Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de Adalet Bakanı adayı Blanche için zorlu sınav

Yayınlanma

ABD’de Başkan Trump’ın Adalet Bakanı adayı Todd Blanche, Senato onay oturumunda zorlu sorularla karşılaşacak. Blanche’ın geçmişte Trump’ın avukatlığını yapması, Epstein davasındaki hatalar ve 1,8 milyar dolarlık fon girişimi oturumun merkezinde yer alıyor. Komisyondaki bazı Cumhuriyetçilerin mesafeli duruşu nedeniyle adaylığın genel kurula taşınması için firesiz destek gerekiyor.

Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu ABD Senatosu Adalet Komisyonunun, ABD Başkanı Donald Trump’ın Adalet Bakanı adayı Todd Blanche için normal şartlarda dostane bir yer olması beklense de Blanche adeta bir mayın tarlasına adım atıyor.

Demokratlar, Blanche’ın çarşamba günü yapılacak onay oturumunu, onun geçmişte Trump’ın kişisel avukatlığı dönemindeki siciliyle hesaplaşma zeminine dönüştürmeyi vadediyor.

Ayrıca son dönemde Jeffrey Epstein dosyalarının düzensiz şekilde kamuoyuna açıklanması ve muhaliflerin Trump’ın müttefiklerine yönelik bir rüşvet fonu olarak nitelendirdiği “yargısal savaş” kurbanlarına ödeme yapılması amaçlanan 1,8 milyar dolarlık fonun iptal edilen lansmanı da mercek altına alınacak.

Senato Adalet Komisyonunun en kıdemli Demokrat üyesi Illinois Senatörü Dick Durbin, Blanche’ı “tarihin en yozlaşmış yönetimini desteklemek ve buna yardım etmekle” suçladı.

Durbin; Epstein dosyalarının hatalı şekilde yayımlanması, “polisleri darp edenler için kurulan MAGA rüşvet fonu”, Trump ile ABD Vergi Dairesi (IRS) arasındaki ayrıcalıklı anlaşma ve kripto para yolsuzluğu konularında Blanche’ın üzerine gitmeyi planlıyor.

Cumhuriyetçi kanatta ise bu dönem sonunda görevden ayrılacak olan ve bu nedenle Trump’a karşı çıkmaktan çekinmeyen Texas Senatörü John Cornyn ve North Carolina Senatörü Thom Tillis yer alıyor.

Her iki senatör de Blanche’a verecekleri desteğin, “devlet mağdurları fonu” kurulmasına yol açan tartışmalı uzlaşma hakkındaki sorulara vereceği yanıtlara bağlı olduğunun işaretini verdi.

Senatörler özellikle bu fonun tamamen sonlandırıldığına dair kesin güvence istiyor.

Federal mahkemenin pazartesi günü açıkladığı ve Blanche’ın söz konusu uzlaşma sürecini yönetme biçimi nedeniyle disiplin cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini belirten kararı, Cornyn için riskleri daha da artırdı.

Cornyn, “Doğru olanı yapmak istiyorum ancak sadece başkanın avukatlığını yapacak birini değil, yasaları uygulayacak bir adalet bakanı görmek istiyorum. Henüz nihai kararımı vermedim” dedi.

Tillis ise şu anki eğiliminin “evet” oyu vermek yönünde olduğunu belirtmekle birlikte fonla ilgili çözülmesi gereken sorunlar olduğunu vurguladı.

Adalet Komisyonu üyelerinin Blanche’ın adaylığını parti sınırlarına göre oylayarak Senato Genel Kuruluna sevk edeceği varsayıldığında, Cumhuriyetçi kanattan gelecek tek bir fire bile süreci sekteye uğratabilir. Bu durum, Blanche üzerinde çarşamba günkü oturumda hata yapmadan performans göstermesi yönünde büyük bir baskı oluşturuyor.

Olası bir hata, Cumhuriyetçi liderlerin onay sürecini ağustos ayındaki bir aylık resesyon öncesinde tamamlamasını zorlaştırabilir.

Son günlerde Blanche’ın onay oturumu öncesinde işleri kolaylaştırmaya çalıştığına dair işaretler görülüyor. Salı günü Kongre binasında temaslarda bulunan Blanche, Durbin dahil birçok milletvekiliyle bir araya geldi.

Durbin, Blanche’ın artık feshedilen “mağdur fonu” konusundaki yönetim biçiminde “hata yaptığını” kendisine itiraf ettiğini aktardı.

Blanche ayrıca Adalet Komisyonu dışındaki Cumhuriyetçi senatörlerle de bağ kurmaya çalışıyor. Geçen hafta Alaska’ya çok günlük bir ziyaret gerçekleştiren Blanche, ılımlı Cumhuriyetçi Senatör Lisa Murkowski’nin eyaletinde, Adalet Bakanlığı ile Anchorage yönetimi arasında liman genişletme projesine dair yaklaşık 200 milyon dolarlık bir uzlaşma anlaşması sağlandığını duyurdu.

Murkowski salı günü yaptığı açıklamada, Blanche için hala bazı özel takip soruları olduğunu ifade etti.

Bu kasım ayında zorlu bir yeniden seçim kampanyasıyla karşı karşıya olan Maine Senatörü Susan Collins de Blanche hakkında henüz bir karar vermediğini, oturumun sonuçlarını beklediğini dile getirdi.

Oylamanın parti sınırlarına göre yapılması durumunda Senato Genel Kurulunda sadece iki Cumhuriyetçi üyenin oyunu kaybetme lüksü olan Blanche, çarşamba günü senatörlerin sorularını yanıtlayacak. Perşembe günü ise dışarıdan davet edilen tanıklar Blanche’ın karakteri hakkında ifade verecek.

Komisyonda dinlenecek tanıklar

Cumhuriyetçiler tanık olarak, George W. Bush döneminde Adalet Bakanlığı yapan John Ashcroft’u, Federal Kolluk Kuvvetleri Memurları Derneği Başkanı John Adler’ı ve kızı belgesiz bir göçmen tarafından öldürüldükten sonra sert göçmenlik politikalarını savunan Jennifer Bos’u davet etti.

Demokratlar ise Epstein dosyalarının yayımlanması sırasında adı yanlışlıkla ifşa edilen Epstein’ın cinsel istismar mağdurlarından Danielle Bensky ile eski Adalet Bakanlığı Af Avukatı Liz Oyer’ı tanık olarak çağırdı.

Demokratlar çarşamba günkü oturumda, Blanche’ın Adalet Bakanı Yardımcısı olduğu dönemde Epstein davası dosyalarının kamuoyu açıklanması sürecini yönetme biçimine yönelik eleştirileri yoğunlaştırmayı hedefliyor.

Halefi Pam Bondi’nin gerçekleştirdiği bir dizi hatanın ardından Blanche, sansür hatalarıyla gölgelenen ve bazı milletvekilleri ile Epstein mağdurları tarafından Trump ve dosyalarda adı geçen diğer güçlü erkekleri korumaya yönelik olduğu gerekçesiyle eleştirilen sürecin kamuoyundaki yüzü olmuştu.

Adalet Komisyonunda görev yapan bir Demokrat senatörün özel stratejileri paylaşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan yardımcısı, Demokratların Blanche’a geçen yaz Florida’ya giderek Epstein’ın mahkum edilmiş tek suç ortağı olan ve şu anda 20 yıllık hapis cezasını çeken Ghislaine Maxwell ile yaptığı görüşmeyi sormayı planladıklarını aktardı.

Maxwell, Blanche ile yaptığı görüşmelerin ardından daha düşük güvenlikli bir hapishaneye sevk edilmişti.

Blanche bu nakli güvenlik gerekçeleriyle savunsa da diğer kesimler bunun, Maxwell’in Trump ile Epstein arasındaki geçmiş dostluk süresince Trump’ın herhangi bir usulsüzlüğüne tanık olmadığını söylemesinin bir ödülü olduğunu öne sürüyor.

Senatör Richard Blumenthal, Blanche’a 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılan isyancıların affedilmesindeki rolünü ve bu aflarla ilgili yasa ihlallerini soruşturmadaki başarısızlığını sormayı planlıyor.

Blanche ayrıca Adalet Bakanlığının, Trump’ın muhalifi olarak görülen eski FBI Direktörü James Comey, eski Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell ve New York Başsavcısı Letitia James gibi isimlere yönelik siyasi nitelikli kovuşturma ve soruşturmaları nedeniyle de inceleme altında kalabilir.

Senato Adalet Komisyonundaki Demokratların stratejisi Temsilciler Meclisindeki meslektaşları tarafından da desteklenebilir.

Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonunun en kıdemli Demokrat üyesi Jamie Raskin, salı günü Blanche’a gönderdiği mektupta, federal yargıçların Trump dönemi Adalet Bakanlığı avukatlarının mahkeme kararlarını ihlal ettiği, yanıltıcı veya yanlış bilgi verdiği ya da hassas davalarda kritik bilgileri gizlediği yönündeki iddialarına yanıt vermesini talep etti.

Adalet Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Chuck Grassley ise çarşamba günü yapacağı açılış konuşmasında Demokratların karalama taktiklerine karşı Blanche’ın adaylığına yönelik iki partili geniş desteği vurgulamaya hazırlanıyor.

Demokratların bu sorgulama hatları Blanche için zorlayıcı olsa da asıl dikkatler komisyondaki Cumhuriyetçi üyeler John Cornyn ve Thom Tillis üzerinde olacak.

Blanche, Senato Cumhuriyetçilerinin özel itirazları ve kamuoyu tepkisinin ardından “mağdur fonu” planlarından neden vazgeçtiği ve bu girişimle aslında neyi amaçladığı konusunda hassas bir denge kurmak zorunda kalacak.

Blanche’ın bu fonu ilerleyen süreçte yeniden canlandırmayacağına dair yazılı bir beyanda bulunmayı reddetmesi, şüpheyle yaklaşan Cumhuriyetçiler için sorun teşkil edebilir.

Tillis salı günü yaptığı açıklamada, “Bu fonun tamamen sonlandırıldığını kesin olarak bilmek zorundayım. Bu kötü bir imaj ve kötü bir politika, ortadan kalkmalı” dedi.

Amerika

Musk ara seçimler için Cumhuriyetçilere 445 milyon dolar bağışladı

Yayınlanma

Milyarder Elon Musk, ABD’de düzenlenecek Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Bütçesinin 158 milyon dolarını Teksas’taki Senato yarışına aktaran Musk, Demokrat finansör George Soros’un harcamalarını geride bıraktı.

Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı.

Bloomberg’in haberine göre bu harcama, Musk’ı seçim tarihinin en büyük siyasi bağışçılarından biri konumuna getirdi.

Federal Seçim Komisyonu verilerine göre Musk, yalnızca ekim ayının ilk iki haftasında Cumhuriyetçi adayları destekleyen America PAC adlı siyasi eylem komitesine 77 milyon dolar aktardı.

Musk’ın mali desteği, Demokrat Parti’ye kaynak sağlayan finansör George Soros gibi geleneksel bağışçıların harcamalarını geride bıraktı.

America PAC, Cumhuriyetçi adayların yarıştığı kritik eyaletlerdeki Senato seçimleri için 71 milyon dolar harcadı.

Bu kaynak Ohio, Michigan, Iowa ve Maine eyaletlerindeki yarışların yanı sıra Temsilciler Meclisi’ndeki 30’u aşkın çekişmeli bölgeye dağıtıldı.

En büyük harcama Teksas’taki Senato yarışı için yapıldı

Musk bütçesindeki en büyük payı Teksas eyaletindeki Senato seçimine ayırdı.

Eylül ayında Senate Leadership Fund adlı fona 158 milyon dolar aktaran Musk, bu kaynağın Texas PAC üzerinden Cumhuriyetçi Başsavcı Ken Paxton’a ulaştırılmasını sağladı.

Paxton’ın Demokrat rakibi James Talarico, seçim kampanyasında Musk’ın finansal gücünü gündeme taşıyarak milyarderi “Senato koltuğunu satın almaya çalışmakla” suçladı.

Seçim sonuçları, faaliyetleri federal düzenleyici kurumların denetimine bağlı şirketleri yöneten Musk için önem taşıyor.

SpaceX, Tesla, Boring Company ve Neuralink’in sahibi olan Musk’ın hükümet verimliliği birimindeki (DOGE) görevi, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması durumunda Kongre denetimine takılabilir.

The New York Times daha önce Musk’ı “tarihin en büyük Cumhuriyetçi bağışçısı” olarak nitelendirmişti.

Musk da ara seçimlerde partisinin adaylarına en az 100 milyon dolar harcayacağını açıklamıştı.

Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026’da yapılacak.

Seçmenler, 100 üyeli Senato’nun 35 koltuğunu ve 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamını yenilemek üzere sandık başına gidecek, ayrıca 36 eyalette vali seçecek.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de birbiri ardına sahte seçim anketi itirafları

Yayınlanma

ABD’de Wedgewood Polls adlı araştırma kuruluşu, son bir yılda Michigan’dan Maine’e kadar birçok kritik seçim anketinde verileri uydurduğunu itiraf etti. Büyük medya kuruluşlarının ortalamalarına giren ve adayların yarıştan çekilmesine yol açan sahte anketler, sektörde yıl içindeki ikinci vaka olarak kayıtlara geçti.

ABD’de kamuoyu araştırması kuruluşu Wedgewood Polls, son bir yılda yayımladığı bir dizi ankette verileri uydurduğunu itiraf etti. Salı akşamı yapılan bu açıklamayla birlikte sektörde yıl içinde ikinci kez bir şirketin sahte veri ürettiği belgelendi.

Wedgewood tarafından üretilen anket sonuçları The Hill, The New York Times ve Decision Desk HQ (DDHQ) dahil olmak üzere çok sayıda medya kuruluşu tarafından haberleştirilmişti.

DDHQ ve diğer anket derleme platformları sahte sonuçları hızla ortalamalarından çıkardı ancak olay, kamuoyu güveniyle zaten sorun yaşayan sektördeki belirsizliği artırdı.

Anket derleme ve siyasi analiz platformu FiftyPlusOne’ın kurucusu G. Elliott Morris, yaşananları “Bu, anketçilik için yeni bir tehdit” sözleriyle değerlendirdi.

Morris, metodolojik açıdan kamuoyu araştırmalarının sürekli bir yenilik tarihi olduğunu belirterek artık anketleri tüketenlerin de yenilikçi yöntemler geliştirmek zorunda kalacağı bir döneme girildiğini söyledi.

Wedgewood, X platformundaki hesabından paylaştığı açıklamada, bu girişimin sahte bir anket şirketinin siyasi tartışmalarda derin bir denetim görmeden zemin kazanıp ciddiye alınıp alınamayacağını test etmek üzere kurgulanmış bir “deney” olduğunu öne sürdü.

Şirketin paylaşımında, “Wedgewood Polling hiçbir zaman bir seçimi etkileme veya kamuoyunu kalıcı olarak yanıltma amacı taşımadı; bu bir uyarı zili olarak tasarlandı” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, sektör emektarlarından oluşan küçük bir grubun yönettiği hayali bir yapının ana anket ortalamalarına girebilmesi ve büyük haber kuruluşlarınca alıntılanabilmesi durumunda verilerin doğrulanma, derlenme ve haberleştirilme standartlarının değişmesi gerektiği savunuldu.

Eleştirmenler ise Michigan’dan Maine’e kadar Senato yarışlarını kapsayan sahte verilerin siyasi sahada çok somut sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.

Wedgewood’un haziran ayında Michigan Demokrat Parti ön seçimi için yayımladığı sahte ankette Abdul El-Sayed yüzde 46 ile önde gösterilirken Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens yüzde 39’da kalmıştı. Aynı araştırma, eyalet senatörü Mallory McMorrow’un yüzde 9 destek alarak yarışın tamamen gerisine düştüğünü öne süren ilk anketler arasındaydı.

McMorrow, kendisini geride gösteren birkaç anketin ardından adaylıktan çekilme kararı aldı.

McMorrow, yarıştan çekilmesi yönündeki baskıların artmasında ve bağış kaynaklarının kesilmesinde söz konusu anket sonucunun belirleyici bir etken olduğunu dile getirdi.

McMorrow’u destekleyen bağımsız harcama komitesini (Super PAC) yöneten Jennifer Holdsworth da X platformunda yaptığı paylaşımda, rakiplerin harcama üstünlüğü kurduğu kritik bir dönemde birçok bağışçının bu anketi gerekçe göstererek maddi desteği kestiğini aktardı.

Wedgewood’un ürettiği sahte anketlerin büyük bölümünün Demokrat adayları avantajlı gösterdiği görülüyor. Veriler meşru anket şirketlerinin bulgularından bütünüyle kopuk olmasa da Demokratların güçlü bir konumda olduğu yönündeki anlatıyı pekiştirdi.

Yayımlanan veriler arasında, Maine eyaletinde Demokrat Senato adayı Troy Jackson’ın Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in 4 puan önünde yer aldığı iddiası bulunuyordu. Genel seçim anketinde ise El-Sayed, eski Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Mike Rogers karşısında 6 puan önde gösterilerek diğer şirketlerin bulgularının oldukça üzerinde bir fark yaratıldı.

Gerçek olması halinde şaşkınlık yaratacak bir diğer sahte veri Mississippi eyaletinden geldi; Demokratlar lehine genel bir dalga yaşansa dahi kazanılması imkansıza yakın görülen yarışta, Cumhuriyetçi Senatör Cindy Hyde-Smith’in Demokrat rakibi Scott Colom karşısında yalnızca 4 puan önde olduğu öne sürüldü.

Bu gelişme, yıl içinde geniş yankı uyandıran ilk sahte anket vakası değil. Ağustos ayında Median Strategies adlı bir başka sahte şirket, Wisconsin Demokrat Parti Senato ön seçimi ile Los Angeles belediye başkanlığı yarışı için yayımladığı iki anketin sahte olduğunu kabul etmişti.

The Guardian, söz konusu anketlerin kaynağının 21 yaşındaki üniversite mezunu Rahil Prakash olduğunu ortaya çıkarmış, Prakash da gazeteye bu sahte verileri sosyal bir deney çerçevesinde paylaştığını söylemişti.

Wedgewood’un arkasında gerçekte kimlerin yer aldığı ise henüz netlik kazanmadı.

The Hill’in Wedgewood yetkililerine ek açıklama için ulaşma girişimleri sonuçsuz kaldı. Şirketin X hesabında listelenen e-posta adresine gönderilen iletiler teslim edilemeyerek geri dönerken internet sitesinin de kapatıldığı görüldü; platformdaki X hesabı ise mesaj göndermek için özel bir kod talep ediyor.

Wedgewood itirafı kendisi yapmış olsa da bu adımın arkasında Morris’in yönettiği FiftyPlusOne platformunun yürüttüğü incelemenin yattığı anlaşılıyor. Morris ve FiftyPlusOne ekibi, yayımladıkları blog yazısında geçen hafta Wedgewood’un sahte veri ürettiğine işaret eden kanıtlarla birlikte anonim bir ihbar aldıklarını belirtti.

Ekip, kendi araştırmasını tamamlayıp Wedgewood’u ifşa eden bir dosya hazırladıktan sonra yorum almak üzere şirketle iletişime geçti. Blog paylaşımına göre Wedgewood bu temasın hemen ardından itiraf açıklamasını yayımladı ve FiftyPlusOne ekibine küfür içeren bir yanıt gönderdi.

Morris, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, yaşananların doğru sonuçlar üretmek için çaba gösteren meşru anket şirketlerini zaten zorlayan güven erozyonunu daha da ağırlaştırdığını kaydetti.

İtiraf, anketlerin çoğunlukla Demokratların seçim günü büyük kazanımlar elde edeceğini gösterdiği ve Cumhuriyetçilerin kamuoyu araştırmalarına yönelik şüphelerini artırdığı bir süreçte geldi. Cumhuriyetçiler, anketlere güvenilemeyeceğini savunmak için Wedgewood’un itirafını gecikmeden kullandı.

Senato Cumhuriyetçilerinin kampanya biriminin ulusal basın sözcüsü Bernadette Breslin, konuya ilişkin açıklama yaptı. Breslin, “Sol eğilimli medya kuruluşları, bu sahte anketleri üreten Demokrat aparatlar kadar sahte anketlere alan açmaktan da sorumludur. Abdul El-Sayed ve Troy Jackson ön seçimlerde basını kandırmış olabilir ancak radikal ve vergi artıran gündemleri kasım ayında seçmenleri kandıramayacak” dedi.

ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr ise X platformunda gazetecileri ve yayıncıları “temel gazetecilik etiğini gözetmeksizin bu anketleri yaymaktan veya ekrana taşımaktan” kaçınmaları konusunda uyardı.

Tümüyle sahte anketlerde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Carr, FCC’nin bu meseleleri ciddiyetle ele aldığını belirterek “Yayıncıların, federal lisans şartları uyarınca haberleri çarpıtması veya asılsız yayın kurgularını teşvik etmesi yasaktır” hatırlatmasını yaptı.

Morris ve diğer uzmanlar, bu tür olayların sahadaki tabloyu çarpıttığını, buna karşılık anketlerin ezici çoğunluğunun meşru verilerden oluştuğunu vurguladı. Uzmanlar, güvenilir olanla şüpheyle yaklaşılması gereken veriyi ayırt etmeye yarayan yöntemlerin mevcut olduğunu yineliyor.

Kamuoyu araştırmaları şirketi Verasight’ın kurucu ortağı ve icra kurulu başkanı Ben Leff, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin (AAPOR) süreçlerini belirli asgari kriterlere göre yürüten şirketler için akreditasyon standartları uyguladığını hatırlattı. Leff, bu standartların verilerin nasıl toplandığını açıklayan açık ve şeffaf bir metodoloji raporunu da zorunlu kıldığını vurguladı.

Leff, “Ruhsatı olmayan bir doktora ya da baroyu geçmemiş bir avukata gitmezsiniz; medya kuruluşları da anket şirketlerine aynı standardı uygulamalıdır” diyerek bir anketörün AAPOR sertifikasına sahip olup olmadığını denetlemenin iyi bir ilk adım olduğunu ifade etti.

Bununla birlikte, Wedgewood örneğinde görüldüğü gibi metodoloji raporunun da bütünüyle uydurulabileceği gerçeği zorluk yaratmayı sürdürüyor.

Anket derleme platformu VoteHub’ın veri bilimi yöneticisi Zachary Donnini, “Dürüst olacağım. Ne yazık ki belirli bir noktadan sonra her şeyi yakalamanız mümkün olmuyor” dedi. Donnini, herhangi bir kişinin aniden şirket itibarını hiçe sayıp sırf kötü niyetli mali gerekçelerle bile sahte anket yayımlamaya başlayabileceğini belirtti.

Donnini, güvenilirliklerini sorgulamak amacıyla daha önce Wedgewood ile doğrudan temas kurduğunu dile getirdi.

Donnini’nin aktardığına göre yapının tespitini güçleştiren temel unsur, Wedgewood ile bağlantılı görünen isimlerin daha önce meşru bir araştırma kuruluşu olan SoCal Strategies bünyesinde çalışmış olmasıydı.

Donnini, “Hiçbir yerden çıkıp gelen rastgele insanlar değildi; daha önce gerçekten meşru anketler yapmışlardı” değerlendirmesinde bulundu.

Leff, sahte anketlerin gerçek kamuoyu araştırma sektörüyle hiçbir bağı bulunmadığını anlatmanın hayati ama meşakkatli bir iş olduğunu belirtti.

Leff, “Haber kanalları insanların tükettiği içeriğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor; bu nedenle kamuoyunun sosyal medyada ve internette çok dikkatli olması, anketlere atıf yapan içerikleri okurken bu kurumların meşru olup olmadığını mutlaka kontrol etmesi gerekecek” uyarısını yaptı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Yayınlanma

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.

ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.

Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.

Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.

Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.

Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.

Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.

Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.

Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.

Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.

Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.

Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı

Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.

Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.

Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.

Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.

Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.

Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English