Avrupa
Ai Weiwei: Çin temelden değişmedi ancak Batı’da sansür mekanizmaları derinleşiyor
Çinli muhalif sanatçı Ai Weiwei, on yıl aradan sonra gerçekleştirdiği Çin ziyaretine yönelik tepkileri ve “On Censorship” (Sansür Üzerine) adlı yeni kitabını değerlendirdi. Weiwei, Pekin yönetiminin temel karakterinin değişmediğini belirtirken, Gazze ve İsrail konusundaki görüşleri nedeniyle Batı’da sistematik sansüre maruz kaldığını vurguladı.
Çinli sanatçı Ai Weiwei, on yıl aradan sonra gerçekleştirdiği Çin ziyaretinin ardından Alman basınına verdiği röportajın, hem Çin’de hem de Batı kamuoyunda yarattığı tartışmalara yanıt verdi.
Cambridge’de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Weiwei, Pekin’e yaptığı ziyaretin “Çin yönetimine yakınlaşma” olarak yorumlanmasına karşı çıktı.
Ziyareti sırasında kendisine yöneltilen eleştirileri değerlendiren Weiwei, “Çin’de ismim daha önce anılmazken, bu röportaj büyük bir tartışma konusu oldu. Batı’nın beni terk ettiği, orada başarılı olamadığım ve Çin’e geri dönüp teselli aradığım yönünde yorumlar yapıldı. Ancak ben bu ziyarette bir misafirdim ve geri dönmeme izin verdikleri için minnettarım” diye konuştu.
Berliner Zeitung gazetesine röportaj veren Weiwei, Çin’de bulunduğu süre zarfında olumlu gelişmelerle karşılaştığını ve bunun bazı kesimlerce kabul edilemediğini belirterek, “Çin’de memnuniyet verici durumlarla karşılaştım ve çoğu insan bunu kabul edemiyor. Bir muhalif veya özgürlük savaşçısının da kendi fikrine sahip olma hakkı vardır” ifadelerini kullandı.
“Muhalif doğulur, bu geçici bir statü değildir”
Kendisine yönelik “muhalif kimliğinden uzaklaştığı” yönündeki eleştirilere değinen Weiwei, muhalifliğin durumsal değil, varoluşsal bir konum olduğunu vurguladı.
Sanatçı, “Muhalif doğulur, bu geçici bir statü değildir. Benim için muhalif, farklı fikre sahip olan kişidir. Ben sadece Çin hükümeti konusunda değil; ABD, Avrupa veya Almanya da dahil olmak üzere her türlü otoriter devlete veya davranışa karşı her zaman farklı fikirdeyim” değerlendirmesinde bulundu.
Çin’e yönelik eleştirilerini neden azalttığı sorusuna ise Weiwei şu yanıtı verdi:
“Risk aldığım zaman eleştirmeyi severim. Şu an bana gerçekten bir şey yapamazlar. Çok daha iyi bir konumdayım ve bunu istismar etmeyeceğim. Gücünün yettiği şeylerden uzak durmayı öğütleyen bir Çin atasözü vardır. On yıl uzaktaydım. Şu an eleştiri yapsam bu yüzeysel olurdu.”
Çin’in ekonomik ve sosyal dönüşümü
Çin’in yapısal durumu hakkında analizlerde bulunan Weiwei, yönetimin temel niteliğinin değişmediğini savundu. Weiwei, “Çin asla temelden değişmedi. Anlatıyı belirleyen hala aynı parti. Bazen siyasi kadrolar veya ekonomik büyüme değişiyor, şekil değiştiriyor. Büyüyen ama hep aynı kalan bir bitki gibi” dedi.
Ülkedeki ekonomik durgunluk ve düşük doğum oranlarına da değinen sanatçı, Çin’in küresel sistemdeki rolünü değiştirmek istediğini kaydetti.
Weiwei, “Çin ekonomik modelini değiştirmek istiyor. Artık dünyaya ucuz işgücü sağlamak, küreselleşmenin hizmetindeki köle pazarı olmak istemiyorlar; nitelikli işgücü hedefliyorlar. Düşük doğum oranlarında ise insanların bireysel özgürlüğe verdiği önemin arttığını düşünüyorum” diye konuştu.
Weiwei, 1 Şubat’ta Thames & Hudson yayınevi tarafından piyasaya sürülecek olan “On Censorship” (Sansür Üzerine) adlı kitabına atıfta bulunarak, sansürün sadece “otoriter rejimlere” özgü olmadığını, Batı demokrasilerinde de yaygınlaştığını ifade etti.
Özellikle İsrail ve Gazze konusundaki açıklamaları nedeniyle karşılaştığı engellemeleri anlatan Weiwei, şu ifadeleri kullandı:
“Gazze hakkında konuşuyorum, İsrail hakkında konuşuyorum ve birkaç gün içinde sergilerim iptal ediliyor. Bu sadece İngiltere’de değil, Fransa’da, ABD’de ve Almanya’da da yaşandı. Oysa savaşın başında sadece ABD-İsrail ilişkilerini analiz etmiştim. Belirli gerçekleri dile getiren profesörler, öğrenciler, müzisyenler ve aktörler sansüre uğruyor. Bu, sözde demokrasilerde yaşanıyor.”
Sanatın doğası gereği rahatsız edici olması gerektiğini vurgulayan Weiwei, “Sanat bir masaj değildir. Masajda yanlış bir şey yok, bazen ihtiyacımız olur ama bu sanat değildir. İfade özgürlüğü olmadan boğulurum, nefes almak için buna ihtiyacım var” dedi.
Uzun süre yaşadığı Almanya’nın politik duruşunu da eleştiren Weiwei, Berlin yönetiminin ahlaki bir üstünlüğe sahip olmadığını savundu.
Almanya’nın İsrail politikasını “samimiyetsiz” ve “kibirli” olarak nitelendiren sanatçı, “Almanya, İsrail ile ilişkileri konusunda çok tuhaf davranıyor. Bu çok yapay ve küstahça. Her ulus tarihinde hatalar yapmıştır, suçlar işlemiştir. Bu nedenle ilkeler unutulmamalıdır” değerlendirmesini yaptı.
Annesine her yıl Çin’i ziyaret etme sözü verdiğini belirten Weiwei, siyasi tartışmalara rağmen bu sözünü tutmayı umduğunu ifade etti.
Yakın gelecekteki planları arasında Ukrayna’ya gitmek olduğunu açıklayan sanatçı, savaş koşullarına rağmen oradaki sanat eserini ve filmini tamamlayacağını duyurdu. Weiwei, “Elektrik, ısınma veya sıcak su olmaması beni durduramaz. Ben de böyle büyüdüm. Oradaki insanlara kendimi yakın hissediyorum” diye konuştu.