Diplomasi
ABD ile Japonya arasında nükleer anlaşmazlık

Japonya’nın ABD’deki 40 milyar dolarlık bir nükleer enerji projesine katılımı, kredi verenlerin endişeleri nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
Başbakan Sanae Takaiçi, mart ayında Washington’a yaptığı ziyaret sırasında, Tennessee ve Alabama’da yeni nesil küçük modüler reaktörlerin inşası için Japonya’nın finansman ve endüstriyel işbirliği sağlayacağını kabul etmişti.
Proje, Tokyo’nun ABD’ye 550 milyar dolarlık yatırım taahhüdü kapsamında kararlaştırılmıştı.
Bu taahhüt, Donald Trump’ın “özgürlük günü” rejimi kapsamında Japon ihracatına uygulanan ABD gümrük vergilerinin düşürülmesi karşılığında verilmişti.
Fakat görüşmelere yakın kaynakların Financial Times’a (FT) aktardığına göre, Japon tarafının bir nükleer kazada üstlenebileceği potansiyel sorumluluk konusundaki endişeler nedeniyle projenin ayrıntıları Tokyo ile Washington arasında hâlâ tartışılıyor.
Bu kaynaklar, ABD Ticaret Bakanlığı’nın, devlet destekli Japonya Uluslararası İşbirliği Bankası ve diğer Japon kurumlarının olası bir nükleer kazada herhangi bir sorumluluk üstlenmeyeceğine dair sözlü güvence verdiğini belirtti.
Ticaret Bakanı Howard Lutnick’e yakın bir kişi, Lutnick’in Japonya’ya bu projelerle ilgili herhangi bir sorumluluk üstlenmeyeceğine dair şahsen güvence verdiğini söyledi.
Fakat bu söz, hukuki açıdan yazılı hale getirilmedi; kaynaklar, bu sürecin sonuçlandırılmasının aylar hatta yıllar süren karmaşık düzenleyici görüşmeler gerektirebileceğini belirtti.
Japonya’nın düzenleme sisteminde nükleer santral işletmecileri herhangi bir kazanın sorumluluğunu üstlenirken, ABD’de mali sorumluluk santral sahibi de dahil olmak üzere daha geniş bir taraf yelpazesine yayılıyor.
Bu çıkmaz, Japonya’nın yatırım taahhüdünü yerine getirmesinin önündeki en son engel.
FT’ye konuşan yetkililere göre, son aylarda ortaya çıkan diğer sorunlar arasında birçok Japon sanayi grubunun ABD tarafından sunulan projelere liderlik etmeyi reddetmesi de yer alıyor.
Müzakerelerin belirsiz yapısı, ABD ve Japon tarafındaki yetkililerin çeşitli finansman sürelerinin ne zaman devreye gireceği konusunda kararsız kalmasına neden oldu.
Nükleer reaktörlerin yanı sıra, Takaiçi mart ayında iki doğal gaz santrali için 33 milyar dolarlık planları açıklamıştı.
Fakat yetkililer, Japon devlet destekli bankaların finansman sağlaması için geçerli olan olağan 45 günlük sürenin o tarihte devreye girmediğini belirtti.
Konuya yakın iki kaynağın aktardığına göre, ABD Ticaret Bakanlığı son haftalarda doğalgazla çalışan elektrik santralleri için bir finansman talebinde bulundu.
Fakat nükleer reaktörler konusunda Japon müzakereciler, sermaye çağrısı yapılmadan önce sorumluluk sorununun çözülmesi konusunda ısrar ediyor.
Ticaret Bakanlığı, FT’ye yaptığı açıklamada, projenin yapısı nedeniyle Japonya’nın herhangi bir sorumluluğu olmayacağını ve bu mesajı Tokyo’ya birden fazla kez ilettiğini belirtti.
Bakanlık sözcüsü, “Onlar projelerin masraflarını karşılıyor, işletmiyorlar. Projeler ABD federal arazisi üzerinde inşa ediliyor ve yüzde 100 ABD hükümetine ait olacak,” dedi.
Japon tarafında müzakerelere katılan bir kişi ise şöyle konuştu:
“Hukuki açıdan biz dışlanmıyoruz ve dışlanamayız. Nasıl muaf tutulacağımızı bilmiyoruz.”
Başka bir ticaret yetkilisi ise Japonya’nın bakanlıktan herhangi bir yazılı güvence talep etmediğini belirtti.
Yetkili, 15 Temmuz’da üç ticaret avukatının Japon yetkililere, projelerin Tokyo için neden herhangi bir sorumluluk doğurmadığını açıklayan yazılı bir sunum yaptığını söyledi.
Yetkili, brifingin sonunda yetkililerin herhangi bir soru sormadığını da ekledi.
2011’deki Fukuşima nükleer felaketinden sarsılan Japonya’da, yabancı bir ülke adına nükleer sorumluluk üstlenmek özellikle hassas bir konu.
Santrallerin devreden çıkarılması ve tazminatlar için tahmini 23,4 trilyon yen (144 milyar dolar) harcandı.
Henüz hiçbir Batı menşeli ticari SMR faaliyete geçmedi. Bu da proje uygulaması ve güvenliği konusundaki belirsizliği artırıyor.
SMR’ler ve gaz yakıtlı elektrik santralleri, Japonya’nın yatırım taahhüdündeki ikinci proje grubunu oluşturuyor.
İlk grup (ham petrol ihracat terminali ve doğalgaz yakıtlı elektrik santrali girişimleri) şubat ayında kararlaştırılmıştı.
Japon yetkililer, kasım ayındaki ara seçimlerden önce üçüncü tur projeleri duyurmak için “Trump hızında” hareket etme yönünde artan bir baskı altında olduklarını belirttiler.
Görüşmelerden haberdar bir kaynağa göre, ABD üçüncü tur için bir yarı iletken fabrikası ile bir petrol ve doğalgaz ihracat terminali önerdi.
Japon yetkililer, projelerin ticari olarak uygulanabilirliği konusunda endişeli.
Tokyo ayrıca, projenin finansmanının aşamalı olarak sağlanması için müzakereler yürüttü. Bu anlaşma kapsamında ABD’nin yılda dört defaya kadar sermaye çağrısı yapmasına izin veriliyor.
Bu durum, toplam tutarın peşin olarak sağlanacağını belirten orijinal anlaşmadan sapma teşkil ediyor.
Konuya yakın iki kaynağa göre, ikinci tur projelerin finansmanında ilk kez Citi ve Morgan Stanley gibi ABD’li bankaların sağladığı fonlar da yer alması bekleniyor.
Bu fonlar, Japonya’nın ihracat kredi kurumu Nexi’nin garantisiyle desteklenecek.
Diplomasi
Macron ile Trump, enerji alanında ateşkes önerilerini görüştü

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna ve Rusya arasında enerji sektörüne yönelik saldırılara ilişkin bir ateşkes sağlanmasını amaçlayan girişimleri görüştüğünü söyledi.
Görüşmenin ardından gazetecilere konuşan Macron, iki liderin çatışma konusunda “çok iyi” ve “çok yapıcı” bir görüşme yaptıklarını ve Kiev’in savunmasını güçlendirmesine yardım edilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.
Macron şöyle konuştu:
“Ukrayna ve Rusya konusunda uzun bir görüşme yaptık; savunma açısından kilit öneme sahip bir konu olduğu için, Ukraynalı dostlarımıza önleme füzeleri konusunda daha hızlı ve daha güçlü bir şekilde yardım etmemiz gerektiği üzerinde durduk.”
Ayrıntılara girmeden Macron, ikilinin enerji sektörüne yönelik saldırıların durdurulması fikrine de odaklandığını belirtti.
Fransız lider bu konuyu pazartesi günü ilerleyen saatlerde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile yapacağı görüşmede gündeme getireceğini de eklemişti.
Fransız lider, savaşın Avrupa genelinde güvenliği etkilemeye devam etmesi nedeniyle Ukrayna’nın enerji sistemine yardım etmenin bir öncelik olmaya devam ettiğini ve Birleşmiş Milletler’de düzenlenecek yıllık liderler toplantısı sırasında bu konuda ilerleme kaydedilmesini umduğunu belirtti.
Zelenskiy de Macron ile bir görüşme yaptığını bildirdi ve görüşmelerin güvenlik konusuna ve Ukrayna için bir “kış destek paketi” hazırlıklarına odaklandığını belirtti.
Zelenskiy’e göre, Ukrayna, AB kredisi kapsamında sağlanan finansmanla ek SAMP/T hava savunma sistemleri ve bunlara ait füzeleri temin etmeye hazır.
Ayrıca, Ukrayna ve ortaklarının bu sistemlerin ve mühimmatlarının Ukrayna’da üretilmesi olasılığı üzerinde çalıştıklarını ve ortak FREYJA anti-balistik füze programı üzerinde de çalıştıklarını belirtti.
Zelenskiy, bu çalışmaların ilk sonuçlarını bu yıl içinde almayı beklediğini söyledi.
Macron, “Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları, milyonlarca ailenin ısınma ve elektrikten mahrum kalmasına yol açma tehlikesi taşıyor. Fransa, kış boyunca Ukrayna’ya destek verecek ve G7 ülkeleri de enerji sektöründe destek sağlayacak,” dedi.
Macron’a göre Fransa, radar ve önleme füzeleri tedarikine yönelik bir sözleşme de dahil olmak üzere Ukrayna’nın hava savunmasını güçlendiriyor.
Diplomasi
G7, İran’ı “Husilere silah sağlamayı durdurmaya” çağırdı

G7 dışişleri bakanları İran’a, Yemen’deki Ensarullah milislerine (Husiler) sağladığı silah ve desteği sonlandırması çağrısında bulundular.
Bakanlar, bu durumun uluslararası ticareti baltalama ve küresel istikrarsızlığa yol açma riski taşıyan tehlikeli bir tırmanma eğilimi oluşturduğunu belirttiler.
ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yan etkinlikleri kapsamında düzenlenen toplantının ardından açıklama yaptılar.
G7 ülkeleri yaptıkları açıklamada, “Yemen’de ve Suudi Arabistan Krallığı’na karşı Husi milisleri tarafından gerçekleştirilen kabul edilemez saldırıları en şiddetli şekilde kınıyoruz,” dediler.
Açıklama şöyle devam etti:
“Husileri, tüm askeri eylemleri, sivil gemilere yönelik tüm tehdit ve saldırıları derhal durdurmaya ve iyi niyetle siyasi sürece geri dönmeye çağırıyoruz.”
Bakanlar, “Gelecekte de Yemen’in meşru hükümetine desteğimizi sürdürecek ve Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan güçlü bağlılığımızı yeniden teyit edeceğiz,” dediler.
İran, daha önce Ensarullah’a silah sağladığını reddetmiş ve onlara yalnızca siyasi destek verdiğini belirtmişti.
Bu arada, AFP haber ajansı, Yemen direnişi yanlısı medya kaynaklarına atıfta bulunarak, Suudi Arabistan’ın Yemen’in stratejik Kızıldeniz liman kenti Muha’ya düzenlediği hava saldırılarında en az altı kişinin öldüğünü bildirdi.
Ensarullah’ın bu ayın başlarında Suudi yanlısı güçlerden ele geçirdiği şehre düzenlenen saldırıda ölenler arasında iki çocuk ve bir kadın da bulunurken, sekiz kişi yaralandı.
Yemen hükümetini destekleyen Suudi Arabistan, bildirilen hava saldırıları hakkında henüz bir açıklama yapmadı.
BM, Yemen’in Kızıldeniz kıyılarında çatışmaların aniden şiddetlenmesi nedeniyle toplamda 120.000’den fazla Yemenlinin yerinden edildiğini tahmin ediyor.
Bu ayın başlarında, Yemen’in yoğun nüfuslu bölgelerinin çoğunu zaten ele geçirmiş olan Ensarullah milisleri, Kızıldeniz’in güney kısmının Aden Körfezi’ne ve daha geniş Hint Okyanusu’na aktığı dar bir deniz geçidi olan Bab el-Mendeb’in kontrolünü ele geçirdi.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın Suudi Arabistan’a, Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünde konuşlanmış tek bir İngiliz uçağı olan Voyager’ın da dahil olacağı “savunma amaçlı havada yakıt ikmali” desteği sağlayacağını açıkladı.
Bir diplomatik kaynak AFP’ye, Fransa’nın da destek sözü verdiğini ve “tamamen savunma amaçlı bir yaklaşım” yoluyla Suudi enerji altyapısının “güvenliğini sağlama” konusunda çalışmaya hazır olduğunu belirtti.
Diplomasi
ABD, Grönland’da iki yeni askeri üs açacak

ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma bir askeri üssü yeniden faaliyete geçirmeyi ve şu anda Danimarka köpek kızağı devriyesi tarafından kullanılan doğu kıyısında bir başka üs kurmayı planlıyor.
Reuters’a bilgi veren kaynaklara göre, söz konusu yerler, 1950’lerde ABD’nin Bluie West One askeri üssünü kapatmasından bu yana nüfusu hayli azalan Narsarsuaq ile Danimarka özel kuvvetleri birimi olan Sirius Köpek Kızak Devriyesi tarafından kullanılan bir askeri karakol olan Mestersvig.
Danimarka, Grönland ve ABD’nin, salı günü (22 Eylül) New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yeni anlaşmalarını imzalamaları bekleniyor.
Anlaşmanın metni henüz kamuoyuna açıklanmadı. Anlaşma hakkında bilgi sahibi olan ve isimsiz kalmak koşuluyla konuşan üç kişi, ayrıntıların anlaşma imzalanana kadar kesinleşmeyeceğini belirtti.
Bir Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçındı ve salı günü imzalanacak olan anlaşmanın “Grönland ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini sağlayacağı ve koruyacağı” yönündeki daha önceki açıklamayı yineledi.
Danimarka, bu anlaşmanın Arktik güvenliğini yalnızca ABD ve Danimarka’ya bırakmak yerine, NATO’nun denetimi altına aldığını belirtiyor.
Anlaşma, uzun süredir ABD’nin Grönland’ı kontrol etmesini istediğini belirten ve zaman zaman bu yarı özerk Danimarka toprağını ele geçirmek için askeri veya iktisadi güç kullanma olasılığını da masaya koyan ABD Başkanı Donald Trump’ın aylar süren baskısının ardından geldi.
Ocak ayında zirveye ulaşan Trump’ın tehditleri, NATO içinde bir diplomatik krize yol açmış ve Danimarka ile Grönland’ı, bu baskıyı hafifletmek amacıyla Washington ile müzakerelere itmişti.
Soğuk Savaş döneminde ABD, Grönland’da 17 askeri üs ve 10.000’den fazla personel bulunduruyordu.
Günümüzde ise sadece Pituffik Uzay Üssü kalmış durumda ve burada yaklaşık 150 ABD askeri personeli görev yapıyor.
Avrupa2 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Ortadoğu2 hafta önceNetanyahu, bin Zayed’den gelen “7 Ekim” uyarısını görmezden gelmiş









