Avrupa

AB’nin yeni savunma planı ile Almanya liderliğini pekiştirecek

Yayınlanma

AB’nin yeni “Savunma Hazırlığı Yol Haritası”, insansız hava araçları ve uzay teknolojisini içeren kapsamlı silahlanma önlemleri öngörüyor ve Almanya ordusunun Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel askeri gücü haline gelmesini teşvik ediyor.

Geçen hafta Avrupa Komisyonu tarafından sunulan ve bu hafta devlet ve hükümet başkanları tarafından kabul edilecek olan belge, AB’nin militarizasyonu için dokuz öncelikli alan ve dört amiral gemisi proje tanımlıyor.

Buna göre bazı AB ülkeleri, silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimine odaklanmak için “koalisyonlar” halinde bir araya gelecek ve raporlara bakılırsa, Almanya dokuz koalisyondan beşinde liderliği üstleniyor.

“Amiral gemisi” projeleri, Alman hükümetinin kendi yeniden silahlanmasını ilerletmek istediği alanlarda yer alıyor. Bunlar arasında, Berlin’in önümüzdeki birkaç yıl içinde 10 milyar avro yatırım yapacağı insansız hava araçları ve 35 milyar avro ayrılan uzayın militarizasyonu özellikle öne çıkıyor.

Silahlanmada dokuz temel alan

Komisyonun geçen perşembe günü sunduğu yeni “2030 Savunma Hazırlık Yol Haritası”, AB üye ülkelerinin önümüzdeki yıllarda özel silahlanma çabaları göstereceği dokuz temel alanı tanımlıyor.

Bu alanlar şöyle sıralanıyor:

  • hava savunması;
  • ulaşım ve keşif yetenekleri dahil olmak üzere stratejik kolaylaştırıcılar;
  • askeri hareketlilik;
  • topçu sistemleri;
  • siber, yapay zeka ve elektronik savaş yetenekleri;
  • füzeler ve mühimmat;
  • insansız hava araçları ve insansız hava aracı savunması;
  • kara savaş sistemleri ve denizcilik yetenekleri.

AB üye ülkeleri, dokuz alanın tamamında, yeni silah sistemlerinin geliştirilmesini ve üretimini ve bunların ortak tedarikini teşvik etmek için “kapasite koalisyonları” oluşturacak.

Raporlara göre, Almanya dokuz koalisyonun beşinde liderlik rolünü üstlenmek istiyor.

2027 yılına kadar, AB üye ülkeleri tarafından yapılan ortak tedariklerin payı yüzde 40’a çıkarılacak fakat Komisyon, Brüksel’in bu oranı yüzde 35’e çıkarmaya 2007 yılında karar verdiğini kabul ediyor.

Brüksel’den gelen bilgilere göre, bu oran bugün hâlâ yüzde 20’nin altında.

AB’nin önem verdiği dört büyük askeri proje

Avrupa Komisyonu, dört amiral gemisi projeye büyük önem veriyor.

Bunlar, Avrupa Drone Savunma Girişimi (EDDI), Doğu Kanadı Gözetleme, Avrupa Hava Kalkanı ve Avrupa Uzay Kalkanı.

Bunlardan bazıları, diğer birçok AB projesi gibi ertelenip sonunda suya düşmemesi için net bir zaman çizelgesine sahiptir. Avrupa İnsansız Hava Aracı Savunma Girişimi ve Doğu Kanadı Gözetleme’nin 2026 yılı sonuna kadar ilk kapasitelerine ulaşması ve sırasıyla 2027 ve 2028 yıllarının sonuna kadar tam olarak faaliyete geçmesi bekleniyor. 

Avrupa Hava Kalkanı ve Avrupa Uzay Kalkanı’nın her ikisi de gelecek yılın ikinci çeyreğinde başlatılması planlanıyor. Almanya, Avrupa Hava Kalkanı’nın liderliğini üstlenmeyi talep ediyor. 

Berlin, 2022 yılında Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi’ni (ESSI) başlatmıştı ve şimdi bu girişimi daha da geliştirebilir. Bu, Alman Diehl şirketi tarafından üretilen daha kısa menzilli IRIS-T savunma sistemlerinin tedarikini de içeriyor. Ayrıca, İsrail’in Arrow 3 sistemi de ESSI’nin bir parçası.

Fransız-İtalyan SAMP/T savunma sistemine henüz kalıcı bir yer verilmedi ama ABD’nin Patriot sistemi entegre edildi.

Drone duvarı muamması

Öte yandan Komisyon, NATO’nun doğu kanadında bir İHA duvarı inşa etme konusundaki orijinal planlarını değiştirdi.

Bu planlar, AB fonlarının tek taraflı olarak doğuya tahsis edilmesini önlemek isteyen güney ve batı AB ülkelerinin direnişiyle karşılaşmıştı.

Avrupa Drone Savunma Girişimi (EDDI) artık, güneyden ve AB ülkeleri içinden gelen İHA saldırılarına karşı savunma amaçlı da olan, AB çapında bir proje olarak açıkça tanımlanıyor.

Doğu Kanadı Gözetleme ise Baltık’tan Karadeniz’e kadar NATO’nun doğu kanadında yer alan kara bariyerleri, sensörler ve drone savunması da dahil olmak üzere hava savunma sistemlerini içerecek ve EDDI’nin bir parçası olarak drone’larla desteklenecek.

Aslında, başlangıçta planlanan drone duvarı, Doğu Kanadı Gözetleme ve EDDI’nin bir parçası olarak oluşturuluyor. Helsing ve Quantum Systems gibi Alman drone girişimleri, sözleşmelerden mümkün olduğunca büyük bir pay almaya çalışıyor. Bir süredir ilgili konseptler üzerinde çalışıyorlar ve bu sözleşmeleri drone üretimini seri üretime geçirmek için kullanabilirler.

Bu şirketler, silahlarını ABD’den gelen bileşenler kullanmadan üretme çabalarında oldukça başarılılar.

ABD’ye bağımlılığı azaltmada Almanya’ya düşen rol

Federal Cumhuriyet, AB’yi uzaydaki saldırılardan korumayı amaçlayan Avrupa Uzay Kalkanı’nın kurulması planlarında da güçlü ve öncü bir rol oynamaya çalışıyor.

Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü (SWP) Güvenlik Politikası Araştırma Grubu’ndan uzman Juliana Süß, geçtiğimiz günlerde “Avrupa’nın uzayda ABD’ye aşırı bağımlı” olduğunu belirtti.

Ona göre bu durum özellikle keşif, iletişim ve navigasyon için geçerli. “Erken füze tespiti” ise tamamen ABD tarafından gerçekleştiriliyor.

AB’nin, Ukrayna savaşında önemini kanıtlamış Starlink gibi bir uydu ağına acilen ihtiyacı olduğu düşünülüyor. Olası bir seçenek, Fransız şirket Eutelsat’ın OneWeb sistemini kullanmak olabilir, fakat bunun için önemli ölçüde modernizasyon gerekecek.

Süß’e göre, örneğin Alman Taurus seyir füzesinin hâlâ ABD’nin GPS navigasyon sistemi ile çalışması bariz bir zayıflık; bu nedenle, AB’nin Galileo navigasyon uydu sistemini kullanabilen bu tür silah sistemleri için alıcılar geliştirilmesi acil bir ihtiyaç.

SWP uzmanı, AB’nin uzayın askeri kullanımında “çok fazla kat etmesi gereken mesafe” olduğunu da söylüyor.

Berlin gözünü uzayın askerileşmesine dikti

Nitekim Savunma Bakanı Boris Pistorius, eylül sonunda Alman Sanayiciler Birliği’nin (BDI) üçüncü Uzay Kongresi’nde yaptığı konuşmada buna ilişkin girişimleri duyurdu.

Buna göre, Alman hükümeti, “uydu konstellasyonları, yerdeki istasyonlar, güvenli fırlatma kapasiteleri ve hizmetlerden oluşan dayanıklı bir yapı” olan kapsamlı bir “uzay güvenliği mimarisi” kurmayı planlıyor.

Berlin, diğer şeylerin yanı sıra, radarlar, teleskoplar ve gelecekte kullanılacak nöbetçi uydular aracılığıyla “yörüngedeki durum farkındalığını” iyileştirmek istiyor.

Ayrıca, “bir veya birkaç takımyıldız düşman güçlerin saldırıları sonucu devre dışı kalırsa” birden fazla, ağa bağlı uydu takımyıldızları aracılığıyla yedeklilik sağlanması hedefleniyor.

Bunun yanı sıra Almanya, “esnek fırlatmalar için küçük fırlatma araçları” ve “Avrupa ağır yük fırlatma araçları” da dahil olmak üzere kendi “uzaya taşıma kapasitelerini” geliştirmeyi planlıyor.

Son olarak, tüm mimari “kesintilere ve saldırılara karşı” güçlendirilecek. Pistorius bu bağlamda, “saldırı yetenekleri hakkında da konuşacağız,” dedi.

Sistemi kontrol etmek için Alman Silahlı Kuvvetleri’nin uzay komutanlığı bünyesinde özel bir askeri uydu operasyon merkezi kurulması planlanıyor.

Pistorius’a göre, Alman hükümeti 2030 yılına kadar askeri uzay kapasitelerinin genişletilmesi için 35 milyar avro ayırmayı planlıyor.

Alman Silahlı Kuvvetleri’ni Avrupa’da “1 Numara” yapma hedefi

Ayrıca Pistorius’un çarşamba günü NATO savunma bakanları toplantısında açıkladığı gibi Berlin, “her tür ve irtifadaki insansız hava araçlarına” 10 milyar avro yatırım yapmak istiyor.

Kapsamlı yeni borçlanma ve eşzamanlı olarak sosyal harcamalarda yapılan dramatik kesintiler sayesinde elde edilen muazzam fonlar, Almanya’nın yeniden silahlanma konusunda diğer tüm AB ülkelerini geride bırakmasını sağlıyor.

Şansölye Friedrich Merz’in belirttiği hedef, Alman Silahlı Kuvvetleri’ni (Bundeswehr) Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel askeri gücü haline getirmek.

Bu plan başarılı olursa, ağır silahlı Federal Cumhuriyet, tek rakibi Fransa’yı sadece iktisadi ve siyasi olarak değil, artık askeri olarak da geride bırakmış olacak.

O zaman sadece AB’nin değil, tüm Avrupa’nın her bakımdan tartışmasız süper gücü haline gelecek.

Çok Okunanlar

Exit mobile version