Amerika
ABD ile Brezilya arasındaki gerilim yükseliyor
İki ülke arasındaki diplomatik gerilim had safhadayken, ABD hükümeti Brezilya Yüksek Mahkemesi yargıcına yönelik yeni yaptırımları gündemine aldı.
Konuya yakın kaynakların Financial Times’a (FT) aktardığına göre, Trump yönetimi, geçen yıl insan hakları gerekçesiyle yaptırım uyguladığı ama daha sonra bu kararı geri aldığı Yargıç Alexandre de Moraes’e karşı yeni önlemler almayı değerlendiriyor.
Washington’un bu yargıca yeniden odaklanması, Latin Amerika’nın en büyük ülkesinde yaklaşan seçimlerin üzerine gölge düşüren ticaret ve siyaset alanlarındaki Brezilya ile arasındaki uçurumu daha da genişletebilir.
De Moraes, bir yıldan biraz fazla bir süre önce Küresel Magnitsky Yasası kapsamında yaptırımlara maruz kalmış ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent tarafından, Brezilya’nın eski başkanı Jair Bolsonaro’ya yönelik olanlar da dahil olmak üzere “baskıcı bir sansür kampanyası, insan haklarını ihlal eden keyfi gözaltılar ve siyasallaştırılmış kovuşturmalar” ile suçlanmıştı.
Donald Trump’ın müttefiki olan Bolsonaro, darbe planlamak suçundan geçen yıl 27 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Öte yandan yargıç, eşi ve ailesine ait bir şirkete yönelik yaptırımlar, Trump ile Brezilyalı mevkidaşı Luiz Inácio Lula da Silva arasında yapılan bir görüşme ve telefon görüşmelerinin ardından aralık ayında kaldırıldı.
Konuya yakın ve isminin açıklanmamasını isteyen bir kaynağa göre, ABD’nin de Moraes’e olan ilgisi, kısmen Brezilya’da basın özgürlüğü konusunda tartışma başlatan bir dava nedeniyle yeniden canlandı.
Yargıç, bir Yüksek Mahkeme yargıcı ve ailesiyle ilgili basın haberlerine yönelik soruşturma kapsamında bir gazeteciye ve iki kaynağa yönelik polis baskınlarına izin verdi.
De Moraes, söz konusu bilgilerin yasadışı yollarla elde edilip ifşa edildiğini ve bu durumun yargıcın ailesinin güvenliğini tehlikeye attığını savundu.
Yargıç, birkaç yıl önce Elon Musk ile kamuoyu önünde çatışması ve milyarderin X platformunu Brezilya’da kısa süreliğine engellemesi sonrasında küresel bir ün kazandı.
Destekçileri, onun “Brezilya demokrasisini yanlış bilgi dalgasına karşı korumaya yardımcı olduğunu” söylüyor.
Fakat Trump yönetimi de dahil olmak üzere eleştirmenler, onu ifade özgürlüğü haklarını ihlal eden biri olarak görüyor.
ABD hükümetinin düşüncesine aşina bir kişi, “O, başkanın destekçilerinin peşine düştü. Sadece Elon Musk değil, Brezilya’daki MAGA taraftarlarının da. Brezilya ile iyi ilişkiler kurmak istesek bile, bu adamın bir düşman olduğu açık,” dedi.
Magnitsky yaptırımlarının yeniden uygulanmasının “değerlendirme aşamasında” olduğunu belirten başka bir kişi, bu yaptırımların ABD’de bulunan varlıkların dondurulmasını ve hedef alınan kişilerle iş yapan Amerikan şirketleri ile bireylerine yasak getirilmesini içerdiğini söyledi.
Bir kararın alınıp alınmayacağı veya ne zaman alınacağı net olmasa da, bu tür herhangi bir adım, Amerika kıtasının en kalabalık iki ülkesi arasında tırmanan misilleme sarmalını daha da şiddetlendirecek.
Gerginlikler, bir yıldan fazla bir süre önce Trump’ın Brezilya’ya yüzde 50’lik ticaret gümrük vergisi uygulayarak Bolsonaro aleyhindeki kovuşturmanın düşürülmesini talep etmesiyle patlak vermişti.
Bu gümrük vergisi daha sonra ABD Yüksek Mahkemesi tarafından iptal edildi.
O zamandan beri yaşanan kısa süreli gerginlik azalması sona erdi ve ABD, temmuz ayında birçok Brezilya ürününe yüzde 25’lik ithalat vergisi uyguladı.
Brezilya, ekim ayında yapılacak seçimlere müdahale endişesiyle geçen ay iki Trump elçisinin ülkeye girişini reddetti. Washington ise bu iddiaları kabul etmiyor.
Dördüncü başkanlık dönemi için yeniden seçilmeye çalışan Lula, ABD’nin hapisteki eski liderin oğlu olan baş rakibi Senatör Flávio Bolsonaro’yu desteklemek için harekete geçebileceğini öne sürdü.
80 yaşındaki başkan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile de kamuoyu önünde sert sözler alışverişinde bulundu.
Binlerce destekçisi, pazar günü São Paulo’nun sanayi banliyösü São Bernardo do Campo’daki bir stadyumda düzenlenen resmi seçim kampanyası açılışında Lula’yı karşıladı.
Lula, 1970’lerin sonlarında metal işçileri grevlerine öncülük eden bir sendikacı olarak bu bölgede ün kazanmıştı.
Burada yaptığı konuşmada Lula, “Kendileri gibi birinin, kendilerinden farklı birinden daha fazla şey yapabileceğine inanan bu ülkenin çalışan erkek ve kadınlarına teşekkür ediyorum. Hayatta olduğum sürece mücadeleyi bırakmayacağım ve sağın [galip gelmesine] izin vermeyeceğim,” dedi.