Amerika

ABD’nin BM’deki Küba toplantısında terör sabıkalı konuklar çıktı

Yayınlanma

ABD’nin BM Daimi Temsilciliğinin Küba oturumu öncesinde düzenlediği toplantıya terör ve ağır suç geçmişi bulunan kişilerin katıldığı belgelendi. Küba Daimi Temsilcisi Ernesto Soberón Guzmán, ablukanın 34’üncü kez oylanacağı BM Genel Kurulu öncesinde yapılan etkinliği kural tanımaz bir korsan gösteri olarak niteledi.

Sosyal medyada yayılan görüntüler, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği tarafından düzenlenen etkinliğe doğrudan terör eylemleri ve şiddet suçlarıyla belgelenmiş geçmişi bulunan kişilerin katıldığını ortaya çıkardı.

Söz konusu etkinlik, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun ABD tarafından uygulanan ekonomik ve finansal ablukanın kaldırılmasını öngören Küba karar tasarısını oylamasından yalnızca sayılı günler önce yapıldı.

Toplantı, 29 Ekim’de yapılması planlanan karar tasarısı oylamasının hemen arifesinde düzenlendi.

Sosyal medyada paylaşılan çok sayıda video kaydı, etkinlikteki davetlilerin bizzat orada yer alan katılımcılar tarafından durdurularak Küba halkını hedef alan terör eylemleriyle bağlarının tek tek yüzlerine vurulduğu o anları gözler önüne seriyor.

Etkinlikte yer aldığı belgelenen bu isimlerin başında José Daniel Ferrer García geliyor.

Ferrer García’nın sicili, Küba sınırları içinde işlediği hırsızlık, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kamu görevlilerine fiili saldırı suçlarını kapsıyor.

ABD topraklarına geçtikten sonra da durmayan Ferrer García, buradan Kübalıları açıkça şiddet eylemlerine kışkırttı ve adaya yönelik doğrudan bir ABD askeri müdahalesi yapılması yönünde açık çağrılarda bulundu.

Toplantının bir diğer konuğu Orlando Gutiérrez Boronat ise doğrudan ada topraklarındaki şiddet eylemlerini finanse eden, teşvik eden ve bu eylemleri organize biçimde destekleyen bir figür olarak tanınıyor.

ABD’nin eski BM İnsan Hakları Komisyonu Temsilcisi Armando Valladares, Gutiérrez Boronat’ı bizzat Amerikan hükümetini yüz binlerce dolar dolandırmakla suçlamıştı.

Gutiérrez Boronat da tıpkı diğer isim gibi Küba’ya yönelik ABD askeri işgalini savunuyor. Üstelik bununla da kalmayıp Kübalı devlet yetkililerine ve diplomatlara karşı doğrudan terör eylemleri düzenlenmesi gerektiğini açıktan propaganda ediyor.

Davetliler arasında görülen Luis Manuel Otero Alcántara ise Küba’daki iç düzeni, kamu güvenliğini ve istikrarı baltalamayı hedefleyen yıkıcı faaliyetlerin içinde yer almış bir isim.

Otero Alcántara henüz Küba topraklarındayken ABD ile kesintisiz temas halindeydi ve oradan düzenli fon sağlıyordu; adayı terk edip ABD’ye geçişini de bizzat ABD hükümeti organize etti.

Etkinlikteki bir diğer isim, doğrudan Küba’nın uluslararası sağlık dayanışmasını ve sağlık sistemini hedef alan kampanyayı yöneten María del Carmen Cañizares Werlau oldu.

Werlau, başında bulunduğu Archivo Cuba adlı organizasyon üzerinden Amerikan resmi dairelerinden açıkça fonlanıyor.

Werlau’nun yürüttüğü bu kampanya, Küba’dan doktor, sağlık personeli veya herhangi bir tıbbi işbirliği kabul eden bütün üçüncü ülkelere ağır ekonomik yaptırımlar uygulanması çağrısını temel alıyor.

Bu şahısların tamamının ABD misyonunda bir araya getirilmesi, uluslararası kamuoyunun onlarca yıllık ablukanın kaldırılması talebini oylamaya hazırlandığı günlerde gerçekleşti.

Etkinliğe tepki gösterenler, bu nitelikteki figürlerin bizzat ABD eliyle ağırlanmasının Washington yönetiminin dillerden düşürmediği insan hakları retoriğini tamamen geçersiz kıldığını belirtiyor.

Bu tablonun, ABD’nin Küba’ya dönük saldırgan politikasındaki iki yüzlülüğü ve çelişkileri hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açığa çıkardığı vurgulanıyor.

Küba Daimi Temsilcisi Soberón Guzmán: “Abluka altındaki halkın iradesini kıramayacaksınız”

Küba’nın BM Daimi Temsilcisi Ernesto Soberón Guzmán, ABD Daimi Temsilciliğinin BM binası içinde organize ettiği bu girişimi derhal teşhir eden bir açıklama yaptı.

Soberón Guzmán, ABD Misyonunun birkaç metre ötede, BM yerleşkesinin ve tesislerinin kullanım kurallarını tamamen çiğneyerek Küba aleyhine sahte bir etkinlik düzenlediğini duyurdu.

Daimi Temsilci, bu buluşmanın Birleşmiş Milletler’in resmi gündemiyle uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmayan, gizli kapaklı, korsan bir toplanma olduğunu kaydetti.

Küba tarafının BM Genel Sekreterliğini bu korsan etkinlik konusunda önceden defalarca uyarmış olmasına karşın Genel Sekreterliğin bu skandalı durdurmak için hiçbir adım atmadığını özellikle vurguladı.

Soberón Guzmán, Washington’ın gizlenmeye çalışarak çok küçük, seçici ve ayrımcı bir grup üye devlet temsilcisini Küba hakkında yalanlar yaymak üzere bir odaya topladığını söyledi.

Bu siyasi tezgahın içinde yer alan konuşmacıların bizzat ABD Dışişleri Bakanlığının maaş bordrosunda bulunan bordrolu piyonlar olduğunu ifade etti.

Büyükelçi, paneldeki şahısların ya doğrudan mahkum edilmiş adi suçlular ya da bugüne kadar Küba halkına ölüm, yıkım ve tarif edilmez acılar getirmiş kanlı terör örgütleriyle doğrudan bağlantılı unsurlar olduğunun altını çizdi.

Bu gösterinin ardındaki tek gerçeğin, ABD’nin uluslararası bir haydut ve kanun kaçağı gibi davranarak tüm Küba halkına toplu cezalandırma uyguladığı gerçeğini unutturma çabası olduğunu kaydetti.

ABD’nin barışçıl bir ulusun bütün nüfusuna devasa acılar çektirdiğini belirten Daimi Temsilci, yeryüzünün en güçlü devletinin Küba halkına yönelik suç teşkil eden bu saldırganlığını aklamak için uyduruk bahaneler ürettiğini ve sahte anlatılar dayatmaya çalıştığını ifade etti. Hiçbir bahanenin bu suç politikasını meşrulaştıramayacağını da hatırlattı.

Üye devletlerin ve Genel Kurulun önündeki tek gerçek ve meşru gündem maddesinin, ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik ablukanın yarattığı yıkım ve bu zorbalığa derhal son verilmesi zorunluluğu olduğunu söyledi.

Genel Kurulun bu can alıcı meseleyi kapalı kapılar ardında değil, 27 ve 28 Ekim tarihlerinde tüm üye devletlerin katılımıyla açık bir resmi oturumda görüşeceğini duyurdu.

Soberón Guzmán, üye ülkelerin ezici çoğunluğunun Küba’nın haklı talebini bir kez daha eksiksiz destekleyeceğini Washington’ın çok iyi bildiğini kaydetti.

Daimi Temsilci, Küba’nın hiç kimse için bir tehdit olmadığını, asıl ve tek tehdidin bu gayrimeşru abluka olduğunu bir kez daha ilan etti.

Yanı başlarında sahnelenen bu soytarılığın, Genel Kurulun 34’üncü kez ele alacağı abluka karşıtı meşru tasarı sürecini sabote etmeyi hedeflediğini söyleyen Soberón Guzmán, kukla panelistlerin azami baskı politikasının ve eşi görülmemiş şekilde katmerlenen ablukanın halk üzerindeki ağır yıkımını gizlemeye çalıştığını vurguladı.

ABD’nin insan hakları gibi soylu bir kavramı araçsallaştırarak Küba’nın egemenliğini ve kendi kaderini tayin hakkını ezmeye çalıştığını belirtti.

Toplu cezalandırma politikasının yegane hedefinin Küba halkının boyun eğmeyen iradesini kırmak ve anayasal düzeni yıkmak olduğunu ifade eden Guzmán, bunun Washington’ın onlarca yıldır peşinde koşup başaramadığı eski bir hayal olduğunu hatırlattı.

Küba’nın o kapalı odalarda değil burada olduğunu, Küba halkının gerçek temsilcilerinin ve Birleşmiş Milletler’in ezici çoğunluğunun da Küba’nın yanında saf tuttuğunu kaydetti.

Soberón Guzmán sözlerini, ABD yönetiminden herhangi birinin Küba halkının sarsılmaz kararlılığını ve birliğini kırabileceğini sanıyorsa zamanını, çabasını ve yüklü kaynaklarını boşuna harcadığını belirterek tamamladı:

“Asla diz çökmeyeceğiz, asla teslim olmayacağız; zafere kadar daima, ya vatan ya ölüm, kazanacağız.”

Çok Okunanlar

Mobil sürümden çık