Amerika

ABD’de Z kuşağı varlıklı görünmek istiyor: Kredi kartı borcu 986 milyar dolar

Yayınlanma

ABD’de Z kuşağının yüzde 24’ü sosyal medyada maddi zenginlik sergileme baskısı altında yaşarken toplumun yüzde 41’i kendini finansal açıdan güvende görmüyor. Kredi kartı borçlarının 986 milyar dolarla rekor kırdığı ülkede, borçla finanse edilen tüketim kültürü dar gelirlileri uzun vadeli yükümlülüklere sürüklüyor.

ABD’de Z kuşağının neredeyse dörtte biri, sosyal medyada varlıklı görünmek için yoğun baskı hissediyor. Finans şirketi Empower’ın verilerine göre, genel nüfusun yüzde 41’i ise kendini maddi bakımdan güvende görmüyor.

Araştırmacı ve yazar John Mac Ghlionn, The Hill için kaleme aldığı makalede, borçlanarak zengin görünmeye çalışan milyonlarca Amerikalının içine düştüğü tabloyu değerlendirdi.

Durumu “basit, acımasız ve reddedilemez bir matematik” olarak tanımlayan Mac Ghlionn, “Milyonlarca dar gelirli insan, diğer dar gelirlilere petrol zengini gibi yaşadıklarını kanıtlamak için borç parayla harcama yapıyor” dedi.

Gündelik tüketim alışkanlıklarını örnek gösteren Mac Ghlionn, her gün kredi kartıyla yulaf sütlü kahveye 7 dolar ödeyenlerin, bardaktaki köpük desenini fotoğraflayıp benzer harcamalar yapan tanıdıklarıyla paylaştığını aktardı.

Yazar, “Bu durum tamamen akıldışı ve hafif bir delilik hali. Ancak çoğunluğun bütçesini aşan bir sandviçin gösteriş meraklısı hastalıklı bir kültürde statü simgesine dönüştüğü günümüz Amerikası tam da böyle bir yer” ifadelerini kullandı.

Benzer bir tüketim biçiminin lüks giyimde de görüldüğünü kaydeden araştırmacı, küçük bir logo uğruna 400 dolarlık tişört alan bir kişinin, ardından restorandaki akşam yemeği hesabını taksitlendirdiğine işaret etti.

İçerik üreticilerinin ise bu düzen üzerinden gelir elde ettiğini belirten Mac Ghlionn, sosyal medyada belirli ürünleri yeren kişilerin kendi profillerindeki alternatif bağlantılardan satış komisyonu kazandığını yazdı.

Tatil alışkanlıklarının da bu illüzyonun parçası haline geldiğini vurgulayan yazar, Akdeniz kıyılarından ve havaalanı salonlarından paylaşılan fotoğrafların ardında ağır borç yükleri olduğunu kaydetti.

Mac Ghlionn’a göre, kredi kartıyla finanse edilen yedi günlük bir yaz tatili, çoğunlukla üç yıllık bir geri ödeme yükümlülüğüne dönüşüyor.

İnsan bilincinin ikiye bölündüğünü savunan araştırmacı, ortaya çıkan tezatı şu sözlerle dile getirdi:

“Dijital benlik; yüksek tasarımın, seçkin mutfakların, sonsuz eğlencenin ve büyük yanılgıların hüküm sürdüğü altın bir çağda yaşıyor. Fiziksel benlik ise stüdyo dairenin lavabosu başında gözyaşları içinde sodyum yüklü hazır erişte yerken bankadan gelen yetersiz bakiye bildirimlerini okuyor. İnsan bilincini iki ayrı varlığa ayırmayı başardık: Sahilden paylaşım yapan marka yöneticisi ve uçak biletini ödeyip biraz daha erişte alabilmek için fazla mesai yapan işçi.”

Mac Ghlionn, bu çarka katılan herkesin kuralları bildiğini ancak oyunu bırakan ilk kişi olmaya cesaret edemediğini belirtti.

Araştırmacıya göre, pahalı bir kahveyi alamayacağını veya tatile gidemeyeceğini kabullenmek, Amerikan toplumunda doğrudan “kişisel başarısızlık” olarak algılanıyor.

Söz konusu tüketim alışkanlıkları resmi verilere de yansıyor. New York Federal Rezerv Bankası verilerine göre, ABD’deki kredi kartı borçları 2023 yılında 986 milyar dolara ulaşarak kayıtların tutulmaya başlandığı 1999 yılından bu yana en yüksek seviyesini gördü.

Çok Okunanlar

Exit mobile version