Amerika

ABD’nin seçim raporlarında Türkiye ve Almanya detayı

Yayınlanma

Donald Trump’ın seçim sistemine yönelik tehditler hakkındaki konuşmasının ardından Beyaz Saray, altyapı zafiyetlerini ve yabancı müdahale iddialarını içeren gizli belgeleri kamuoyuyla paylaştı. ABD istihbarat kurumlarının 2018-2024 dönemine ait değerlendirmelerinde Türkiye, Almanya, İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin tutumları ile seçim yazılımlarındaki teknik açıklar da yer alıyor.

Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkedeki seçim sistemine yönelik tehditlere ilişkin gerçekleştirdiği konuşmanın ardından, daha önce gizli tutulan bir dizi belgeyi kamuoyuna açıkladı.

Paylaşılan dosyalarda, Amerikan oylama altyapısının teknik zafiyetlerine dair tespitlerin yanı sıra Çin’in milyonlarca seçmenin verilerine erişim sağladığı yönündeki iddialar yer alıyor.

Belgeler arasında, Trump’ın mağlubiyetiyle sonuçlanan 2020 başkanlık seçimlerine yönelik olası müdahale tehditlerini betimleyen raporlar da bulunuyor. Bu bağlamda Rusya’ya yönelik suçlamalar da dosyalarda tekrar yer buluyor.

Çin’e yönelik suçlamalar

Belgelerdeki istihbarat verilerine göre, adı açıklanmayan bir hükümet ajansı, en az 18 eyaletteki seçmen listelerinin Çin tarafından ele geçirildiğini iddia ediyor.

Bu durumun toplamda 200 milyondan fazla seçmen kaydını etkilediği öne sürülüyor. Sızdırıldığı iddia edilen bilgiler arasında seçmenlerin isimleri, doğum tarihleri, ev adresleri, posta kodları, parti üyelikleri ve bazı durumlarda oy verme protokolleri ile yaptıkları bağışlara dair ayrıntılar bulunuyor.

Trump, gizliliği kaldırılan verilerde adı geçen Alaska, Arkansas, Colorado, Connecticut, Columbia Bölgesi, Florida, Georgia, Kansas, Michigan gibi eyaletlerin seçim altyapılarındaki kırılganlıklar konusunda uyarılarda bulundu.

Yayımlanan diğer belgeler arasında, Pekin’in 2018-2020 yılları arasında ABD seçimlerini etkileme çabalarına dair hazırlanan raporların sansürlenmiş kesitleri göze çarpıyor.

CIA tarafından hazırlanan bir bilgi notunda, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) politikasının, dönemin ABD Başkanı Trump’a yönelik desteği zayıflatmak, yeniden seçilmesini engellemek veya onu istifaya zorlamak üzerine kurulduğu iddia ediliyor.

Belgelere göre Çin, Pekin’in çıkarları doğrultusunda üst düzey Amerikalı yetkililerle temas kurabilecek kişiler üzerinde nüfuz sahibi olmak için çeşitli yöntemlere başvurdu.

Bu çerçevede akademisyenler, eski devlet memurları ve düşünce kuruluşu uzmanları Çin’e davet edilerek kendilerine yüksek paralar ödendi, yol ve konaklama giderleri karşılandı.

CIA, Çin hükümetinin 2019 yılındaki stratejisinin de Trump’a yönelik iç güveni sarsmayı hedeflediğini öne sürüyor. İstihbarat raporlarında, büyük Amerikan şirketleriyle sözleşmeler yapılarak iş dünyası liderlerinin başkan aleyhine tavır almaya zorlandığı iddia ediliyor.

Ayrıca Çin’in, Trump karşıtı makalelerin sayısını artırmak amacıyla Amerikalı gazeteciler arasında işbirliği yapabileceği isimler aradığı öne sürülüyor.

Bununla birlikte, 1 Temmuz 2020 tarihli bir başka belgede, Çin destekli siber faaliyetlerin Biden’ın seçim kampanyasını da hedef aldığı ve bunun “muhtemelen istihbarat toplama amacı” taşıdığı ifade ediliyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı ise Beyaz Saray’ın yayımladığı belgelere dayanan bu iddiaları “tamamen uydurma” olarak nitelendirerek, Pekin’e yönelik asılsız karalama kampanyalarına son verilmesi çağrısında bulundu.

Rusya’nın “etkisi”

Ulusal İstihbarat Konseyi tarafından seçimlerden üç ay önce, 19 Ağustos 2020’de hazırlanan raporda, Rusya’nın Amerikan iç siyasetine müdahale ettiğine yönelik eski iddialar yineleniyor.

İstihbarat analizinde, Rusya’nın “eski Başkan Yardımcısı Joe Biden’ı, Demokrat Parti’yi ve ABD siyasi elitini karalamak, aynı zamanda ülkedeki kutuplaşmayı derinleştirmek amacıyla devlet medyasını, sosyal ağları ve diğer çevrimiçi platformları kullanmayı sürdürdüğü” iddia ediliyor.

Diğer suçlamalar arasında seçimlerde usulsüzlük yapıldığına dair iddiaların yayılması ve İngilizce yayın yapan haber platformlarında yapay siyasi içerikler üretilmesi yer alıyor.

Ulusal İstihbarat Konseyi’nin 15 Ocak 2020 tarihli daha erken bir raporunda ise Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore’nin 2020 başkanlık seçimleri sırasında ABD seçim altyapısına sızma kabiliyetine sahip olduğu yönünde görüş bildiriliyor.

Rusya, ABD seçimlerine müdahale ettiği yönündeki suçlamaları geçmişte de defalarca reddetmişti.

Belgelerin açıklanmasının ardından Kremlin, iddiaları yeniden kesin bir dille geri çevirdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Rusya hiçbir zaman başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmemiştir. Kendi iç işlerimize de kimsenin müdahale etmeye çalışmamasını umuyoruz” dedi.

Listede yer alan diğer ülkeler

Gizliliği kaldırılan dosyalarda Çin ve Rusya’nın yanı sıra İran, Türkiye, Almanya ve Suudi Arabistan’a dair de ayrıntılı değerlendirmeler bulunuyor.

Ağustos 2020 tarihli istihbarat raporunda, İran’ın Trump’a yönelik güveni sarsmak amacıyla bir “etki kampanyası” yürüttüğü öne sürülüyor. Belgede, söz konusu kampanyanın doğrudan ülkenin dini lideri Ali Hamaney tarafından onaylandığı, internet üzerinden yürütülen örtülü operasyonlarla dezenformasyon yayıldığı ve Trump’a yönelik eleştirilerin körüklendiği iddia ediliyor.

Bu faaliyetlerin özellikle ABD’deki protestolar, mektupla oy verme tartışmaları ve koronavirüs pandemisinin sonuçları üzerine yoğunlaştığı savunuluyor.

Amerikan istihbaratının analizine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil olmak üzere üst düzey Türk yetkililer, ABD hükümet mekanizması içinde “Türkiye karşıtı” bir tutum olduğunu düşünüyordu.

Bu sebeple Ankara’nın, Amerikalı siyasetçilerin ve adayların pozisyonlarını örtülü yollarla etkilemeye çalıştığı öne sürülüyor.

Raporda, bu yöntemler arasında “ABD’deki yerel seçim kampanyalarının gizlice fonlanması” gibi iddialar da sıralanıyor.

İstihbarat analizinde, dönemin Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in, kişisel görüş ayrılıkları ve Trump yönetiminin politikalarının Almanya, AB ve NATO’nun konumunu zorlaştırdığı yönündeki değerlendirmesi nedeniyle, 2020 seçimlerinde Donald Trump’ın kaybetmesini “neredeyse kesin olarak” tercih edeceği belirtiliyor.

Ayrıca raporda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın 2019 yılında, Trump’ın kaybetmesi durumunda Riyad’ın kendisi için kritik konularda ABD desteğini kaybedebileceğinden endişe duyduğu aktarılıyor.

Prens, belgede Washington’a en dost yabancı liderlerden biri olarak tanımlanırken, krallığın seçimlere müdahale etmeye yönelik herhangi bir girişiminden bahsedilmiyor.

Eyaletlerin seçim sistemlerindeki açıklar

Açıklanan belgelerin ayrı bir bölümü, seçimlerde kullanılan yazılımlardaki teknik sorunlara odaklanıyor. ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA) tarafından hazırlanan rapor, 2019-2024 yılları arasında yerel yönetimlerin ağlarında ve yazılımlarında yapılan denetimlere dayanıyor.

Testler sırasında uzmanların bazı durumlarda “birkaç saat veya gün boyunca ağ üzerinde tam kontrol” sağlayabildiği belgelendi.

Seçimler öncesindeki sertifikasyon kurallarının haftalar veya aylar boyunca yazılımlarda değişiklik yapılmasını yasaklaması nedeniyle, tespit edilen açıkların düzeltilmeden “aylarca veya yıllarca” kalabildiği ifade ediliyor.

Bununla birlikte, ekipmanların internetten ve yerel ağlardan tamamen izole edildiği yönündeki iddiaların her zaman gerçeği yansıtmadığı, iş bilgisayarları veya e-posta üzerinden sistemlere erişim imkanının korunmuş olabileceği belirtiliyor.

Daha önce elektronik oy pusulalarının kaybolması, sisteme işlenmeyen oylar ve oylama makinelerindeki güncelliğini yitirmiş yazılımlar gündeme gelmişti.

Yeni raporlar, risklerin sadece makinelerle sınırlı olmadığını, bilgisayar korsanlarının son on yılda 50 eyaletin tamamında seçmen kayıt veri tabanlarına sızmaya çalıştığını ve en az 20 eyalette başarılı sızmaların gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

Ancak bu verilerin, seçim sonuçlarına doğrudan müdahale edildiğini kanıtlamadığı vurgulanıyor.

CNN’in aktardığına göre, gizliliği kaldırılan veriler büyük ölçüde uzun yıllardır bilinen ve daha önce giderilmeye çalışılan teknik açıkları tarif ediyor.

Televizyon kanalı, yayınlanan bilgilerin, Trump’ın kaybettiği 2020 seçimleri dahil olmak üzere geçmişteki herhangi bir oylamada yabancı müdahale veya hile yoluyla sonuçların değiştirildiğine dair bir kanıt sunmadığını belirtiyor.

CNN’e konuşan bir istihbarat kaynağı, Beyaz Saray tarafından açıklanan bu belgelerin ve notların, aslında 2020 seçimlerine yönelik olası yabancı müdahaleleri ele alan kapsamlı ve tek bir rapor hazırlamak amacıyla toplandığını aktardı.

Ancak aynı kaynak, yapılan incelemelerin ardından bu verilerin nihai rapora dahil edilecek kadar önemli ya da güvenilir bulunmadığını ifade etti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version