Ortadoğu
ABD istihbaratı: İki haftalık bombardımana rağmen İran’da rejim değişikliği belirtisi yok
ABD istihbarat birimleri, yaklaşık iki haftadır süren ABD-İsrail bombardımanına rağmen İran yönetiminin kontrolü elinde tuttuğunu ve çöküş belirtisi göstermediğini raporladı. İsrail yetkilileri de savaşın rejim değişikliğine yol açacağından emin olmadıklarını kapalı kapılar ardında kabul ederken, kara harekatı seçeneği ilk kez resmi düzeyde telaffuz edildi.
İran hükümeti, ABD ve İsrail’in yaklaşık iki haftadır aralıksız sürdürdüğü bombardımana rağmen konumunu koruyor ve çöküş tehdidiyle karşı karşıya değil.
Reuters’ın konuya hakim kaynaklara dayandırdığı habere göre bu değerlendirme, ABD istihbarat birimlerinin hazırladığı “çok sayıda” raporun ortak sonucu. Kaynaklardan biri, “Rejim İran halkı üzerindeki kontrolünü sürdürüyor” ifadesini kullandı.
Tel Aviv kabul etti: Savaş rejimi deviremeyebilir
İsrailli yetkililer de kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde savaşın İran’da iktidar değişikliğine yol açacağından emin olmadıklarını kabul etti.
Bunu Reuters’a aktaran üst düzey İsrailli yetkili, Tel Aviv’in mevcut İran yönetiminin varlığını sürdürmesine izin vermeye niyetli olmadığını vurguladı. Aynı yetkili, hükümetin devrilmesi için kara harekatının zorunlu olduğunu belirtti.
ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta “Epic Fury” (Destansı Öfke) adlı askeri operasyon kapsamında İran topraklarına saldırı başlattı.
Başkan Trump, saldırganlık eyleminin amacını ABD halkını ve müttefiklerini “İran yönetiminden kaynaklanan tehditlerden” korumak olarak tanımladı.
Savaşın ilk gününde İsrail’in düzenlediği hava saldırısında İran’ın dini lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. Yerine oğlu Mucteba Hamaney yeni dini lider seçildi. Trump bu gelişmeden duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirdi.
The Wall Street Journal’ın haberine göre Trump, yardımcılarına Mucteba Hamaney’in taleplerini kabul etmemesi halinde suikastını destekleyeceğini söyledi. Trump ayrıca Tahran’ın “koşulsuz teslimiyeti” imzalamasının ardından İran’ın yeni liderinin belirlenmesinde bizzat söz sahibi olması gerektiğini ifade etti.
Öte yandan Trump, petrol fiyatlarındaki hızlı tırmanışın yarattığı siyasi baskıyla yüz yüze geldi. Kentucky eyaletinin Hebron kasabasında düzenlediği mitingde ABD’nin İran’ı çoktan yendiğini ilan etti. Trump, “İlk saatte her şey bitmişti” dedi.
Buna karşın çatışmayı erken sonlandırmaya niyetli olmadığını vurgulayarak “İşi sonuna kadar götürmek gerekiyor” ifadesini kullandı. Aksi takdirde benzer bir durumla “her iki yılda bir” karşılaşılacağını söyledi.
Trump daha önce İran’a yönelik saldırının dört hafta sürebileceğini ima etmişti. Buna karşılık Politico’nun aktardığına göre Pentagon, Eylül ayına kadar saldırıları sürdürmeye hazır.
İsrailli yetkililer: Rejim değişikliği bir hayal mahsulü
Öte yandan İngiliz The Guardian gazetesine konuşan İsrail güvenlik kaynakları, İran’a yönelik saldırıların somut bir rejim değişikliği planı olmaksızın başlatıldığını ifade etti.
Üst düzey bir istihbarat kaynağı, hava bombardımanının halk ayaklanmasına yol açacağı beklentisinin istihbari verilerden ziyade bir “hayal mahsulü” olduğunu vurguladı.
Kaynak, “90 milyon insanın zihnine nasıl gireceğimizi veya sokağa dökülüp dökülmeyeceklerini nasıl değerlendireceğimizi hiçbir zaman bilemedik. Sadece döküleceklerini umuyoruz” dedi.
Eski Mossad Araştırma Dairesi Başkanı Sima Shine ise dışarıdan bombalama yoluyla rejim değişikliği yaşanabileceğine inanmadığını belirtti.
İsrailli yetkililer, savaşın nihai başarısının İran’ın elindeki 440 kg zenginleştirilmiş uranyumun akıbetine bağlı olduğunu kaydetti. Eski bir üst düzey savunma yetkilisi, bu uranyumun savaşın nasıl bittiğine dair en net “turnusol kağıdı” olduğunu ifade ederek, “Eğer her yeri bombalar ve rejim iktidarda kalırken bu 400 kg uranyumu korumaya devam ederse, İran’ın nükleer silaha yönelme girişimi için geri sayımın başlayacağını düşünüyorum” uyarısında bulundu.
Bunun yanı sıra İsrail Askeri İstihbarat Araştırma Dairesi eski Başkan Yardımcısı Joab Rosenberg, uranyumun İran’ın elinde kaldığı bir senaryoyu “Pirus zaferi” olarak nitelendirdi.
Rosenberg, “Bu savaşın en kötü sonucu, zayıf bir İran rejiminin elinde 450 kg zenginleştirilmiş uranyumla bırakılması olur. Bu durumda yüzde 100 nükleer bombaya yönelecekler ve bizim zaferimiz mağlubiyetimize dönüşecek” değerlendirmesini yaptı.
Ayrıca İstihbarat kaynakları, Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesinin nükleer tehdidi daha öngörülemez hale getirebileceğine dikkat çekti. Üst düzey bir yetkili, Ali Hamaney’in karar alma mekanizmalarını bildiklerini ve onun hiçbir zaman nükleer bomba yapma kararı almadığını belirtirken, halefi Mucteba Hamaney hakkında şu ifadeleri kullandı: “Mucteba’nın nükleer programla ne yapacağını değerlendirecek bilgiye sahip olduğumuzdan emin değilim. Şu anda bir bombaya yönelebilir.”