Amerika
ABD’deki enflasyonun gerçek nedenleri
İktisatçı Michael Roberts, Philadelphia’da düzenlenen ASSA 2026 konferansındaki ana akım tartışmaları değerlendirdi. Roberts, yapay zekanın üretkenlik üzerindeki olası etkilerine dair iyimserliğin hakim olduğu toplantıda, artan kamu borcu ve gümrük vergilerinin doların küresel hakimiyetini tehdit ettiğine dikkat çekti.
İktisatçı Michael Roberts, kişisel blog sayfasında yayımladığı analizde, Amerikan Ekonomi Birliği (AEA) tarafından Philadelphia’da düzenlenen ve dünyanın dört bir yanından binlerce ekonomistin katıldığı ASSA 2026 konferansını değerlendirdi.
Roberts, konferansın ana akım oturumlarına, tıpkı 2025’te olduğu gibi yapay zeka (AI) ve bunun ekonomiler üzerindeki etkisinin damga vurduğunu belirtti.
Roberts, “Yapay Zeka ve Üretkenlik: Bu Sefer Farklı mı?” başlıklı oturumda konuşmacıların, yapay zekanın en azından ABD üretkenlik büyümesi için oyun değiştirici olacağı konusunda hemfikir olduklarını aktardı.
Stanford Üniversitesi’nden Erik Brynjolfsson’un görüşlerine yer veren Roberts, sürecin bir “J eğrisi” izleyebileceğini vurguladı.
Brynjolfsson’a göre, sanayideki benimsenme sürecinde nitelikli işçilerin işten çıkarılması ve yeni işçilerin uyum sağlaması zaman alacağı için üretkenlik kısa vadede düşebilir.
Ancak Brynjolfsson, “Nihayetinde yapay zeka benimsenmesi, işgücü verimliliğinde kademe değişikliği sağlayacak genel amaçlı bir teknoloji (GPT) haline gelecektir” değerlendirmesinde bulundu.
Genel amaçlı teknolojiler ve icat yöntemleri birleşiyor
ABD Merkez Bankası (Fed) ve Brookings Enstitüsü ekonomistlerinin bu iyimserliği bir adım öteye taşıdığını belirten Roberts, sunulan tebliğlerde yapay zekanın hem “genel amaçlı teknoloji” (GPT) hem de “icat yöntemlerinin icadı” (IMI) özelliklerini taşıdığının savunulduğunu aktardı.
Ekonomistler, ampul gibi işgücü tasarrufu sağlayan yeniliklerin etkisi zamanla sönümlenirken, GPT ve IMI türü teknolojilerin üretkenlik üzerinde daha uzun süreli etkileri olduğuna dikkat çekti.
Roberts, ekonomistlerin şu görüşünü aktardı:
“Hem GPT’ler hem de IMI’ler üretkenlik büyümesini uzun süre teşvik ettiğinden, üretken yapay zekanın (genAI) üretkenlik üzerinde kayda değer bir etkiye sahip olmasını beklemek makul.”
OECD ekonomistlerinin de bu görüşü desteklediğini belirten Roberts, yapay zekanın önümüzdeki on yıl içinde yıllık toplam faktör verimliliği (TFP) büyümesine 0,3 ila 0,9 puan arasında katkı sağlayabileceğinin öngörüldüğünü yazdı.
Gümrük vergileri ve belirsizlik doları tehdit ediyor
Konferansın bir diğer önemli gündem maddesinin ABD gümrük vergileri ve doların geleceği olduğunu ifade eden Roberts, Brown Üniversitesi’nden Yeni Keynesyen ekonomistlerin sunduğu çalışmaya değindi.
Çalışmaya göre, gümrük vergileriyle birlikte ABD üretiminde 1,6 puanlık düşüş, enflasyonda 0,8 puanlık artış ve dolarda yüzde 4,8’lik değerlenme bekleniyor.
Fakat Roberts, Trump’ın nisan ayındaki tarife hamlelerinden bu yana doların neden zayıfladığını sorgulayan yazarların, bunu “tarife politikası belirsizliğine” bağladıklarını aktardı.
Yazarlar, “Belirsizlik talebi azaltır ve tarife uygulayan ülkenin para birimini zayıflatan bir risk primi takozu oluşturur” tespitinde bulundu. Roberts, yazarların Trump’ın politikalarının doların “olağanüstü ayrıcalığının” kalıcı olmayabileceğine işaret ettiği sonucuna vardıklarını belirtti.
Bu görüşün, borç konusundaki uzman Kenneth Rogoff’un sunumuyla da örtüştüğünü vurgulayan Roberts, Rogoff’un ABD’deki artan kamu borcunun doların dünya piyasalarındaki ayrıcalıklı konumunu tehdit ettiğini savunduğunu aktardı.
Rogoff, Trump’ın devletin borçlanma araçlarının bir parçası olarak kripto para “stablecoin”lerini tesis etmesinin bu riski daha da artırdığını öne sürdü.
Enflasyonla mücadelede Fed’in etkisi
Roberts, Fed’in para politikalarının ve enflasyonla mücadelesinin de konferansta masaya yatırıldığını belirtti.
Eski Fed Başkanı Janet Yellen’ın da aralarında bulunduğu isimlerin, Fed’in istihdam ve enflasyon arasındaki dengeyi koruyan ikili yetkisinin (dual mandate) enflasyonun kontrolden çıkmasına neden olup olmadığını tartıştığını aktardı.
Bazı konuşmacıların, Fed’in faiz oranlarını artırmada ve parasal genişlemeyi (QE) tersine çevirmede yeterince hızlı davranmadığını savunduğunu belirten Roberts, diğerlerinin ise sorunu “mali baskınlık” (fiscal dominance) olarak tanımladığını ifade etti.
Roberts, Yellen’ın kendi döneminde mali baskınlık olduğu iddialarını reddettiğini, ancak tüm tarafların Fed’in enflasyon üzerinde çok az etkisi olduğu veya hiç etkisi olmadığı konusunda hemfikir göründüğünü vurguladı.
Enflasyonun talep kaynaklı değil, arz kaynaklı olduğu görüşünün öne çıktığını belirten Roberts, bir oturumda ekonomistlerin şu tespitine yer verdi:
“Arz eksikliklerini tetiklemeyen toplam talep patlamaları, büyük olsalar bile enflasyonist değildir.”
Mali kemer sıkma politikaları gündemde
Fed oturumunda yapay zekanın enflasyonla mücadelenin gelecekteki kurtarıcısı olarak görüldüğünü aktaran Roberts, yapay zeka benimsenmesinden kaynaklanan üretkenlik artışının ABD kamu borcu/GSYİH oranına yardımcı olacağının savunulduğunu belirtti.
Ancak bunun yeterli olmayacağı görüşünün hakim olduğunu ifade eden Roberts, “mali savurganlığın” sona erdirilmesi gerektiği konusunda bir uzlaşı olduğunu yazdı.
Roberts, Yellen’ın bütçe açığını kapatmak için vergilerin artırılması ve refah ile sağlık sigortası (medicare) gibi federal sosyal hak programlarında kesintiye gidilmesi çağrısında bulunduğunu aktardı.
Roberts, bu durumu “Yeniden bir ‘kemer sıkma’ turu” olarak nitelendirdi.
Ana akım iktisatçıların kamu borcuna odaklanırken sermayenin kârlılığını baskılayan yüksek özel sektör borcunu göz ardı ettiğini savunan Roberts, kamu borcundaki artışın aslında özel sektörün çöküşlerinden kaynaklandığını vurguladı.
Çin şoku ABD imalatını derinden sarstı
Yapay zekanın kapitalizmin üretkenlik büyümesi için bir kurtarıcı olabileceğini, ancak Çin’in durumunun bunun tam tersi bir etki yarattığını belirten Roberts, ABD üretkenlik trendleri uzmanı Robert Gordon’ın verilerine dikkat çekti.
Roberts, 1972-2009 yılları arasında ABD imalat üretkenliğinin özel sektörden daha hızlı büyüdüğünü, ancak 2009-2024 döneminde bu durumun tersine döndüğünü aktardı.
Gordon’ın verilerine göre, imalat inovasyonundaki yavaşlama bu düşüşün yüzde 40’ını oluştururken, geri kalan yüzde 60’lık kısım yatırım büyümesindeki azalmadan kaynaklanıyor.
Roberts, bu yavaşlamanın Çin’in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) girmesinin ardından yüksek katma değerli sektörlerdeki başarısıyla hızlandığını belirtti. Roberts, analizini şu ifadelerle noktaladı:
“Çin ‘şoku’ ABD imalat gücünün belini kırdı. Tarife politikasının ABD imalat üretkenliğindeki düşüşü tersine çevirmesi pek muhtemel değil.”
ABD’de işsizlik oranı %4,6 ile dört yılın en yüksek seviyesine ulaştı