Diplomasi
ABD’nin ‘kendi kalesine golü’: Gümrük duvarları 200 milyar dolarlık ek vergi olarak döndü
Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü’nün 25 milyonluk sevkiyat verisi üzerinden hazırladığı rapor, ABD’nin 2025 yılında uygulamaya koyduğu kapsamlı gümrük vergilerinin maliyetinin neredeyse tamamen iç piyasaya yansıdığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, yabancı ihracatçılar tarife yükünün sadece yüzde 4’ünü üstlenirken, kalan yüzde 96’lık kısım doğrudan ABD’li ithalatçılar ve tüketiciler tarafından ödeniyor.
Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü (IfW Kiel) tarafından yayımlanan kapsamlı araştırma, ABD yönetiminin 2025 yılında “Kurtuluş Günü” (Liberation Day) adı altında uygulamaya koyduğu gümrük vergilerinin faturasının, beklentilerin aksine yabancı ihracatçılara değil, Amerikan ekonomisine çıktığını belgeledi.
Yaklaşık 4 trilyon dolar değerindeki 25 milyonu aşkın sevkiyat verisinin incelendiği çalışmaya göre, yabancı ihracatçılar gümrük yükünün yalnızca yüzde 4’ünü absorbe etti; kalan yüzde 96’lık kısım ise doğrudan ABD’li alıcılara yansıtıldı.
Enstitü, bu durumu Amerikan ithalatçıları ve tüketicileri için “neredeyse tam geçişkenlik” (near-complete pass-through) olarak tanımladı.
Washington’ın politikası sonucunda ABD gümrük gelirleri 2025 yılında yaklaşık 200 milyar dolar artış gösterdi ancak bu meblağ, yabancı üreticilerden değil, neredeyse tamamen Amerikan işletmeleri ve hanehalkından tahsil edilen bir vergiye dönüştü.
Kiel Enstitüsü Araştırma Direktörü ve çalışmanın yazarlarından Julian Hinz, mevcut tabloyu “kendi kalesine gol” olarak nitelendirdi.
Hinz, “Yabancı ülkelerin bu tarifeleri ödediği iddiası bir efsaneden ibaret. Veriler tam tersini gösteriyor: Faturayı Amerikalılar ödüyor” ifadelerini kullandı.
“İhracatçılar maliyeti sineye çekmedi, sevkiyatı azalttı”
Rapor, 2 Nisan 2025’te duyurulan ve modern ABD tarihinin en geniş kapsamlı tarife şoklarından biri olarak nitelendirilen uygulamanın piyasa dinamiklerini nasıl değiştirdiğini mercek altına aldı.
Çin’e yönelik tarifelerin bazı noktalarda yüzde 100’ü aştığı, diğer ticaret ortaklarına ise yüzde 10 ila 50 arasında değişen oranlarda ek vergilerin getirildiği süreçte, yabancı firmaların pazar payını korumak adına fiyat indirimine gitmediği gözlemlendi.
Brezilya ve Hindistan özelinde yapılan vaka analizleri, bu durumu somut verilerle doğruladı. Ağustos 2025’te Brezilya ürünlerine yüzde 50, Hindistan ürünlerine ise yüzde 25 ila 50 oranında ani tarife artışları getirildi.
Gümrük verileri, Brezilyalı ve Hint ihracatçıların dolar bazındaki fiyatlarını düşürmediklerini, yani maliyeti “sineye çekmediklerini” ortaya koydu.
Bunun yerine, fiyat ayarlaması yapmak yerine ABD’ye gönderilen mal miktarını ciddi oranda azalttılar.
Hinz, Hint ihracat verilerini Avrupa ve Kanada gibi diğer pazarlara yapılan sevkiyatlarla karşılaştırdıklarını belirterek şu tespitte bulundu:
“ABD’ye yönelik ihracat değeri ve hacmi yüzde 24’e varan oranlarda keskin bir düşüş yaşadı. Ancak birim fiyatlar, yani Hint ihracatçılarının talep ettiği ücretler değişmedi. Daha ucuza değil, daha az sattılar.”
Tedarik zincirindeki katılık ve alternatif pazarlar
Araştırma, yabancı ihracatçıların neden fiyat kırmadığı sorusuna da yanıt aradı.
Analize göre, ABD büyük bir pazar olsa da tek pazar değil ve ihracatçılar ürünlerini Avrupa veya Asya gibi alternatif rotalara yönlendirme kapasitesine sahip.
Ayrıca, yüzde 50 gibi yüksek tarife oranlarını telafi etmek için yapılması gereken fiyat indirimlerinin, çoğu firma için kârlı olmadığı ve sürdürülebilir bulunmadığı vurgulandı.
Çalışmada öne çıkan bir diğer faktör ise tedarik zincirlerinin yapısı oldu. Birçok ABD’li ithalatçının yabancı tedarikçilerle uzun süreli ilişkilere sahip olduğu ve kısa vadede kaynak değişimine gidemediği belirtildi.
Bu durum, mevcut tedarikçilere fiyatlama gücü sağlarken, rekabet baskısını azalttı. Sonuç olarak, gümrük vergileri yabancı üreticiler üzerinde bir vergi işlevi görmekten ziyade, ABD vatandaşları üzerinde bir tüketim vergisi etkisi yarattı.
Enstitü, bu politikanın sadece fiyatları artırmakla kalmayıp, Amerikan tüketicisi için ürün çeşitliliğini azalttığını ve tedarik zincirlerinde maliyetli aksamalara yol açtığını kaydetti.