Diplomasi

AB’nin Afrika’ya “kalkınma yardımı” mineraller için

Yayınlanma

Avrupa Birliği’nin (AB), Afrika’da kritik bazı kuşak ve koridorları yaptığı “kalkınma yardımı” projelerinin arkasında mineral yataklarına erişim yatıyor.

Zambiya’nın bakır kuşağının kenarındaki Kapiri Mposhi’den Angola’daki Lobito limanına kadar uzanan 1.300 km’lik bir demiryolu hattı olan Lobito Koridoru, ilk olarak 1900’lerin başında sömürge güçleri tarafından Orta Afrika’dan Atlantik limanlarına kritik mineralleri taşımak için inşa edildi.

Daha önce Benguela Demiryolu olarak bilinen proje, 2030 yılına kadar yılda 1 milyon ton bakır taşımayı hedefliyor ve AB’nin yeni dış yardım stratejisinin en önemli yatırımı olarak yeniden canlandırılıyor.

AB ve üye ülkeleri, ABD, Afrika Kalkınma Bankası ve özel şirketlerle birlikte projeye 2 milyar avro yatırım yapıyor.

Brüksel’in uluslararası ortaklıklar komiseri Jozef Síkela, bunu bloğun kalkınma programı için yeni bir model olarak gösteriyor. Síkela, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, “Bu tarım, bu lojistik, bu ulaşımın yanı sıra mesleki eğitim” diyerek, AB’nin Çin’in Kuşak ve Yol projesinden daha “sürdürülebilir” bir yaklaşım getirdiğini savundu:

“Tabii ki, Afrika’nın bakır kuşağını küresel ticarete ve Avrupa’nın temiz teknoloji endüstrisine bağlıyor, bu yüzden bakır elde ettiğimizi saklamayacağım. Fakat bakırı işleyip rafine edebildiklerinde, altyapıyı daha yüksek katma değerli ürünleri nakletmek için kullanabilecekler.”

Fakat sivil toplum kuruluşları ve bazı kalkınma ajansı yetkilileri, Lobito’nun, sömürge dönemi Avrupa’sının kıtaya yaklaşımını rahatsız edici bir şekilde yansıtan, etki ve kaynaklar için modern bir hamle olduğunu düşünüyor ve AB’nin Çin, ABD ve diğer küresel güçlerle doğal zenginlik yarışı içinde “değerlerini” feda ettiğinden endişe duyuyorlar.

Örneğin kalkınma ve çevre STK’larının koalisyonu Counter Balance’ın direktörü Frank Vanaerschot, “Lobito koridoru, AB’nin kalkınma bütçesi ve politikasının gittiği yönün sorunlu doğasının çok iyi bir örneği. Bunun yerel kalkınma için iktisadi fırsatları ve çıkarları nasıl destekleyeceği pek net değil,” diyor.

Lobito, küresel yardım projelerine yönelik fonların ABD tarafından radikal bir şekilde kesildiği, diğer batılı hükümetlerin de bütçe kesintilerine gittiği bir dönemde, AB’nin kalkınma yardımına yönelik tutumunda önemli bir değişime işaret ediyor.

ABD, Lobito projesine 5 milyar dolar kadar yatırım yapabileceğini belirterek, kalkınma yardımına daha alışverişe dayalı bir yaklaşım benimseyen batı ülkeleri için projenin stratejik önemini vurguladı.

Blok, 2021’de dünya çapındaki projelere hibe, kredi ve garanti sağlamak için duyurduğu 300 milyar avroluk Global Gateway (Küresel Geçit) planını, iktisadi ve dış politika hedefleri ekseninde kullanmaya başladı: kritik mineraller ve enerji kaynaklarını güvence altına almak ve düzensiz göçü frenlemek.

Dış politika düşünce kuruluşu ODI’nin Avrupa direktörü Dora Meredith, “Kalkınma paradigması değişiyor. Daha fazla alışveriş odaklı anlatı var ve ahlaki anlatılar politika yapıcılar üzerinde daha az etkiye sahip,” iddiasında bulunuyor.

AB’nin kalkınma gündemine ilişkin bir ODI raporunda, kamu bütçelerinin kısıtlı olduğu bir dönemde, kalkınma argümanlarının “somut bir şekilde iç önceliklerle bağlantılı” olmaları halinde daha etkili olacağı belirtildi.

OECD rakamlarına göre, AB, 2024 yılında denizaşırı kalkınma yardımlarının yüzde 61’ini karşılayarak OECD’nin en büyük bağışçısı konumunda, fakat savaş nedeniyle Ukrayna’yı desteklemek için blokun fonları bu ülkeye aktarmasıyla, bu paranın giderek daha büyük bir kısmı Avrupa içinde kalıyor.

AB’nin kalkınma ve dış yardım bütçesi, 2028’den itibaren bloğun bir sonraki ortak bütçesinde yaklaşık 108 milyar avrodan 200 milyar avroya iki katına çıkarak önemli bir artış gösterecek, fakat daha stratejik hedeflere odaklanacak ve Avrupa şirketlerine yurt dışında yatırım fırsatları sunacak.

AB’nin Global Gateway aracılığıyla desteklediği projeler arasında, Avrupa teknolojisi kullanılarak Orta Asya’da internet bağlantısı kurulması ve Namibya’da yeşil hidrojen merkezi kurulması ve yerel işçilerin eğitimi için ek yatırımlar yer alıyor.

AB yetkilileri, bu projenin amacının, birçok gelişmekte olan ülkeyi sürdürülemez düzeyde borç yükü altına sokan Çin’in 1 trilyon dolarlık Kuşak ve Yol altyapı projesinden daha bütüncül bir yaklaşım sunmak olduğunu belirtiyor.

Bir BM yetkilisi, “Global Gateway, yüzeysel olarak bakıldığında esas olarak özel sektörü teşvik eden bir yatırım hamlesi olarak algılanabilir, fakat artık kalkınma etkisini genişletmek için çok önemli ve memnuniyetle karşılanan daha kapsamlı bir yaklaşımla birlikte geliyor,” dedi.

BM Kalkınma Programı’nın yeni başkanı Alexander De Croo, AB’nin yaklaşım değişikliğinin mantıklı olduğunu söyledi:

“Gelişmiş dünya olarak adlandırdığınız ülkelerde sermaye tahsisi günümüzde oldukça zor, çünkü demografik yapı daha yüksek getiriler için pek elverişli değil, çünkü yaşlı nüfusa sahip toplumlarız.”

Bu durumun, gelişmekte olan ülkeleri çok cazip hale getirdiğini savunan De Croo, “Sıfırdan başlayabilirsiniz ve demografik yapı da genellikle çok genç bir nüfus olduğu için aslında çok cazip,” dedi.

Global Gateway’in son birkaç yılda kalkınma yardımının evrimini “somutlaştırdığını” da ekleyen eski Belçika Başbakanı, “Günümüzde küresel tartışmalar, güvenlik, göç ve yasadışı uyuşturucu ticareti gibi konularla domine ediliyor,” dedi ve bunların, kalkınma yardımının ele alınması gereken aşırı yoksulluk ve eşitsizlik gibi sorunların “belirtileri” olduğunu savundu.

Fakat bazı BM yetkilileri ve STK’lar, büyük ölçekli yatırım projelerine odaklanmanın ve fonları göçün azaltılması gibi konulara bağlı hale getirmenin, insani yardım ve okullar veya hastaneler gibi yerel kalkınma projelerinin aleyhine olabileceğinden endişe duyuyor.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Operasyonlardan Sorumlu Yardımcı Yüksek Komiseri Raouf Mazou, “Her ikisine de ihtiyacınız var. İnsani yardıma ihtiyacınız var. Yatırıma ihtiyacınız var. Sınır kontrolü meşrudur… ancak bunu yatırım yapmadan veya insani yardım sağlamadan yaparsanız, kaynaklarınızı boşa harcarsınız,” diyor.

Lobito koridoru örneğinde, yetkililer ve STK’lar projenin Avrupa ülkelerine fayda sağlayacağını, fakat yerel topluluklar için çok az katma değer yaratma riski taşıdığını uyardı.

Kalkınma alanında çalışan üst düzey bir yetkili, “Her zaman kişisel çıkarlar olmuştur, fakat şimdi bu daha açık, daha net ve daha keskin hale gelmiştir. Global Gateway’in her zaman [resmi kalkınma yardımı] ile tamamlayıcı olması gerekiyordu. Endişemiz, bunun özel sektörü teşvik etmek için bir ihracat kredi kurumu haline gelmesi,” diyor.

Ne var ki Síkela, Avrupa’nın çıkarları ne olursa olsun, Global Gateway’in “dengeli olması ve karşılıklı fayda sağlaması” gerektiğini vurguladı ve “Sıfır toplamlı oyunlara inanmıyorum,” ifadelerini kullanıyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version