Dünya Basını
ABD’li emekli Korgeneral Hertling: İran’da askeri başarı tek başına sonucu belirlemez
ABD’li emekli Korgeneral Mark Hertling, İran’a yönelik askeri harekatın taktik düzeyde etkili sonuçlar ürettiğini ancak stratejik sonucun hâlâ belirsiz olduğunu söyledi. Hertling, “Ne kadar başarılı olursa olsun, askeri güç tek başına siyasi hedefe ulaşmaz” uyarısında bulunarak, savaşın nihai amacının netleşmediğine dikkat çekti.
The Bulwark YouTube kanalında yayımlanan “Command Post” programında konuşan ABD Kara Kuvvetleri eski Avrupa Komutanı emekli Korgeneral Mark Hertling, İran’a yönelik devam eden askeri harekatın ilk üç haftasına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme sundu. Programın sunuculuğunu yapan The Bulwark muhabiri Ben Parker ile konuşan Hertling, askeri planlamanın merkezinde yer alan “durum raporu” yaklaşımıyla mevcut tabloyu özetledi.
Hertling, Pentagon’daki görev yıllarından bir anekdotla çerçeve çizerek, “Savunma Bakanı Donald Rumsfeld bana ‘60 saniyede ne olduğunu anlat’ demişti. Bugün de İran için aynı şeyi yapabiliriz” dedi. Ardından ABD’nin temel hedeflerini sıraladı: “ABD’nin stratejik hedefi İran’ın füze ve insansız hava aracı kabiliyetlerini yok etmek, nükleer ve askeri altyapısını etkisiz hale getirmek, Hürmüz Boğazı’nı yeniden güvenli hale getirmek ve İran’ın vekil güçler üzerinden nüfuz kurma kapasitesini zayıflatmak.”
İran’ın hedeflerine ilişkin değerlendirmesinde ise Hertling, “İran’ın amacı ABD ve müttefiklerine maliyet yüklemek, küresel enerji piyasalarını bozmak, bölgesel vekil ağlarını harekete geçirmek ve rejimi tehdit eden saldırılara rağmen ayakta kalmak” ifadelerini kullandı.
“İran askeri güçte değil, zayıf noktada oynuyor”
Programda konuşan Ben Parker, ABD’nin hedeflerinin ağırlıklı olarak askeri kabiliyetleri ortadan kaldırmaya odaklandığını, İran’ın ise daha farklı bir strateji izlediğini belirtti. Parker, “İran’ın hedefleri daha çok rejimin devamını sağlamak ve ABD üzerinde siyasi baskı kurmak” dedi.
Hertling bu değerlendirmeyi genişleterek İran’ın asimetrik stratejisine dikkat çekti. “İran, ABD ordusuyla doğrudan rekabet edemeyeceğini biliyor. Bu nedenle zayıf noktaları hedef alıyor” diyen Hertling, şu ifadeleri kullandı: “ABD bir demokrasi. Kamuoyu savaş yorgunluğu yaşarsa hükümetin savaşı sürdürmesi zorlaşır. İran bunu hesaplıyor.”
Ekonomik boyuta da işaret eden Hertling, “Hürmüz Boğazı üzerinden petrol fiyatlarını etkileyebiliyorlar. Bu da küresel ekonomi üzerinden dolaylı baskı kurmalarını sağlıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“İran Körfez ülkelerini Washington’a karşı baskı unsuru olarak kullanıyor”
Hertling, İran’ın yalnızca ABD’yi değil, bölgedeki müttefikleri de hedef alan bir strateji izlediğini söyledi. “İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırıları doğrudan bu ülkeleri cezalandırmak için değil, ABD’ye baskı yapmaları için bir araç” diyen Hertling, şunları kaydetti:
“Dubai’de havalimanı kapanıyor, Katar’da üretim aksıyor, turizm ve enerji akışları zarar görüyor. Bu ülkeler Washington’a ‘bu savaşı durdurun’ baskısı yapmaya başlıyor.”
Hertling, ABD’nin küresel gücünün yalnızca askeri ve ekonomik kapasitesinden değil, ittifak ağından kaynaklandığını vurguladı. “ABD’nin en büyük avantajı yalnız hareket etmemesi. Geçmişte Afganistan’dan Irak’a kadar geniş koalisyonlar kuruldu” dedi.
“Müttefiksiz savaş, en riskli senaryo”
Programda ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO ve diğer müttefiklere yönelik eleştirileri de gündeme geldi. Parker, Trump’ın son açıklamalarında “müttefiklere ihtiyaç yok” mesajı verdiğini hatırlattı.
Hertling bu yaklaşımı eleştirerek Winston Churchill’in sözünü hatırlattı: “Churchill, ‘Müttefiklerle savaşmaktan daha kötü olan tek şey müttefiksiz savaşmaktır’ demişti. Bu bugün için de geçerli.”
Avrupa’nın çekimser tutumuna ilişkin Hertling, “Avrupalılar bu planın parçası değildi. Hedefler net değildi. Amerikan kamuoyu bile üç haftadır neyin amaçlandığını tam bilmiyor” dedi.
NATO içindeki kabiliyet paylaşımına da değinen Hertling, “Her ülke farklı katkı sağlar. Estonya özel kuvvet sunar, Almanya donanma kapasitesi getirir. Bu yapı koordinasyonla işler” ifadelerini kullandı.
“Taktik başarı, stratejik zafer anlamına gelmez”
Programın en kritik bölümünde Parker, savaşın “başarılı olduğu” tezini dile getirerek Hertling’den değerlendirme istedi. Parker, İran’ın askeri kapasitesinin ciddi şekilde zayıflatıldığını, nükleer programının geriletildiğini ve rejimin iç güvenliğe odaklanmak zorunda kalacağını söyledi.
Hertling bu çerçeveyi reddetmeden ancak daha geniş bir perspektif sunarak şu ifadeleri kullandı: “Söylediklerinde yanlış yok. Ancak soru şu: Bu kısa vadeli mi yoksa uzun vadeli çözüm mü?”
Hertling, askeri başarı ile siyasi sonuç arasındaki kopukluğa dikkat çekti: “Ne kadar etkili operasyon yapılırsa yapılsın, eğer siyasi hedef net değilse sonuç alınmaz.”
Orta Doğu’daki güç yapısının kişilere değil kurumlara dayandığını vurgulayan Hertling, “İran’da Ayetullah’ın temsil ettiği kurumsal yapı var. Bu yapı ayakta kaldığı sürece rejim devam eder” dedi.
“İki seçenek de riskli: Ya tırmanış ya geri çekilme”
Hertling, mevcut durumda ABD yönetiminin iki temel seçenekle karşı karşıya olduğunu söyledi: “Ya daha fazla askeri güçle çatışmayı derinleştirecekler ya da zafer ilan edip çekilecekler.”
Bu iki seçeneğin de riskli olduğunu vurgulayan Hertling, “Her iki yol da tehlikeli. Ya uzun süreli bir savaşa girersiniz ya da yarım kalmış bir sonuçla ayrılırsınız” dedi.
Hertling, “Bu savaş, biri ‘bitti’ dediğinde bitmez. Sonrası daha karmaşık olur” ifadelerini kullandı.
“Vietnam’dan gelen ders: Askeri zafer her şeyi çözmez”
Hertling, analizinde Vietnam Savaşı’ndan bir örnek verdi. ABD’li subay Harry Summers ile Vietnamlı bir komutan arasında geçen diyaloğu hatırlatan Hertling, şu sözleri aktardı:
“Amerikalı subay, ‘Sizi savaş alanında hiç yenmedik’ dediğinde, Vietnamlı komutan ‘Bu doğru olabilir ama önemsiz’ diye yanıt verdi.”
Bu örnek üzerinden Hertling, “Askeri başarı siyasi hedefe ulaşmıyorsa anlamını yitirir” değerlendirmesinde bulundu.
“Rusya’nın istihbarat desteği sahaya yansıyor”
Programda izleyici sorularını da yanıtlayan Hertling, Rusya’nın İran’a istihbarat desteği sağladığı iddialarına ilişkin net konuştu. “Rusya ve Çin bu kapasiteye sahip. Bu tür bilgi paylaşımı büyük ihtimalle gerçekleşiyor” dedi.
Hertling, İran’ın bu istihbaratı kullanarak ABD hedeflerine saldırı düzenlediğini belirtti: “Radar tesisleri vuruldu, havaalanları hedef alındı, yakıt ikmal uçakları zarar gördü.”
ABD askerlerinin hayatını kaybettiği saldırılara da değinen Hertling, “Bu saldırılar hassas hedeflere yönelmişti. Bu da istihbarat kalitesinin yüksek olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
“Sahada Amerikan varlığı ihtimali yüksek”
Programın sonunda özel kuvvetlerin sahadaki rolüne ilişkin soruya yanıt veren Hertling, doğrudan bilgi paylaşmadan değerlendirme yaptı. “Geçmişte bu tür operasyonlarda sahada ekipler olurdu. Bugün de benzer bir durum olması muhtemel” dedi.
İsrail’in İran içinde operasyon yürütme kapasitesine dikkat çeken Hertling, “İsrail’in içeride operasyon yapabildiğini biliyoruz. Bu durumda başka aktörlerin de sahada olması sürpriz olmaz” ifadelerini kullandı.
“Ekonomik cephe savaşın seyrini belirleyebilir”
Programın kapanışında Hertling, önümüzdeki dönemde askeri değil ekonomik unsurların daha belirleyici olabileceğini söyleyerek “İran’ın ekonomik araçlarla saldırı kapasitesi artıyor. Bu önümüzdeki haftalarda daha belirgin hale gelecek” dedi.
Ayrıca ABD yönetiminin müttefiklerle yaşadığı gerilimin de savaşın seyrini etkileyeceğini belirten Hertling, “Müttefiklerle yaşanan gerilim bu sürecin en kritik kırılma noktalarından biri olabilir” değerlendirmesinde bulundu.