donald Trump’ın onu tutumunu değiştirmeye zorlayacağını umuyor.
Ukrayna’nın AB üyeliği maddesi, Trump’ın uzlaşmaya vardırmaya çalıştığı 20 maddelik barış anlaşmasının önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Eğer Trump da Orban ile başa çıkamazsa, Macaristan’ın oy hakkını elinden almak için AB Antlaşması’nın 7. maddesi devreye sokulabilir.
İki diplomat, birliğin temel değerlerini ihlal eden ülkelere uygulanan bu prosedürün, Orban hükümetinin bağımsız medya ve yargı gibi demokratik kurumları sistemli bir şekilde tahrip etmesi nedeniyle Brüksel ile Budapeşte arasında uzun süredir devam eden gerilimde bir koz olarak masada olduğunu belirtti.
Brüksel bu konuyu Macaristan’daki seçimlerden önce gündeme getirmeyecek ancak üçüncü bir diplomatın ifadesine göre, Orban yeniden seçilir ve AB kararlarını engellemeye devam ederse böyle bir adım kesinlikle mümkün.