Diplomasi
AB ve Çin, Pekin’deki zirveye hazırlanırken beklentiler düşük
Avrupa Birliği liderleri, Çin’le yapılacak zirve için çarşamba günü geç saatlerde Pekin’e varacak. Ancak AB ve Çin arasımdaki zirveden beklentiler düşük.
Yılın ilk çeyreğinde artan yumuşama söylemleri, perşembe günü Çin’in başkentinde yapılacak zirve öncesinde iki taraf arasındaki sorunların çoğalması ile yerini yeni gerilimlere bıraktı.
Son aylarda, ticaret gerilimleri ve Çin’in Rusya’ya desteği yeniden gündeme geldi ve zirve öncesi beklentileri düşürdü.
Durumun ne kadar kötüye gittiğine dair bir işaret olarak Çin, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in aile bağlarının olduğu Anhui eyaletindeki sanayi kenti Hefei’de yapılması planlanan zirvenin ikinci gününü iptal etti.
Tek somut sonuç, iklim sorunlarına ilişkin ortak bir bildiri oldu. Zorlu müzakereler sonunda salı gecesi sonuçlandı ve metin çarşamba günü AB büyükelçilerinin onayına sunulmak üzere Brüksel’e gönderildi. Bunun dışında elde edilen sonuçlar çok az.
Nisan ayından bu yana, Avrupa, Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki ihracat kontrolleri, piyasa erişimi, sübvansiyonlar ve endüstriyel kapasite fazlası konusunda şikayetlerde bulunuyor.
Çin ise, nadir toprak elementleri kısıtlamalarının gevşetilmesini, Çin malı elektrikli araçlara uygulanan AB gümrük vergilerinin kaldırılması gibi diğer ticari konulardaki ilerlemelere bağlıyor.
Perşembe günü her iki konuda da bir anlaşma sağlanması beklenmiyor.
AB’den Çin’i rakip gören politika belgeleri
South China Morning Post’a göre, bu durumun ilk işaretleri, bu ay yayınlanan iki yoğun politika belgesinde görülüyor.
Üst düzey diplomat Kaja Kallas, önümüzdeki yılın dış ve güvenlik politikası önceliklerini ortaya koyan bir raporda, Çin ile işbirliği ifadesini “ortaklık”tan “ilişki”ye çevirdi. Bu değişiklik, Kallas’ın başkanı olduğu AB Dış Eylem Servisi’nin Pekin’e daha soğukkanlı bir bakış açısını yansıtıyor.
9 Temmuz’da yayınlanan ancak henüz medyada yer almayan bir raporda, “AB, Çin’e yönelik angajman, rekabet ve eşitlik unsurlarını içeren çok yönlü yaklaşımını sürdürdü” ifadeleri yer aldı.
Öte yandan geçen hafta Avrupa Komisyonu, 2034 yılına kadar altyapı ve ekonomik kalkınmadan iklim eylemi ve savunmaya kadar her alanda harcanmak üzere AB’ye önceki bütçenin üçte ikisi oranında artışla 2 trilyon avro (2,33 trilyon ABD doları) tahsis etmeyi öngören yeni bir uzun vadeli bütçe önerdi.
Metin, “yüksek riskli tedarikçiler” (Çinli şirketlerin kısaltması) ifadesine sıkça yer vererek, Brüksel’in Pekin’i programlarından ve tedarik zincirlerinden çıkarma çabalarının gelecekte de devam edeceğini gösteriyor.
Pekin’in bu durumu sessizce kabul etmesi olası değil. Çin, AB’nin geçen hafta “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı saldırı savaşını destekleyen kripto varlık hizmetleri sağladığı” iddiasıyla iki küçük Çinli bankaya yaptırım uygulama kararını misillemeyle karşılayacağına söz verdi.
Çin, Çinli tıbbi cihaz şirketlerini karlı tedarik pazarından çıkarma yönündeki AB hamlesine zaten yanıt verdi.
Alman düşünce kuruluşu Mercator Çin Araştırmaları Enstitüsü’nün dış ilişkiler başkanı Abigaël Vasselier, South China Morning Post’a verdiği demeçte, “Şu anda Çin tarafından zayıf bir ekonomik blok olarak görülüyoruz” dedi.
“Ruh hali ve atmosfer çok farklı, bu da taviz verileceği bir an olmayacağı anlamına geliyor. Bu zirvede Çin’den taviz verilmeyecek” diyen Vasselier, Pekin’in Trump ile ilişkilerinde elde ettiği nispi başarıdan “cesaretlendiğini” de sözlerine ekledi.
ABD’deki Alman Marshall Fonu’nun kıdemli araştırmacısı Andrew Small, “Son anda bir değişiklik olmazsa, zirve sonuçlar elde etmekten çok mesaj vermek ve pozisyon belirlemek için bir araç olacak” dedi.
“Bu mesajı vermek, soğukkanlılığını korumak ve bundan sonra yapılacaklar için doğru siyasi dersleri çıkarmak, AB’nin bu koşullar altında yapabileceği en iyi şeydi” diye ekledi.
Kallas-Wang tartışması
Bu arada, Pekin’in Moskova ile yakın ilişkileri, üç yıldır Avrupa’nın dilinde ve bu ayın başlarında Brüksel’de Kallas ile Çin Dışişleri Bakanı Wang arasında yaşanan ateşli çatışmada yeniden su yüzüne çıktı.
Haberlere göre, Wang, Kallas’a Pekin’in barış istediğini ve Batı’nın savaş çığırtkanlığı geçmişi olduğunu vurguladı.
Wang, sözlerini vurgulamak için Kallas’a, Çin ve Batı sergilerinin olduğu müzelere gittiğinde Çin sergisinde her zaman ipek ve porselen sergilenirken, Batı sergisinde genellikle silahlar ve mühimmat sergilendiğini söyledi. Bunun anlamı, Çin’in barışçıl bir tarihe sahipken Batı’nın şiddet dolu bir tarihe sahip olduğu idi.
İkili, bu ay perşembe günü Pekin’de üçüncü kez bir araya gelecek ve Ukrayna, Avrupalıların gündeminin en üst sırasında yer alacak.