Ortadoğu

ABD’den Suudilere nükleer silah vizesi

Yayınlanma

Donald Trump yönetiminin, Suudi Arabistan’ın sivil nükleer programına destek sağlamak amacıyla hazırlanan anlaşma taslağında, Riyad’ın nükleer silah edinmesini önleyecek uluslararası denetim mekanizmalarını zorunlu kılmadan uranyum zenginleştirmesine izin vermeyi kabul ettiği bildirildi. CNN kanalının haberinde, bir yılı aşkın süredir onay bekleyen metnin, Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü askeri süreç ve Kongre’nin iki partili engelleme girişimi endişesiyle bekletildiği aktarıldı.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Suudi Arabistan’ın sivil nükleer programını desteklemek amacıyla hazırlanan ikili anlaşma taslağında, Riyad’ın nükleer silah geliştirmesini önlemeyi hedefleyen uluslararası denetim mekanizmalarını zorunlu kılmaksızın uranyum zenginleştirmesine ön onay verdiği belirtildi.

CNN’in konuya vakıf kaynaklara ve incelediği belgelere dayandırdığı haberde, iki ülke arasında müzakere edilen nükleer işbirliği projesinin detayları yer aldı.

İki kaynağın aktardığı bilgilere göre, hazırlanan mutabakat metni bir yılı aşkın süredir ABD Başkanı’nın imzasını bekliyor.

Onay sürecinin ertelenmesinde, Trump’ın Tahran’ın nükleer silah edinmesini engelleme gerekçesiyle yürüttüğü askeri gerilim ve çatışma sürecinin etkili olduğu ifade edildi.

Kongre üyelerinin bir kısmı ise Beyaz Saray’ın, girişimi bloke edebilecek iki partili ortak bir karar tasarısından çekindiği için onay sürecini ağırdan aldığını değerlendiriyor.

Kanala değerlendirmede bulunan nükleer güvenlik uzmanları, anlaşmada katı sınırlandırmaların yer almamasının, Suudi Arabistan’a kendi nükleer silahını üretme yolunu açabileceği konusunda uyarıyor.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, daha önce yaptığı bir açıklamada, bölgesel rakipleri İran’ın nükleer silaha sahip olması durumunda krallığın da nükleer bomba edineceğini açıkça beyan etmişti.

Uluslararası denetim yerine ikili garanti

Elde edilen taslak metne göre taraflar arasındaki anlaşma, Riyad yönetimini, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) daha sıkı ve kapsamlı teftişler yapmasına olanak tanıyan Ek Protokolü’nü imzalamakla yükümlü kılmıyor.

Taslak, bunun yerine yalnızca ABD ile Suudi Arabistan arasında karşılıklı güvencelere dayanan ikili bir garanti mekanizması kurulmasını öngörüyor.

Trump yönetimi, Kongreye sunduğu raporda söz konusu ikili güvenlik önlemlerinin nükleer silahların yayılması açısından “en hassas” olarak kabul edilen uranyum zenginleştirme, konversiyon, yakıt üretimi ve yeniden işleme alanlarını kapsayacağını savunmuştu.

Fakat televizyon kanalının aktardığı üzere, anlaşmanın spesifik ve somut uygulama koşulları henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

“Altın standart” nükleer ortaklığın gerisinde

Mevcut taslak, ABD ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında 2009 yılında imzalanan ve küresel nükleer işbirliğinde “altın standart” olarak nitelendirilen anlaşma ile kıyaslandığında oldukça gevşek kurallar içeriyor.

BAE, söz konusu anlaşmayla uranyum zenginleştirme ve yeniden işleme faaliyetlerinden gönüllü olarak feragat etmiş, UAEA’nın genişletilmiş denetimlerini ve Ek Protokolü’nü kayıtsız şartsız kabul etmişti.

Suudi Arabistan topraklarında UAEA’nın zorunlu mekanizmaları olmadan uranyum zenginleştirilmesine olanak tanınması ihtimali, Kongre üyeleri arasında ciddi bir huzursuzluğa yol açtı.

Silah Kontrolü Derneği Temsilcisi Kelsey Davenport, belirli ülkelere imtiyaz tanıyan bu tür “kişiye özel” nükleer garanti anlaşmalarının tehlikeli bir emsal teşkil edeceğini vurguladı.

Davenport, bu durumun Rusya ve Çin gibi küresel güçlerin de diğer devletlere çok daha zayıf denetim mekanizmaları içeren benzer nükleer işbirliği anlaşmaları teklif etmesine zemin hazırlayabileceğine işaret etti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version